Yurtdışı türkler başkanlığı teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı ve milliyetçi hareket partisi grup başkanvekili mersin milletvekili mehmet şandır ile tokat milletvekili reşat doğru'nun; türk dünyası işbirliği ve koordinasyon başkanlığı teşkilat ve görevleri hakkında kanun teklifi (s.s.:485)
Tunceli Milletvekili ·
Genel Kurul, 77. Birleşim · 4. yasama yılı · 24 Mart 2010 · 536 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kamer Genç, 24 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YURTDIŞI TÜRKLER BAŞKANLIĞI TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI VE MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ GRUP BAŞKANVEKİLİ MERSİN MİLLETVEKİLİ MEHMET ŞANDIR İLE TOKAT MİLLETVEKİLİ REŞAT DOĞRU'NUN; TÜRK DÜNYASI İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON BAŞKANLIĞI TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.:485)); konuşma 536 kelime.
Kamer Genç (Tunceli). “Yurtdışı türkler başkanlığı teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı ve milliyetçi hareket partisi grup başkanvekili mersin milletvekili mehmet şandır ile tokat milletvekili reşat doğru'nun; türk dünyası işbirliği ve koordinasyon başkanlığı teşkilat ve görevleri hakkında kanun teklifi (s.s.:485)”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 24 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2010-03-24-yurtdisi-turkler-baskanligi-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-tasar-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 485 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 32’nci maddesiyle ilgili olarak verdiğim önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.
Aslında, yurt dışında en fazla insanı olan, vatandaşı olan bir ilin milletvekiliyim. Hepinizin inanmasını istiyorum ki Tunceli kadar yurt dışında vatandaşı olan bir il yok. Bu vesileyle çok defalar da yurt dışındaki derneklerin, birtakım cemaatlerin, Dersim cemaatlerinin düzenledikleri toplantılara katılıyorum. Orada gerçekten, insanlarımızın çok büyük sıkıntıları var. İşte, maalesef, bugüne kadar oradaki elçilikler, konsolosluklar bu insanlarımıza gerekli ilgiyi göstermiyor, kapılarını kapatıyorlar. Ayrıca, bu vize meselesi bu insanlarımızın canına tak demiş. Vize konusunda, maalesef, Hükûmet hiçbir şekilde ciddi bir önlem almamıştır. Burada Ankara, İstanbul’a gidiyorsunuz, vize almaya çalışan ve kuyrukta saatlerce bekleyen, eksi 10’larda, eksi 20’lerde bekleyen çok büyük insan kitlemiz var. Ayrıca, uzun zamandan beridir yurt dışında olup da çocuğunun, torununun bir düğününe gitmeye çalışan anneler, nineler, dedeler, maalesef vize alamamaktadırlar. Tabii, bu, insanların çok büyük sorunu. Bu insanların sorunuyla maalesef ilgilenilmiyor.
Tabii ki böyle bir kanunun yapılması, bence, çok geç kalınmış bir şeydir. Ama bunlarla ciddi şekilde uğraşmak lazımdır. Bence, yurt dışında çalışan insanlarımıza ayrı bir milletvekilliği kontenjanı vermek lazım Anayasa’da değişiklik yaparak. Bugün 5 milyona yakın insanımız yurt dışındaysa -Almanya’da, Fransa’da, İtalya’da bulunan, en fazla tabii Almanya’da- orada, her bir nüfusa göre belli bir milletvekilliği vermekte bence yarar vardır.
Ben en son Avusturya’ya gittim. Avusturya’da bir cemevi yapılmış St. Pölten ilinde. Gerçekten o cemevinin bahçesinin bir tarafında Pir Sultan Abdal sazını göğsüne almış, bir yandan Hacı Bektaş bir kucağında aslan, bir kucağında geyik tutmuş ve bir yandan da… Pardon, şu anda ismi aklıma gelmedi de, onu da hatırlayacağım. Bu oluşum… O insanların o cemevini açmaya Avusturya Cumhurbaşkanı olan kişi gelmiş ve o cemevinin açılışına 10 binlerce insan katılmış. Avusturya Cumhurbaşkanı demiş ki: “Bizim, işte bu manzarayı bize çıkaran insanlarla hiçbir farkımız yok. İşte, bakın, şurada oturan 10 binlerce insan, bir farkımız yok. Bizim Alevi inançlı insanlarımızla ve bu düşüncedeki insanlarla hiçbir farkımız yok ve ülke içinde, Avrupa Birliği içinde yaşamaktan bir sıkıntımız yok ama maalesef sizin bazı insanlarınız, yöneticileriniz bu güzelliği sergilemiyorlar.”
Onun için, değerli milletvekilleri, “Şimdi bizi Fransa almıyor, Avrupa Birliğine karşı.” diyor. “Avusturya, Avrupa Birliğine karşı.” diyor. Niye acaba karşı? Yani bunu bir araştırma zahmetine insanlar katlanabiliyor mu? Katlanmıyor. Hükûmet… Şimdi, Tayyip Bey diyor ki: “Ben üç yüz memlekete gittim, seyahat yaptım.” Keşke hiç seyahat etmeseydi. Şimdi, Türkiye devasa bir ülke sayın milletvekilleri. Dışarıda büyük görünen güzel, hakikaten, büyük bir ülke, kurumlarıyla, ordusuyla, yargısıyla, işte, vatandaşlarıyla ama bizim yöneticiler oraya gidip de o konuşmaları yaptıkları zaman, o insanlarla konuştukları zaman onlar da “Yahu demek ki bu devletin yöneticileri buysa, bu devlette iş yok.” diyorlar. Yani dışarıdaki görüntüyü bazen… Bir insanı dışarıda çok heybetli görebilirsiniz, bir güç görebilirsiniz ama onun içine girdiğiniz zaman, onunla bir konuşma yaptığınız zaman bakıyorsunuz ki boş. Boş olunca, ona göre değer veriliyor size. Dolayısıyla, işte bu görüntüler, bu konuşmalar, bu davranışlar Türkiye Cumhuriyeti devletinin de görüntüsünü maalesef çok zayıflatıyor.
Biraz önce konuşan arkadaş burada söyledi, işte yurt dışındaki o işçilerin kanını emen şirketler var; KOMBASSAN’ı var, işte İhlas Holdingi var veya başkaları var. Kime sırtını dayadı? Bugünkü siyasi iktidara sırtını dayadı. Peki, o insanların niye parasını vermiyorsunuz? O insanlar, bakın, ellerinde, avuçlarında ne varsa biriktirdiler getirdiler, aldılar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
51 konuşma daha · 24 Mart 2010