İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 71. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Çalışanların tasarruflarını teşvik hesabının tasfiyesi ve bu hesaptan yapılacak ödemelere dair

Kemal Kılıçdaroğlu

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 71. Birleşim · 1. yasama yılı · 24 Nisan 2003 · 782 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 24 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞANLARIN TASARRUFLARINI TEŞVİK HESABININ TASFİYESİ VE BU HESAPTAN YAPILACAK ÖDEMELERE DAİR); konuşma 782 kelime.

Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “Çalışanların tasarruflarını teşvik hesabının tasfiyesi ve bu hesaptan yapılacak ödemelere dair”. TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim tutanağı, 24 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2003-04-24-calisanlarin-tasarruflarini-tesvik-hesabinin-tasfiyesi-ve-bu-hesaptan (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun enteresan bir kanun; çalışanların tasarruflarının teşvikine dair kanun bu ve bu kanunu bugün yürürlükten kaldırıyoruz, zorunlu olarak çalışanlardan aldığımız paraların da tasfiyesiyle ilgili bir tasarıyı görüşüyoruz.

Değerli milletvekilleri, yasanın çıkış tarzı başlangıçta da yanlıştı; 1980'lerde bu yasa Parlamentoya getirilirken, çalışanların elinden zorla para alınarak "biz, sizin adınıza tasarruf yapacağız, siz tasarruf yapmasını bilmiyorsunuz" mantığıyla yola çıkıldı ve toplanan paralar, maalesef, çalışanların hak ettikleri oranda, hak ettikleri miktarda değerlendirilmedi ve onların çalışmaları, onların çalışma sonucunda elde ettikleri gelirler, maalesef, yine, büyük ölçüde çarçur edildi.

Siyaset kurumunun, aslında, bir güven kurumu olması gerekir. Bakınız değerli milletvekilleri, çeşitli kuruluşların yaptığı kamuoyu yoklamalarında, en güvenilen kurumlar hangileri diye sorulduğunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi bu kurumların sonunda yer alıyor maalesef. Neden sonunda yer alıyor; eğer, siz, geçmişte, tasarruf bonosu uygulaması yapıp çalışanları aldatmışsanız, MEYAK uygulaması getirip çalışanları aldatmışsanız, çalışanların tasarrufa teşvik zorunluluğu adı altında prim alıp ve bunları da, yine, kötü kullanmışsanız ve sonuçta da, o insanlar siyaset kurumuna güvenmezler.

Bu tasfiye yasası, aslında son derece güzel bir yasa; bir an önce, bu ayıbı, Türkiye'nin gündeminden çıkarması için oldukça olumlu bir yasa. Burada, Sayın Oğuz Oyan Hocamızın getirdiği eleştiri, bu tasarının getirilmesi yönünde değildi, getirilen eleştiri şuydu: "Siz, Tasarrufa Teşvik Fonuna zorla para kestirdiğiniz insanların haklarını teslim etmediniz, bu yasayla da teslim etmiyorsunuz." Bu eleştiri yanlış değil. Bu eleştiriyle ilgili olarak, ben, Sayın Bakanıma bir soru sordum; ama, Sayın Bakanım yanıtını vermedi; o soruyu 6 ncı madde görüşülürken, 5 dakikalık bir süre içerisinde, yine söz alıp Sayın Bakana soracağım.

Şimdi, bakın, Ankara Ticaret Odasının yaptığı bir çalışma var. Deniliyor ki, 1988 yılından başlayarak, alt derecedeki bir memurdan kestiğimiz paraları, bugün, kişi emekli olduğunda, ocak sonunda nema ve anapara olarak 8 024 100 000 lira alacaktı; eğer, bu para dolara yatırılsaydı, bu memur, emekli olduğunda, 11,3 milyar lira para eline geçecekti; eğer, altına yatırılsaydı 11 400 000 000 lira para alacaktı; eğer, biz, bunu, hazine bonosuna yatırmış olsaydık, bu memur, 83 997 000 000 lira para alacaktı bu Tasarrufu Teşvik Fonundan.

Peki, bu tasarıyla biz ne getiriyoruz; bu tasarıyla -maalesef, geçmişte yapılan hatalı değerlendirmeleri biraz da fırsat bilerek, emekli olacakların hakkını hadi teslim ediyoruz kısmen diyelim, ama, düşük oranlarda- 2006'ya kadar bir ödeme takvimi getiriyoruz ve TÜFE + yıllık 5 puanlık bir uygulama getiriyoruz; bununla da, geçmiş yıllarda kişinin elinden zorla alınan paraların hakkını verdiğimizi söylüyoruz; yanlışlık işin burasında. Sayın Oğuz Oyan Hocamızın eleştirisinin temelinde bu yatıyor.

İzninizle, biraz da hükümeti eleştirmek istiyorum. Bu tasarının getirilmesinin Adalet ve Kalkınma Partisine nasip olduğu söyleniyor. Değerli milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi, bu düzenlemeyi yapmak zorundaydı; çünkü, Anayasa Mahkemesi iptal etmişti. Bu tasarı gelmediği takdirde, kişiler, çalışıp, doğrudan doğruya bütün paraları sizden isteme hakkına sahiptiler. Kişilere bu imkânı vermemek için bir ödeme takvimi getirildi, getirilmesi de normaldir. Bakın, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunu da söylüyoruz; çünkü, hiçbir siyasal iktidar, bugünkü ortamda 14 katrilyon liralık bir parayı nakit olarak ödeyemez, bu da bir başka gerçek; ama, bizim üzerinde durduğumuz nokta şuydu: Bu parayı mademki vereceğiz, taksitlendirmeye bağlayacağız, geçmişte insanların elinden alınan hakları kısmen de olsa verelim.

Şimdi, bakın, değerli milletvekilleri, 16 Aralık 2002'de Sayın Ali Coşkun bir açıklama yapıyor ve diyor ki: "Biz, Tasarrufu Teşvik Hesabında biriken paraların ¼'ünü, yani, 3 katrilyon lirayı ödeyeceğiz." Peki, Sayın Bakan, sadece, Bakanlık sıfatını mı taşıyor; hayır, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı. 18 Aralıkta, böyle bir ödemenin söz konusu olmadığına dair Sayın Ali Babacan yazılı bir açıklama yapıyor. Aynı hükümetten iki ayrı bakan farklı şeyler söylüyor. Sonra, Sayın Coşkun bir açıklama daha yapıyor "28 Aralık bir milat olacak, 28 Aralığa kadar bizim bu sorunu çözmemiz lazım ve belli bir miktardaki parayı ödememiz gerekir" diyor. Yine bir haber yok. Sonra, 8 Ocakta Hazine tarafından bir tasarı hazırlanıyor; tam gönderilmeye hazırken tasarı geri çekiliyor ve "biz, bunu, sosyal taraflarla görüşelim" deniliyor -makul ve güzel bir öneri- 8 Ocakta tasarı geri çekiliyor. Daha sonra, Sayın Abdüllatif Şener "bizim, bu konu üzerinde biraz daha çalışmamız gerekiyor" diye bir açıklama yapıyor.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, kendinizi sade bir yurttaş yerine koyun. Kime inanacaksınız; aynı partiden, aynı hükümetten üç ayrı bakan, üç ayrı söylem! Bu, siyaset kurumunu yıpratıyor.

SALİH KAPUSUZ (Ankara)Bugüne gel, bugüne!..

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Sayın Kapusuz, bugüne geliyoruz... Bakın, siyaset kurumunu yüceltmek hepimizin görevi.

Bu eleştiriyi şunun için yapıyorum: Hükümetseniz tek şey söylersiniz; 5 Aralık dersiniz, 5 Aralık... 8 Ocak, 8 Ocak... 28 Ocak, 28 Ocak... Bizim söylemek istediğimiz temel nokta şu: Yapılan düzenleme, kişinin hakkının teslim edilmesi dışında doğrudur; çünkü, hak, tam anlamıyla teslim edilmemektedir. Bizim eleştirimizin temel noktasını da bu oluşturuyor. Yoksa, Partinizin değerli konuşmacısının ifade ettiği gibi, Sayın Oyan'ın eleştirileri siyasal değil, ekonomiktir. Sayın Oyan, ekonomik pencereden bakıyor ve o çerçevede olayın değerlendirilmesini istiyor.

Ben, hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

26 konuşma daha · 24 Nisan 2003

26 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook