İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 72. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Sebze ve meyve ticaretinin düzenlenmesi hakkında kanun (s.s.:471)

Kamer Genç

Tunceli Milletvekili ·

Genel Kurul, 72. Birleşim · 4. yasama yılı · 11 Mart 2010 · 625 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kamer Genç, 11 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SEBZE VE MEYVE TİCARETİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN (S.S.:471)); konuşma 625 kelime.

Kamer Genç (Tunceli). “Sebze ve meyve ticaretinin düzenlenmesi hakkında kanun (s.s.:471)”. TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim tutanağı, 11 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2010-03-11-sebze-ve-meyve-ticaretinin-duzenlenmesi-hakkinda-kanun-s-s-471 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

471 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın oylanmasından önce oyumun rengini aleyhte belirtmek üzere söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Elbette ki tabii, Türkiye coğrafyası sebze ve meyve yetiştirme bakımından en zengin bir coğrafya ve burada dünyanın en kaliteli sebze ve meyvesini yetiştirmek mümkün, bunu pazarlamak mümkün ama tabii, bunları yapmak için sağlıklı bir bilgi birikimine sahip olmak lazım, özellikle üreticiye destek vermek lazım. Üreticinin sağlıklı ürün elde etmesi ve dünya pazarlarına ulaştırması konusunda devlet destekli ciddi birtakım desteklerin verilmesi lazım. Maalesef, AKP iktidara geldiğinden beri emekten yana, üreticiden yana hiç sağlıklı bir tavır koymamıştır. Bu, üreticiye ve emekçiye karşı gösterdikleri davranışlardan bellidir. Tekel işçilerine karşı davranışları, işte bir köylü, ziraatçı vatandaşımızı, birine değil de birkaçına… İşte, Bülent Arınç “Ben memnun değilim.” diyen çiftçiyi kovmuştur, “Saygısızlık yapma!” demiştir. Sanki kendisi kraldır.

Ben, tabii, üç gündür Tunceli ve Elâzığ bölgesinde deprem bölgesini geziyorum. Şimdi, tabii, Elâzığ’da hayatını kaybeden değerli hemşehrilerime Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Şimdi, Elâzığ bölgesinde büyük hasar olduğu gibi Tunceli’de de var. İşte, Tunceli’nin köylerinde, Mazgirt ilçemize bağlı köylerde, Nazımiye’nin içinde ve köylerinde, Pertek’in birtakım köylerinde var, üç gündür oraları geziyorum. Sabah altıda kalkmıştım. Bugün Palu’ya gittim, Kovancılar’a… Sabahleyin, işte, o vatandaşlarımızın, deprem bölgesindeki arkadaşlarımızın kendilerine başsağlığı diledim, ondan sonra da tekrar Tunceli üzerinden şimdi yeni geldim yani on dakika önce geldim.

Gerçekten benim gördüğüm şu: Ya şu Türkiye Cumhuriyeti devleti içinde bir Tunceli ili var. Bu ilden niye bu kadar habersizsiniz?

Şimdi, değerli milletvekilleri, bakın, ben iddia ediyorum… Şimdi, köyleri geziyoruz. Köyden geliyorsunuz, grup köyünden, altınızda bir pikap, arazi pikabı, dört çarpı dört, grup köyünde çamurdan çıkmıyor. Yani bu kadar ilkel bir toplum olur mu orada? Yani orada, maalesef, birtakım yöneticiler gidiyor... İşte, bir tane vali götürdünüz, şimdi Giresun’a gitti. Oraya gitsin bakalım. “Gidelim şu köylere de ne yol yapılmış… Var mı, yok mu?” Paralar harcanmış ama yol ortada yok, hizmet yok arkadaşlar. İçinizde yüreği tutan varsa buyursun gidelim.

Bakın, bugün yine Pertek’in köylerini geziyoruz. Yani ana köy yolu, geçemiyorsunuz, çamur yani normal bir stabilize yapılmamış. Yine Mazgirt’in işte dün Akdüven, Geçityaka, Yaşaroğlu, Ataçınar diye bir grup yolu gidiyor ama çıkamıyorsunuz. Yani geldiğim yolda, düşünebiliyor musunuz, diyorum ki işte arazi çekişli arabayla çıkamıyorsunuz. Bu memlekette maalesef birtakım paralar ayrılıyor ama o paralar yerine harcanmıyor, birilerinin cebine giriyor. Birileri size dayanıyor, sırtını dayıyor ve o paralar heba ediliyor. Buyurun, yiğitliği varsa -bakın ben milletvekilliğimi de koyuyorum ortaya- gidelim benim Tunceli ilimde birtakım köy yollarını gezelim, hem ana köy yollarını gezelim. Eğer varsa hakikaten, ben milletvekilliğinden de istifa ediyorum.

Şimdi, arkadaşlar, bakın, Tunceli ili de bir vilayet, burada da deprem olmuş. Burada da Mazgirt’in içinde, Nazımiye’nin içinde, köylerinde -bütün şeyleri de gezdim- hasarlı çok bina var ama daha bugün bir iki yere çadır gitti. Yani böyle bir şey olur mu? Politikacılar gidiyor… Yahu bu Tunceli ilini de bir ziyaret edin. Bunlar da bu Allah’ın kulu, bunlar da Müslüman vatandaşlarımız yahu! Bir de oraya ayağınızı şey edin.

Şimdi, Tayyip Bey de bugün gelmiş. Elâzığ Havaalanı’na gittim, VIP salonunu kapatmış, tuvaleti de kapatmış. Yahu böyle bir şey olur mu arkadaşlar ya? Yani bir tane Tayyip Bey gelecek Elâzığ’a, VIP salonunu kapatacaksın, tuvaleti kapatacaksın! Böyle bir şey olmaz arkadaşlar, böyle bir şey olmaz ya! Yani onuruma dokundu. Sen de insansın kardeşim, biz de insanız. Sen daha dünkü politikacısın, ben kırk senedir politikanın içindeyim ya! Böyle bir şeyler olur mu arkadaşlar? Böyle bir şeyler olmaz!

Sonra, Elâzığ’a gidiyorsunuz, o arkadaşlarımızın tabii ki acısı can kaybından dolayı fazla. Ne olur bir de bizim Tunceli’ye de bir bakın ya! O köylere de bir bakın, oraya da bir hizmet getirin, oraya da bir çadır dağıtın. Orada da o insanlar muhtaç durumda.

Şimdi, arkadaşlar, gittim, evin içine giremiyorlar, ikide birde sallanıyor, evlerde çatlak var, hasar var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

49 konuşma daha · 11 Mart 2010

49 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook