Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.486)
Tunceli Milletvekili ·
Genel Kurul, 81. Birleşim · 4. yasama yılı · 1 Nisan 2010 · 608 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kamer Genç, 1 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.486)); konuşma 608 kelime.
Kamer Genç (Tunceli). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.486)”. TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim tutanağı, 1 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2010-04-01-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunun-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukm-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KAMER GENÇ (Tunceli)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
486 sıra sayılı Türkiye’de Türk-Alman Üniversitesi Kurulmasına İlişkin Yasa Tasarısı’nın tümünün oylanmasından önce oyumun rengini belirtmek üzere söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.
Şimdi, değerli milletvekilleri, geçenlerde Türk-İtalyan Üniversitesini kurma kararını aldık, şimdi Türk-Alman Üniversitesini kurmak üzere karar aldık, yarına Türk-Amerikan Üniversitesini kurmak üzere karar alacağız, Türk-Fransız… Herhâlde böyle gidiyor! Tayyip Bey, işte herhâlde kendisine gelen bu konudaki istekleri geri çevirecek durumda da değil. Bence bu İstanbul’un… Evvela Anayasa’nın 130’uncu maddesine aykırı bu tasarı. Çünkü Anayasa’nın 130’uncu maddesinde der ki: “Üniversiteler devlet eliyle kurulur veyahut da özel kanunla vakıf tarafından kurulur.” Şimdi devletin gidip de özel bir kişiyle birlikte ortak üniversite kurması veyahut da yabancı bir devletle kurması bana göre 130’uncu maddeye aykırı. Çok açık bir hüküm yani. Dolayısıyla bana göre 130’uncu maddeye aykırı bir tasarı. Ama tabii bunun üzerinde durulmuyor. Zaten AKP’nin de Anayasa’nın pek öyle üzerinde durduğu yok. Şimdi zaten “Anayasa” diye bir kavram da yok kendilerinde.
Değerli milletvekilleri, yeni bir Anayasa değişikliğine giderken gerçekten Türkiye’de yargı yetkisini gasp etmeye çalışan bir siyasi iktidar var.
ÜNAL KACIR (İstanbul)Ya bırak Anayasa’yı!
KAMER GENÇ (Devamla)Ve burada şimdi ceviz kabuğunu doldurmayan şeyler tartışılıyor: “Mehmet Ali Şahin Anayasa teklifini imzaladı mı, imzaladı mı?” Yahu Anayasa’ya göre bunu imzalamasını engelleyen bir şey yok.
VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş)Açıklama yaptı bugün.
KAMER GENÇ (Devamla)Meclis başkanlarının yapamayacağı herhangi bir şey yok. Var yok, bunu bile tartışma konusu yapmak cehaletin eseri! Yani Mehmet Ali Şahin’in maalesef bu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına seçilmesi çok büyük talihsizlik olmuştur.
Soru önergesini veriyoruz sayın milletvekilleri. Diyoruz ki: “Bak, İstanbul’da Birinci Ordu Komutanını tevkif etmeden önce Adalet Bakanı Müsteşarıyla, onu tutuklama kararını veren hâkim görüşüyor. Hem de beş buçuk saat görüşüyor. Peki, o görüşmeden sonra bu tutuklama kararı veriliyor.” Diyorum ki: “Burada bu kararı veren hâkim tarafsızlığını yitirmiştir. Dolayısıyla hâkimlerin tayin ve nakil meseleleri Hâkimler ve Savcılar Kuruluna ait olmasına rağmen neden bu hâkimi görevden almıyorsunuz?” Mehmet Ali Şahin bana diyor ki: “Efendim, bu soru, 96’ncı maddedeki soru niteliğinde değil.” Yahu, şimdi Mehmet Ali Bey, sana özel bir ders mi verelim, hangi sorular 96’ncı maddenin kapsamına giriyor veya girmiyor!
Diyorum ki: “Abdullah Gül, Çankaya’da oturan Abdullah Gül…
ÜNAL KACIR (İstanbul)“Sayın”, “Sayın.”
KAMER GENÇ (Devamla)… yurt dışına yaptığı şu seyahatlerde ne kadar para harcamıştır?” Diyor ki: “Hayır efendim, burada kaba ve yaralayıcı söz var.”
Yahu, değerli milletvekilleri, bu Mehmet Ali Şahin’e söyleyin de kaba ve yaralayıcı söz nedir bir öğrensin bakalım. Yani “Çankaya” söylemekte mi kaba ve yaralayıcı söz? Ayrıca da “Abdullah Gül” demek de mi kaba ve yaralayıcı söz?
Kaldı ki 96’ncı maddede “kaba ve yaralayıcı söz” diye bir kavram yok. Ama orada oturmuş, ondan sonra, maalesef kendi aklına esen ve hukukla, mantıkla ilgisi olmayan gerekçelerle sorduğumuz soruları geri çevirerek, AKP İktidarı ve onun bakanları tarafından yapılan suistimalleri âdeta bir zırh germek suretiyle engellemeye çalışıyor.
Şimdi, bana göre, Mehmet Ali Şahin’in yaptığı en büyük ihlal Anayasa ihlalidir. Anayasa’nın 4’üncü maddesine göre diyor ki: “Türkiye Cumhuriyetinin işte şu şu maddelerine aykırı, değiştirilmesine dair teklif verilemez.”
Daha önce, biliyorsunuz, 411 oyla kabul edilen Anayasa değişikliğini Anayasa Mahkemesi iptal etti. Şekil değil esasa girdi. Niye esasa girdi? Ben, burada… Anayasa’nın temel ideolojisini, temel kuruluşunu, devletin, işte laik düzenini, hukuk devleti ilkesini eğer sen ihlal edersen, bu, şekil değil, Anayasa’nın esasından ihlal edilmesi şeklindedir ve bunu iptal etti. Buna benzer daha Anayasa Mahkemesinin kararları var.
Burada da Mehmet Ali Şahin’e düşen, bu teklifi komisyona sevk etmeden, bunun Anayasa’nın 2’nci maddesine aykırı olan maddelerinin tekliften çıkarılması için geriye iade etmesi lazım ama nerde… Mehmet Ali Bey, Tayyip Bey’in âdeta bir emir eri gibi hareket ediyor. Böyle bir Meclis Başkanlığı olmaz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
49 konuşma daha · 1 Nisan 2010