İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 61. BİRLEŞİM · SALI

Danışma kurulu önerisi

Kamer Genç

Tunceli Milletvekili ·

Genel Kurul, 61. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Şubat 2010 · 1.280 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kamer Genç, 16 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ); konuşma 1.280 kelime.

Kamer Genç (Tunceli). “Danışma kurulu önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 16 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2010-02-16-danisma-kurulu-onerisi (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Danışma Kurulu önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Danışma Kurulunda çalışmayla ilgili bir şey getiriliyor, kayıp çocuklarla ilgili araştırma önergeleri. Zaten hepimizin istediği bir konu. Burada, tabii, aleyhinde olduğumuz, yirmi maddelik bir kanunun burada temel kanun olarak görüşülmesi. Artık Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkisi ortadan kaldırılmıştır. AKP İktidarı Türkiye Büyük Millet Meclisinde meselelerin konuşulmasını istemiyor. Milletvekilleri çıkıp da güncel olayları dile getirmekten çok hırpalandığı için, bu hırpalanmanın önüne geçmek için burada sesimizi kısmaya çalışıyorlar. Cuma günü Mersin’den 3 tane avukat arkadaş geldi, “Yahu Kamer Bey, biz seni merak ettik. Hiç kürsüye çıkıp konuşmuyorsun. Acaba hasta mısın?” falan dediler. Dedim: Kardeş, AKP’liler bırakmıyorlar biz konuşalım, ne yapalım. Niye konuşturmuyorlar?

Şimdi değerli milletvekilleri, bakın, kayıp çocuklar önemli bir olay tabii ama… Bakın, bu memleket bizim, bu Türkiye Cumhuriyeti devleti hepimizin. Yani o televizyonlarda, o çocukların güvenlik kuvvetlerine taş atması, molotofkokteyli atması hoş bir manzara mıdır? Bakın, bu Anadolu toprağı, birçok milleti üzerinde barındıran bir topraktır. Bu Anadolu toprağı, bu toprağın hakkını vermeyen insanları üzerinde yaşatmamıştır. Onun için hepimiz bu memleketin topraklarına sahip çıkalım, burasını öz vatanımız olarak kabul edelim. Evvela herkes görevini yapmalıdır, hukuka saygılı olmalıdır, hukukun gereğini yerine getirmelidir. Bu memlekette düzenin sağlanması için kendine düşen görevi yapmalıdır. Bu hepimizin görevi, birilerinin görevi değil. Şimdi, günah değil mi oradaki o polisin, o askerin üzerine o şeyler atılıyor? Ve ondan sonra da yani bu Meclis susuyor burada.

Şimdi, değerli milletvekilleri, Parlamentonun bir görevi var. Şimdi, ben o taş atan çocukların da velilerinden özellikle rica ediyorum: Bakın, belki o çocuklarınız bunu kavramıyor ama bu memleket bizim. Bu memleketimizde birbirimize düşmanlık yaratarak bir yere varamayız, varırsak birileri gelip de bu toprakları alırlar bizim elimizden çünkü bu topraklarda devamlı olarak yaşabilmemiz için bu memleketin birlikte hareket etmesi lazım, birbirimize düşman olmamamız lazım.

SONER AKSOY (Kütahya)Kendine söyle.

KAMER GENÇ (Devamla)Şimdi oradan birisi bana laf atıyor.

Geçen hafta Amerika’nın Türk askerinin başına çuval geçiren adamı geldi buraya. Bu, bir devlet için en ağır hakarettir, bir millet için en ağır hakarettir. Şimdi, AKP buna ses çıkarmadı. Ben bunu iki şekilde yorumladım. Birincisi dedim ki: Ya AKP’liler “Yahu şu Türk askerleri bize karşı, bunların başına çuval geçirin.” dedi veyahut da AKP’lilerin o kadar sırlarını bu Amerika biliyor ki “Sıkıysa bir şey söyle! Bak seni perişan ederim.” diyor. Yani bu iki alternatif dışında bir şey konuşamazsınız. Yani bir memleketin ordusunun başına çuval geçireceksin, o ondan sonra gelecek, sen onu başının üzerinde taşıyacaksın, getireceksin, ziyafetler vereceksin, bakanların karşısında oturtacaksınız. Bu, müstemleke bir memlekete yapılmaz. Bu niye bize yapılıyor? İşte içimizde birlik olmadığı için, bütünlük olmadığı için, birbirimizin içinde ikilik olduğu için, birileri çıkıp da işte bu memleketin vatandaşlığının gerektirdiği hassasiyet, vatanseverlik duyguları içinde hareket etmediği için bunu yapıyor.

