İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 26. BİRLEŞİM · CUMA

Sayıştay kanunu teklifi (s.s.510)

Kamer Genç

Tunceli Milletvekili ·

Genel Kurul, 26. Birleşim · 5. yasama yılı · 3 Aralık 2010 · 640 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kamer Genç, 3 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAYIŞTAY KANUNU TEKLİFİ (S.S.510)); konuşma 640 kelime.

Kamer Genç (Tunceli). “Sayıştay kanunu teklifi (s.s.510)”. TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim tutanağı, 3 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2010-12-03-sayistay-kanunu-teklifi-s-s-510 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. 510 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin 66’ncı maddesiyle ilgili olarak verdiğimiz önerge üzerine söz almış bulunuyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu madde ne getiriyor? Sayıştay daire başkan ve üyelerinin, bir şahsi suçlarından dolayı yargılama usulünü getiriyor bir de göreviyle ilgili suçlardan yargılama getiriyor. Göreviyle ilgili bir suç işlediği zaman, 3 daire başkanı, 2 tane üyeden bir kurul oluşturuluyor. Bu kurulun verdiği karar üzerine bir soruşturma yapılıyor. Bu kurulun verdiği soruşturma kararı Daireler Kuruluna giriyor. Daireler Kurulunun verdiği karar üzerine de Genel Kurula gidiyor ve “Burada verilen kararların da üçte 2 çoğunlukla verilmesi lazım.” diyor. Bu, hadi meslekle ilgili bir şey ama şahsi bir suç…

Sayın Başkan, kimse dinlemiyor ama aslında çok da önemli bir madde yani bu maddenin bu hâlde buradan çıkması yüz karası bir şey.

Şimdi, bir Sayıştay üyesi şahsi bir suç işliyor, hırsızlık yaptı. Ne yapacak arkadaşlar getirdiğiniz kanun metniyle? Bu Sayıştay üyesi hakkında, 3 daire başkanı, 2 tane de üye önce bir araştırma yapacak, sonra bir rapor düzenleyecek. Bu raporu kime verecek? Sayıştay Daireler Kuruluna verecek. Daireler Kurulu bir karar verecek, eğer bu kararda “Suç unsuru yoktur.” derse kendiliğinden Genel Kurula gidecek, eğer suç unsuru varsa o da -üçte 2’yle karar alınması lazım- Sayıştay Genel Kuruluna gidecek. Ondan sonra “Suç unsuru -üçte 2 bir kararla- vardır.” derlerse bu defa -yani şahsi suçtan dolayı- Yargıtay üyelerinin yargılanmasına ilişkin hükümler uyarınca bu dosyalar Yargıtayda incelenecek.

Arkadaşlar, bakın, şimdi hiçbir yüksek yargı mensubuna tanınmayan bir kural getirilmiş. Şimdi, bizim verdiğimiz önergede şu üçüncü fıkranın çıkarılmasını istiyoruz yani diyoruz ki Sayıştay başkan ve üyeleri eğer bir şahsi suç işlerlerse bu suçlarından dolayı Yargıtay üyelerinin tabi olduğu prosedüre göre yargılansınlar. Ayrıca, Sayıştay Genel Kuruluna gitmesinler, Daireler Kuruluna gitmesinler ve dolayısıyla orada da üçte 2 karara gerek yok.

Şimdi, aslında, ekmek çalan bir vatandaşı hemen getiriyorsunuz, yargılıyorsunuz ama bir Sayıştay üyesini yargılayabilmek için ortadan yargılama imkânlarını kaldırıyorsunuz. Bu, gerçekten olmaz. Böyle bir kanun çıkarılamaz. Ama, tabii, hükûmet sırasında oturanlar bunu bilmiyor -bugün Sayıştay Başkanı da gelmemiş- Komisyon da bilmiyor.

Arkadaşlar, bu kanunun bu hâliyle geçmesi bu Meclise de yakışmaz ve böyle bir kanun da çıkarılmaz zaten. Yani o zaman Türkiye’de Sayıştay üyesini ve daire başkanını herhangi bir şahsi suçtan dolayı yargılamak mümkün değil. O bakımdan... Ama böyle, hukuka aykırı... Mesela, bugün Yargıtay üyeleri nasıl yargılanıyor? Yargıtay Kanunu’nun 46’ncı maddesinde hüküm var. Orada bunlar ayrıntılı belirtilmiş ama bu kadar ayrıcalıklı değil.

O bakımdan... Ama bakıyorum ki bu iş... Yani ne dinleyen var ne işin özünü kavrayan var! Tamamen imtiyazlı bir… Sayıştay denetimini de kaldırıyoruz. Türkiye’de zaten yargı yok.

Bakın, bugün Askerî İdare Mahkemesinin verdiği bir karar var: Yürütmenin durdurulması kararı. 3 tane generalin emekli edilmesi için, açığa alınması için verilen karar. Bana göre çok kötü bir karar vermiş. Niye vermiş? Çünkü o karar verilmeden önce Tayyip Erdoğan dedi ki: “Sıkıysa Askerî Yüksek İdare Mahkemesi bunun aleyhinde bir karar versin. Eğer verirse ben Askerî İdare Mahkemesini kaldıracağım.” Şimdi, böyle, Başbakanlık makamında oturan bir kişi “Eğer bir yargı böyle bir karar verirse ben bu kararı veren yargıya yasal düzenlemeler yaparım.” dedikten sonra Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin verdiği kararı alkışlamak mümkün mü arkadaşlar, mümkün mü? Böyle bir şey olur mu?

Ayrıca, Bülent Arınç dedi ki: “Efendim, yüksek rütbeli generallerin alt rütbedeki hâkimler nasıl karar verir?” İşte, Türkiye’de yargıyı bu duruma getirdiniz ve bana göre burada…

Bugün televizyonları dinliyorum. Bazı kişiler çıkıyor diyor ki: “Efendim, Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin verdiği kararda Türkiye’deki askerî yargının ne kadar tarafsız olduğunu gösterir.” Bilakis askerî yargının ne kadar tarafsız olduğunu göstermez, Askerî İdare Mahkemesinin verdiği kararın, bu Askerî İdare Mahkemesinin siyasi iktidardan gelen tehditlere ne kadar boyun eğdiğini gösterir. Böyle bir şey olur mu? Yani siz daha önce o 3 generalle ilgili olarak verilen terfi ettirmeme işlemine karşı açılan davada yürütmenin durdurulması kararı veriyorsunuz, ondan sonra burada da sırf kendisini emekli ettirmek ve terfisini engellemek için açığa alıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

28 konuşma daha · 3 Aralık 2010

28 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook