Gelir idaresi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun (s.s.861)
Genel Kurul, 84. Birleşim · 3. yasama yılı · 14 Nisan 2005 · 1.476 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kemal Sağ (CHP), 14 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN (S.S.861)); konuşma 1.476 kelime.
Kemal Sağ (CHP, Adana). “Gelir idaresi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun (s.s.861)”. TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim tutanağı, 14 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-sag-22-2005-04-14-gelir-idaresi-baskanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-s-s-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA KEMAL SAĞ (Adana)Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; tam kürsüye geliyorum, çok enteresan bir şey oldu, bütün kâğıtlarım dağılıverdi. Sanki bu ilahî bir tesadüf gibi geldi bana; çünkü, Sayın Bakanım da bugün asırlık Maliye Bakanlığını hakikaten dağıtmak üzere; bu kâğıtlar onu sanki ilahî bir işaret gibi göstermiş oldu.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri)Sayın Defterdarım, bu size yakışmadı!..
HÜSEYİN TANRIVERDİ (Manisa)Kendinizi dağıtmış anlamına da gelir.
KEMAL SAĞ (Devamla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 861 sıra sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 23 üncü maddesi hakkında CHP Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum; ancak, maddeyle ilgili görüşlerime geçmeden önce, tasarının geneli hakkında birkaç söz söylemek istiyorum.
Bu tasarının genel gerekçesinde, dünyadaki vergi rekabetinin artışından söz edilerek yabancı sermayenin daha düşük vergi ortamlarına kaydığı ve başta AB olmak üzere uluslararası anlaşmaların vergilemede yeni normlar getirdiği, dolayısıyla, bu gelişmelerin, vergi sistemimizi dünya trendleriyle uyumlaştırma zorunluluğu doğurduğu ifade ediliyor.
Yine, tasarının genel gerekçesinde, değişikliğe neden olan ülkeiçi sebepler, daha doğru bir ifadeyle sorunlar, idarenin mevcut şekliyle incelenmesinin bir sonucu olarak, organizasyon yapısının içe dönük olduğu noktasında yoğunlaştırılmış; merkez-taşra ilişkisi ise, idarî bir bütünlük içerisinde olmadığı şeklinde değerlendirilmiştir.
Önerilen yapının gerekçeleri de, güçlü bir merkez-taşra teşkilatının oluşturulması, idarî anlamda taşranın doğrudan merkeze bağlı olması, yetki devrini esas alan ve mümkün olduğunca yatay bir organizasyonun ortaya konulması, bu amaçla, merkez ve taşradaki fonksiyonel birimlerin hiyerarşiye yol açmadan, doğrudan ve hızlı bir şekilde iletişiminin hedeflenmesi, merkezde yer alan birimlerin, strateji geliştirme, koordinasyon ve yönlendirme kapasitelerinde artış, taşra birimlerine de inisiyatif kullanma ve operasyonel esneklik imkânının sağlanması, merkez ve taşra birimleri görev tanımlarında mükerrerliğin önlenmesi ve özellikle taşrada ortak hizmetlerin birleştirilmesi yoluyla verimliliğin artırılması şeklinde sıralanmıştır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bakalım, öngörülen değişiklikler gerekçelere ve gerçeklere uygun düşüyor mu. Güçlü bir gelir idaresi sloganıyla yola çıkılan sürecin bu ilk aşamasında, Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin, bu kararnamedeki adıyla Gelirler Genel Müdürlüğünün görevlerini belirleyen 12 nci maddesindeki,
"a) Devlet gelirleri politikasını hazırlar ve uygular" hükmü tamamen kaldırılmış,
"b) Devlet gelirlerine ilişkin kanun ve tüzükleri ve bunlarla ilgili her türlü değişiklikleri hazırlar" hükmü "devlet gelirleri politikasıyla ilgili kanun ve kararname çalışmalarına katılmak" şeklinde değiştirilmiş,
"c) Devletin gelir bütçesini gerekçesiyle birlikte düzenler" hükmü tamamen kaldırılmış,
"e) Gelirlere tesiri olan her türlü kanun teklif ve tasarılarını inceleyip, bunlar hakkındaki düşünceleri bildirir ve tasarıların devlet gelirleri politikasına ve vergi tekniğine uygunluğunu sağlar" hükmü "gelirleri etkileyen her türlü kanun tasarı ve tekliflerini vergi tekniği ve uygulamaları açısından inceleyerek görüş bildirmek" şeklinde değiştirilmiş,
Son olarak da "Milletlerarası vergi ilişkilerini yürütür, ikili veya çok taraflı vergi anlaşmaları yapar" hükmü, "görev alanına giren konularda, uluslararası gelişmeleri izlemek ve Avrupa Birliği, uluslararası kuruluşlar ve diğer devletlerle işbirliği yapmak" şeklinde düzenlenmiştir.
