Küçük ve orta ölçekli sanayi geliştirme ve destekleme idaresi başkanlığı kurulması hakkında (s.s.330) kosgeb
Tekirdağ Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 77. Birleşim · 3. yasama yılı · 15 Nisan 2009 · 942 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kemalettin Nalcı (MHP), 15 Nisan 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ SANAYİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI KURULMASI HAKKINDA (S.S.330) KOSGEB); konuşma 942 kelime.
Kemalettin Nalcı (MHP, Tekirdağ). “Küçük ve orta ölçekli sanayi geliştirme ve destekleme idaresi başkanlığı kurulması hakkında (s.s.330) kosgeb”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 15 Nisan 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemalettin-nalci-23-2009-04-15-kucuk-ve-orta-olcekli-sanayi-gelistirme-ve-destekleme-idaresi-baskanli-3 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 330 sıra sayılı Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 4’üncü maddesi üzerine Grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, yapılması istenen kanun değişikliğiyle, KOSGEB’in hedef kitlesi, imalat sanayisi dışındaki küçük ve orta ölçekli işletmeleri ve girişimcileri de kapsayacak şekilde genişleyecek ve çok önemli bir adım atılmış olacaktır.
Hepimizin bildiği gibi, sanayi işletmelerini hem hizmetleriyle hem de üretimleriyle besleyen, sayıca çok fazla olan, ülke ekonomisine de en az sanayi işletmeleri kadar katkı sağlayan ve bir o kadar da istihdam teşkil eden işletmelerin de KOSGEB desteklerinden yararlanma imkânı bulması bizi mutlu edecektir. Tabii, bu konuda bazı çekincelerimiz de var; gerek bütçenin kısıtlı olması gerekse yasanın farklı argümanlarla da desteklenmemiş olması bu çekincelerimizi oluşturmaktadır.
Sayın Bakanımızın verdiği bilgilere göre 2 milyon 10 bin 377 reel sektör işletmesinden sadece 302 bininin imalat sanayisi işletmesi olduğuna dikkat etmeliyiz. Geriye kalan 1 milyon 708 bin 377 işletme ise hizmet ve ticaret sektöründe faaliyet göstermektedir. KOSGEB’in bu hedef kitlesinin kafasındaki soru işaretlerini de gidermek boynumuzun borcudur. Aslında bugüne kadar 1 milyon 700 bini aşkın işletmenin desteklenmemesi ve bunların desteklerden mahrum edilmesi, bugün ülkenin bu duruma gelmesinin en önemli nedenlerindendir.
Sayın milletvekilleri, konuyu şöyle bir açmak lazım: Bugünkü ekonomik krizin nedenleri üretilen malın nereye satılacağıdır? İstihdamın azlığı, işletmelerin üretim yapamaması, yaptığı üretimi satamamasından kaynaklanıyor.
Bugün, bizler kanun çıkartıyoruz, çok güzel. KOSGEB’den destekliyoruz ama bunların üst sanayi kuruluşlarını veya bunların üst birimlerini göz ardı ediyoruz. Bizim, bu kanunlarla yapmış olduğumuz sadece balık vermek. Peki, ben buradan soruyorum: Bu işletmelere biz bu şeyleri verdik, bunların geri dönüşü var. Bu işletmeler çalışmadığı sürece, bu işletmeler ürettikleri malın pazarını bulamadığı sürece bu geri dönüşümü nasıl sağlayacaklar? Ben buradan Sayın Bakanımdan bunu özellikle… Çünkü ben bir iki soru sordum ki bu sektörün en önemli lokomotif sektörlerinden birisi inşaat sektörüdür.
2003, 2004 yılında Türkiye’deki üretimin ve piyasanın canlanmasının nedeni inşaat sektöründeki canlılıktan kaynaklanmaktadır. Bugün, beyaz eşyaya teşvik veriyorsunuz, çok güzel. Mobilyaya teşvik veriyorsunuz. Bunların altındaki asıl sektör inşaat sektörü. Yani üretim yapılıyor, üretimi satacak yer ve bunları değerlendirecek yer bulunmadığı sürece, bu sektör canlanmadığı sürece… Bu desteklemeler sadece bir yıllık bir süreç içinde insanlara bir nefes aldıracak ve bunun amacının dışına çıkacağı bir destekleme olacak. Önemli olan şudur: Bu işletmeleri daimî hâle getirmek, bunların üretimlerini sağlamak, gelişmelerini sağlamak ve ürettikleri malı satmalarını sağlamak.
Değerli milletvekilleri, ikinci en önemli konulardan birisi, tabii ki piyasaların çalışma sistemini çok iyi bilmek lazım. Bugüne kadar geldiğimiz sistemin içinde piyasalar, çek-senet sistemine göre çalışıyordu. Bunlara göre alınan çekler, senetler bankalarda paraya çevriliyor, işçilerin ve piyasaların parası verilmeye çalışılıyordu. Fakat burada daha önce de söyledik, Kanun çıktığı zaman da ben Sayın Bakanımla bizzat görüştüm: Bu sicil affı olayını, ne yazık ki hiçbir banka, devlet bankası dâhil, uygulamıyor. Uygulamadığı zaman… Piyasanın bir çalışma düzeni var, bu, kâğıt üzerindeki bizim bildiğimiz bir şekilde olmuyor. Yani çek diyoruz günlük para… Ben burada soruyorum: Hangi ticari kuruluş bunu günlük para olarak kullanıyor? Hayır, Türkiye’de çek, senet gibi kullanılan bir kavram. Bunu eğer piyasada paraya çeviremiyorsa… Bankalar bir kere şu anda kredi musluklarını kapattı. İnsanlar, sanayici olsun, küçük işletmeci olsun, hiç kimse elindeki aktifi paraya çeviremiyor. Bir bankaya gidiyorsunuz -demin burada bir iki konuşmacı bunu dile getirdi- kredi açacak, inanın ki -burada çıktığı zaman ben sevindim o sicil affı olayına- gayrimenkul bile verseniz şu anda kredibilite vermiyor. Sayın Bakanım da şunu söyledi, belki o konuda haklıydı: “Bu, sicil affıyla olacak şey değil.” Belki, bu sicil affına sığınmayıp başka kriterler noktaya getirecek.
Şimdi, can suyu kredisi de çıkarttık biz burada. Ben yine soruyorum: Bu can suyu kredisinden acaba kaç kişi faydalandı? Faydalanırken, o anlaşma yapılmış olan bankalar kırk dereden su getiriyor; teminat mektubu istiyor, gayrimenkul istiyor; bunlar veriliyor, bu sefer bilançoyu yeterli görmüyor. O zaman bu işin, yani piyasaları canlandırmanın imkânını bulamayız sayın milletvekilleri. Burada alacağımız kararları çok radikal almamız lazım.
Tamam, bugün KOSGEB’in kapsamını genişleteceğiz. Ama bu insanların üretimlerinin nakte, paraya çevrilmesini sağlayacak önlemleri de almadığımız zaman biz bu problemi çözemeyiz.
Değerli milletvekilleri, ben size kendi bölgemle de bir örnek vermek istiyorum. Bilindiği gibi Tekirdağ’ın doğu kısmı sanayiyle iştigal eden ve yaklaşık olarak iki bin beş yüz fabrikanın bulunmuş olduğu bir bölgedir. Yalnız, 2001 yılından bu zamana kadar bu bölgenin daha gelişmesi gerekirken -bir istatistiksel bilgi olarak vereyim ben size- sanayi kuruluşlarının sayısı yüzde 5 artmış, ama nüfus olarak artış yüzde 100’lere varmış. Bugün Çerkezköy’de, sadece Çerkezköy’de Sayın Bakanım, resmî verilere göre 8 bin kişi işten çıkarılmış. Çorlu Tekirdağ bölgesine bu rakamı vurduğunuz zaman 15 bin kişi işten çıkarılmış durumda. Bunun yanında bu insanların yapacakları, işe girebilecekleri ikinci bir alternatifleri yok sayın milletvekilleri.
Biz bu kanunu destekliyoruz, bunda bir şeyimiz yok, fakat bu kanunu desteklerken bu kanunda bunun ilerisini çok iyi tahlil ve tetkik etmek zorundayız. Bizler bugünkü sektörün içinde şunu çok iyi biliyoruz: Normal ticaret payının içindeki inşaat sektörünün payı yüzde 20 iken bunun durmasından dolayı sanayide, küçük işletmecide ve bu kadar işten çıkmanın, işsizliğin de en önemli nedenlerinden birisi budur. Ama ben, bunlarla ilgili herhangi bir önlem, herhangi bir önlem paketi alındığını bilmiyorum. Eğer varsa, Sayın Bakanımdan ben bunları bizzat öğrenmek istiyorum, çünkü bu sorun gitgide derinleşecek, bu ekonomik kriz üç ay sonra insanları ekmeğe muhtaç olacak duruma getirecek. Şu anda insanlar, işten çıkanlar ne yazık ki Sayın Bakanım, almış oldukları tazminatlarla ve işsizlik parasıyla geçimlerini sağlıyorlar. Kendi bölgeme bir gelin, bir bakın, oradaki insanların durumunu bir irdeleyin. Bu insanlar altı aydır işsiz. Ama eğer bugünkü, bu şekilde alacağımız, daha ilerisiyle ilgili ciddi tedbirler almadığımız burada kanunlar çıkartırsak bunlar geçici pansuman tedavisinden öteye gidemez.
Bizler Milliyetçi Hareket Partisi olarak, grubu olarak bu gelişmeleri, KOSGEB’in kapsamının genişletilmesini çok olumlu bir durum olarak görüyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
43 konuşma daha · 15 Nisan 2009