Şimdi, değerli milletvekilleri, bakın -bugün Tayfun İçli arkadaşımız da söyledi- Erzurum Savcısı, tutuyor Erzincan Başsavcısı hakkında soruşturma açıyor. Neden dolayı açıyor? Efendim, Erzincan Savcısı, Nakşibendi tarikatının İsmailağa cemaatiyle ilgili bir soruşturma yapmış. Kendisinin hakkında bilgiler var. Birileri çıkıyor, Amerika’dan telefon açıyor buna, “Yahu, bu silahlı örgüttür, böyle bir şey yok.” diyor.

Şimdi, Erzincan Savcısı, Erzurum Savcısı hakkında da Adalet Bakanlığına ihbarda bulunuyor, “Bu benim hakkımda iftira atıyor, yanlış yere görevime müdahale ediyor.” diyor. Adalet Bakanı, maşallah yerinde uyuyor ve Savcı, bugün evinde, iş yerinde, Hâkimler ve Savcılar Kurulu kararına aykırı arama yapıyor. Peki, burada böyle hukuk ayak altına alınacak mı?

Valiler konusunu da söylediler. Urfa’da üç dört tane vatandaş bana telefon ediyor “Yahu, Kamer Bey, bu Urfa Valisi her cuma namazına gittiği zaman camilerde anons ediliyor.” diyor. Bir anons bütün camilerde: “Sayın Valimiz aramızda.”

Yahu, şimdi, Vali Bey, sen cuma namazına gidiyorsan bu senin görevin. Yani bunu anons yapmanın gereği var mı? Tunceli Valisi olup da Giresun’a giden vali. O kadar keyfîlikleri var ki, o kadar devlet kaynaklarını kötü kullanmış ki! Bir soruşturma açın. Tayyip Bey diyor ki: “Ben valimi yedirtmem.” Yahu ama işte yargı karar verdi. Hadi bakalım, yedirtecek misin, yedirtmeyecek misin hukuka rağmen keyfîliklere rağmen. Yani bu devletin valileri bu kadar keyfî hareket ederken siz orada tutunca sanki devlet mi bir şey kazanacak? Ne olacak? Başkaları diyecek ki: “Kardeşim, ben devlete hizmet edeceğime işte birilerine hizmet ederim, ondan sonra istediğim şeyi yaparım.”

Şimdi, değerli milletvekilleri, o kadar Türkiye keyfî hareket ediyor ki. Şimdi, dün bir televizyon kanalında verdi, Tayyip Erdoğan ile Mehmet Ali Talat telefon konuşması yapıyorlar. Bu telefon konuşmasında Tayyip Bey diyor ki kendisine: “O Rauf Denktaş’ı bitir.” O da diyor ki: “Tamam bitireceğim efendim, bitireceğim, siz hiç merak etmeyin.” Şimdi, bu konuşmayı Aydınlık dergisi veriyor, Aydınlık dergisinin 2 muhabiri veriyor, bu arkadaşlar hemen içeri alınıyor ama bizim Seçim Kurulu… Bakın, bu Vali o buzdolabı, çamaşır makinesini dağıtınca Tunceli Başsavcısı ile Yüksek Seçim Kurulu Başkanı telefonla konuşuyorlar. Ertesi gün Fatih Çekirge bunu kendi köşesinde yazdı. Ben de o sırada Tunceli’deydim. Dedim ki “Yahu, nasıl oldu Sayın Başsavcı? Tesadüfen…” “Vallahi” dedi “Ne ben…” Yüksek Seçim Kurulu Başkanına da telefon ettim, bize çıkmadı.

Şimdi, eğer içeriye alıyorsanız… Yani bakın, orada Tayyip Bey’le Mehmet Ali Talat hakkında yapılan konuşmayı verdi diye basın mensuplarını içeri alıyorsunuz ama bu memlekette en mahrem sırları açıklayan öteki yandaş medyaya hiçbir şey demiyorsunuz. Yani o kadar basının ahlakını bozdunuz ki, o kadar yandaş insanlar çıktı ki bunların büyük bir kesiminde ne ahlak kaldı ne utanma kaldı ne ar kaldı. Tamamen bugünkü iktidara âdeta köle olmuşlar. Görüyorsunuz, o televizyonlara çıkıyorlar. Yahu, Allah’ım, bu kadar yağcılık, bu kadar iğrençlik, bu kadar kişiliksizlik olur mu? Bu memlekette bu kadar ahlaksız bir basınla -yani hepsi için demiyorum tabii- bir yere gidilir mi?

Değerli arkadaşlarım, bakın, bunları şiddetle yenilememiz lazım. Şimdi, Türkiye’de o kadar büyük sıkıntılar yaratan bir AKP İktidarı var ki ekonomiyi yok etti. Şimdi, arkadaşlar, bir yerde üretim olmazsa, bir yerde… Bu Türkiye Cumhuriyeti devleti nasıl kalkındı? 1920’lerde kurulduğu gün ortada bir şey yoktu, bir toplu iğne yoktu ama insanlar ne yaptı? KİT’ler kurdular, fabrikalar kurdular, ondan sonra da üretim yaptılar, dünyanın sayılı zengin ülkesi hâline geldiler. Şimdi ne yapıyoruz? Efendim, duble yol yapmışız. Yahu duble yol yap da ama önce üretim kardeşim, önce üretim! Şimdi, bir memlekette insanlar üretmezse, tarımı yok ederse… Sen pancarı yok etmişsin, tütünü yok etmişsin, şeker fabrikalarını satmışsın, tütün fabrikalarını satmışsın, ondan sonra… Hem de kime satmışsın?

SONER AKSOY (Kütahya)Üretim arttı.

KAMER GENÇ (Devamla)Yok pahasına kendi yandaşlarına vermişsin. Bakın, bir araştırmayı verelim. Yani bu Parlamentonun üzerinde durması gereken en temel konu hırsızlıktır, soygunculuktur. Bunların üzerine gidelim. Yani bir memlekette insanlar açsa, bir insan eğer işsizse, o insan terörün de her şeyine karışabilir, her türlü sıkıntıya her türlü suçu işleyebilir. Siz hiç gördünüz mü yani ekonomik durumu yerinde olan insanların suç işlediğini?

Bir işverenler sendikası çıktı ortaya. Bu TÜSİAD’ımız… Erkekleri korkuyor maalesef, bir göreve talip olmuyor. Hanımları geldiler. Hanımları da bugünkü iktidara yağ çekmekte birbiriyle yarış ediyorlar. Böyle bir şey olur mu ya? Yani efendim, erkekler korktu, piyasadan çekildi, hanımlar… Yahu hâlbuki hanımların daha bir cesaretli olması lazım ama maalesef, bunlar bugünkü iktidara yağ çekme konusunda birbirleriyle yarışıyorlar. Bu bir devlete yakışmayan davranışlardır, bu memlekete yakışmayan davranışlardır.

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon)Hanımlara hakaret ediyorsun!

KAMER GENÇ (Devamla)Değerli milletvekilleri, gerçekten, Tekel işçilerinin bugün içine düşürüldüğü o zor durum, yüz kızartıcı, çok sıkıntılı. Yani bu bana göre onursuzca bir yönetim biçimidir.

Bugün sen Tekelin mallarını getirmişsin, kendi yandaşlarına bir kısmını bedava vermişsin. İşte, bugün gazetede yazıyor. İstanbul’daki Tekelin yerini, getiriyor, beş katlı bilmem apartmanı getiriyor -bir tarikat şeyhine- hazineye önce bağışta bulunuyor, sonra tarikat şeyhine -efendime söyleyeyim- tahsis ediyorlar. Bu senin babanın malımı mı ya? Sen kimsin? Devletin malını babanın malı mı zannediyorsun? Böyle bir şey olur mu? Yani şimdi, sayın milletvekilleri, hepimiz bu memleketin insanlarıyız. Bu sırada oluruz, bu sırada oluruz. Eğer hırsızlık varsa hırsıza müştereken hırsız diyelim, eğer namussuzluk varsa namussuza müştereken namussuz diyelim, eğer dürüstlük varsa dürüste hep beraber sahip çıkalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

31 konuşma daha · 16 Şubat 2010

31 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook