İçtüzüğün, 69 uncu maddesine göre
Tunceli Milletvekili ·
Genel Kurul, 106. Birleşim · 4. yasama yılı · 25 Mayıs 2010 · 672 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kamer Genç, 25 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İÇTÜZÜĞÜN, 69 UNCU MADDESİNE GÖRE); konuşma 672 kelime.
Kamer Genç (Tunceli). “İçtüzüğün, 69 uncu maddesine göre”. TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim tutanağı, 25 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2010-05-25-ictuzugun-69-uncu-maddesine-gore (erişim: 30 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmetin gündem dışı yaptığı konuşma üzerine grubu bulunmayan milletvekili adına söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.
17 Mayıs Pazartesi günü Zonguldak’ta meydana gelen ve 30 canımızı alıp götüren bu menfur kaza dolayısıyla hayatlarını kaybeden değerli o kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı diliyorum.
Şimdi, burada dinledik arkadaşlar. Diyor ki: “Biz gittik, Başbakanımız gitti, bakanımız gitti.” Yahu, önemli olan, adam öldürmeyeceksin. Öldür hepsini, git acısını paylaş! Bu çok mantıksız, çok seviyesiz bir düşünce tarzı.
Sen, ey AKP’liler, iktidara geldiğiniz günden beri, sizin tek hedefiniz var: Yandaşlarınıza kâr sağlamak. Orada hizmet satın alma yoluyla gidip taşeron tutuyorsunuz, kendi yandaşlarınıza, madencilik konusunda en ufak bir deneyimi olmayan insanlara getirip de orada ihale veriyorsunuz, ondan sonra, acemi insanları getirip, maden konusunda gerekli bilgi ve birikimi olmayan kişileri getirip sigorta yaptırmadan çalıştırıyorsunuz, gerekli tedbirleri almıyorsunuz; ondan sonra da kaza oluyor, 30 tane can gidiyor. “Yahu, geçmişte de adam ölmüş...” Yahu, şimdi, arkadaş, kötü emsal, emsal olamaz. Sen, dirayetli bir yönetim gösteriyor musun göstermiyor musun? Sen, sırf yandaşın olan kişileri orada kâr elde etmesi için getiriyorsun da insanların kanı, canı pahasına onlara para kazandırıyor musun kazandırmıyor musun? Bunun ismi cinayet, cinayetin sorumlusu da Hükûmet.
Dolayısıyla, eğer bu Hükûmette vicdan varsa, hiç olmazsa bir bakanın istifa etmesi lazım yahu! Bu böyledir arkadaşlar! Bir devlet ancak böyle ayakta kalır. Yüzlerce insan ölecek, onlarca insan ölecek, “Efendim, ben gittim, maden ocağında, başında bulundum, acıyı paylaştım...” Yahu, acıyı paylaşmaya gitme kardeşim, acıyı önle, acının meydana gelmesini, insan ölümlerini önle. Sen, şimdi, oraya gitmişsin de ne yapmışsın ki? İşte, Cumhuriyet Halk Partisinden 5 milletvekili gidiyor; “Biz, yalnız gittik.” diyor. Bu kadar yani inkârcı bir insan olur mu yahu? Nedir? Buradan, televizyondan vatandaşlar yanlış anlasınlar. Böyle bir şey olmaz arkadaşlar! Eğer onurlu ve haysiyetli bir siyaset güdülmek isteniyorsa… Bakın, siyasette kusursuz sorumluluk dahi vardır ama nerede o sizde kusursuz sorumluluk? Bir olay meydana gelir ama o olayda -en azından o olayın meydana geldiği- bakanlıkta açık seçik kusur da olmayabilir ama öyle onurlu insanlar vardır ki, “Arkadaş, ben burada zamanında gerekli tedbiri almadım ama benim de kusurum yok ama ben buna göre istifa ediyorum…” İşte, bu onurlu davranışı Türkiye’de gösteren olmadı. “Efendim, geçmişte göstermemiş…” Geçmişteki onursuzsa sen de mi onursuzsun kardeşim? Onu da söyleyeyim sana yani bu iş… Bu devleti böyle çökerttiniz. Bu devleti yöneten insanlar hep ceplerini doldurdu bugüne kadar, sorumluluk duygusunu paylaşmadı, vatandaşın hakkını aramadı, ondan sonra da çıkıp milletin karşısında yalan söylüyorlar. Kadermiş… Ee Tayyip Bey, çık, sen bir minarenin tepesine çık, kendini at. Ee kader işte… Yani, kader olur mu arkadaşlar, bunu kadere bağlamak olur mu? Bu, milletle alay etmek demektir. Bu, milletin acılarını paylaşmamak demektir. Yani, her tarafa bakıyorsun; sen, iş sağlığı ve iş güvenliğiyle ilgili ne tedbir aldın kardeşim? Orada gazın patlamaması için ne tedbir aldın? Sen onu söyle. Sen, orada, madenle ilgili çalışmalar yaparken tedbir aldın mı almadın mı? Onu söyle. Almadığına göre sorumlusu sensin, dolayısıyla istifa etmek zorundasın; etmeyen insan insanlıktan nasibini almayan insan demektir. Böyle bir şey olur mu arkadaşlar?
Şimdi, burada deprem meydana geliyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi iki gün toplanmadı. Neymiş? Başkanlık Divanı toplanmıyor. Böyle bir şey olur mu arkadaşlar ya? Bir aydır Türkiye Büyük Millet Meclisinde memleketteki hiçbir sıkıntı konuşulmuyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinin kapısına kilit vurulmuş.
Ben Tunceli’ye gittim. 8 Martta deprem meydana gelmiş, sekiz yüz tane ağır hasar var, bin beş yüzün üzerinde orta hasar var. Ben soru önergesini veriyorum, diyorum ki: “Burayı niye afet bölgesi ilan etmiyorsunuz?” Efendim, tabii, Tayyip Bey hep paralı işleri kendine bağlıyor ya, eskiden Afet İşleri vardı, o Afet İşlerini kaldırmış, Afet ve Acil Yardım Başkanlığı diye bir Başkanlık kurmuş. Ya, açıyorum o Başkanlığa -bakanları zaten aramak da istemiyorum, çünkü bir keramet yok bakanlarında- ondan sonra diyorum ki: “Ey Başkan, bu Tunceli’yi niye afet bölgesi ilan etmedin?” “Efendim, sekiz yüz tane ağır hasar var ama bir tane ölü, bir tane yaralı yok.” diyor. “Yahu, o zaman bir 10-15 tane adam öldürelim, 10-15 tane adam da yaralayalım ki sen burayı afet bölgesi ilan edeceksiniz.” dedim. Bu kadar mantıksız, bu kadar tutarsız söylenir mi arkadaşlar?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
40 konuşma daha · 25 Mayıs 2010