Kamu düzeni ve güvenliği müsteşarlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.383)
Tunceli Milletvekili ·
Genel Kurul, 62. Birleşim · 4. yasama yılı · 17 Şubat 2010 · 537 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kamer Genç, 17 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU DÜZENİ VE GÜVENLİĞİ MÜSTEŞARLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.383)); konuşma 537 kelime.
Kamer Genç (Tunceli). “Kamu düzeni ve güvenliği müsteşarlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.383)”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 17 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2010-02-17-kamu-duzeni-ve-guvenligi-mustesarliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkind-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KAMER GENÇ (Tunceli)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 383 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 18’inci maddesindeki bir fıkranın metinden çıkarılmasıyla ilgili verdiğim önerge üzerinde şahsım adına söz talep ettim. Hepinize saygılar sunuyorum.
Şimdi, evvela, sayın milletvekilleri, biraz önce Sayın Gök’ün burada dile getirdiği bu İsmailağa cemaatiyle ilgili, biliyorsunuz, çok önemli olaylar oldu. Bir defa İsmailağa Camisi’nde bir vatandaş öldürüldü. Bu öldüren vatandaşı da orada tekrar linç ettiler. Muzaffer Ergin diye bir vatandaş diyor ki: “Bu İsmailağa cemaati kadı mahkemesini kurdu.” Kadı mahkemesi kuruyor ve bir kişiyi idama mahkûm ediyor. Ondan sonra gidiyorlar bu kişiyi kurtarıyorlar. Bu Cübbeli Ahmet Hoca, işte o İsmailağa cemaatinin önde gelen kişileri, bunların bir kısmı da Türkiye Büyük Millet Meclisinde ihale alıyor, Ankara Belediyesinde ihale alıyor arkadaşlar.
HAMZA YERLİKAYA (Sivas)Var mı belge?
KAMER GENÇ (Devamla)Efendim, zaten inkâr etmiyor. İhale alıyor.
Şimdi, bu kadar güçlü bir cemaat. Şimdi, Türkiye Cumhuriyeti devleti bugünkü AKP İktidarı nedeniyle bu cemaatin emrine girmiş. Sıkıysa üzerine gidin! Şimdi siz sade bir vatandaş olarak…
Şimdi, bu İsmailağa cemaatiyle ilgili Erzincan Savcısı bir tahkikat açmış. Tahkikat açtığı için, orada kendisine yardım eden astsubay, subay, jandarma komutanları içeri alınıyor mu! Ondan sonra, o yetmiyor, 3. Ordu Komutanı mahkemeye çağrılıyor. Şimdi siz vatandaş olsanız “Yahu, bir cemaati, kardeşim, yani bir ordu komutanı bununla ilgili mahkemeye çağrılıyorsa biz nasıl bu cemaatle ilgili bir laf söyleyebiliriz, mümkün mü?” Bundan daha büyük bir korku olabilir mi sayın milletvekilleri? Şimdi sizin Hükûmetinizde çıt yok.
Burada biraz önce birtakım konuları dile getirdik, kimse cevap vermiyor. Sizin bir Anayasa Komisyonu Başkanı Kuzu var. Bir gün bir şey söyledi burada, bu 367’yle ilgili bir hususu dile getirdi: “Efendim, o 367’yle ilgili Mecliste milletvekilinin birisi konuşma yapmış, cevap verilmediğine göre o doğrudur.” dedi. Yani sizin Anayasa Komisyonu Başkanı söylüyor bunu. Demek ki burada söylenen şeylere eğer Hükûmet veya Komisyon aksini söylemiyorsa, bunlar doğrudur.
Şimdi, değerli milletvekilleri, burada bir de gizli, örtülü ödenek veriyorsunuz. Şimdi, ben bu Beşir Atalay’ın başında bulunduğu bu Bakanlığa verilecek örtülü ödeneğin nasıl kullanacağına kesinlikle güvenmiyorum. Bakın, sizin Tayyip Bey’e verdiğiniz gizli ödenek 2008’de 510 trilyon lira, 2009’da 634,4 trilyon lira. Arkadaşlar, bunlar korkunç rakamlar. Bu paralar nereye gidiyor, hangi cemaatlere gidiyor, kimlere harcanıyor? Yok, böyle bir düzen yok, dikta rejimlerinde yok. Şimdi, sizin bir bakanlarınız var, işte, ikide bir Arabistan’a, Katar’a, ondan sonra Suudi Arabistan’a… Yahu, şimdi Türkiye’nin rayını değiştirdiniz, Türkiye’nin dengesini değiştirdiniz. Türkiye’de hani “Avrupa Birliği” diyorsunuz; e, bir güne bir gün sizin bir tane bakanınız veyahut da üst seviyedeki kişiniz Avrupa’ya gitmiyor.
Bir gün Tayyip Bey Amerika’ya gitti, sonra birdenbire bu Egemen Bağış bakan oldu. Şimdi, tevatür çeşitli. Acaba nereden birden… Yahu –yani, bilmiyorum doğru mu yanlış mı, dışarıda konuşulan- deniliyor ki: “Ya, işte, Obama, Tayyip Bey’in mal varlığıyla ilgili…” Hani Tayyip Bey başkasını yanında götürmüyor ya, tercüman; çünkü ne büyükelçiyi götürüyor ne Türk elçisini götürüyor, hep Egemen Bağış’ı götürüyor. “Egemen Bağış da orada birtakım sırlara sahip oldu, e, onu da sussun diye bakan yaptı.” Böyle bir devlet yönetimi olur mu arkadaşlar? Niye daha önce yapmadı bunu? Niye onu yapmadı? Acaba ne konuşuldu? Peki, Tayyip Bey, böyle, yani, hiçbir bilgisi olmadığı konularda, devletin hafızasını silecek şekilde gidip de bu yabancılarla konuşurken niye devletin Dışişlerinden, elçiliğinden sorumlu kimseleri getirmiyor? Getirmiyor, yani diyor ki: “Ben…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
42 konuşma daha · 17 Şubat 2010