Bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hk (s.s.635)(özelleştirme hk.)
Genel Kurul, 117. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Temmuz 2004 · 872 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kemal Sağ (CHP), 16 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK (S.S.635)(ÖZELLEŞTİRME HK.)); konuşma 872 kelime.
Kemal Sağ (CHP, Adana). “Bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hk (s.s.635)(özelleştirme hk.)”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 16 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-sag-22-2004-07-16-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-degisiklik-yapilmasi-hk-s (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA KEMAL SAĞ (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 635 sıra sayılı, Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 7 nci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, önce, maddenin ilk bölümü üzerine görüşlerimi açıklamak istiyorum.
Bilindiği gibi, 6183 sayılı Yasa, elli yıldan bu yana, kamu alacaklarını düzenleyen temel bir yasadır. Bu yasanın 10 uncu maddesi, gerek kamu alacaklarının teminata bağlanması gerekse kamu ihalelerinde teminat olarak alınacak güvencelerin neler olduğunu sıralamıştır. Bugüne kadar sadece banka teminat mektupları teminat olarak kabul edilirken, yasadaki bu değişiklikle, üç farklı yenilik getirilmektedir.
Birincisi; bundan böyle, bankalar yanında özel finans kurumlarının verecekleri teminat mektupları da teminat olarak kabul edilecektir.
İkincisi; Hazine Müsteşarlığınca ihraç edilen devlet içborçlanma senetleri veya bu senetler yerine düzenlenen belgeler de, yine, güvence olarak kabul edilecektir. Böylece, daha önce farklı isimlerle yer alan tahvil, bono, hisse senedi gibi terimler içborçlanma senetleri olarak düzenlenirken, bunları temsilen verilen makbuzların da, yine, güvence olarak kullanılmasına imkân verilmektedir.
Üçüncüsü; bu senet veya belgeler, eğer nominal bedel içerisine faiz hesap edilerek piyasaya sürülmüşse, ihraç edilmişse, bunların anaparaya tekabül eden satış değerleri esas alınacaktır.
Yapılan bu değişiklikler, genel olarak katıldığımız yeniliklerdir. Gördüğünüz gibi, olumlu icraat yapınca takdir etmekten geri kalmıyoruz; ancak, olumsuz icraatlarınızı da tenkit etmek durumundayız sayın AKP'li dostlarım.
Burada, şunu söylemeden geçemeyeceğim. Bu maddeyle, özel finans kurumlarına bir imkân daha tanınmıştır. Daha doğrusu, özel finans kurumlarının bankalardan tek bir farkı kalmıştır; o da şudur: Bankalar, müşterilere sağladığı genel menfaatların tamamına genelde "faiz" adını verirken, özel finans kurumları, sağlanan bu menfaatların adına "kâr payı" demektedir; fakat, her ne hikmetse, bankaların faiz oranları ile özel finans kurumlarının kâr payları oranları hemen hemen aynıdır. Sayın AKP Hükümetinden benim istirhamım şudur: Gelin, bu isim aldatmacasına ya da sizin deyiminizle hilei şeriyeye son verelim, bunların hepsini bankaya çevirelim; insanları, sunî mal alışverişinden kurtaralım ve gerçeklerle buluşturalım.
Sayın milletvekilleri, şimdi de, maddenin ikinci bölümü üzerine tenkitlerimi veya görüşlerimi belirtmek istiyorum.
Getirilen bu hükmün özü şudur: İktisadî devlet teşekkülleri, KİT'ler ve bunlara bağlı kuruluşlar ile belediyeler, özel idareler ve bunlara bağlı kuruluşların devlete olan borçlarına karşılık, üzerinde herhangi bir kısıtlama olmayan taşınmazlarının, Maliye Bakanlığınca, bütçeyle ilgilendirilmeksizin satın alınmasıdır. Borca karşılık satın alınacak taşınmazların bedel takdiri de Kamu İhale Yasasında belirtilen komisyon tarafından yapılacaktır.
Tasarının 7 nci maddesiyle, öteden beri bütçe kanunlarında yer alan, kamu kurum ve kuruluşlarının, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamındaki devlete olan borçlarına karşılık olmak üzere belirlenecek değerler üzerinden taşınmazlarını devredebilmesine ilişkin hüküm, yine, 6183 sayılı Kanunda vardır; ancak, maddenin, bu düzenlemeye paralel olarak, anılan uygulamanın kamu kurumları dışındaki mükellefleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi yönündeki fıkrası, 6183 sayılı Kanunun temel kabulünü ortadan kaldırmaktadır. Bu kanuna göre, kamu idarelerine kanun kapsamında borcu olan mükelleflerin borçlarına karşılık olarak gösterecekleri taşınmazların ilgili maddeler çerçevesinde haczedilerek, ihale yoluyla rekabete açık bir şekilde satışa sunulması gerekmektedir. Bu şekilde satışa sunulan taşınmazlardan satılamayanlar için kanunda teferru hükmü vardır. Durum böyle olduğu halde, tasarıyla böyle bir düzenlemenin öngörülmüş olması kanımca 6183 sayılı Yasa uygulamasında sübjektif uygulamalar yaratacaktır.
Maddenin üçüncü fıkrasında ise çok ilginç bir hüküm var. Buna göre, yukarıda saydığım kamu kuruluşlarının yanı sıra, aynı hüküm, vergi borcu bulunduğu halde ödeme zorluğuna düştüğü vergi inceleme raporlarıyla tespit edilen vergi mükelleflerinin ve şirket ortaklarının taşınmazları için de uygulanacaktır.
Değerli milletvekilleri, önce hemen şunu hatırlatmalıyım. 6183 sayılı Kanunda teferru adıyla bu hüküm zaten vardı. Ancak, bunun birçok sakıncası çıktığı için uygulaması pek yapılmıyordu. Şimdi, ne oldu da bu hüküm birilerinin aklına düştü ya da düşürüldü?! Benim hatırladığım en son uygulama yirmi yıl kadar önce Adana'da Sayın Halis Toprak'a ait Taptaş Anonim Şirketinin fabrika ve arsalarını, Maliye Bakanlığının, vergi borcuna karşılık devralmasıydı. Daha sonra, bildiğiniz gibi, ünlü Toprak Holding doğdu. Yani, bir bakıma, biz, devlet eliyle Toprak Holdinge sermaye birikimini sağlamış olduk. O dönemde bu olayın yaşanmasına paralel olarak, binlerce Çukurovalı vatandaşımız, Adanalı, Kahramanmaraşlı, Osmaniyeli, Hataylı, Mersinli yurttaşlarımız mağdur oldu; birçoğu iflas etti, bazıları da, maalesef, onurlarına yediremeyip intihar etti.
Şimdi, acaba, yine, birilerinin borcuna karşılık işe yaramaz taşınmazlarını Maliye vasıtasıyla satın alıp borçlarını temizleyerek, piyasaya yeni müteşebbisler sürmeyi mi düşünüyoruz?!
Sayın milletvekilleri, bu maddenin bir başka tenakuzu da şudur: Biz, geçen hafta, bu Mecliste, Belediye Yasasını çıkarmadık mı arkadaşlar; çıkardık. Bu yasada, hazineye ait arsa ve arazilerin belediyelere devredilmesi için Maliye Bakanlığına yetki verdik mi; verdik. Şimdi, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! Bir taraftan hazine arsalarını belediyelere veriyor muyuz; evet. Peki, diğer taraftan, belediyenin vergi borcuna karşılık, belediye elindeki arsayı Maliye Bakanlığı olarak tekrar satın alıyor muyuz; alıyoruz. Peki, yine, Belediye Yasasına göre, Maliye Bakanlığı, kendi mülkiyetine geçen bu arsayı bir süre sonra yeniden belediyeye devretmek zorunda değil mi; evet.
Şimdi, bu iki kanun birlikte uygulanınca ne olacaktır; arsa, sonuçta, belediyenin olacak; ama, belediyenin Maliyeye olan vergi borcu yok olacak. Yanlışım varsa, lütfen, yetkililer bunun doğrusunu açıklasınlar.
Sayın AKP'li dostlarım, bu durumda, diyeceğiniz bir şey var mı?! Bu kanunları, sonuçlarını bilerek mi çıkarıyorsunuz, yoksa, birilerinin "hadi şunu da yapıverelim" demesiyle mi çıkarıyorsunuz?! Doğrusu, ben, bu konuda karar veremedim. İsterseniz, siz, bir kez daha düşünün.
Sözlerimi tamamlarken, üç hususu tekrar özetliyor, sizleri, yasaları değiştirirken, sebep ve sonuçları açısından düşünmeye davet ediyorum.
Birincisi; özel finans kuruluşlarını, artık banka olarak yeniden yapılandırıp, şu, faiz-kâr payı kandırmacasına son verelim. Herkes işin doğrusunu bilsin ve ona göre kararını versin.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
48 konuşma daha · 16 Temmuz 2004
