Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)
Tunceli Milletvekili ·
Genel Kurul, 30. Birleşim · 5. yasama yılı · 10 Aralık 2010 · 673 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kamer Genç, 10 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNU HAKKINDA (S.S.574)); konuşma 673 kelime.
Kamer Genç (Tunceli). “Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2010-12-10-hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kanunu-hakkinda-s-s-574 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 574 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 17’nci maddesiyle ilgili olarak verdiğimiz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum ve hepinize saygılar sunuyorum.
Değerli milletvekilleri, eğer bir memlekette, parlamentosunda anayasa diye bir kurum yoksa, anayasa işlemiyorsa, anayasa ihlal ediliyorsa kanunlar niye yapılır? Bunu öğrenmek istiyorum.
Şimdi, bir Tayyip Erdoğan var, çıkıyor diyor: “Biz imam hatipliydik, bizi dışladılar, bizi aşağıladılar, bize cenaze yıkayıcısı dediler.” Yahu, Tayyip Bey kim sana söyledi bunları? Şimdi gelmişsin Başbakan olmuşsun, Başbakanlık yap. Devletin bütün kadrolarına imam hatipli doldurdun.
Değerli arkadaşlarım bakın, bir Anayasa’mız var, Anayasa ne diyor? “Devletin dili Türkçedir.” diyor. Şimdi, arkadaşlarımız burada gelip başka bir dille konuşmak istiyorlar. Ben…
SIRRI SAKIK (Muş)Niye rahatsız oluyorsun?
KAMER GENÇ (Devamla)Bir dakika, bir dinle, ben rahatsızım çünkü. Neden? Şimdi, arkadaşlar, burada biz Anayasa üzerine yemin ettik. Eğer yabancı bir dille yahut da bildiğiniz bir dille şey ederseniz, ben de o bölgenin insanıyım ama ben Kürtçe anlamıyorum. Benim ana dilim Dersim bölgesinde konuşulan dildir. Ben senin konuştuğun dili anlamıyorum. O zaman başvurursun Meclis Başkanına, Meclis Başkanı da… Herkese o cihazları da dağıtırsın, kulaklık takarsın, orada resmen tercüme yaptırırsın, burada konuşursun. Ben ne bileyim sen burada çıkıp da bana küfretmedin? Böyle bir şey olur mu arkadaşlar?
SIRRI SAKIK (Muş)Bravo, vallahi bravo!
KAMER GENÇ (Devamla)Peki, bu Hükûmet niye oturuyor burada, bu Hükûmet, arkadaşlar, bu Hükûmet? Bakın yedi sene ben bu kürsüde Başkan Vekilliği yaptım, Türkiye Cumhuriyeti devletinin birliğine ve bütünlüğüne yönelik her harekete karşı çıkıyordum. Bu Hükûmet neyi savunuyor burada arkadaşlar? Niye oturuyor burada? Bu devletin kurumlarını savunmak bu Hükûmetin görevi değil mi? Ey iktidar grubu, sizin göreviniz değil mi? Burada bu devlete ve bu millete vaki birtakım saldırılar olduğu zaman kim koruyacak? Yunanlılar mı koruyacak?
Şimdi, burada biraz önce arkadaşımız diyor ki: “Kürtlere hakaret ediliyor, bilmem, söylendiği zaman Kürtlere kızıyorsunuz.” Arkadaşlar, bu salonda “Türk” kelimesinden fazla “Kürt” kelimesi konuşuluyor. Yahu, insaf be kardeşlerim! Yahu, bu memlekette hep değişik ırkta insanlar var, inançta insanlar var. Niye böyle istismarcılık yapıyoruz?
Arkadaşlar, bu devlet bizim. Bu devlette birliği bütünlüğü savunacağız. Bu devlette birlik ve bütünlüğü meşru zeminlerde savunacağız. Dolayısıyla burada mücadele yapılır, Anayasa’yı değiştirirsiniz, kanunları değiştirirsiniz, burada gelip ondan sonra o Anayasa üzerinde yemin edersiniz, burada böyle görev yaparız. Ben şahsen rahatsızım bu gibi şeylerden. Biz buraya niçin geldik? Bir yeminle başladık, o yeminin gereğini yerine getirelim arkadaşlar.
Tabii yani Türkiye’de iktidar da yok.
Bakın Hüseyin Çelik ne diyor? Diyor ki Sayın Genel Başkanımıza: “Kılıçdaroğlu, Türk, Kürt, Alevi, Sünni, doğulu, batılı olmasının kendileri için fark etmeyeceğini söyledi. Ama sayın Kılıçdaroğlu, kendisine karşı bile dürüst değil. Kendisi Dersimli, Alevi-Kürt olduğu hâlde kendisini Türkmen kabul ediyor.”
Yahu, Hüseyin Çelik, bu sana mı kaldı, kimin Kürt, kimin Alevi, kimin bilmem Türkmen olduğu sana mı kaldı? Hüseyin Çelik’in milletvekili olduğunu ben biliyorum, ne zaman geldiğini, hangi tarikatın kadrosundan Doğru Yol Partisinden milletvekili olduğunu biliyorum. Böyle bir şey olur mu?
Yani şimdi Tayyip Erdoğan çıkıyor diyor ki: “Önemli olan boy değil soydur.” Ben de soruyorum: Tayyip Erdoğan, senin soyun nedir? Hele bir söyle bakalım, soyun neyse söyle yahu, madem başkalarının soyunu öğrenmek istiyorsun.
Yahu, bunlar çok ilkel düşünceler. Önemli olan insanın insan olmasıdır. Birisi bilmem Avrupa’da doğar, birisi Çin’de doğar. Bu önemli değil ki insan insandır. Bizim temel vasfımız insan olmak. İnsanın inancı önemli değil, insanın ırkı önemli değil. O insanın özünde var olan dürüstlük önemlidir, kişilik önemlidir. Yoksa bu insanlara senin, efendim, ırkın bu... Adam senin ırkından olur, hırsız olur, namussuz olur ama öte taraftan başka ırktan olur, dürüst olur, vatansever olur, yasalara, hukuka saygılı bir insan olur.
Onun için, değerli arkadaşlar, milletvekilleri; hele partinizin başında olan bu insanlara söyleyin, böyle ilkel şeylerle uğraşmasınlar, bu memlekete fayda getirmez. Şurada oturan şu bakanlarınıza bu devlete sahip olmasını öğretsinler. Buraya soğan başı olarak gelmiyorlar, buraya Türkiye Cumhuriyeti devletinin Hükûmetinin kurallarını müdafaa etmek için geliyorlar. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, kanun getirmişsiniz. Bu kanunda, şimdi, müfettişin hâkim hakkında soruşturma yapabilmesi için Adalet Bakanından izin alması lazım. E, Adalet Bakanı kendi yandaşından olan bir hâkim hakkında soruşturma izni vermedi. Ee, ne olacak? Soruşturma yapamayacak. Dolayısıyla nedir bu kanun?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
112 konuşma daha · 10 Aralık 2010