Genel Kurul konuşması
Ordu Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 111. Birleşim · 2. yasama yılı · 7 Temmuz 2004 · 667 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kazım Türkmen (CHP), 7 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 667 kelime.
Kazım Türkmen (CHP, Ordu). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 7 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kazim-turkmen-22-2004-07-07-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
KÂZIM TÜRKMEN (Ordu)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; belediyelerin faaliyet raporu üzerinde, bir önceki maddede söz aldığım zaman, bu yasa tasarısının bir reform yasası değil, tam tersine, yerel yönetimlere yetki veriyoruz diye bir kandırmaca yasası olduğunu burada söylemiştim; çünkü, yerel yönetimlere özerklik verilmesi adı altında, son günlerde gelen yasalarla, yetkiler, tekrar, merkezî hükümette toplanıyor.
Sayın milletvekilleri, bu tasarının 57 nci maddesinde "hizmetlerin çok ciddî biçimde aksaması halinde" deniliyor. Biz, burada kanun yapıyoruz; çok ciddî biçimde aksaması hangi manayı ifade ediyor? Kime göre ifade ediyor? Hangi bölgeye göre ifade ediyor? Bugün, Bodrum'daki bir hizmetin çok ciddî biçimde aksaması ile Kars'taki bir hizmetin çok ciddî biçimde aksaması arasında o kadar çok fark var ki! Bu "çok ciddî" ibaresi, böyle bir kanun tasarısında yer aldığı zaman, bu kanun tasarısının çok ciddiyetsiz olduğu zaten ortaya çıkıyor. Kaldı ki, Sayın Bakan, bu tasarının Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmeleri esnasında baştan sona kadar olayın içerisinde bulundu. Geçmiş dönemlerde bu Parlamentoda birçok görev üstlendi ve bu konuda çok tecrübeli olduğuna da inanıyorum; ama, ben, bu tasarıyı, bu kadar tecrübeli bir bakanın içine sindirebildiğine inanmak istemiyorum; çünkü, burada, yerel yönetimlerin tüm özerkliğine gölge düşürülmüştür.
Bu yasalar görüşülürken, zaten, bizim asıl birimimiz olan, ara birimimiz olan, mahallî idarelerin mihenk taşı olan muhtarlıklar yok sayıldı. Şimdi, bir mahalle muhtarının, sivil bir toplum örgütünün, bir başka örgütün, hizmetlerin aksadığını gördüğü zaman hiçbir yetkisi yok. Peki, bu yetki kimin; sadece, o ilde görev yapan sayın valinin. Eğer, kendisine göre hizmetlerin aksadığına inanıyorsa, mahkeme yoluyla bir tespit yaptıracak.
Burada en önemlisi "insanların sağlığı ve esenliği" deniliyor. Şimdi, bu durumda, bu tasarı yasalaştıktan sonra -sayın valim, size- valilere bir görev düşüyor; Türkiye'deki bütün sağlık müdürlüklerini göreve çağırınız, insanların çöp konusunda hangi durumda olduğunu tespit ettiriniz. Ben, o ilde yaşayan insanların sağlık durumunun çöpten dolayı zarar görmediği konusunda bir tek hekimin rapor vereceğine inanmıyorum. Geçmişte böyle bir sorunun olması belediyelerin kendi kabahati midir; değildir.
Sevgili milletvekilleri, zaten, şu anda, belediye başkanlarının büyük bir bölümü "bizim yetkimiz ne olacak" sorusunu sormuyor, "bizim gelirlerimiz acaba ne kadar artacak" sorusunu soruyor. Ne yazık ki, şimdi, biz, belediye gelirlerinin ne olacağını bilmeden, burada, belediyelerin yetkilerini tartışıyoruz. Gelecek olan o yetkilerle, yeni yasalarla, belediyeler, bu hizmetleri yapacak mı yapmayacak mı, bu hiç önemli değil...
Şimdi, burada, diyoruz ki "bir belediye, insanların doğumundan ölümüne kadar her türlü hizmetini gören gerçek kuruluşlardır." "Ölümüne kadar" sözü son derece yanlıştır. Doğumla başlıyor; ama, ölümle bitmiyor. O hizmet ebediyen devam ediyor; çünkü, mezarlığı yapmak, ona bakmak da belediyelerin görevi. Böylesine geniş bir alanı kapsayan, son derece önemli bir görevde, o kentte yaşayan hiç kimsenin, kuruluşların, mahalledeki insanların, hatta belediye meclislerinin, belediyenin denetimiyle ilgili hiçbir yetkisi olmayacak; ama, sayın valilerin bu konuda olağanüstü yetkileri olacak!.. Yani, 1930 yılında çıkarılan 1580 sayılı Yasada vesayet usulünü çok tartıştık; ama, bundan sonra, burada, valiler, belediyenin başında Demokles'in kılıcı gibi durarak, istediği an, istediği belediye başkanı hakkında istediği kararı aldırabilir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
KÂZIM TÜRKMEN (Devamla)Biraz sonra Sayın Bakan diyecek ki, ben, böyle bir işlemi bugüne kadar yapmadım ve yaptırmam da. Sayın Bakan, siz bunu yaptırmayabilirsiniz, belki sizin tecrübeniz daha farklı; fakat, siz, burada ilelebet bakan olarak kalacak değilsiniz; ama, buradan çıkan yasanın asgarî en az yüz yıl devam edeceğini düşünmek zorundayız.
Şimdi, böyle bir yasayla belediyelerimiz özerkliğe kavuşturulur demiş olmak hiç mümkün değildir, son derece yanlıştır. Böyle bir maddenin buraya geliş biçimini, özellikle İktidar Partisindeki belediye başkanlığı yapan arkadaşlarımızın içine sindirmemesi gereken bir olayla şu anda karşı karşıyayız. Böyle bir belediye başkanı, gerçek manada o kentte hizmet yapamaz; halk tarafından seçilmiştir; ama, görevden alınması sayın valilerin iki dudağının arasında kalmıştır. Dolayısıyla, bu yasanın denetim biçimi son derece yanlış ve halktan kopuktur. Bu yasanın çok uzun süre devam etmeyeceğini ben buradan söyledim. Sayın milletvekilleri, hep beraber göreceğiz; çünkü, burada öylesine bir kanun maddesi getirildi ki, birbirine 5 kilometre mesafede olan belediyeler birleştirilecek. Özellikle, İktidar Partisine mensup milletvekili arkadaşlarıma seslenmek istiyorum; doğru veya yanlıştır; bu Parlamentoda yıllar önce bir Konya Milletvekili arkadaşımız, belediyeler ruhsat verirken, mutlaka ve mutlaka jeolojik raporların da yanına eklenmesi gerektiğini söyledi, bu Meclis reddetti; ancak...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
60 konuşma daha · 7 Temmuz 2004