İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 25. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türkiye cumhuriyeti ile italya cumhuriyeti hükümeti arasında türkiye'de bur türk - italyan üniversitesinin kurulmasına dair anlaşmanın onaylanması hakkında (s.s.416)

Kamer Genç

Tunceli Milletvekili · Bağımsız

Genel Kurul, 25. Birleşim · 4. yasama yılı · 2 Aralık 2009 · 1.405 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kamer Genç (Bağımsız), 2 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE İTALYA CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA TÜRKİYE'DE BUR TÜRK - İTALYAN ÜNİVERSİTESİNİN KURULMASINA DAİR ANLAŞMANIN ONAYLANMASI HAKKINDA (S.S.416)); konuşma 1.405 kelime.

Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Türkiye cumhuriyeti ile italya cumhuriyeti hükümeti arasında türkiye'de bur türk - italyan üniversitesinin kurulmasına dair anlaşmanın onaylanması hakkında (s.s.416)”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 2 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2009-12-02-turkiye-cumhuriyeti-ile-italya-cumhuriyeti-hukumeti-arasinda-turkiye-d (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

KAMER GENÇ (Tunceli)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile İtalya Cumhuriyeti Hükûmeti arasında Türkiye’de bir üniversite kurulmasına ilişkin olarak bir anlaşma üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, bana göre bu anlaşma Anayasa’ya aykırı. Anayasa’nın 130’uncu maddesine göre üniversiteler devlet eliyle kurulur. Burada kastedilen devlet Türkiye Cumhuriyeti devletidir, İtalyan devleti de değildir. Birincisi devlet kurar, ikincisi yine kanunlar çerçevesinde vakıflar kurar. Yoksa İtalyan Hükûmetinin Türkiye’de üniversite kurması bence Anayasa’mızın 130’uncu maddesine aykırıdır.

Anayasa’mızın 6’ncı maddesinde egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir, hiçbir kurum ve kişi, kaynağını Anayasa’dan almayan bir devlet yetkisini kullanamaz. Dolayısıyla Anayasa’da böyle bir yetki verilmediğine göre bunun bir kanunla veya bir anlaşmayla uygun bulunması bence yerinde değildir.

Ayrıca, bu anlaşmada üniversitenin İstanbul’a kurulması öngörülüyor. Niye Ankara’ya kurulmuyor? Şimdi AKP Hükûmeti bu Ankara’nın başkent olmasından çok rahatsız. İşte Kaddafi bile diyor ki: “Yahu git İstanbul’a yerleş.” Böyle bir şey olur mu? Yahu burada işte, niye İstanbul’da kuruyorsun?

AGÂH KAFKAS (Çorum)Ne saçmalıyorsun!

KAMER GENÇ (Devamla)Ve maalesef bu cumhuriyetin kurumlarından bu kadar rahatsız olan bir hükûmet görmedim. Böyle bir şey olur mu? Eğer kuracaksan başkente kuracaksın. Hem Anayasa’ya aykırı üniversite kuruyorsun hem başkente değil İstanbul’a kuruyorsun. Şimdi, bu üniversitenin masraflarını aşağı yukarı Türk Hükûmeti karşılıyor. Yani burada diyor ki: “Türk tarafı ayrıca üniversitenin işleyişi için gerekli olan masrafları üstlenir ve bütçeden buna pay ayırır.” Yine, İtalyan tarafına getirilen şey ise “Öğretim görevlilerinin geliş-gidiş yol masrafları ve muhtemel farkları.” diyor. Nedir bu muhtemel farkları? Yani, böyle, kâğıt üzerinde, bu konular incelenmeden; ondan sonra, birtakım kişilere imtiyazlar vermek bu devlete yakışmaz.

Şimdi, Tayyip Bey’le Berlusconi arasında özel bir dostluk var, hatta düğününe de gelmişti, ne hediyeler getirdikleri de belli değildi. Yani, böyle hediyelerle bunlara biraz avantaj sağlanması doğru bir olay değil. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir devlet, yani bir şirket değil, bir muz hükûmeti de değil. Dolayısıyla, yani bu anlaşmayı getiren Hükûmet anlaşmanın ileride Türkiye için ne külfetler getireceğini de hesaplamamış, incelememiş de. Onun için, şimdi, buraya atamaların… İşte, bir karma komisyon, Türk-İtalyan eşit temsili komisyon kuruluyor.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de YÖK denilen bir felaket var. Bu YÖK Türkiye’ye yük olmuş, üniversitelere yük olmuş bir kurum. Yani öteden beri bu maalesef şey edilmedi. İşte en sonunda İzmir’de Dişçilik Fakültesine, 85 öğretim görevlisi, bir yerde seçim yapılıyor, 60 öğretim görevlisinin oyunu bir profesör alıyor, onu atamıyorlar, 9’u atıyorlar. Ondan sonra, oradaki, Dişçilik Fakültesindeki bütün akademik üyeler görevlerinden istifa ediyor. Böyle hukuksuzluk olur mu? Böyle haksızlık olur mu? Yani, bir yere gelen insanlar akıldan, izandan, vicdandan, adaletten yoksun olarak icraat edebilir mi? Bir de şimdi Danıştay karar vermiş, demiş ki: “Katsayı senin bugünkü laik demokratik sisteme aykırı bir sistemdir. Katsayıyı getirmekle üniversitelere, eğitim sistemine, laik eğitim sistemine büyük bir darbe vuruyorsun. Bir medrese eğitimine gidiyorsun.” Efendim, YÖK Başkanı gidiyor Abdullah Bey’le konuşuyor, efendim, diyor ki: “Danıştayın bir kararında ‘YÖK yetkilidir.’ diyor.” Ya, YÖK yetkilidir ama YÖK yetkili olduğu zaman layüsel bir kurum değil ki. YÖK karar verdiği zaman haktan, hukuktan, hukukun genel ilkelerinden, Anayasa’nın temel ilkelerinden ayrılamaz, yani hukuk içinde karar verebilir. Dolayısıyla, siz “Ben yetkiliyim.” demekle “Her istediğimiz kararı veririz.” olur mu?

