Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda ve yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadrı ve usulü hakkında (s.s.226)
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 107. Birleşim · 2. yasama yılı · 21 Mayıs 2008 · 1.225 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 21 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖĞRETİM ELEMANLARININ KADROLARI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE GENEL KADRI VE USULÜ HAKKINDA (S.S.226)); konuşma 1.225 kelime.
Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda ve yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadrı ve usulü hakkında (s.s.226)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 21 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-23-2008-05-21-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-ve-yuksekogretim-kurumlari-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, elbette ki Türkiye için önemli bir yasa çıkarıyoruz. Ama aslında yasa çıkarmak, bir üniversite kurma sürecinin birinci ayağı ve en basit ayağı. Asıl önemli olan, yasa çıktıktan sonra üniversitenin üniversite olabilmesi için hem içinin doldurulması, aynı zamanda yapılarının yapılması lazım.
Sayın Bakan “Fidan dikilmeden büyümez.” diye bir söz kullandı. Doğrudur, fidan dikilmeden büyümez ama o fidanı dikmenin de bir yöntemi var, bir usulü var. Dikeceksiniz usulüne göre, ayrıca can suyunu vereceksiniz ki fidan büyüyebilsin ve sürekli bakabilesiniz.
Şimdi, üniversiteyi sadece yasa çıkarmakla hemen ertesi gün faaliyete geçecek bir kuruluş olarak da görmemek lazım. Umuyoruz ve diliyoruz, Sayın Bakan Millî Eğitim Bakanlığının ve üniversitelerin ödeneklerini daha da artırır. Gerçi Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulları biliyoruz, bütçenin olanaklarını da biliyoruz. Ama Sayın Bakan bugün toplanan vergilerin bir o kadarının da bu ülkede kaçırıldığını bilmeniz lazım. Eğer siz vergi kaybını önleyip onları millî eğitime katarsanız, ki bu konuda gerekirse özel yasalar çıkarırsanız, şuna kesinlikle emin olmanızı isterim, önce Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ona destek verecektir çünkü eğitime harcanan her kuruşun toplumun geleceği için önemli bir yatırım olduğunun da altını çizmek isterim.
Bir başka önemli gerçek: Türkiye Cumhuriyeti seksen sekiz yıldır yurt sorununu çözememiştir. Seksen sekiz yıldır çözülemeyen bir sorun aslında istenilirse altı ayda çözülebilir.
Sayın Bakan size bir öneri: TOKİ’yi lütfen devreye koyun ve öğrenci yurdu sorununu bu ülkede bir yıl içinde bitirin. Bir yıl içinde bitirin, biz de sizi alkışlayalım.
Tunceli’ye üniversite kuracaksınız, gayet güzel, üniversite kurun. Sayın Tunceli Milletvekilimiz Kamer Genç şu kürsüde, hiç unutmadıysam en az 20 kez öğrenci yurdu sorununu dile getirmiştir. Nasıl oluyor da altı yıllık iktidarınız döneminde küçük bir ilde çok kapasiteli olmayan küçük bir öğrenci yurdu sorununu dahi aşamamışsınız?
Bana hiçbir şey söyleyemezsiniz. “Millî eğitimde şunu yaptım, bunu yaptım.” Millî eğitimde zaten geriye gidemezsiniz. Bina olarak da geriye gidemezsiniz. Elbette, Türkiye Büyük Millet Meclisi kaynak ayırıyor elbette ki derslik sayısını artıracaksınız. Ama nasıl oluyor da bu ülkede öğrenci yurdu sorununu çözemiyorsunuz? O yurt sorununu çözdüğünüz zaman, şuna kesinlikle inanın, en azından ailelerin üzerinden önemli bir mali yükü de kaldırmış olacaksınız.
Bakın bir şey daha söyleyeyim: Sayın Bakan, kadrolardan söz ettiniz, kadro verildiğinden söz ettiniz. Doğrudur, Parlamentodan 1 kişilik kadro bile alsanız yasa çıkması lazım. Ama şunu yaptınız, Parlamentodan çıkan kadroları Bakanlık emrine tahsis ettiniz. “Maliye Bakanlığı izin vermeden kadroyu kullanamazsınız.” dediniz üniversitelere. Ne oldu? Üniversiteler o kadroları kullanmak için Danıştaya gidip karar almak zorunda kaldılar. Böyle bir anlayış olamaz. Bu anlayışın yıkılması lazım. Üniversitenin özerkliğine saygı gösteriyorsak, Parlamento kadro verdiyse o kadronun kullanımını da üniversitenin özerk yapısına terk etmemiz lazım.
Burada İnönü Üniversitesinden söz edildi. Yatak var, işlem bitmiş, bina bitmiş, hasta var dışarıda bekliyor ama hastayı kabul edecek hemşire yok. Sayın Bakanım söyler misiniz altı yıldır inşaatı bitmiş, yatırımı bitmiş, yatağı alınmış, yorganı alınmış, hasta dışarıda bekliyor, tedavi edecek doktor var ama hemşire yok. Niçin? “Efendim, o rektör gitmeden biz oraya hemşire kadrosu vermeyeceğiz.” Sayın Bakanım, o rektöre belki saygınız olmayabilir, rektörü desteklemeyebilirsiniz ama Malatyalı hastalara sizin saygı duymanız lazım, o insanları perişan etmemeniz lazım.
Tunceli’de üniversite kuruyoruz. Çok güzel, üniversite kuralım. Hiç kimse itiraz etmiyor zaten, yüce Parlamento oy birliğiyle bu üniversiteleri kuralım diyor. Birinci nokta şu: Üniversitenin yurt sorununu çözeceksiniz, üniversitenin lojman sorununu çözeceksiniz, üniversitenin kampüs sorununu çözeceksiniz. Sayın Bakan bu kürsüye geldi, şunu söyledi: “Bitlis’te Eren Holding gelecek yatırım yapacak -çok güzel- Ağrı’da Sayın İbrahim Çeçen gelecek yatırım yapacak.” Çok güzel. Bana söyler misiniz diğer illerdeki iş adamlarını nereden bulacağız, zengin iş adamı, yatırım yapacak? Yok.
OKTAY VURAL (İzmir)Bütün illeri bir iş adamına ipotekleyeceğiz!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Biz yapacağız biz.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Olmayınca nasıl olacak? Bütçeden ödenek ayıracaksınız. Eğer bütçeden sağlıklı ödenek ayırır, yeterli ödenek ayırır, bunları sadece “tabela üniversitesi” olmanın ötesine taşırsanız Sayın Bakanım önce şunu söyleyeyim: CHP Grubu olarak biz sizi alkışlarız ama bunu yapmazsanız bunun takipçisi olacağız; “Niçin yeteri kadar ödenek ayırmadınız, niçin binaları bitirmediniz?” diye doğal olarak biz size soracağız.
BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur)Biz yaparız, merak etmeyin.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Bakın, bir şey daha söyleyeyim değerli arkadaşlar. Üniversite kurmanın bir diğer temel normu daha vardır.
Ben geçen yasama döneminde Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliği yaptım. Devlet Planlama Teşkilatı bütçesi görüşülürken Sayın Planlama Müsteşarına şu soruyu sordum: Bu kadar üniversitelerimiz var, öğrenci alıyorsunuz, öğrenci mezun ediyorsunuz. Belli üniversitelerden mezunlar işsiz, sadece diploma alıyorlar, bunlar iş bulamıyorlar. Ben şu soruyu yönelttim: “Siz acaba Devlet Planlama Teşkilatı olarak, YÖK olarak ve Millî Eğitim Bakanlığı olarak Türkiye'nin gelişme stratejisine paralel bir eğitim politikası belirlediniz mi? Önümüzdeki otuz kırk yıl içinde hangi üniversiteden kaç mezuna ihtiyacımız var? Madem Devlet Planlama Teşkilatı var, madem planlama yapıyorsunuz, Türkiye'nin otuz kırk yıl sonra geleceğini, öncü sektörleri, bu sektörlerdeki istihdam edilecek elemanları ve onları yetiştirecek üniversiteleri, onların kontenjanlarını bu çerçevede belirliyor musunuz? Ne zaman yapılmış bu çalışma, Sayın Bakanım, biliyor musunuz? 1960 yılında bir kez yapılmış. Şimdi, Devlet Planlama Teşkilatı, bildiğim kadarıyla, Boğaziçi Üniversitesinin öncülüğüyle bu çalışmayı başlatmış durumda. Eğer bu çalışma sağlıklı bir zemine oturtulursa hem daha sağlıklı Türkiye'nin gelişmesi için öncü sektörleri belirleyeceğiz, üniversitelerimiz ona uygun eleman yetiştirecek, yetişen elemanlar da iş sahibi olacaklar, öğrenciler gidip oralarda çalışacaklar. Biz bunu yaptığımız zaman sadece Tunceli Üniversitesi değil, diğer üniversitelerden yetişen öğrencilerimiz de iyi bir zemine oturacak, bunlar üniversiteyi bitirdikleri zaman da Türkiye’de sağlıklı çalışma ortamlarına kavuşmuş olacaklardır.
Bir diğer önemli konu: Sayın Bakanım, yerel yönetimlerden söz ettiniz. Efendim, Şırnak’ın belediyesi içme suyunu yapamamış. Sayın Başbakanımız talimat vermiş, Devlet Su İşleri yapmış. Acaba, Sayın Başbakan o belediyenin kaynakları yetersizse, belediyenin kaynaklarını belediyeye verse de bütçeden belediyeye gerekirse ödenek verse de o belediye başkanı da içme suyunu yapsa ve siz de gidip yapıp yapmadığını denetleseniz daha uygun olmaz mı? Orası ayrı bir ülke mi? Ayrı bir devlet mi?
OSMAN ÖZÇELİK (Siirt)Karşılıksız kredi buluyoruz, Bakanlık engelliyor. Avrupa’dan kredi buluyoruz, Bakanlık engelliyor.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Siz eğer şunu yaparsanız, biz size saygı duyarız: Bugün yerel yönetimlerin temel sorunu kaynak yetersizliğidir. Altı yıldır iktidardasınız. Altı yılı bitirdiniz. Hani yerel yönetimler geliri? Hani yerel yönetimlerle ilgili yasa tasarısı Parlamentoya gelecekti?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Geliyor, geliyor.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Her seferinde, bir noktaya geliyor, geri çekiliyor. Geliyor, geri çekiliyor.
Bakın, değerli milletvekilleri, geçen hafta burada SSK affıyla, BAĞ-KUR affıyla ilgili bir yasa çıkardınız. Hiç acaba şu soruyu merak ettiniz mi: Türkiye'nin SSK’ya borç takan kuruluşları kimlerdir hiç merak ettiniz mi arkadaşlar?
OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale)Etmez miyiz, paylarını bile merak ediyoruz!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Ankara Büyükşehir Belediyesi, Adana Büyükşehir Belediyesi başta belediyeler olmak üzere, belediyelerin tamamı prim borçlarını ödemiyorlar. Bunlar keyiften mi ödemiyorlar? Diyor ki: Nasıl olsa bir af çıkacak, ben ödemeyeyim.
OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale)Burs veriyor burs!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Onu, ne yapıyor o parayı? Kendi beldesine yatırım yapmakta kullanıyor eğer hortumlanmıyorsa bir yerlere, bir yerlere gitmiyorsa bu yanlış para. Peki, bir belediye başkanı götürüp de primi keyfî olarak yatırmamazlık eder mi? Ucunda haciz bile var. Şu anda AKP’li belediyelere haciz uygulanmıyor onu biliyoruz.
OSMAN ÖZÇELİK (Siirt)DTP belediyelerinin hepsi hacizli!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Ama şunu da kabul ediyoruz… (AK Parti sıralarından gürültüler)
Haciz uygulanmıyor efendim, zaten ödenmiyor. Lütfen, gidin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından alın, kim, ne kadar prim borcu var.
Yani bu belediyeler keyfî olarak borç takmış değiller ama yerel yönetimlerin gelirleriyle ilgili yasayı ısrarla ama ısrarla Parlamentoya getirmiyorsunuz. Bunu getirin. Bunu getireceksiniz ki bu sistem yürüyebilsin, belediye başkanı Ankara’ya gelip birilerine yalvarmak zorunda kalmasın.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
94 konuşma daha · 21 Mayıs 2008