Danışma kurulu önerisi
Tunceli Milletvekili ·
Genel Kurul, 11. Birleşim · 5. yasama yılı · 26 Ekim 2010 · 1.094 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kamer Genç, 26 Ekim 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ); konuşma 1.094 kelime.
Kamer Genç (Tunceli). “Danışma kurulu önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim tutanağı, 26 Ekim 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2010-10-26-danisma-kurulu-onerisi (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında, tabii, ben, Danışma Kurulunun getirdiği konuların aleyhinde değilim. Burada çalışma saatlerinin uzatılmasının da aleyhinde değilim. Ancak Türkiye çok ciddi bir sıkıntıya gidiyor. Rejim bunalımına girilmiş. Türkiye'de İslam hukukuna göre yeni bir yapılanma var. Yargı bağımsızlığı diye bir bağımsızlık kalmamış. Türkiye'yi yönetenler hiçbir sorumluluk almakta… Mesela, Tayyip Bey geçen gün Marmara Üniversitesinde bir konuşma yapıyor “Farklı inanç gruplarının gerekirse kendi yargılamalarını yapmalarının mirasçısıyız. İnşallah gelecekte yine böyle öncü bir rol üstleneceğiz.” diyor. Yani diyor ki: Her inanç grubuna göre bir hukuk sistemini getireceğiz ve her inanç grubu kendi hukukuna göre yargılanacak. Bunun manası nedir sayın milletvekilleri? Türkiye Cumhuriyeti devletinin Başbakanlık koltuğunda oturan ve Anayasa’ya sadakat yemini etmiş, namusu ve şerefi üzerine yemin etmiş bir kişinin yapacağı bir konuşma mıdır? Bu konuşmanın daha önce benzerleri yapılmış. Erbakan yapmış bunu ve Refah Partisinin kapatılması için hem Anayasa Mahkemesi bunu gerekçe göstermiş hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi çok hukuklu bir sistemin olmayacağına karar vermiş.
Şimdi AKP bir mağdurlar peşinde koşuyor, acaba nasıl bir mağdurlar yapayım? Yani, bu tamamen bugünkü Anayasa’ya aykırı ve gerçekten Başsavcı bu konuşmayı esas almak suretiyle bir kapatma davası açsa ve Anayasa Mahkemesinin de -bilmiyoruz tabii, yani artık son atamalarla ortaya çıktı- bunu kapatması lazım, ama maksat…
Türkiye’de işsizlik almış yürümüş, yoksulluk almış yürümüş, insanlar aç, insanlar yoksul, emeklinin hâli ortada, çiftçinin hâli ortada. Vatandaş her gün bize telefon açıyor, ilaç alamıyor maalesef hastasına…
MURAT YILDIRIM (Çorum)Alıyor.
KAMER GENÇ (Devamla)…maalesef çocuğuna gönderecek parası yok. Her gün insanlar, efendim okuldaki çocuklarımızı alacağız diyor. Bir yurtlar meselesi var, Kredi ve Yurtlar Genel Müdürüne gidiyoruz… Ya arkadaşlar, neden bu Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğünde kontenjanlar açık? Bir bakıyorsunuz AKP’li milletvekilleri gidiyorlar, her birisi elli, altmış, yetmiş, seksen tane açıktan kendi…
ORHAN KARASAYAR (Hatay)Yemin et!
KAMER GENÇ (Devamla)Gidelim bir bakalım oraya, yemin de sen et. Ondan sonra… Hâlbuki, eğer normal kurala göre bu öğrencilere yurt çıksa… Oradaki kıstaslar belli, yani anasının, babasının geliri olmayan fakir aile çocuklarının öncelikle bu yurtlara girmesi lazım, ama bir bakıyorsunuz onlar giremiyor, bilmem kaçıncı yedeği gidiyor, ondan sonra da birileri gidiyor açıktan şey koyuyorlar.
Şimdi, değerli milletvekilleri, yani dediğim gibi, öğrenciler çok zor durumda. Her gün bana “Efendim ya biz yurda gireceğiz ya da okulu bırakacağız” diyorlar. Yani bu kadar zor durumda bir durum, ama Tayyip Bey de çıkmış “ille de türban” diyor. Yahu, tamam. İşte, sayın MHP sözcüleri dediler ki: “Buyurun, 411 oyumuz var, gel hadi çıkaralım.” AKP’nin sözcüsü diyor ki: “Efendim, biz çıkarırsak tekrar CHP Anayasa Mahkemesine giderse…” Yahu, bir defa, Anayasa Mahkemesine gitmek için 110 tane milletvekilinin imzası gerekli. CHP’nin zaten 101 mi, 102 tane milletvekili var, zaten bu imzayı bulamayacak. Dolayısıyla hep bahane, hep bahane! İşte buyurun, MHP diyor ki: “Arkadaş gel, bunu uzatmaya da gerek yok. Nedir? Seçime giderken, gideceğiz halka diyeceğiz: “Yahu, işte görüyorsunuz, biz bu problemi çözemiyoruz.” Ne yapalım? “Bir Anayasa değişikliğini… Yani 400 tane milletvekili bize verin ki, biz gelelim, her şeyi de, hukuku da kaldıralım, Anayasa Mahkemesini de kaldıralım.” Zaten kaldırdınız.
Yani, Çankaya’yı siz aldınız. Abdullah Gül geldiği günden beri, Çankaya Köşkü’ne geldiği günden beri, Allah rızası için, bir tane tarafsız bir işlem yaptı mı arkadaşlar? İşte Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyeliğine atadığı kişiler, Kayserili… Hatta ben onun yerinde olsaydım, anamı, babamı, kardeşlerimi atardım. Ne gerek var yahu, bana en sadık insanlar onlar. Yani, işte, bir de, tabii, İslam hukukunu öne aldığına göre, Kayseri müftüsünü atardım veya bir cami hocasını atardım. Ne olacak yani? Zaten bu İktidar zamanında devlet kurumları oyuncak oldu arkadaşlar. Böyle bir şey olur mu? Böyle bir devlet yönetimi olmaz.
Şimdi, çıkıp da Amerika’dan talimat alarak Türkiye yönetilemez. Türkiye’de her atılan adım maalesef laik Türkiye Cumhuriyeti devletinin yok edilmesi yönünde gelişmektedir.
FEVZİ ŞANVERDİ (Hatay)Sen işine bak, işine!
KAMER GENÇ (Devamla)Bakın, geçenlerde Kütahya’ya gittim. Kütahya’da Cumhuriyet Meydanı ve Atatürk Bulvarı “Sevgi Yolu” diye değiştiriliyor. AKP’nin birçok yerlerinde bu böyle. Bu ne demektir? Yani, bu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinde öngörülen ilkeler tek tek yok edilmektedir, tek tek ortadan kaldırılmaktadır.
Şimdi, bir Hâkimler ve Savcılar Kurulu ataması var. Böyle bir şey olur mu sayın milletvekilleri? Yani, yargının bağımsız bir kurum tarafından tayini, terfisi yapılmazsa, orada hâkimler hangi güvenceyi alabilir?
Tayyip Erdoğan benim aleyhimde üç tane tazminat davası açmış. Peki, ben şimdi düşünüyorum: Acaba Tayyip Erdoğan’ın benim hakkımda açtığı bu tazminat davalarını reddedecek bir hâkim var mı? Yok. Ettiği anda ne olacaktır? Kendisini Hakkâri’de bulacaktır. Böyle bir adalet sistemi olur mu sayın milletvekilleri? Böyle bir şey olur mu? Devlet, bu kadar, bir kişinin keyfine göre yönetilecek bir sisteme doğru gider mi? Burada Anayasa’ya sadakatle yemin eden, namusu ve şerefi üzerine yemin eden insanlar nereye gitti, bu namus üzerine, şeref üzerine yapılan yeminler? Ne oldu bu namus ve şerefler? Onun için, Türkiye gerçekten çok büyük badirelerle karşı karşıya. Türkiye gerçekten büyük sıkıntılar karşısında…
Efendim, çıkıyorlar, işleri… Yani, bugün Tayyip Erdoğan’ın grupta yaptığı konuşma. Diyor ki: “Efendim, türban zaten fiilen uygulanıyor.” Yani, uygulanıyorsa, hukuka saygılı bir kişi böyle der mi? Anayasa’nın hükümleri var. Türkiye bir hukuk devletiyse, Anayasa Mahkemesinin… Yani Anayasa’nın 138’inci ve 153’üncü maddeleri “Yargı kararları, Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargıyı bağlar.” diyor. Buna rağmen, bu hükümleri uygulama zorunda olan kişiler maalesef diyor ki: “Efendim, fiilî durum, zaten uygulanmadan…” Yani “hukuk yok.” diyor. Yani, hukukun yok olmasını, ortadan kaldırılmasını Türkiye Cumhuriyeti devletinin Başbakanlık makamında oturan kişi zevkle seyrediyor. Düşünebiliyor musunuz… Ondan sonra “Çok hukuklu sisteme geçeceğim.” diyor. Bunların, yani gizli ajandalarındaki anlamı… Maalesef, işte, ifade ettiği konular ortada.
Şimdi, ikide bir CHP’yi ağzına dolandırıyorlar. Gerçi, CHP’yi Tayyip Erdoğan’ın ağzına alacak ne yetkisi vardır ne kültürü vardır ne dürüstlüğü vardır.
Şimdi, arkadaşlar, bakın, Cumhuriyet Halk Partisi sosyal demokrat bir partidir.
M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya)Allah Allah! Ciddi mi!
KAMER GENÇ (Devamla)Bu partide her milletvekilinin kişiliği vardır. Yani sizin gibi efendim 327 milletvekili Tayyip Bey istedi diye parmak kaldırmıyor. Biz halkın temsilcileriyiz. Elbette ki o parti içinde çeşitli düşüncede olan insanlar vardır ve geçmişinde de CHP aynı düşüncedeydi. CHP’de milletvekillerinin her konuda fikirlerini söyleme özgürlüğü de vardır. Dolayısıyla, CHP, bir askerî kışla değildir, yat borusuyla yatan, kalk borusuyla kalkan bir siyasi parti değildir. Dolayısıyla, biz de, zaman zaman çıkıp fikirlerimizi söylüyoruz. Bu fikirleri söylemek, bence, partinin sağlıklı işleyişinin bir sonucudur. Eğer bir partide milletvekilleri çıkıp da bir konuşma yapmıyorsa asıl büyük tehlike orada. Hele iktidar partisi… Suiistimaller almış yürümüş. Geçen gün bir bankayı KİT’te denetliyoruz. Düşünebiliyor musunuz, Halk Bankası, Vakıflar Bankası, Merkez Bankası ve Ziraat Bankası tutuyor TOKİ’ye 1 katrilyon lira -1 katrilyon lira arkadaşlar- arsa bedeli olarak para veriyor. Nasıl veriyor? Efendim, o arsa kime ait? O arsa devletin arsası. Düşünebiliyor musun, devletin arsası TOKİ’ye veriliyor…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
34 konuşma daha · 26 Ekim 2010