İç tüzük'ün 58'inci maddesine göre
Tunceli Milletvekili ·
Genel Kurul, 13. Birleşim · 5. yasama yılı · 2 Kasım 2010 · 1.034 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kamer Genç, 2 Kasım 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İÇ TÜZÜK'ÜN 58'İNCİ MADDESİNE GÖRE); konuşma 1.034 kelime.
Kamer Genç (Tunceli). “İç tüzük'ün 58'inci maddesine göre”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 2 Kasım 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2010-11-02-ic-tuzuk-un-58-inci-maddesine-gore (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; peş peşe birkaç tane uluslararası anlaşmanın onaylanmasına ilişkin kanun tasarılarını müzakeresiz geçiyoruz.
Evvela, konuşmalarıma başlamadan önce, Taksim’de meydana gelen o feci olayı şiddetle kınıyorum. Orada yaralı olan vatandaşlarımıza ve polislerimize acil şifalar diliyorum. Diyorum ki: Bu Türkiye Cumhuriyeti devletini karıştırmaya çalışan hainler elbette bir gün hak ettikleri dersi alırlar. Ama maalesef Türkiye, bugün, Türkiye Cumhuriyeti devletinin büyüklüğüne yaraşır kişilikte, nitelikte, bilgide ve beceride bir yönetim tarafından yönetilmemektedir; Türkiye’de her taraf allak bullak, karmakarışık.
Ben, biraz önce Plan ve Bütçe Komisyonuna gittim, Plan ve Bütçe Komisyonunda Cumhurbaşkanlığı bütçesi var, Sayıştay Başkanlığı bütçesi var, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı bütçeleri var, fakat hiçbir şey söylenmiyor, hiç. Arkadaşlar, bu devlet nasıl şeffaf olacak?
Düşünebiliyor musunuz, Çankaya’da bir sürü harcamalar yapılıyor, her gün uçaklarla yurt dışına gidiliyor, her yurt dışına gidiş uçağının Türkiye Cumhuriyeti devletine maliyeti 500 bin dolar, defalarca bunu söyledim. Keyifler istediği zaman “Haydi bir seyahat yapalım.” deniliyor ve yurt dışına gidiliyor, ama öte tarafta insanlarımız aç, insanlarımız işsiz.
Bugün yerimde oturuyorum, yani gelen insanlar o kadar etkiliyor ki. Kadın gelmiş ağlıyor “Kardeşim, çocuğum var, ekmek bulamıyorum.” diyor. Ağlıyor benim karşımda, “Yahu, niye benim karşımda ağlıyorsun? Git işte siyasi iktidarı yakala kardeşim.” diyorum. E, diyor ki: “Kavuşamıyoruz kimseye.” Yahu, beyler, şimdi, bu Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşlarına bu kadar zulüm etmek insanlığa yakışır mı? Yahu, milletvekilleri, iktidarın milletvekilleri, gidin yerinizde oturun, odalarınızda oturun, insanlar gelsin. Bu insanlar açlık çekiyor, bu insanlar yoksulluk çekiyor, bu insanlar hastasına deva bulmuyor, hastasını tedavi etmiyor. Bunların dertlerini dinleyin. Yani, gidip de saraylarda oturup da, hele Çankaya Köşkü’nde, Başbakanlıkta keyfine bakmak olur mu?
Şimdi, insan olarak utanıyorum. Kadın gelmiş, elli yaşındaki kadın “3 tane çocuğum var.” diyor, ağlıyor arkadaşlar, ağlıyor. Yahu, diyorum ki: “Kardeşim, akşama kadar senin gibi gelen çok insan var…”
Yani arkadaşlar, Türkiye çok ciddi bir sıkıntı içinde. Türkiye’de rejim zaten gitmiş, elden gitmiş. Türkiye’de, laik Türkiye Cumhuriyeti devletinin maalesef rayına bomba konulmuş, saptırılmış ve bu konuda birileri, siyasi iktidarı elinde bulunduran insanlar vatandaşın karşısına çıkıyor, çok değişik kimliklerle, karakterlerle görünüyor. Sanki Türkiye’yi yöneten insanlar, insanları kucaklayan, insanlara sevgi, saygı, hoşgörüyle yaklaşan insan statüsünde gösteriliyorlar ama uygulamalarının hepsi tamamen tersine. Böyle bir devlet yönetilemez, böyle bir devleti yöneten insanlar bu devlete vereceği bir şey yok değerli arkadaşlarım.
Şimdi, uluslararası anlaşmalar çok önemlidir. Bunlar bizim hukuk yapımız içinde Anayasa’dan sonra gelen ve Anayasa hükmünde olan anlaşmalardır. Bu anlaşmalar acaba komisyonlarda enine boyuna tartışılıyor mu? Orada gerçekten, milletimizin, devletimizin gerektirdiği hassasiyetler gösteriliyor mu?