Sayın milletvekilleri, burada bazı örneklerini verdiğimiz bu değişiklerle -yeni adıyla- Gelir İdaresi Başkanlığının gücünü artırdığının ileri sürülmesi, akıl ve izan sınırları içerisinde, mümkün değildir. Maliye Bakanlığının diğer birimlerinin mevzuatında ya da mevcut mevzuatla verilmiş görevlerinde bir değişiklik yapılmadığına göre, yeni adıyla Gelir İdaresi Başkanlığının, eski adıyla Gelirler Genel Müdürlüğüne kıyasla azaltılmış yetkilerini kim ya da kimler kullanacaktır?
Şimdi, gelelim, maddeyle ilgili görüşlerime.
Sayın Bakanım, sayın milletvekilleri; ikibuçuk yıldır şu Yüce Mecliste, onlarca kez konuşma yaptım. Hemen hemen tüm konuşmalarımda, konuların özüne değinmeye, boş laf konuşmamaya, can alıcı noktalarda sorular sorarak düşündürtmeye ve genellikle öneriler getirerek o konuda çözüm üretmeye çalıştım.
Bugün de, yetiştiğim, içinden geldiğim, gerçekten bir ocak olduğuna inandığım Maliye camiasının acı bir gerçeğini, size, bir kez daha hatırlatmak istiyor, bir kez daha düşünmenizi istirham ediyorum.
Sayın Bakanım, sizin çocuğunuza birisi haksızlık yapsa, beş defa sınav kazanarak hak ettiği bir görevi elinden alırsa ne yaparsınız?!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul)Benim çocuğuma her zaman haksızlık yapıldı.
KEMAL SAĞ (Devamla)O zaman, bu konuyu daha iyi anlarsınız, Sayın Bakanım.
Peki, Sayın Bakanım, siz, Maliye Bakanı değil misiniz?..
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul)Evet.
KEMAL SAĞ (Devamla)Siz, 110 000 kişilik bu büyük camianın aile reisi ve Bakanı değil misiniz?.. Siz, 43 000 kişilik gelir idaresi camiasının reisi ve babası değil misiniz?..
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul)Evet.
KEMAL SAĞ (Devamla)Güzel... Peki; sayıları 6 000'i aşan, yıllarını bu mesleğe veren, çoğunluğu iki yıl süreyle ailesinden ayrı kalma pahasına maliye kursunda eğitim alan ve yüzde 90'ı üniversite mezunu olan vergi dairesi ve gelir şefleri ile müdür yardımcıları ve müdürler sizin üvey evladınız mı Sayın Bakanım?..
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul)Hayır, öz evladımız.
KEMAL SAĞ (Devamla)Bu değerli meslektaşlarımın, en az 5-6 defa sınav kazanarak, geceli gündüzlü çalışarak elde ettikleri müdür yardımcılığı ve şeflik haklarını ellerinden alarak, müdürlerin yetkilerini kısıtlayarak onları mağdur etmek hiç mi yüreğinizi sızlatmıyor, Sayın Bakanım?..
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul)Yanlış, yanlış!
KEMAL SAĞ (Devamla)Onların çektiği ıstırap ve zulüm hiç mi vicdanınızı acıtmıyor Sayın Bakanım?!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul)Hatalısın Kemal!
KEMAL SAĞ (Devamla)Sayın Bakanım, evet, şimdi, sakın ola ki, biz onların unvanlarını mı aldık, haklarını mı gasbettik diye sormaya kalkmayın lütfen. Bugün, bu konunun içinde olan, eli taşın altında olan herkes biliyor ki, bu olay, geçici bir durumdur ve geçiş süreci sonunda, maalesef, dediklerim olacak ve bahsettiğim bu 6 000 arkadaşım, Yüce Meclisin affına sığınarak söylüyorum, lütfen beni bağışlayın, yolunmuş tavuk gibi ortada kalacaktır.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul)Yanlış, yanlış!
KEMAL SAĞ (Devamla)Sayın Bakanım, aylardan, hatta yıllardan beri, daha da açığı kırkbeş yıldan beri, meşhur White Raporundan beri, bu ülkede, gizli veya açık bir şekilde, Maliye Bakanlığı bünyesinde bir gelir idaresi özerkliği hikâyesi, temcit pilavı gibi anlatılır durur. Bir müfettiş-hesap uzmanı çekişmesi sunî bir şekilde uzayıp gider.
Bugün şunu söylemek zorundayım: Sırf IMF istiyor diye, bu güzelim teşkilatı ve onun değerli personelini üzmeye kimsenin hakkı yoktur; Sayın Bakanım, izin verin, sizin de hakkınız yoktur. Sırf IMF'yi mutlu edelim, Sayın Babacan IMF'ye söz verdi, sözümüzden dönemeyiz diye, bu kadar insanın haklarını elinden almaya kimsenin hakkı olmamalıdır. Birkısım insanların hakları ellerinden alınırken, diğer gruplara da, ağızlarına bir parmak bal çalarcasına, gerekli gereksiz birtakım tavizler ve sus payı verilmesini de anlamak mümkün değildir.
Bu insanlar, bu yasa çıkmadan önce, birlikte, huzur içinde, düzenli bir hiyerarşi içerisinde çalışıyorlardı. Şimdi, merak ve endişeyle soruyorum Sayın Bakanım: Birkısım arkadaşlara ulufe dağıtırken, birkısım arkadaşların hakları ellerinden alınırken, ne yapalım, maaşlarınızı biraz artırıyoruz, daha ne istiyorsunuz da diyebilirsiniz... Bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, sizin deyiminizle, gelir idaresi özerk hale gelince, siz, vergi idaresinin çalışma şevkinin, veriminin ve vergi gelirlerinin artacağını mı sanıyorsunuz?..
Sayın Bakan, eğer her şey kanunlarla hallolsaydı, bugün, örneğin sosyal güvenlik sistemindeki kargaşa ve finansal açıklar olur muydu?! Her şey "ben yaptım oldu" ile hallolsaydı, SSK hastanelerindeki kargaşa ve başıboşluk son bulmaz mıydı?!
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; izninizle, Sayın Maliye Bakanına önemli bir hususu hatırlatmak ve bir soru daha sormak istiyorum. Sayın Bakanım, siz değil miydiniz, 2003 ve 2004 bütçe sonuçlarını açıklarken, bu memurlara, bu şeflere, bu müdür yardımcıları ve müdürlere teşekkür eden?.. Neden teşekkür ediyordunuz; çünkü, bu değerli personeli haksız ve hukuksuz bir şekilde mükellefin üzerine göndermiştiniz. Bunlar sayesinde, mükelleflerden, zorla -çok affedersiniz, kaba tabirle oldu ama- Deli Dumrul misali usulsüz vergi toplamıştınız! Neredeyse, vergi mevzuatımızda yer alan beyan usulünü salma usulüne çevirmiştiniz.
Az önce bir telefon aldı bir vekil arkadaşım Antalya'dan, bugün de şoförler üzerinde "vergilerinizin matrahlarını artırın" diye bir dayatma başlamış. Bilginize sunuyorum bunu da Sayın Bakanım.
Sayın Bakanım, bizler, mükelleflerin şikâyet ve sıkıntılarını, size, çeşitli şekillerde aktarırken, siz duymazlıktan geliyor, zaman zaman da bu hukuka aykırı tutumunuzu savunuyordunuz. Şimdi ne oldu da Sayın Bakanım, bir çırpıda bu değerli personeli bir kenara itiverdiniz? Baktınız büyük tepki var; bu defa "pardon" dediniz, "sehven unutmuşuz" dediniz, "tekrar unvanlarını vereceğiz" dediniz; ama, herkes biliyor ki, zaten geçiş sürecinde bu yetki ve unvanlar kullanılacaktır. Önemli olan, geçiş süreci bitince ne olacaktır, Sayın Bakanım?
Sayın Bakanım, şimdi sadede gelelim lütfen. Şimdi, burada, 6 000 vergi personeline, evet, geçiş sürecinden sonra da sizleri aynen koruyacağım diyebiliyor musunuz? Bu arkadaşları, yeni sisteme entegre ederek, en azından gelir uzmanlığı haklarını veriyor musunuz? Şu anda, televizyonları başında bizleri umut ve heyecanla izleyen 40 000'i aşkın Maliye personeline, hak ve yetkileri elinden alınan 6 000'in üzerindeki arkadaşımıza söz verebiliyor musunuz? Gelin, bu hatayı düzeltelim Sayın Bakanım, bu çınarı devirmeyelim, bu barış ortamını bozmayalım, bu arkadaşları kazanalım, sokaklara dökülmesini önleyelim. Samimiyetinizi ya da aksini, şu anda belirleyeceğiniz tavrınız ortaya koyacaktır. Sizi, bu konuda, benden sonra, lütfen, açıklama yapmaya davet ediyorum.
Sayın Bakanım, ömrümün yarısını Maliyeye verdim. İzin verin, size bir şey daha anlatmak istiyorum; çünkü, bugün içim yanıyor Sayın Bakanım. Şimdi, siz, AKP Hükümetinin, her alanda yapmaya çalıştığı "mevcut düzeni hele bir değiştireyim, taşları yerinden hele bir oynatayım" mantığıyla hareket ediyorsunuz. Nedenini söyleyeyim. Bakınız, defterdarlık sistemi, Osmanlıdan beri gelen oturmuş bir kurumdur. Uzun bir süreden beri, birileri bu kurumu yıpratmaya çalışıyor. Efendim, defterdarın 41 ayrı görevi varmış, gelir idaresine bakmaya zaman bulamıyormuş, siyasî baskı altındaymış, gelir idaresi de bu yüzden özerk olmalıymış ve benzerleri...
Bakınız, sayın milletvekilleri, çoğunuzun belki bilmediği defterdarlık sistemi nasıl çalışır, size kısaca anlatayım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 14 Nisan 2005
