Bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hk (s.s.635)(özelleştirme hk.)
Ankara Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 117. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Temmuz 2004 · 745 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yakup Kepenek (CHP), 16 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK (S.S.635)(ÖZELLEŞTİRME HK.)); konuşma 745 kelime.
Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “Bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hk (s.s.635)(özelleştirme hk.)”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 16 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2004-07-16-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-degisiklik-yapilmasi-hk-s (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA YAKUP KEPENEK (Ankara)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; burada görüşmekte olduğumuz madde ve maddeler, Yükseköğretim Kanunuyla ilgilidir. O çerçevede, ben, genel olarak, üniversitelerin sorunları üzerinde bir konuşma yapacağım; bu fırsattan yararlanarak, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, üniversite olgusu, bir toplumun gelişmesinin, ilerlemesinin en önemli öğelerinden biridir. Bu kürsüden çok kez vurgulandığı gibi, üniversite, toplumun beyingücüdür ve beyingücü, toplumun gelişmesinde, ekonomik ve toplumsal gelişmesinde çok büyük bir etkiye sahiptir.
Değerli arkadaşlar, hükümetimiz, bu hükümet işbaşına gelmeden önce, yani, Kasım 2002 öncesinde devlet üniversitelerine her yıl 4 250 kişilik kadro veriliyordu. Geçen yıl hükümetimiz buraya, yani, devlet üniversitelerine, 53 devlet üniversitesine yalnızca 3 200 kadro verdi. Daha önceki 4 250 kişilik kadro araştırma görevlilerine yönelikken, geçen yıl verilen 3 200'ün içerisinde, öğretim görevlisi, uzman, idarî personel gibi kadrolar da vardı. Şunu demek istiyorum: Hükümetimiz, geçen yıl, üniversite fidanlığını, asistanlığı, yani, araştırma görevliliğini büyük ölçüde kadrosuz bıraktı. Bu yıl ise kısmî bir iyileştirme var değerli arkadaşlar. Bu kısmî iyileştirme şudur: Devlet üniversitelerinin toplam araştırma görevlisi sayısı 27 000'dir. Hükümetimiz, üniversitelere, araştırma görevlisi kadrolarında boşalma olursa, onların yerine yeni araştırma görevlilerinin alınabileceğini söylemektedir. Kuşkusuz, hiç yoktan iyidir, doğru bir yaklaşımdır; ancak, bu, üniversiteyi dondurmaktır, üniversitenin gelişmesine istediğimiz, beklediğimiz, umduğumuz etkiyi yapmaz. Neden yapmaz; çünkü, üniversiteler, durağan kurumlar değildir, sürekli gelişmeye açık olmak zorundadırlar, çok yönlü olarak gelişmek zorundadırlar. Birincisi, üniversitelerin öğrenci sayısını artırıyoruz. O zaman, asistan sayısını dondurmanın bir mantığı yoktur. O zaman, üniversitelere dönüp "öğrenci sayısını artırmayın" diyebilmemiz lazımdır, onu demiyoruz. İkincisi -biraz sonra değineceğim- Türkiye'nin araştırma-geliştirme gücünü artırması için, üniversitelerin bu fidanlığının, gençlerin buraya katılımının çok daha fazla olması gerekmektedir. Üniversite, ne kadar dinamik olursa, ne kadar çok kişiyi alırsa, o kadar hızla büyür, gelişir.
Size, bir acı gerçeği söyleyeyim; bugün, yurtdışında lisansüstü eğitim ve öğretimini başarıyla tamamlamış 3 000'in üzerinde gencimiz, öğretim üyesi adayı, salt kadrosuzluk yüzünden üniversite kapılarında bekletilmektedir ve aylarca bekletilmektedir.
Değerli arkadaşlar, işsizlik büyük sorundur; ama, yükseklisans ve doktora programlarını tamamlayan gençlerimizin, yurtlarına, buraya dönüp üniversitede çalışmak istemelerine rağmen, kadrosuzluk yüzünden dışarıda tutulmaları kabul edilebilir bir durum değildir. Bu, hepimiz için, toplum için büyük kayıptır.
Bu bağlamda bir şey daha söyleyeyim; her yıl öğretim elemanı yetiştirmek üzere, YÖK eliyle, yurtdışına 50, 60, 80 gencimiz gönderilir. Bu yıl da 54 genç sınavlarını başarıyla geçmişlerdir; ancak, bu gençlerimize hükümetimiz henüz kadro olanağı tanımamıştır.
Ek olarak bir şey daha söyleyeyim; bu acı bir gerçektir; ama, söylememde yarar var. Değerli arkadaşlar, bu yılın başında, hükümetimiz, üniversitelerin elindeki dönersermaye paralarına bir anlamda el koydu, onları bütçeye gelir kaydetti. Ben, bu konuyu burada birkaç kez dile getirdim. Hükümetimiz, kanımca, doğru bir tutumla, bu paraların verileceğini, iade edileceğini söyledi. Bu, kuşkusuz, doğru bir karardır. Yalnız, şu ana kadar bu 130 trilyona yakın araştırma parasından geriye verilebilen para -benim edindiğim bilgiye göre- 18,5 trilyondur; yani, yüzde 20'sinin, beşte 1'inin bile altındadır. Bu, doğru bir uygulama değildir. Bu, üniversitenin araştırma kaynaklarına bütçe gerekçeleriyle el koymaktır. Nedeni ne olursa olsun bunu yapmaya hakkımız yoktur diye düşünüyorum.
Bir başka şey daha var. Geçen yıl, yine olumlu bir tutumla analitik bütçe uygulaması başladı. Maliye Bakanlığı tarafından iade edilen bir üniversitemize "iade edilen parayla makine ve teçhizat alabilirsizin" deniliyor; ancak, o kalemdeki sınırlama 20 milyar dolayında kalıyor, bu üniversitemiz araştırma kaynağını, dönersermaye kaynağını kullanamıyor. Bu durum, daha büyük sorunları birlikte getiriyor.
Değerli arkadaşlar, bugün, Türkiye üniversitelerinin en önemli sorunlarından biri, devlet üniversitelerindeki çalışanların, öğretim elemanlarının, öğretim üyelerinin ve uzman, teknisyen personelin maaş ve ücretlerinin yetersizliğidir. Bu durum şu sonucu vermektedir: Devlet üniversiteleri sürekli kan kaybetmektedir; yani, öğretim elemanı kaybetmektedir. Üniversitelerin sürekli öğretim elmanı kaybetmesinin bu topluma maliyeti uzun dönemde çok yüksek olur.
Bakın, değerli arkadaşlar, hükümetimiz, dün kabul ettiğimiz bir yasayla, araştırma-geliştirme indirimi sağladı, bu çok olumlu bir tutumdur. Ar-ge harcamalarına vergi indirimi sağlandı, bu doğrudur, olumludur; ancak, bu olumlu tutumun ar-ge harcamalarının tamamlanması, doğru gitmesi, yararlı olması, iyi, doğru sonuç vermesi için, bu işin, beyingücü, nitelikli eleman, iyi araştırmacı ayağının da tamam olması gerekir. Üniversitelerin içinde bulunduğu kadro yetersizliği, üniversitelerin içinde bulunduğu maaş yetersizliği, üniversitelerin güçlü, sağlam, ileriye dönük, çalışkan, büyük araştırmacı yetiştirmesine engel olmaktadır. Sonuç budur. İyi niyet çabaları ve başka şeyler, üniversitelerin düzelmesine olanak vermemektedir. Bir noktanın altını çizmeme izin verin değerli milletvekilleri. İyi araştırmacı üniversitede yetişir, başarılı araştırmacı orada yetişir. Dolayısıyla, o fidanlığı, o araştırma merkezlerini güçlü tutmamız, bu toplumun geleceği açısından çok büyük bir önem taşımaktadır.
Değerli arkadaşlar, burada, bir noktanın daha altı çizilmelidir. Türkiye'de, araştırma-geliştirmenin gerek insangücü gerek parasal, harcamalar bakımından yoğunlaştığı yer, yükseköğretimdir. Bugün, Türkiye'deki ar-ge faaliyetlerinin yüzde 60'tan fazlası üniversitelerde yapılmaktadır. Son zamanlardaki gelişmeler...
Sayın Başkan, 5 dakika da kişisel hakkım olduğunu düşünüyorum.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
48 konuşma daha · 16 Temmuz 2004