Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)
Tunceli Milletvekili ·
Genel Kurul, 30. Birleşim · 5. yasama yılı · 10 Aralık 2010 · 585 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kamer Genç, 10 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNU HAKKINDA (S.S.574)); konuşma 585 kelime.
Kamer Genç (Tunceli). “Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2010-12-10-hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kanunu-hakkinda-s-s-574-2 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 574 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 20’nci maddesinde verdiğimiz önergeyle ilgili söz aldım. Hepinize saygılar sunuyorum.
Sayın milletvekilleri, biliyorsunuz bu Anayasa değişikliği yapılmadan önce Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 7 üyesinden 5’i yüksek yargıdan gelmişti; 3’ü Yargıtaydan, 2’si Danıştaydan gelmişti. Bunun da bir mantığı vardı. Şimdi, Danıştay ve Yargıtay en yüksek mahkemeler, alt mahkemelerde verilen kararları inceleyen, orada her hâkimle ilgili verdikleri kararla da o hâkimler hakikaten yargı görevini hakkıyla yapıyorlar mı, yapmıyorlar mı, yeterli bilgiye, deneyime sahipler mi diye bir de not veriyorlardı. Bunların tayin ve nakillerinde, o kişilerin Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyesi olmasından daha mantıklı bir şey olamazdı ama Tayyip Bey her vesileyle dedi ki: “Efendim, yargıda kast sistemi var. Yargıda bir azınlığın tahakkümü var.”
Bununla kastettiği şuydu: O 7 kişilik Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerinden 1 tanesi Alevi idi. O “kast” dediğiyle de işte Alevi kastını kastediyordu. “Burada azınlığın tahakkümü var.” deyince, o vatandaşın Alevi olması da onun kafasına göre bir azınlık tahakkümü idi.
Şimdi, değerli milletvekilleri, Danıştaydan gelen bir kişi olarak bu Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun işleyişini yakından, iyi bilen birisiydim. Geçmişteki birçok Adalet Bakanı oradaki o hâkim ve savcıların bir kısmını getiriyorlardı, yediriyorlardı, içiriyorlardı, Kıbrıs’ta toplantı yapıyorlardı, Antalya’da toplantı yapıyorlardı ve beraber anlaşıyorlardı ama bu AKP İktidarı gelince “İlle benim dediğim olacak.” dediler. Ondan sonra, maalesef, bugün Adalet Bakanlığı makamında oturan kişi veya zat, yargıyı, Türk yargı sistemini yok eden, tahakküm kuran, hâkim bağımsızlığını yok eden, gece sabah beşte Erzurum’a, özel yetkili mahkemeye telefon açarak Erzurum Cumhuriyet Başsavcısını usulsüz olarak, yasalara aykırı olarak orada yargılatıp aylarca içeride tutan bir düşünce ve bir anlayışa sahip bir kişi.
Ayrıca, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda, olabilir, geçmişte bir adalet bakanı oradaki bir başkan vekiline telefon ediyor. “Ya, şunu şuraya at.” diyebilir belki. Tabii, eski Adalet Bakanının telefonu dinlendiği için Tayyip Erdoğan “Artık, dedelerin hâkim atamasını engelledik.” diyor. Ben de buradan söyledim: “Tamam, dedeleri engellediniz ama imamlara bu yetkiyi verdin.” Hayır, “imam” meselesi, “dede” meselesi değil. Bakın, devletin Başbakanlık makamında oturan zatın insanlara bakış açısı ne kadar ayrımcı ne kadar bölücü ne kadar insanlar arasında hisse dayalı, hak ve hukuk ilkelerini bir tarafa iten… Ancak kendisinin o diktatör tavırları karşısında cephe almayan, ona direnmeyen insanlar, ancak onun için belli makamlardan insanlar yaşayabilir yoksa onun dışındakiler yaşayamaz.
Şimdi, çıkmış bugün de diyor ki Sayın Genel Başkanımıza: “Sen gidip başkasından oy istedin. E, sen gidip de oyunu kullanmadın.” diyor. Yani hem kör hem kel hem fodul. Soruyorum: Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçim kütüğünden ismini silen başka bir politikacı var mı? AKP tabii, şeytani düşüncelere sahip. Ne etti? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
AHMET YENİ (Samsun)Şeytani düşünceye sen sahipsin!
KAMER GENÇ (Devamla)İstanbul’da Sayın Genel Başkanımız o zaman belediye başkan adayıydı, seçmen kütüğünü oraya götürmüştü. Arkasından, gittiler, onu fark ettirmeden o seçim kütüğünü araştırdılar, “Orada ikamet etmiyor.” diye terkin ettiler.
AHMET YENİ (Samsun)Başka işleri yok…
KAMER GENÇ (Devamla)Ondan sonra da seçim de gelince tabii ki oy kullanamadı. Hem kendileri art niyetli ve oyun içinde oyun oynuyorlar hem de kendileri çıkıp “Sen seçimde oy kullanmadın.” diyor. Yahu, Tayyip Bey, vallahi, senin karakterinle nasıl mücadele edeceğiz bilmiyorum. Çünkü konuşmanla, görüntünle içindeki olaylar bambaşka mesele. Şimdi, İsrail’le bir arasını bozdu, güya bozulmuş gibi gösterdi, sonra WikiLeaks belgeleri çıkınca hemen bir bahane yaratarak Türk hava uçaklarını İsrail’deki depreme gönderdi ve hemen diyalog kurdu. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Arkasından Ahmet Davutoğlu’nu gönderdi Amerika’ya, onlarla diyalog kurdu, ondan sonra da bu diyaloglardan sonra da çıktı yiğitlenmeye başladı. Yahu, şimdi bakın, diyor ki…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
112 konuşma daha · 10 Aralık 2010