Şimdi, dün burada bir AKP’li arkadaşımız konuştu; işte, Türkiye Cumhuriyeti devletinin o kadar dış devletlerde itibarı var ki, işte Abdullah Gül Ürdün’e gitmiş, Tayyip Bey öteki tarafa gidiyor, Dışişleri Bakanı o tarafa gidiyor… Bu her seyahatin, arkadaşlar, hem Başbakan seviyesinde hem Cumhurbaşkanı seviyesinde yapılan seyahatin bu devlete 500 bin dolara mal olduğunu biliyor musunuz? İnceleyin bakalım kayıtları, yurt dışına gittiklerinde örtülü ödeneklerden bunlara 500 bin dolar veriliyor mu verilmiyor mu? Ben soru sordum, çıksın burada cevap versinler. Bu örtülü ödeneklerde başta çok az bir ödenek ayırıyorsunuz ama bir bakıyorsunuz, 700-800 trilyon liraya çıkıyor. Bu 700-800 trilyon lira nereye harcanıyor?

Maalesef Türkiye’de, işte, Tayyip Bey de Abdullah Bey de Dışişleri Bakanı da canı istediği zaman uçaklara yandaşlarını topluyor, “Haydi bakalım, gidelim güzel bir eğlence yapalım.” diyorlar. Gittiklerinde de, yaptıkları seyahatlerde Türkiye’ye getirdikleri bir şey var mı sayın milletvekillerim? Türkiye Cumhuriyeti devletine getirdikleri bir şey var mı? Dediler ki: “Libya’ya gitmiş Tayyip Bey, 700 milyon dolar hesaplara yatmış.” Bakalım, görürüz; yatmışsa, gelsin bakalım; Türkiye’ye gelecek mi?

Yani, bir basın var -tabii, nasıl bu basını bu kadar terbiye ettiniz, ben de hayret ediyorum- bize telefon açıyor adam -basın mensubu- diyor ki: “İşte, sizi de bu açılışa çağırmışlar, gidecek misiniz?” Diyorum ki: “Hele bir davetiye gelsin de göreyim.” Hemen yazıyor: “Kamer Genç dedi ki ‘Bana davetiye geldiğinde katılacağım, teşekkür ederim Hükûmete.” Bu kadar ahlaksızca bir yayın olur mu, böyle bir şey olur mu sayın milletvekilleri?

Şimdi, ben bilmiyor muyum ki AKP Hükûmetinin insanları kandıran bir iktidar olduğunu, bu AKP İktidarının insanların böbreklerini satan bir iktidar olduğunu, bu AKP İktidarı zamanında hukukun işlemediğini, hakkın işlemediğini, tek bir kişinin diktatörce Türkiye’yi yönettiği bir yönetim sisteminin olduğunu bilmiyor muyum? Bu memlekette insanlar açken, böbreklerini satarken, devletin tepesinde bulunan insanların katrilyonlar seviyesinde harcama yaptıklarını bilmiyor muyuz? Yani bir uçağın yurt dışına gidişinin 500 bin dolar masrafla gittiğini bilmiyor muyuz?

Değerli milletvekilleri, bunların hepsi ispatlıdır ama siz hesap vermiyorsunuz. Bir Sayıştay denetiminin bile raporlarını da getirip burada denetleyemiyoruz. Ne israflar var ne soygunlar var ne yolsuzluklar var ne ihaleler var ama bunlar devletin… İşte elektrik dağıtım ihalelerinin kimlere verildiğini bilmiyor muyuz? Biliyoruz ama hepsi gizli, kapalı. Siz zannediyorsunuz ki bu işler hep yapanın yanına kâr kalır ve bundan, ondan sonra hesap sorulmaz. Bu işin sorumluluğu çok büyüktür ve Türkiye’yi maalesef ekonomik yönde çöküntüye getirdiniz.

