İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 64. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)

Kemal Sağ

Adana Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 64. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Şubat 2006 · 1.322 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kemal Sağ (CHP), 16 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL GÜVENLİK PRİM ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1066)); konuşma 1.322 kelime.

Kemal Sağ (CHP, Adana). “Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 16 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-sag-22-2006-02-16-sosyal-guvenlik-prim-alacaklarinin-yeniden-yapilandirilmasi-ve-bazi-ka (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA KEMAL SAĞ (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1066 sıra sayılı Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 5 inci maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bundan yaklaşık üç yıl kadar önce, Nisan 2003'te ilk çıkan sigorta affıyla birlikte, daha doğrusu, ondan da önce olmak üzere, bir teklif de ben hazırlamıştım ve bu teklif, o zaman AKP'nin çıkarmış olduğu vergi affına paralel bir yasa teklifiydi ve ben, o teklifle, sadece vergi mükelleflerinin değil, sigorta borçlularının, Bağ-Kur borçlularının ve hatta, ilave olarak, tarım kesiminde çalışanların prim borçlarının affı için kapsamlı bir af teklifi vermiştim; ama, o zaman bu dikkate alınmadı. Bugün, bu teklifin hükümetin tasarısıyla beraber ele alınmasından dolayı, ben, sevinç duydum; ancak, keşke bu tasarı o zaman ele alınsaydı da vergi borçlarıyla beraber Sigorta ve Bağ-Kur borçları da bugün daha rahatlamış olsaydı, SSK ve Bağ-Kur Kurumu da alacaklarını üç yıl önce tahsil etmiş olsaydı, kötü mü olurdu?! Ben, bunu bir hatırlatma yaparak, konuşmama başlamak istiyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün, Genel Kurul gündemine getirmiş olduğunuz yasa tasarısında, bizim o günkü teklifimizin tam aksine, karmaşık, anlaşılması güç, beklentilerin tamamına cevap vermekten uzak, taraflara ödeme ve tahsilat kolaylığını tam sağlayamayan bir tasarı halinde. Gerçekten, bu tasarının içerdiği hükümler, öngördüğü ve getirdiği hesaplamalar, âdeta çokbilinmeyenli bir denkleme benziyor. Prim borçlusu belki borcundan kurtulacak; ama, uygulanacak formaliteler dolayısıyla canından bezecektir. Zaten uyguladığınız ekonomik politikalar neticesinde zor duruma düşmüş, hatta muhasebeci parasını vermekte zorlanan küçük esnaf, üç kuruşluk prim borcu için muhasebecisine, yine, ilave ödeme yapmak zorunda kalacaktır.

Değerli arkadaşlar, bu yasa tasarısı, ne yazık ki, ne prim borçlusunu ne de prim alacaklısı durumundaki Sigorta ve Bağ-Kur Kurumlarını memnun edecektir. Yapılan bu düzenleme, birinci yasada olduğu gibi, kanundan beklenen amacı, gene, sağlayamayacaktır. Yasa, bu haliyle, dostlar alışverişte görsün yasası olmaktan öteye gidemeyecektir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; çoğu zaman yaptığınız gibi, yine, bu yasayla da birilerine sanki kıyak çekmek ister gibisiniz. Kötü niyetli davranarak, çalıştırdığı işçiyi Sosyal Sigortalar Kurumuna bildirmeyen ya da eksik bildiren yahut bildirdiği halde işçinin prim borcunu yatırmayan müteahhit kesimi bir anlamda korunmaktadır. Yalnız, bu arada, şunu da belirteyim ki, müteahhitler de çok kötü bir uygulamayla karşı karşıyadır. Nedeni şu: Hazır beton kullanan ve hafriyatta makine kullanan müteahhitlerden yüzde 35 oranında ölçümleme metodu ile sigorta primi istenilmektedir. Bu, bana göre gerçekten bir haksızlıktır. Mevzuat gereğince müteahhit, iş yaptığı idareye, işin garantisini ihtiva eden ve yasanın öngördüğü miktardaki teminatı çoğunlukla da banka teminat mektubu vermek suretiyle taahhüt etmektedir. Söz konusu banka teminat mektupları, iş bitiminden sonra idarece serbest bırakılıyor. Serbest bırakmanın bir koşulu ise, o işten dolayı Sosyal Sigortalar Kurumuna, çalıştırdığı işçilere ait prim borcu olmamasıdır; yani, teminatın serbest bırakılması Sosyal Sigortalar Kurumunun vereceği ilişkisiz yazısına bağlıdır. Eğer prim borcu söz konusu ise, teminat nakde çevrilerek prim borçlarına mahsup edilmesi mecburidir. Doğal olarak böyle bir durumda banka teminat mektubunu nakde çevirmek, tabiî ki, müteahhidin bankadaki itibarını zedeleyebilir.

Şimdi, soruyorum değerli arkadaşlar; bugüne kadar neden bu yola başvurularak prim borçlarının tahsili yoluna gidilmemiştir; Sosyal Sigortalar Kurumu bugüne kadar bu yola neden başvurmamıştır ve inşaat işlerinde, Sosyal Sigortalar Kurumu, mevzuatın öngördüğü denetim mekanizmalarını neden zamanında çalıştırmamıştır?

Kurum olarak görevinizi zamanında yapmayacaksınız, kurum zarar ediyor diyeceksiniz, çıkan af yasaları sayesinde tahsilat yapacaksınız, sonra da görevimizi yaptık diyeceksiniz; bu durumu makul karşılamak mümkün değildir değerli arkadaşlar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; anlaşılacağı üzere, kurumlar görevlerini yapmakta yetersiz kalmakta, vatandaştan önce af beklentisine girmekte ve umutlarını çıkacak af yasasına bağlamaktadırlar. Olmaz böyle şey arkadaşlar, olmamalı. Bu kürsüden bu kurumları da uyararak, görev yapmaya davet ediyorum.

Değerli arkadaşlar, bu kurumlar görevini yapmalı ki, bu af yasası son olsun ve gündeme bir daha böyle bir af tasarısı veya teklifi gelmesin.

Sadece bu kurumlar hatalı değil değerli arkadaşlar, iktidar da hatalıdır. Bugüne kadar uyguladığı ekonomik politikalar sayesinde toplumun birçok kesiminde olduğu gibi, SSK'lı ve Bağ-Kurlu vatandaşlarımızda da ekonomik sıkıntılar yaşanmaya başlamış, hatta toplum bir sosyal patlamanın eşiğine gelmiştir.

Değerli arkadaşlar, görüşülmekte olan bu yasa tasarısının 5 inci maddesiyle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 79 uncu maddesine bir fıkra eklenerek, tahsil dairelerine yeni bir imkân ve kolaylık sağlanmaktadır. Gerçekten, bu güzel uygulamadır ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu fıkrayı, bu hükmü destekliyoruz değerli arkadaşlar; çünkü, bir alacaklı tahsil dairesinin alacaklarını tahsil etmek için bir bankanın o ildeki veya birkaç ildeki tüm şubelerine ayrı ayrı haciz varakası göndermesi, doğrusu, çok zaman kaybettiriyordu. Şimdi, bu hükümle, alacaklı tahsil daireleri, doğrudan doğruya banka genel müdürlüğüne yazı yazarak veya haczi tebliğ ederek, tüm şubedeki borçlarına, hak ve alacaklarına el koyabilmektedirler. Bu, gerçekten güzel bir şeydir; sizi tebrik ediyorum arkadaşlar; ama, keşke, bu prim affındaki yasanızın içindeki tüm hükümler de böylesi yararlı hükümler içerebilseydi, o zaman onları da alkışlardık arkadaşlar.

Yalnız, bu düzenleme sonucunda tahsil dairelerinden bir istirhamımız var değerli arkadaşlar ve bunu, bu kürsüden yapmak istiyorum; artık, bundan sonra, amme alacağını tahsil ederken, bundan böyle, artık, mazeret ileri sürmeden, bir an önce, beklenen tahsilatı ivedilikle yapmaları ve tahsilat oranını artırmalarıdır. Unutulmamalıdır ki, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, dün olduğu gibi, bugün de yarın da, kamu alacağını ödemeyenlerin, kamuya olan borcu üzerinden rant elde edenlerin hep karşısında olduk ve daima da karşısında olacağız. Hiç endişeniz olmasın, bu konuda yapılacak her türlü olumlu düzenlemeye bugüne kadar destek verdik, bundan sonra destek vermeye devam edeceğiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamın bu bölümünde, önemli bulduğum bir konuya daha değinmek istiyorum. Bilindiği gibi, tasarının 1 inci maddesinde, toplumun beklentilerini tam karşılamasa da, bir hüküm yer almaktadır. Bu tasarının gündeme gelmesinden sonra, zannediyorum, benim gibi sizler de birçok mektup ya da e-mail almışsınızdır. Bunların içerisinde en ağırlıklı olanı, kesintili olarak çalışan ve çalıştığı süreler arasında kalan çalışılmamış veya çalışıldığı halde bildirimde bulunulmamış, bugün için belgelendirmesine olanak kalmamış ve dolayısıyla prim ödenmemiş eksik günler için prim ödeyerek emeklilik hakkı elde etmek isteyen vatandaşlarımızdan talep geliyor. Sosyal güvenliği olmayan bu vatandaşlarımızın sosyal güvenceye kavuşturulması için gereken düzenlemeleri yapmak, sosyal devlet olmanın bir gereğidir değerli arkadaşlar. İnanıyorum ki, benzer talepler sizlere de ulaşmıştır. Gerçi, Sayın Bakan, salı günkü konuşmasında, 3 üncü madde hakkında bir açıklama yaparken, bunun mümkün olmadığını açıkladı.

Değerli milletvekilleri, bu yasa bir fırsat olabilir; eğer bu yasada yapmayı düşünmüyorsanız, küçük bir kanun tasarısıyla bunu yapabilirsiniz ve binlerce mağdur vatandaşın durumunu düzeltme şansını yakalayabilirsiniz. Geliniz, buna ilişkin bir düzenleme yapalım ve bu tür beklentisi olan vatandaşlarımızın da bu beklentilerini yerine getirelim.

Sayın Başkan, izninizle, bir konuyu tekrar vurgulamak istiyorum. Gerçekten, üç yıl önce, bizim bu sosyal güvenlik teklifimiz gündeme alınsaydı ve sizin desteğinizle yasalaşsaydı, bugün, bu sorunların birçoğu yaşanmayacaktı ve vatandaş üç yıldır beklemeyecekti. Biz, üç yıl önce bugünü görebildik; yani, AKP, bizim düşüncelerimizin -ayıp olmazsa söylemek istiyorum- üç yıl gerisinden gelmektedir. Demek ki, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ülke meselelerine AKP'den daha erken vâkıf olmakta ve çözüm üretmekteyiz.

NEVZAT DOĞAN (Kocaeli)Siz de, vâkıfsanız…

KEMAL SAĞ (Devamla)Bir gün iktidar olursak, onu da yapacağız; hiç merakınız olmasın değerli arkadaşım.

Bu arada, önemli bulduğum bir teknik bilgiyi de bilgilerinize sunarak konuşmamı bitireceğim değerli arkadaşlar.

Yasanın 1 inci maddesinin uygulanmasında 2004 bilançosu esas alınmaktadır. Değerli arkadaşlar, bunun amacı nedir; mükellefin iyi durumda olup olmadığını anlamaktır. Peki, mükellef 2004 yılında iyi durumda değil; ama, 2005 yılında durumunu düzeltti; peki, o zaman neye göre karar vereceğiz değerli arkadaşlar? Ben şimdi diyorum ki, eğer gerçekten bu yasada, bu 1 inci maddede mükellef düşünülüyorsa, gelin, 2004 yılı bilançosu yerine 2005 yılı bilançosunu esas alalım; eğer mükellef gerçekten iyi duruma gidiyorsa bunu görmek daha mümkün olur, eğer kötüye gidiyorsa bunu da görmek mümkün olur.

Yukarıda yaptığım bütün açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bu tasarı, mevcut şekliyle karmaşık, anlaşılması ve uygulaması güç, topulumun beklentilerine yeterince cevap vermekten uzak değerli arkadaşlar.Ben, izin verirseniz bir teklifte bulunmak istiyorum. Bu yasanın yeniden değerlendirilmesini teklif ediyorum. İsterseniz, sizin döneminizde sıkça görülen tekriri müzakere yöntemine başvurarak bu yasayı tekrar görüşelim, eksiklerini tamamlayalım ve böylece, siz de iktidar olarak iyi bir yasa çıkartıp vatandaşın beklentisine daha iyi cevap verme şansını yakalamış olursunuz.

Sözlerimi tamamlıyorum. Bir daha af yasası çıkmaması ümidiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. Tüm vatandaşlarıma da borçsuz günler diliyorum.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

41 konuşma daha · 16 Şubat 2006

41 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook