Sayıştay kanunu teklifi (s.s.510)
Tunceli Milletvekili ·
Genel Kurul, 26. Birleşim · 5. yasama yılı · 3 Aralık 2010 · 737 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kamer Genç, 3 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAYIŞTAY KANUNU TEKLİFİ (S.S.510)); konuşma 737 kelime.
Kamer Genç (Tunceli). “Sayıştay kanunu teklifi (s.s.510)”. TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim tutanağı, 3 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2010-12-03-sayistay-kanunu-teklifi-s-s-510-2 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanunun sonuna doğru geldik. Kanunun geçici 3. maddesinin beşinci fıkrasının değiştirilmesiyle ilgili olarak verdiğimiz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Önergemizin mahiyeti bu.
Zaman zaman birçok kanunda, işte, bu kurumların yaptıkları harcamalar Sayıştay denetimine tabi değildir diye birçok yerde hüküm var.
Şimdi, bizim getirdiğimiz önergede diyoruz ki: Çeşitli kanunlarda Sayıştay denetimine tabi olmadığı belirtilen hükümler hükümsüzdür. Yani devletin bütün faaliyetlerinin Sayıştay denetimine tabi olması gerekir diyoruz.
Mesela bunların başında TOKİ gelir sayın milletvekilleri. TOKİ’yi düşünebiliyor musunuz? Tabii, Tayyip Bey’in kasası, korkunç, devasa bir şirket. Türkiye'nin en güzel yerlerinde, gidiyorlar, arazileri alıyorlar, devletin arazileri kendilerine tahsis ediliyor ve orada istediği miktarda, istediği imar değişikliğini yapıyor, istediği nitelikte inşaat yapıyor, ondan sonra istediği firmalardan, istediği fiyattan malzeme alıyor, gidiyor, devletin çeşitli kurumlarından ihale alıyor. Mesela işte Ankara’da Danıştay binasının yapılması TOKİ’ye verilmiş ama TOKİ de onu getirmiş, EVYAP’a vermiş. İstanbul’da bilmem devasa, büyük adliye sarayını TOKİ yapıyor ama bunu yine getirmiş, kime vermiş? Kendisine yandaş bir şirkete vermiş. Yani bu kadar devletin içinde korkunç derecede ekonomik güç kullanan bir devlet şirketi denetime tabii değil, Tayyip Bey ne derse o olur; şunu şuraya ver, buraya ver, bunu buraya ver, buraya verin. Böyle bir devlet anlayışı olmaz. Bu ancak diktatörlük rejimlerinde olan bir harcama sistemi ve dolayısıyla yani burada artık vatandaş “Ben vergi veriyorum. Bu vergi doğru kullanılıyor.” Bu, tamamen beyhude bir düşünce tarzı. Ayrıca devletin en kıymetli varlıkları getirip -hatta yakında belki camilerini, belki… Okulları zaten yapıyorlar- TOKİ tarafından o büyük alanları alacak, istediği gibi kullanacak. Biz diyoruz ki: Devletin bu kadar faaliyetlerini kullanan bir özel şirketin hiç olmazsa hiç birisinin denetim dışında kalması mümkün olmaması lazım. Aksi takdirde devlet diye bir devlet olmaz. Arkadaşlar, zaten bu kanunla getirilen sistemde devlet denetimi dışında kalmıştır. Şimdi, kamu iktisadi teşebbüslerinin denetimi nasıl olacak? Yüksek Denetleme Kurulunu kaldırdık, Sayıştayın denetimine verdik. O denetim raporları nerede incelenecek? Bana göre burada yapılması gereken, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki KİT Komisyonunun gelen Sayıştay raporlarını incelemesi lazım. Sayıştay raporları… Artık KİT Komisyonunun bir anlamı kalmadı. Yani KİT ne yapıyordu? Yüksek Denetleme Kurulunun KİT’lerde yaptığı denetim nedeniyle gelen raporları o da inceliyordu. Şimdi KİT’lerin hiçbirisi artık Yüksek Denetleme Kurulu tarafından denetlenmiyor. Dolayısıyla, sayın milletvekilleri, ne olacak bunlar? Yani o kadar eksik, o kadar gerçek dışı bir kanun getirildi ki burada müzakeresiz… Maalesef AKP’li milletvekilleri her şeye “Hayır.” diyorlar.
Biraz önce bir madde kabul ettik. Sayıştay mahkeme olmadığı hâlde cumhuriyet savcısı soruşturma yetkisini verdik. Düşünebiliyor musunuz, bir Sayıştay meslek mensubu eğer şahsi bir suç işlerse o Sayıştay meslek mensubunun şahsi suçunu soruşturma yetkisini Sayıştaya verdik. Bunu neye göre veriyorsunuz? İşte sizin içinizdeki hukukçular çıksın, söylesin. Sayıştay mahkeme mi? Değil. Yüksek mahkeme de değil. Dolayısıyla öyle bir kanun getirildi ki… Maalesef, burada, işte -Sayıştay- nasılsa biz bunlara çok lâyüsel yetkiler verdik, bu lâyüsel yetkileri verdiğimiz için yani istediğimiz gibi yönlendirebileceğimiz bir kurum hâline getirdik anlayışıyla hareket edildi. Ama değerli milletvekilleri, Sayıştayın bu şekilde görev yapması mümkün değil.
Şimdi, düşünebiliyor musunuz, Sayıştay üyesi bir suç işlediği zaman ta gidecek, Genel Kurulunda üçte 2 çoğunlukla bir karar alacak ki gelsin gitsin, yargıda yargılansın. Bu, Türkiye’de hangi kurumda olan imtiyaz? Ama maalesef biz bunları söyledik, para etmedi. Ama tabii size ne söylesek de boş.
Geçen gün, işte bu WikiLeaks belgeleri açıklandı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Genç, konuşmanızı tamamlayınız efendim.
KAMER GENÇ (Devamla)Şimdi, Tayyip Bey… Bakın, pazarı pazartesiye bağlayan gece bunlar açıklandı. Tayyip Bey pazartesi günü büyük ödülü almak için çok demokrasi kahramanı kadayıfa, şey Kaddafi’ye gitti… Kadayıf değilmiş de… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
HASAN KARA (Kilis)Ne konuştuğunu bilmiyorsun, otur yerine!
KAMER GENÇ (Devamla)Neyse, Kaddafi buna o büyük ödülü verdi. Şimdi ona sordular: “Bu WikiLeaks, bunlar nedir? Burada senin hani İsviçre bankalarında paran mı var?” dedi. “Ya, vallahi hele bir bakayım.” dedi, “Eteklerindeki taşları döksünler.” dedi. Sonra Ahmet Davutoğlu’nu Amerika’ya gönderdi. Ahmet Davutoğlu gitti, orada birtakım işleri hallettikten sonra… Tayyip Bey ondan sonra geldi, burada kral kesildi. “Vay efendim, bunları söyleyenler de alçaktır, yayanlar da alçaktır.” dedi. Ben bunları konuşuyorum. Eğer bu “laf yayan” anlamına geliyorsa o küfrü kendisine iade ediyorum. Onu da söyleyeyim yani.
MUHYETTİN AKSAK (Erzurum)Ağırına mı gitti? Niye gocunuyorsun? Demek ki işin içinde sen de varsın!
KAMER GENÇ (Devamla)Onun için, yani insanlar devletin hangi kademesinde olursa olsun ne konuşacağını iyi bilmelidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
KAMER GENÇ (Devamla)Türkiye bu belgelerden dolayı çok büyük bir ayıp altındadır, bu ayıbı temizlemesi lazım. Burada böyle bağırmakla, çağırmakla olmaz.(CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
28 konuşma daha · 3 Aralık 2010