İzmir mv. ahmet ersin ve 22 milletvekilinin, güneydoğu asya ve çin'den gelen ürünler karşısında yerli sanayinin durumu hk.
Gaziantep Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 72. Birleşim · 2. yasama yılı · 13 Nisan 2004 · 2.737 kelime · yaklaşık 14 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kürşad Tüzmen (AK Parti), 13 Nisan 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İZMİR MV. AHMET ERSİN VE 22 MİLLETVEKİLİNİN, GÜNEYDOĞU ASYA VE ÇİN'DEN GELEN ÜRÜNLER KARŞISINDA YERLİ SANAYİNİN DURUMU HK.); konuşma 2.737 kelime.
Kürşad Tüzmen (AK Parti, Gaziantep). “İzmir mv. ahmet ersin ve 22 milletvekilinin, güneydoğu asya ve çin'den gelen ürünler karşısında yerli sanayinin durumu hk”. TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim tutanağı, 13 Nisan 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kursad-tuzmen-22-2004-04-13-izmir-mv-ahmet-ersin-ve-22-milletvekilinin-guneydogu-asya-ve-cin-den (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
DEVLET BAKANI KÜRŞAD TÜZMEN (Gaziantep)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Güneydoğu Asya ve Çin'den gelen ürünlerle ilgili Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge üzerinde söz aldım.
1980'li yıllarda uygulamaya konulan ihracata dayalı, dışa açık ekonomiyi ve dışticarette liberal politikaları benimseyen ülkemiz, Avrupa Birliğiyle gerçekleştirilen gümrük birliğiyle, dünya ekonomisi ve ticaretinde önemli bir bloğa ticarî entegrasyon gerçekletirmiş bulunmaktadır. Bunun sonucunda, hepinizin bildiği gibi, 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı hükümleri doğrultusunda, gümrük vergileri, Avrupa Birliği ve EFTA'ya karşı sıfırlanmış ve üçüncü ülkelere karşı ise ortak gümrük tarifesi seviyesine indirilmiştir.
Ülkemizin genel dışticaret rakamları içerisinde, Uzakdoğu ülkelerinin, özellikle de Çin'in önplana çıktığı görülmektedir. Ülkemizin Çin'den 2003 yılında yaptığı ithalat, bir önceki seneye göre oldukça artmış ve en çok ithalat yaptığımız ülkeler sıralamasında 5 inci sıraya yükselmiştir. Çin'in büyük oranlı dışticaret fazlası ve doğrudan yatırım şeklinde yabancı sermaye girişine dayanarak yürüttüğü kalkınma politikalarının yanı sıra, kendi yerel para birimini de, yapay olarak, devamlı bir şekilde aşağıda tutması, ihracatını artırma yönündeki çalışmalarının, aynen bu tabanda, devamlı bir şekilde, planlı bir çerçevede yapılmasının sonucudur.
Şimdi, tabiî, ülkemiz ithalatındaki artışa baktığımız zaman, ülkemizdeki yerel para biriminin aşırı değerli olması bizim ithalatımızı çok cazip hale getirmektedir, üzerimizde bir ithalat baskısı yapmaktadır; ancak, Çin de, devamlı bir şekilde, kendi yerel para biriminin değerini oldukça düşük tuttuğu için, bu sefer, ülke ekonomisindeki, kendi ithalatımızdaki etkisi iki misli olmaktadır. Yani, kendi yerel para biriminin değeri düşük, bizim para birimimizin değeri çok yüksek; dolayısıyla, Çin'den ve Uzakdoğu'dan yapılan ithalat oldukça ucuza gelmektedir.
Şimdi, tabiî, bu, sadece bizim sorunumuz değil; başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, bütün ülkeler bu konuda rahatsız. Özellikle ülkemiz ithalatındaki artışı mercek altına aldığımızda, tabiî, dış ve iç makroekonomik gelişmelerden bağımsız bir seyir gösterdiğini izlemek mümkün değil. Tabiî, burada, ekonominin daraldığı dönemlerde, ithalatımızda, buna paralel düşüşler yaşıyoruz biliyorsunuz ve özellikle büyümenin yaşandığı, canlanmanın yaşandığı dönemlerde de, aynı şekilde, artışlar ortaya çıkmaktadır. Bu durum, temelde Türkiye'nin ithalatının, üretim ve ihracata dönük ve özellikle ara ve yatırım mallarından müteşekkil olmasının bir sonucudur.
Bu çerçevede, ana mal grupları itibariyle Çin'den yapılan ithalatımız incelendiğinde, ithalatın yüzde 77'sinin imalat sanayiine yönelik, tamamıyla imalat sanayiine yönelik ara ve sermaye mallarından oluştuğu görülmektedir; tüketim mallarının payı ise, geçtiğimiz yıla göre yaklaşık 3 puan azalarak, yüzde 21,7 oranında gerçekleşmiştir. Çin'e olan ihracatımız ise, 2002 yılında 268 000 000 dolar olarak gerçekleşirken, 2003 yılında artış göstererek 492 000 000 dolar seviyesine ulaşmıştır. Şimdi, şu haliyle, Çin, ülkemiz açısından, en çok ihracat yaptığımız ülkeler sıralamasında 21 inci sıradadır ve geçen seneki ihracatla bu seneki ihracatı karşılaştırdığımız zaman, Çin'e olan ihracatımız yüzde 72 oranında artmış durumdadır.
Çin'e yönelik politikalarımızın iki ana unsurunu, Çin'le olan ikili ticarî ilişkilerimizde, aleyhimize olan ticaret açığının ihracatımızda sağlanacak artışla azaltılması ve ihracatımızın ürün yapısının çeşitlendirilmesi teşkil etmektedir. Bu çerçevede, Dış Ticaret Müsteşarlığı bünyesinde yapılan pazara giriş stratejisi konusundaki çalışmalar, özel sektörün de etkin katılımı ve desteğiyle sürdürülmektedir. Son yıllarda Çin pazarına yönelik gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerin tanıtım alanında yoğunlaştığı görülmektedir. Bu kapsamda Türk ihraç ürünlerinin Çin pazarına giriş imkânlarının artırılması, Çin ve Türk firmaları arasında iş olanaklarının geliştirilmesi amacıyla alım ve ticaret heyeti programları, ilgili fuarlara katılım sağlanması şeklinde organizasyonlar gerçekleştirilmektedir.
2004 yılında, özellikle Çin pazarına olan ihracatımızı artırmak üzere faaliyetlere aralıksız devam etmekteyiz. Bir yandan ihracatımızı artırmaya yönelik çalışmalar yürütülürken, öte yandan yerli sanayimizin, dışrekabetin olumsuz etkilerinden korunması için gerekli çalışmalar da ivedilikle yapılmaktadır. Bu kapsamda yapılan başvurular ivedilikle değerlendirilmekte ve ilgili kurumlar tarafından uluslararası yükümlülüklerimiz ve haklarımız çerçevesinde mevcut durumun iyileştirilmesine yönelik alınabilecek önlemler vakit geçirmeden hayata geçirilmektedir.
Ülkemizin de taraf olduğu Dünya Ticaret Örgütü anlaşmaları çerçevesinde hazırlanmış olan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Mevzuat, İthalatta Gözetim ve Korunma Önlemleri Mevzuatı ve Tekstil ve Konfeksiyon Ürünleri İthalatında Korunma Önlemleri Mevzuatı yürürlükte bulunmakta ve bu kapsamda uygulamalar etkin bir şekilde yapılmaktadır.
Ülkemizde 1989'dan beri uygulanmakta olan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Mevzuat çerçevesinde, halihazırda Çin menşeli ürünlere karşı 4 damping soruşturması devam etmekte; 1 geçici ve 16 kesin önlem şeklinde, dampinge karşı vergi yürürlükte bulunmaktadır. Soruşturmaların, yerli üreticilerimizin mağduriyetinin giderilebilmesini teminen, uluslararası yükümlülüklerimizi ihmal etmeyecek şekilde, mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasına büyük özen göstermekteyiz. Yerli üretici nezdinde Çin menşeli ithalattan kaynaklanan zararın incelenmesi ve dampingin varlığına yönelik kapsamlı çalışmalar sonucunda, uygulamaya konulmuş olan dampinge karşı önlemlerin, bazı hallerde, yerli üreticilerin şikâyetlerini gidermekte yetersiz kaldığı tespit edilmektedir. Bu tespit üzerine, gelen şikâyetler değerlendirilmiş ve öncelikle, bu ürünlerin izlenebilmesi amacıyla, 2003 yılında, Bazı Maddelerin İthalatının İzlenmesine İlişkin Tebliğ uygulamaya konulmuştur. Bahse konu tebliğ ve tebliğ ekinde listede yer alan 20 maddeyi öngörülen referans fiyatların altında fiyatlarla ithal etmek isteyen ithalatçılara, ithal izin belgesi alma şartı getirilmiştir. Böylece, yerli sanayi tarafından şikâyete konu edilen bazı maddelerin ithalatı, bir yandan dampinge karşı önlemlerle disiplin altına alınmış, diğer yandan da izleme tebliğiyle, düşük fiyatlarla yerli sanayiciye zarar vermelerinin önüne geçilmesi sağlanmıştır.