Egemen Bağış diyor ki: “İsviçre şey ettiği için paraları Türkiye’ye getirsinler.” Bir defa, sen, ekonomin iflas etmiş, sen, 500 küsur milyar dolarlık iç ve dış borcun var, kim sana güvenecek getirecek parayı? Sonra, İsviçre senin Türkiye Cumhuriyeti devletinin aleyhine kanun çıkarıyor, “Ermeni soykırımı yoktur.” diyeni cezalandırıyor, sen gidiyorsun Türkiye ile Ermenistan arasındaki anlaşmayı İsviçre’ye aracılık yapıyorsun. Ondan sonra Ermenistan açılımında İsviçre Büyükelçisi geliyor senin arkanda alkışlıyor.

Arkadaşlar, Osmanlı Devleti’ndeki zihniyet bu Hükûmetin zihniyetiyle paralel gidiyor. Osmanlı Devleti parçalandı gitti ama inşallah Türkiye Cumhuriyeti’ni bu duruma getirmeyiz.

Her bakanınızın, her Hükûmet üyenizin her beyanatında, çok büyük bir beyanatında Türkiye’yi bölmeye yönelik şeyler var. Şimdi, Hüseyin Çelik diyor: “Efendim, bu açılım sonuca ulaşmazsa batıda büyük olaylar olur.” Ne diyor? “Ey batıda yaşayan vatandaşlar, oradaki doğuluları yaşatmayın.” diyor. Bunun anlamı budur. Ağzından çıkanı kulağı duymuyor bu insanların. Yıllarca bu insanlar bir araya gelmiş, bir arada yaşıyorlar ama maalesef böyle bir felaket bir kadro geldi Türkiye Cumhuriyeti devletinin başına, devleti alt üst ettiniz. Böyle bir şey olur mu arkadaşlar? Böyle bir şey olmaz. Yani, onun için, bence, size tavsiyem, en kısa zamanda bir seçime gidin ve bu işi de bırakın.

Arkadaşlar, zaten ilgili makamda bulunanlar yeteri kadar ceplerini doldurdular. Ondan sonra gidip köşelerinde otursunlar, rahat rahat yesinler. Şimdi, yeter artık! Türkiye’de de zaten satılacak arazi de kalmadı, KİT de kalmadı. İşte, enerji dağıtımlarını sattınız. Yeni yeni kaynaklar da artık bulmak mümkün değil. Ama Türkiye ciddi bir sıkıntı içinde.

Kıbrıs konusunu, şimdi, nasıl halledecektiniz? İşte Kıbrıs’ın başına desteklediğiniz Mehmet Ali Talat’ın, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulması sırasında üzüntüden ağladığını ve bu devleti kabul etmediğini… Ama buna rağmen geldi devletin başına oturdu. Şimdi, Tayyip Bey Amerika’ya gidecek, tabii ki Obama’ya hesap vermek için, hemen onu zorluyor; ille benim dediğimi, Amerika’nın dediğini yap deniliyor. Bu Türkiye Cumhuriyeti devleti onurlu ve haysiyetli bir devlettir. Bu devletin büyüklüğüne, haysiyetine ve onuruna uygun yönetim tarzını göstermeyen insanlar kısa zamanda bunun meyvesini, belki dışarıya karşı desteğini alabilirler ama bunların sonu gelecekte çok kötü olur sayın milletvekilleri. Gerçekten Türkiye, devri iktidarınızda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Genç, konuşmanızı tamamlayınız.

KAMER GENÇ (Devamla)…çok büyük sıkıntılarla karşı karşıya kaldı. İnsanlar huzursuz. Hukuk diye bir şey bırakmadınız. Danıştayın kararını bile… Şimdi, sen -Danıştay, bir yüksek idare mahkemesidir- onun verdiği kararı ideolojik kabul edersen…

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya)Yanlış karar verirse…

KAMER GENÇ (Devamla)Peki, niye ideolojik, bir söylesene. Yani Danıştay, laik Türkiye Cumhuriyeti devletinin hukuk sistemini, hukuk ilkelerine göre, çağdaş hukuk ilkelerine göre karar veren bir kurum.

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya)Ne alakası var?

KAMER GENÇ (Devamla)Evvela senin hukuk bilgin ne kardeşim? Sen ne tahsil yapmışsın? Evvela diploman neresi? O diplomanı göreyim bir evvela. Diploman nerede? Evvela hukuk tahsilini görmüşsen de ki ben falanca fakültenin falanca yüksekokulundan mezunum da… Bir diplomanı görelim hele. Onu görelim de hakikaten böyle bir nosyonun var mı, böyle bir hukuk nosyonun var mı, böyle çıkıp da olayları tartışabilecek bir bilgin var mı, onu bir öğrenelim.

Onun için, değerli milletvekilleri, tabii zaman zaman burada konuşulanları biz yerimizde duymadığımız için… Mesela dün Bülent Arınç benimle ilgili bir laflar sarf etmiş. Ben duymadım ama zaman içinde ona da cevap vereceğim. Zaten zamanım da kalmadı.

Saygılar sunuyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

46 konuşma daha · 2 Aralık 2009

46 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook