Tümü (tbmm, cumhurbaşkanlığı,sayıştay, anayasa mahkemesi
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 30. Birleşim · 2. yasama yılı · 18 Aralık 2003 · 1.857 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kemal Unakıtan (AK Parti), 18 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜMÜ (TBMM, CUMHURBAŞKANLIĞI,SAYIŞTAY, ANAYASA MAHKEMESİ); konuşma 1.857 kelime.
Kemal Unakıtan (AK Parti, İstanbul). “Tümü (tbmm, cumhurbaşkanlığı,sayıştay, anayasa mahkemesi”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 18 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-unakitan-22-2003-12-18-tumu-tbmm-cumhurbaskanligi-sayistay-anayasa-mahkemesi-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul)Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada, saat 11.00'de başlayan ve devam eden, 2004 yılı bütçe görüşmelerini yapıyoruz. Hükümet olarak biz, sunumumuzu yaptık; muhalefet partisi adına Sayın Genel Başkan, AK Parti adına da Sayın Köksal Toptan görüşlerini açıkladılar; şahsı adına konuşmalar yapıldı ve devam ediyor. Ben, burada, şimdiye kadar yapılmış olan konuşmaları dikkatle dinlemeye gayret gösterdim. Önce, konuşmalarından dolayı, bütün konuşmacılara teşekkürlerimi sunuyorum; çünkü, bütçeler, bir hükümetin, önümüzdeki dönemde ne işler yapacağını ve yapacağı bu işler dolayısıyla, o yapacağı harcamalar dolayısıyla, o gelirleri nasıl elde edeceğini göstermesi açısından, bütün milleti, her kesimi ve herkesi çok yakından ilgilendirmektedir; dolayısıyla da, bu millet bizi seçti getirdi ve buradaki, bu çatı altındaki bütün milletvekillerini de çok yakından ilgilendirmektedir.
Şimdi, tabiî, muhalefet partisinin Sayın Başkanını, ben de, iyi dinlemeye gayret ettim; çünkü, bizim, hükümet olarak, Parti olarak anlayışımız, yapılan bütün tenkitlere kulak vermek, iyi dinlemek, alacağımız iyi şeyler varsa da, onları alıp, tatbik etmektir; bizim düşüncemiz bu ve bunu, aynı zamanda, bütün sivil toplum örgütlerine de yapıyoruz ve yapacağımız işi toplumla paylaşmak istiyoruz. Sayın Baykal da, burada, bütçe görüşmelerinin ne kadar önemli olduğunu ifade etti ve bundan dolayı da "bu kadar önemli bir görüşmede, acaba, Sayın Başbakan niye yok" diye, Sayın Başbakanımıza biraz tarizde bulundu. Takdir edersiniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, son günlerde, en aktif Başbakanını görüyor; yani, o kadar ki, ülkenin içinde, dışında, doğusunda, batısında, kuzeyinde, her yerde Başbakan var. Dış ülkelere yapmış olduğu seyahatler de fazla oluyor ve ülkemizin itibarının artmış olmasından dolayı da herkes Başbakanımızı davet ediyor, görüşmek istiyor; kimileri geliyor, kimileri de davet ediyor; bunlar da daha önceden yapılmış olan programlardır, Dışişleri Bakanlığı tarafından önceden saati, gidişi, her şeyi programlanır; bütçe görüşmelerinin bugün başlamasından önce programlanmış olmasından dolayı burada bulunamadı.
ALİ TOPUZ (İstanbul)Ayarlayın.
TUNCAY ERCENK (Antalya)Bütün bakanlar mı öyle?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Bütçe görüşmeleri bu kadar çok önemli, evet; peki, Sayın Baykal konuşmasını yapar yapmaz niye gitti? Bütçe görüşmeleri mi önemli, Sayın Baykal'ın konuşması mı önemli; ben onu anlayamadım. Mademki önemli, o zaman hep beraber dinleyelim burada. Sonra, tabiî biz hükümetiz, ben Maliye Bakanı olarak da bütçeyi savunuyorum; hani, kendini övmek gibi olmasın; ama, böyle kıymetli bir Maliye Bakanı olunca da rahatlıkla gitti Sayın Başbakanımız, yani. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Sayın arkadaşlar, bütçe teknik bir konudur. Teknik konu olması hasebiyle burada teknik bazı tenkitler de getirilmiştir, yeniden değerlemeler yapılmıştır, o konulara ben öncelik vermek istiyorum ve cevaplandırırken Sayın Genel Başkana da son derece saygılı bir şekilde cevap vermeye gayret edeceğim; çünkü partilerin genel başkanları saygı gösterilmeye değer kimselerdir.
OĞUZ OYAN (İzmir)Karşı cevap hakkımız olacak mı?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Tabiî, tabiî... Başkan bilir tabiî.
Şimdi, Sayın Baykal, borç yükünden başladı, yine teknik olması hasebiyle söylüyorum, cari açıklarla devam etti, yatırım ve büyümelerden bahsetti ve işsizlik konusuna değindi; ana konular bunlar, diğer konular da var tabiî; ama, ekonomik bakımdan ana konular bunlar.
Şimdi, bakınız, borç yükü değerlendirmeleri, Avrupa kriterlerine göre, gayri safî millî hâsılaya oranlarıyla ölçülür. Maastricht Kriterleri vardır, bütün Avrupa Birliği için geçerli çağdaş kriterlerdir bunlar ve bu kriterlere göre, bu oran yüzde 60'tır, 60 tutturulacak, 60'ın altında olması lazım. Şimdi, 60'ın altında olmadığından dolayı da bir sıkıntı var Avrupa Birliğinde; Almanya, Fransa bu kriterleri biraz aşmış durumda. Onlara da Konsey yeni bir şey verdi.
Bizde borç yükü çok fazlaydı; yani, Türkiye'nin en mühim meselelerinden biri, işte, o kamu borç yükü, fevkalade fazla olmuş; neden; bana göre, kötü yönetimden. Böyle yönetilmez. Ondan olmuştur.
Biz geldik, borç yükünü devraldık. O borç yükü fazla olmakla beraber, bir kötü tarafıda, yapılandırma, vadeleri çok kötüydü; yani, devlet, üç aydan fazla borçlanamaz hale gelmişti. Öyle bir şey devraldık ve bundan dolayı da, o borçların faizleri katrilyonlarca lira, 2003 yılı için 65,5 katrilyon lira hesaplanıyordu.
Şimdi, biz, bu borçları ödeyeceğiz, faizlerini de ödeyeceğiz. Ondan sonra, hem borcu öde hem faizi öde hem de borcu düşür... Böyle olmaz o; hesabı hepimiz yapalım. Nasıl olur; bu borçlanma gereği azaltılır, borçlanma gereği gide gide azaltılır. İşte, biz, bir defa, borçlanma gereğini azalttık.
Şimdi, bakın, ben söyleyeyim; kasım ayına kadar bilfiil ödediğimiz faizler 53 katrilyon lira. Bunlar, daha önce alınmış borçların faizi. Bunun karşılığında sen ne kadar borçlanmışsın; 36 katrilyon lira. Demek ki, ben borçlanmam gerekenden 17 katrilyon lira daha az borçlanmışım. Ondan dolayı da gayri safî millî hâsılaya göre, yüzde 90'lara çıkmış olan borç, yüzde 70'lere iniyor. Belli bir zaman içerisinde de -akşamdan sabaha olmaz bu işler- 60'ın altına ineceğiz; yani, Avrupa Birliği kriterlerine uyacağız. Dolayısıyla burada "nominal olarak borç arttı" demek, ya bu hesabı yapmamak yahut da ben muhalefetim, ille bir şeyler söyleyeceğim demektir. Söyle de, bu iş biraz da uygun olsun.
Borçlanma gereğini azaltıyoruz, faizleri düşürüyoruz ve artık, bir yıllık, iki yıllık, yedi yıllık, on yıllık borçlanıyoruz. Dış pazarlara da baktığınız zaman, eskiden 80'lerde olan talepler, şimdi 130'ların üzerine çıktı; yani, talep ediliyor. Şu anda da -her şeyi açıklamıyoruz ama- bize borç vermek için kapımızda bekleyenler var; ama, biz de, her gelene "aman ne güzel, borç para bulduk, alacağız" demiyoruz. Bize uygun mudur, değil midir diye inceliyoruz; gerekli görürsek alırız gerekli görmezsek almayız. Neden; hesabımızı kitabımızı yaparak adım atıyoruz; mesele bu.
Şimdi "reel faizleri yüksek ödüyorsunuz" denildi; bir, bir sene öncesine bakın bir de şimdiye bakın. Sayın Toptan da bunları açıkladı, kendisine de teşekkür ediyorum. Bakın, 2002 Haziran ayında iç borçlanma reel faizleri yüzde 31, 2002 Ekim ayında yüzde 28, 2002 Kasım ayında yüzde 21.
Şimdi, bir Irak savaşı geçirdik; Irak savaşında her şey bıçak gibi kesildi, hepiniz biliyorsunuz. Enflasyon da yüksek çıktı, o da yüksek çıktı; ama, Irak savaşı geçer geçmez, orada da yüzde 25'lere çıktı; ama, 2003 Kasım ayı borçlanmasında yüzde 12'ye indi; nereden; 31'den 12'ye iniyor. Bu, daha da inecek. Niye; çünkü, devlete güvenilirlik geldi. Şimdi herkes Türkiye için iyi şeyler konuşuyor. Bana, diğer bakan arkadaşlarımıza, Başbakanımıza, yurt içinden, yurt dışından, ekonomiyle ilgili birçok otorite geliyor, finans sektöründen birçok kimse geliyor, büyük banka sahipleri geliyor, beynelmilel kuruluş temsilcileri geliyor, onların raporları geliyor; öyle, gösterişten, kimse Türkiye'ye "iyi" demez. Öyle yaranacak da, bilmem ne olacak da... Kimse kimsenin kara kaşı için kara gözü için bunu söylemez; bitti, yok öyle şey! İyi diyorlarsa, notunu yükseltiyorlarsa tamam, doğru yoldasın; mesele bu.
Şimdi, biz başka ne yapmışız; faizlerin gayri safî millî hâsılaya olan yükünü de azaltıyoruz; çünkü, o faiz kamburu dediğim çekilmez bir yükü; devletin üzerinde, neredeyse soygun gibi olan bir yükü, 2002'de yüzde 19 iken 2003'te yüzde 16'ya indiriyoruz, 2004'te yüzde 15'e indiriyoruz. Borçlanma gereğini de, 2002'de yüzde 12,8 iken, 2003'te 8,7'ye indiriyoruz. Bunlar, rakamlardır; buradaki istatistikî rakamlar herkese açıktır. Onun için, tamam, tenkit edilelim; ama, bunu rakamlara göre yapalım.
Şimdi, gelelim cari açık meselesine. Bir şey arz etmek istiyorum; tabiî, sayın muhalefete de şöyle hak veriyorum; işleri de zor. Ne yapalım -başarılı olduk- tenkit de zor. Neyi tenkit edecek; zor.
SEDAT PEKEL (Balıkesir)Millet kan ağlıyor!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Şimdi, 2003 yılı bütçesinde nasıl tenkitler yapılmıştı, ben, o zamanı iyi hatırlıyorum. Tabiî, o tenkitlerden eser kalmadı. Şimdi, bazen, yaptı desen olmuyor, yapmadı desen olmuyor; iki arada... Şunları şunları yaptınız; ama, yine de dikkat edin, çok önemli, yoksa, kısa zamanda gümbürtüye gidersiniz gibi tavsiyelerle karşılaşıyoruz, ona da teşekkür ederiz; ama, ben, şimdi, gerçekleri açıklayayım.
TUNCAY ERCENK (Antalya)Mısıra gel, mısıra!
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Cari açık önemli. Cari açık nasıl önemli; gayri safî millî hâsılanın yüzde 3'ünü, 4'ünü, 5'ini aştığı zaman, hakikaten önemli.
Cari açıklar nasıl artar; ithalatın artar, ihracatın azalır, turizm gelirlerin azalır; yani, ödemeler bilançosundaki kalemler, bir taraf artar, döviz ödemelerin artar, döviz girdilerin azalır.
Şimdi, tabiî, yine Irak savaşından kaynaklanan bir husus vardı. Irak savaşından dolayı, döviz girdilerimizde fevkalade bir düşme oldu; ama, çok şükür, ondan sonra hızlı bir toparlanma oldu; bu arada, cari açıkları yeniden revize etme mecburiyetinde kaldık.
Bir de, bizim ihracatımız, ithalata bağlı bir ihracat, onu da kabul etmek lazım; çünkü, bizde, sermaye mallarına göre, aramalları ithalatı fazla, baktığınız zaman onu da görüyorsunuz; fakat, bu arada, ihracatımız fevkalade artmış oldu; yani, tahminlerin ötesinde bir artış oldu. Burada, ihracatçılarımızı da kutlamak istiyorum, fevkalade bir performans gösterdiler ve bundan sonra da göstermeye devam edecekler, ona inanıyorum Turizm gelirlerinin azalmasından dolayı, biz, revize ettik ve 2003 yılı döviz cari açıklarını 7 700 000 000 dolar olarak yazdık. 7 700 000 000 dolar, gayri safî millî hâsılanın 3,4'üne tekabül ediyor; bir tehlike sınırı değil. Sonradan, yıl sonu gerçekleşmelerine baktığımızda, bunun da altında gerçekleşecek cari açıklar. Neden; turizm gelirlerimiz arttı. Kaybımızı recover ettik, onun üzerine ilave gelirler gelmeye başladı. İhracat gelirlerimiz, beklediğimizin de üzerinde arttı. İhracatımızın, sene sonunda 47 - 48 milyar dolar sınırında gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz ve bu cari açığın da, 6 500 000 000 - 7 000 000 000 dolar olacağını tahmin ediyoruz; yani, beklentilerin de altında olacak. Dolayısıyla, bundan, hiç kimsenin, herhangi bir kuşkusu olmasın; cari açıklar bakımından, bizim bir derdimiz yok.
Bir de, bizim takip ettiğimiz, dalgalı kur sistemi dediğimiz bir döviz politikası var. İthalata çok fazla yönelindiğinde, dövize olan talep arttığı için otomatikman yükseliyor ve ithal malların maliyetleri yükseldiği için, ona olan talep azalıyor. Böyle, otomatik bir denge de var.
ALGAN HACALOĞLU (İstanbul)Sayın Bakan, yüzde 7,7'yi bir ay evvel siz tahmin etmediniz mi?
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Yüzde 7,7 değil, 7,7 milyar dolar... 7 milyar dolar olarak eski gelişmelere göre revize yaptık; şimdi, bu tahminimizin de altında gerçekleşecek cari açık; mesele bu efendim.
Gelelim 2004 yılına. Diyorlar ki "dikkat edin." Evet, biz dikkat ediyoruz, hesabımıza, kitabımıza iyi bakıyoruz; gayri safî millî hâsılamız yükseliyor ve 2004'teki açığı da 7 600 000 000 dolar olarak hesaplıyoruz. Bizim birtakım rezervlerimiz de var; ama, ne olur ne olmaz diye onlara hiç dokunmuyoruz. İşini kış tut, yaz çıkarsa bahtına. Biz, şimdi, 7 600 000 000 doları yazdık; bu da, yüzde 3'e tekabül ediyor; bu da, bir tehlike sınırı değildir; cari açık da bu.
Müsaadenizle, büyümeyle ilgili konuya gelmek istiyorum. Büyümede, tabiî, mühim olan husus, istikrarlı büyümeyi devam ettirmektir; yani, bir indi, bir çıktı, onlar tehlikeli. Yani, insanların ısısı gibi bir şey; sağlıklı olan, devamlı olan... Yüzde 5 dedik; bizim yüzde 5'i de, hatta, onun biraz üstünü de tutturacağımız artık aşikâr; ama, bu arada, deniyor ki bize "efendim, bu, stok artışından kaynaklandı."
OĞUZ OYAN (İzmir)Siz diyorsunuz, resmî rakamlar diyor.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Haa, şimdi, resmî rakamlar... Hocam, zaten siz hazırlıyorsunuz bunları, Sayın Baykal da burada söylüyor. O resmî rakamları, biraz daha ben sizin ıttılaınıza sunmak istiyorum.
OĞUZ OYAN (İzmir)Resmî rakamlar söylüyor, heyetinize danışın; biz rakam üretmiyoruz.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Onu söyleyeyim ben o zaman; ya sizde bir şey var ya bende bir şey var; buna bir bakalım.
OĞUZ OYAN (İzmir)Sizde bir şey var.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Bakın, elcevap: 2001 yılında üretimin daralmasıyla birlikte stoklar da hızla erimiş ve yüzde 9,5'lik küçülmenin 4,6 puanı stok azalışından kaynaklanmıştır. 2002 yılında ise stok artışının büyümeye katkısı 7,1 puan olmuştur. Yani, bakın, 2002'deki büyümenin hemen hemen tamamına yakın kısmı stok artışından olmuş.
Stok artışının büyümeye katkısı, küçülerek de olsa, 2003 yılında da devam etmiştir. 2003 yılının tamamında, büyümenin, 2,4 puanı stoklardan gelmiştir. 7,1 nerede, 2,4 nerede...
OĞUZ OYAN (İzmir)7,8 iken 2,1; 5,4 iken 2,4 Sayın Bakan.
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Biraz sabır hocam...
OĞUZ OYAN (İzmir)Neyle karşılaştırdığınızı...
MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Öteki tamamı, hocam; burası...
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
20 konuşma daha · 18 Aralık 2003