Öte yandan, gümrük birliği sonrasında, Avrupa Birliğinin üçüncü ülkelerden ithalatı düzenleyen ve kısıtlayan kurallarla ilgili uyum çalışmaları da benimsenmiş ve üçüncü ülkelere karşı belirli tekstil ve konfeksiyon ürünleri ithalatında, söz konusu olan miktar kısıtlaması ve gözetim önlemleri, ülkemiz tarafından da uygulanmaya başlanmış ve gerçekleştirilen çalışmalar neticesinde, 23 ülkeyle, tekstil ve konfeksiyon ürünleri ticaretine ilişkin mutabakat zabıtları imzalanmıştır. Halihazırda, tekstil ve konfeksiyon ürünlerinde üstlenilmiş olan kota ve gözetim önlemleri kapsamında, Çin menşeli 37 tekstil kategorisinde miktar kısıtlaması uygulanmaktadır. Ayrıca, Çin menşeli 13 tekstil -ağırlıklı olarak konfeksiyon- kategorisinde, görülen ihtiyaç üzerine, ülkemizce, gözetim uygulaması yürürlüğe konulmuştur.
Bunun yanı sıra, gümrük kıymeti açısından, genel olarak Uzakdoğu ülkelerinden, özellikle de Çin'den yapılan ithalatlarda, beyan edilen kıymetin, diğer ülkelerden ithal edilen eşyalara oranla düşük olduğunun tespit edilmesi üzerine, öncelikle dokuma ve örgü mensucat ithalatında olmak üzere, referans maliyet hesabı yöntemi uygulamaya konularak, gerçekdışı beyanlarla yapılan ithalatın önüne geçilmiştir. Referans fiyatlar ve diğer veri kıymetler meslek kuruluşları tarafından hazırlanmakta ve Dış Ticaret Müsteşarlığının uygun görüşü üzerine, Gümrük Müsteşarlığı tarafından uygulamaya konulmaktadır.
Konfeksiyon ithalatında sanayiin durumu dikkate alınarak, gerekli görüldüğü durumlarda, fiyat uygunluğu ilgili ihracatçı birlikleri kanalıyla da incelemeye tabi tutulmaktadır.
Çin'den yapılan tekstildışı ürünlerin ithalatında, Çin menşeli 15 ürün grubunda kota uygulaması ve 30 üründe gözetim uygulaması mevcuttur. Gümrük birliği dolayısıyla üstlenilmiş olan miktar kısıtlamaları, sofra ve mutfak eşyaları ve bazı spor ayakkabıları kapsarken; gözetim uygulamaları, çeşitli kimyasallar, spor ayakkabıları, motorsuz tekerlekli taşıtlar, resim fırçaları, kâğıtlar, oyuncak gibi ürünleri kapsamaktadır.
Ülkemizce yürütülen soruşturmalar sonucunda uygulamaya konulmuş olan miktar kısıtlamaları ise, yine aynı şekilde, seramikten izolatörlere, vantilatörler, sofra-mutfak eşyası, gözlük camları, çanta, valiz, musluklar gibi çeşitli ürünleri kapsamakta. Bunlarda da gözetimleri uyguluyoruz. Burada liste çok kabarık, sadece birkaç tanesini örnek olarak veriyorum.
Bütün bu ürünlerin ithalatında, gözetim belgesi verilmesi sırasında da referans maliyetler esas alınmaktadır. Tabiî, bu ticaret politikası önlemlerinin uygulanabilmesi, menşe yanılmasının önlenebilmesi amacıyla tüm gümrük idareleri, ülkemizin, Avrupa Birliğinden bağımsız olarak miktar kısıtlaması veya gözetim önlemi uygulamaya koyduğu üçüncü ülkeler menşeli eşya ile yine diğer menşee göre dampinge karşı vergiye tabi eşyanın ATR dolaşım belgesi eşliğinde ülkemize ithal edilmesi hallerinde dahi, ithal lisansı veya gözetim belgesi aranmakta ve dampinge karşı vergiyi tahsil etmektedirler. Biliyorsunuz, sadece Çin'den, Uzakdoğu'dan değil, Avrupa Birliği üzerinden de bir giriş var. Avrupa Birliğinde düşük gümrük ödenmesi sayesinde, Avrupa Birliği malı olarak gelen mallarla ilgili olarak da bu tip önlemlerimiz oluyor.
Yine, bunlara ek olarak, Çin ve Uzakdoğu ülkelerinden yapılan ithalata karşı, gümrük uygulamaları çerçevesinde, mümkün olan tüm tedbirler de alınıyor. Bunlardan birincisi, ihtisas gümrükleri uygulamasının yaygınlaştırılmasıdır. İhtisas gümrükleri uygulamasını, tekstil, otomotiv gibi mevcut uygulamaya ilaveten, 2003 yılı içerisinde, sektörün talepleri ve görüşleri doğrultusunda, düz cam, halı, ayakkabı, deri mamulleri, porselen, çakmak gibi ürünler için de başlattık. Böylece, sanayilerimizi olumsuz etkileyen bazı eşya türlerinin ithalatının, sadece belirli gümrük idarelerinden yapılması sağlanarak, bu tür eşyaların ithalatı daha sıkı denetim altında tutulmaktadır.
Tabiî, düşük kıymetli ithalatın önlenebilmesi için referans fiyat uygulaması, başta tekstil ürünleri olmak üzere çok sayıda üründe etkin bir önlem olarak kullanılmaktadır. Referans fiyat uygulamasının yanı sıra, yine, düşük kıymetli ithalata karşı önlem olarak, ayakkabı, çakmak, çay, şeker, kömür, kimyasal ürünler gibi ürünlerin fiyatlarına ilişkin değişik kaynaklardan temin edilen bilgiler veri olarak kullanılmak üzere gümrük idarelerine gönderilmektedir. Gerek referans fiyatı gerekse veri olarak kullanılmak üzere gönderilen fiyatlar kıyaslama amacıyla kullanılmakta, beyan edilen kıymetin daha düşük olması halinde, ilave bilgi, belge talep edilmekte; ayrıca, belgelerin gerçekliği, yurt dışından araştırılmaktadır. Bu zaman zarfında, gümrük mevzuatına uygun olarak fark vergiler teminata bağlanarak, eşya çekilebilmektedir.
Bu ülkelerden yapılan düşük kıymetli ithalata karşı, gümrük verileri ve sektör verilerine dayalı olarak, merkezde, uzmanlarca risk analizi çalışmaları yapılmaktadır. Bu çalışmalar kapsamında, bugüne kadar 557 gümrük tarife istatistik pozisyonu ve 17 096 firma incelenmiş, 435 firmanın incelenmesini öngören 23 risk analizi raporu hazırlanarak, denetime intikal ettirilmiştir.
Diğer taraftan, sektörün müracaatları doğrultusunda başlatılan denetimler sonucunda 2 trilyon lira vergi talep edilmiş ve 6 trilyon lira para cezası öngörülmüştür.
Ayrıca, Çin ve Uzakdoğu menşeli ürünlere karşı uygulanan dampinge karşı vergi, telafi edici vergi, gözetim ve miktar kısıtlaması, kota şeklinde ticaret politikası önlemlerinin menşe saptırması yoluyla aşılamaması için ithalat esnasında menşei şahadetnamesi ibrazı zorunlu hale getirilmiştir.
Gümrük Kapıları Güvenlik Sistemleri (GÜMSİS) Projesi kapsamında, 3 adet x-ray cihazı Habur, Kapıkule ve İpsala gümrük kapılarında konuşlandırılmış, kapalı devre televizyon sistemiyle gümrük kapılarımız gerçek zamanlı olarak izlenir hale gelmiştir. Söz konusu ekipmanlar, özellikle Uzakdoğu'dan yapılan ithalatta etkin olarak denetimin sağlanmasında önemli bir rol oynamaktadır.
Diğer taraftan, rutin kontrol ve denetimlerin yanı sıra, ilave cari denetimler başlamıştır. Örneğin, Çin ve Uzakdoğu mallarının da konulduğu 145 adet antrepo, Gümrük Müsteşarlığı denetim birimlerince ani baskınlarla denetime tabi tutulmuş, tarama suretiyle sayımı yapılmıştır. Uygunsuzluk arz eden antrepolarla ilgili idarî ve adlî işlemlere başlanılmıştır.
Cari denetimler kapsamında yeni bir tedbir de, ikinci muayene uygulamasıdır. Halen devam eden bu uygulamayla, denetim elemanları, eşyanın normal kontrollerinden sonra ikinci muayenesini yaparak etkin denetim mekanizması oluşturmuşlardır. Sivil toplum örgütleri ve firmalardan Gümrük Müsteşarlığına iletilen şikâyetler ve talepler doğrultusunda, gümrük idarelerine gerekli uyarılar gönderilmektedir. Bu kapsamda, yine aynı şekilde, oyuncak, musluk, sıhhî tesisat armatürleri, sunî deri, taklit deri tabir edilen eşya, yine birçok üründe, parke, battaniye, bisiklet gibi çeşitli tüketim malları ithalatında tarife, miktar, kıymet ve menşe yönünden yapılan kontrollerin azamî dikkat gösterilerek yapılması sağlanmıştır.
Yine son dönemde uygulamaya koyduğumuz bir diğer uygulama da, muayene kurulları uygulamasıdır. Bu uygulamayla, muayene memurları arasında gün içerisinde karşılaşılan tarife ve kıymet problemlerinin aktarılması ve güncel olarak veri akışı sağlanmakta, sorunlara en kısa sürede çözüm bulunmaktadır ve bu bilgi akışıyla, rutin kontroller çok daha etkin bir şekilde yapılır hale gelmiştir.
Tabiî, bu noktada, sivil toplum kuruluşlarına, yerli sanayicilerimize de büyük görevler düşmektedir. Gerekli bilgi akışının sağlanması ve firma ihbarlarında bulunulması halinde, Çin mallarına karşı nokta bazında özel önlemler alınması imkân dahilinde bulunmaktadır. Diğer bir ifadeyle, bu konuda ilgili tüm kurumların koordineli çalışmalarına ilave olarak, sanayicisinden tüketicisine kadar topyekûn bir mücadele şarttır.
Öte yandan, sağlık, emniyet ve çevrenin korunması, ulusal gümrük, güvenlik gereklerinin sağlanması, düşük kaliteden kaynaklanan haksız rekabetin ve yanıltıcı uygulamaların önlenmesine yönelik hükümler içeren dışticarette teknik düzenlemeler ve standardizasyon mevzuatı kapsamında yapılan uygulamalarla da ithalatın denetimi sağlanmaktadır.
Tabiî, ilgili kurumlarımızca, yerli üreticilerimizin zararının giderilmesine yönelik olarak uygulamaya konulmuş olan mevcut ticaret politikası önlemlerine ek olarak, özellikle yerli sanayicilerimizin de, Çin'e yönelik uygulanmakta olan kotaların gelecek yıl kaldırılacak olmasının yarattığı tedirginliğin bertaraf edilmesi amacıyla, ülkemiz mevzuatında yapılan değişikliklerle, Çin'in Dünya Ticaret Örgütüne katılım prosedüründe yer alan özel hükümlerden ülkemizin de faydalanması sağlanmıştır. Bu bağlamda, ülkemiz, 2016 yılına kadar Çin'e karşı yürüteceği damping soruşturmalarında, piyasa ekonomisi uygulamayan ülkeler için geçerli olan şartları uygulamaya; 2013 yılına kadar, gerekli görülen hallerde, münferiden, Çin menşeli ürünlere yönelik olarak koruma önlemleri almaya -ki, kota, gözetim, tarife artışı devam edebilecek- ve 2008 yılına kadar, Çin menşeli tekstil ve konfeksiyon ürünleri ithalatının piyasayı bozarak ticaretin düzenli gelişimini engellemesi halinde, libere edilmiş Çin menşeli tekstil ürünlerinde miktar kısıtlamalarını yeniden uygulamaya başlayabilecektir.