Şimdi, bir Sağlık Bakanı var, görüyorsunuz, cumhuriyet resepsiyonunda gidiyor, bir hanımın elini sıkmıyor. Şimdi, böyle bir sağlık politikasının takip edildiği bir kişiden biz ne bekleyebiliriz? Böyle bir şey olur mu arkadaşlar? Ondan sonra da -açıkça televizyonlar gösteriyor- bir kadının elini sıkmayan bir kişiden nasıl laik Türkiye Cumhuriyeti devletinin Sağlık Bakanı olur? Nasıl bu Sağlık Bakanı, hakikaten Türkiye Cumhuriyeti devletinin kanunlarını sağlıklı uygular? Nasıl bu kişi Türkiye Cumhuriyeti devletinin kanunlarını tarafsız, ayrımsız uygular? Onun kafasında belli bir ilke vardır, belli bir düşünce vardır. O ancak gider, kendi düşüncesindeki insanlara hizmet eder, o ancak inançları doğrultusundaki kişilere hizmet eder. Yoksa ki, objektif, genel olarak insanlara hizmet edeceğine inanmıyorum. Dolayısıyla bu kişinin başında bulunduğu bir bakanlığın da uluslararası konularda yaptığı anlaşmaların da çok ciddi olarak iyice incelenmesi lazım. Bakın, biz zaman zaman bu anlaşmaları burada tabii, inceleyemiyoruz ki. Biz inceleyemiyoruz. Nasıl incelemiyoruz? Bir bakıyorsun, AKP 337 milletvekili var, hergün gündem değiştiriyor. Sayıştay Kanunu gündemdeydi, niye onu gündemden çektiniz? Zaten Sayıştay diye bir şey bırakmadınız. Yukarıda, Plan ve Bütçe Komisyonunda, bu… Bizim Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu dedi ki: “Bakın, performans denetimini kaldırdınız, işte, Deriner Barajı veya birtakım şeylerle ilgili Sayıştay raporları var. Bunları, Başkan, niye makamında tutuyorsun.” diye orada gene grupta söyledi, milletvekillerimiz Sayıştay Kanunu üzerinde tetkik yaparken bunu dile getirdi. Bugün Plan ve Bütçe Komisyonunda Sayıştay Başkanı şöyle bir konuşma yapıyor, “Sayıştayda söz konusu raporlar incelemeye hazır, bitirilmiştir.” diyor, “Elimizde böyle bir rapor yok ama hazır bitirilmiştir ama Meclise de gönderilecektir.” diyor. Şimdi niye göndermiyorsun?
Arkadaşlar, inanınız ki Türkiye Cumhuriyet devleti kurulduğu günden bugüne kadar bu kadar sorumsuz, bu kadar haktan, hukuktan habersiz, bu kadar, insanlara, yalan söyleyen bir yönetici kadrosu görmemiştir. Böyle bir şey olmaz, böyle, bir, devlet yönetilemez. Ya devletin bütün kurumlarını yok ettiniz. Sayıştay diye bir kurum yok, dolayısıyla, niye yok? Bir inceleme yapmıyor arkadaşlar. Soruyoruz, diyoruz ki: “Sen şimdiye kadar, arkadaş, belediyelerle ilgili kaç denetim yaptınız?” Söylemiyor bize. Bugün de Komisyon da diyor ki: “Efendim bütün belediyeleri denetledik.” Denetlediysen raporunu ver bize kardeşim, yok! Böyle gizlilikle de olmaz arkadaşlar, örtbas etmekle bu işler olmaz. Bakın, Türkiye Cumhuriyeti devleti ekonomik çöküntüye gidiyor. Bakın, bir Alman Cumhurbaşkanı gelmişti, yahu bir çıktım arkadaşlar, bu Meclisin bütün her tarafı son model lüks ciplerle dolu, hiç yoksa elli tane cip var. Efendime söyleyeyim, ya bu memlekette, bu elli tane cip, kimler kullanıyor arkadaşlar? Bu devleti yönetenler, Tayyip Erdoğan’ı, Abdullah Gül’ü kaç tane son model cip kullanıyor? Bunlar hangi paralarla alınıyor? Bu memlekette insanlar “Açım.” diye... Yükseköğretimde okuyan öğrencilerimiz yurt bulamıyor, burs bulamıyor; aç ve çıplak, huzursuz... Hastalar ilaç bulamıyor. Ondan sonra, birileri, efendim, son model cipler, son model uçaklar... Ondan sonra, bir Meclisin bahçesini şey ediyorsunuz. Yahu, sanki, böyle arkadaşlar, ben ürktüm hakikaten. Yahu, bu kadar araç, bu kadar lüks araç, bunlar kimin parasıyla alınıyor? Kimler bu paraları nereden buluyor? Ama onlara var...
Mesela, işte, geçen gün bizim Tunceli’de -her vesileyle dile getirdiğim gibi- 8 Mart 2010 tarihinde Elâzığ depreminde evi yıkılan, ağır hasar gören, hâlâ şu anda dışarıda olan vatandaşa ev yok çünkü onlar diyorlar... Ve burada defalarca sorduk: “Yahu, buna bir cevap verin.” Cevap vermediler. Aslında, içimden geçti, bir bardak suyu alayım, getireyim, şu Bakanın yüzüne atayım. Yahu, seni konuşturmak için nasıl bir yol takip etmemiz lazım? Hep susuyorlar. Yahu, böyle susmakla bir şeye varılmaz sayın milletvekilleri.
Benim, şimdi, bu getirilen anlaşmaların da komisyonlarda sağlıklı incelenip incelenmediği konusunda hakikaten ciddi kuşkularım var çünkü bu Hükûmetin hiçbir elemanına güvenim yok arkadaşlar, yok. Yani kafasındaki düşünce tarzı belli. Türkiye Cumhuriyeti devletinin, bir defa kuruluş felsefesine inanmamış insanların Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve vatandaşlarının hakkını koruyacağını ben nereden bileyim?
O bakımdan, bu konularda ciddi tereddüt içinde olduğum için AKP’nin getirdiği hiçbir anlaşmaya da zaten kabul de vermiyorum ama bence bu anlaşmaları uzun uzadıya incelemek lazım. Hakikaten, burada, Türkiye Cumhuriyeti devletine ne getiriliyor, ne götürülüyor, bu konuların enine boyuna tartışılması lazım. Devleti...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
21 konuşma daha · 2 Kasım 2010