Ülkemiz kurumlarınca, yerli sanayiin dışrekabetin olumsuz etkilerinden koruması amacıyla yapılan çalışmalar değerlendirilirken, Dünya Ticaret Örgütüne üye ülkelerin yerli sanayilerini korumaları adına ellerinde kalan tek aracın Dünya Ticaret Örgütü anlaşmalarında öngörülen koruma araçları olduğu, dolayısıyla, bu durumun, yerli üreticilerimizin rahatsızlıklarının uluslararası kabul görmüş kurallar dışında yöntemlerle giderilmesini olanaksız kıldığı gerçeğinin de gözönüne alınması gerekmektedir. Bu bağlamda, mevcut mevzuatın en etkin şekilde uygulanmasına çalışılarak, gerek gümrük birliği dolayısıyla, üstlenilmiş olan Avrupa Birliğinin tekstil ve tekstil dışı ürünlerdeki kota ve gözetim önlemleri gerekse yerli üreticilerimizin başvuruları üzerine uygulamaya konulan ticaret politikası önlemleriyle, dışticarette, dışrekabetten en çok etkilenen sektörlerimizin korunması adına çalışmalar etkin bir şekilde yürütülmektedir.
Yerli üreticilerimizin, bu alandaki detaylı kurallara hâkim olmasının da, bahse konu uygulamaların etkinliğini ve uygulama alanlarını artıracağı öngörülmüş olup, uygulayıcı kurumlar, yerli üreticilerimizin çeşitli süreçlerde karşılaştığı zorlukları aşmalarını teminen gerekli her türlü desteği sağlamaktadır.
Çin uygulamalarının, Dünya Ticaret Örgütü kurallarına uygunluğunun yakından takip edilerek, gerektiğinde Dünya Ticaret Örgütü anlaşmazlıkların halli platformunun kullanılması da dahil olmak üzere, ekonomik ve ticarî menfaatlarımızın korunması amacıyla, ilgili kurumlarımızın yürüttüğü çalışmalar sürdürülecektir.
Değerli milletvekilleri, konuyla ilgili çalışmalarımızın süreklilik arz ettiği ve ilgili bütün kesimlerin âdeta teyakkuz içerisinde olduğunun altı çizilmelidir. En son, 26 Mart 2004 tarihinde, Gaziantep'te, özel ve kamu kesimi temsilcilerinin iştirakiyle gerçekleştirdiğimiz toplantıda, Çin'den ithalatın yarattığı tehlikeler masaya yatırılmış ve çözüm önerileri geliştirilmiştir. Anılan toplantıda, ithalatta haksız rekabetin önlenmesine yönelik somut yeni tedbirler üzerinde durulmuştur. Bunların başında, mesela, tekstil ürünleri ve ayakkabı ürünlerinde uygulanan referans fiyat uygulama sisteminin daha da yaygınlaştırılması yönünde çalışmalar gelmektedir.
Bunun yanı sıra, bahse konu toplantıda alınan karar doğrultusunda, tekstil sektörü ve hammaddesi mahiyetinde olan bazı ürünlerin, dahilde işleme rejimi çerçevesinde yapılan ithalatına kısıtlama getirilmiştir. Ayrıca, ithalat bilgilerinin, Gümrük Müsteşarlığından Dış Ticaret Müsteşarlığına günlük olarak aktarımına başlanarak Çin ve Uzakdoğu'dan yapılan ithalata ilişkin tedbirler anında alınabilecektir.
Tüm bu çalışmaların yanı sıra, 8 Nisan 2004 tarihli ve 25427 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan İthalatçı Birliklerinin Kurulmasına İlişkin Tebliğle 7 ithalatçı birliği kurulmuştur. Bu birlikler vasıtasıyla, Uzakdoğu ülkelerinden ve bilhassa da Çin'den gerçekleştirilen menşe yanıltması, çifte fatura kullanımı suretiyle düşük fatura beyanıyla yapılan ve böylece ticaret politikası araçlarının etkisini azaltan ithalatın bertaraf edilebilmesi; kayıtdışı ekonominin ithalat boyutunun kayıt altına alınabilmesine matuf bir mekanizma oluşturulabilmesi; halihazırda yaklaşık üç aylık gecikmeyle temin edilebilen madde bazındaki ithalat isteklerine, çok kısa sürede (azamî 2 gün) ulaşılabilmesine imkân tanıyan bilgi sistemi altyapısının kurulması ve böylece, ithalatın etkin bir şekilde takibi ile, gerekli politikaların tesisinin ve bu politikaların güncel bir şekilde izlenmesinin mümkün kılınması, bu vesileyle de yerli üreticilerimizin korunması ve ithalatın disipline edilebilmesi gibi amaçlara ulaşılabilecektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Bakan.
DEVLET BAKANI KÜRŞAD TÜZMEN (Devamla)Görüldüğü üzere, ithalatta haksız rekabetin önüne geçilmesi çalışmalarımız yoğun ve kesintisiz bir şekilde sürdürülmektedir. Bu çalışmaların bazıları, 2005 sonrası için de gerekli zemini hazırlamaktadır. Bu çerçevede, Çin'in DTÖ'ye Katılım Protokolü paralelinde yapılan bir mevzuat düzenlemesiyle, 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren Çin menşeli tekstil ve konfeksiyon kotalarının kalkacağı dikkate alınarak, bu ülke menşeli tüm tekstil ürünlerinin, gözetim ve korunma sistemi çerçevesinde kontrole tabi tutulmasını teminen gerekli hazırlıklarımızı tamamlamış bulunmaktayız.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükümetimiz, ülke dışticaretini kesinlikle öncelikli bir mesele olarak ele almaktadır. Dünyanın imalat devi haline gelen Çin Halk Cumhuriyetinin global ticarette sahip olduğu ağırlık her gün artmaktadır. Bunun ortaya koyduğu fırsat ve tehditleri tespit etmek, Çin'in giderek liberalleşen pazarından artan bir pay almak, yerli imalatçılarımızı haksız rekabetten korumak ve yeni işbirliği imkânlarını ortaya koyabilmek için azamî gayret sarf edilmektedir; yani, Çin'in bu tehlikesine karşı, bir tehdit unsurunu bir fırsat unsuru haline getirebilmek amacıyla, özellikle Çin pazarının önümüzdeki dönemde Türkiye'nin önemli bir ihraç pazarı haline getirilmesi çalışmalarını sürdürüyoruz; çünkü, bütün dünya ülkeleri kendisine göre, herkes kendisine göre bir sistem gerçekleştirmeye çalışıyor; ama, bizim buradaki stratejimiz orada da aynı şekilde pazar payımızı artırmaya yönelik; tabiî, içeride de, açıkçası, kalitesiz ürünlerin ithalatına ve haksız bir şekilde rekabet edilmesine karşı çıkmak.
Tabiî, bu etik değerler toplumun tümü tarafından paylaşılmalı; yani, sonuçta, bu ithalatı yapanlar, belli noktalarda, yine, aynı şekilde, bizim ticaret odalarımızdaki, borsalarımızdaki, bizim sanayi odalarımızdaki çeşitli temsilciler, üyeler. Orada da aynı şekilde gerekli özenin gösterilmesi gerektiğine ben inanıyorum; çünkü, tamamıyla kendi ülkemize yararlı ürünleri ithal etmeliyiz. İthalatın, kendi ihracatımızı destekler yönde yapılan bir ithalat şekline dönüştürülmesi gerekir diye düşünüyoruz.
Şimdi, biz, burada, tabiî, bütün imkânları elimizden geldiğince kullanmaya gayret ediyoruz ve tabiî, ihracat artışımız da, biliyorsunuz, mart ayında yaklaşık yüzde 39 seviyesine geldi. Bu sene, inşallah, 55 milyar dolarlık bir ihracat rakamını Türkiye yakalayacaktır. Yani, daha önce sözünü verdiğimiz şekilde, 50 milyar dolar ihracat rakamını hep beraber geçeceğiz. Amacımız, 55 milyar doları da geçmeye çalışmak olacak. Tabiî, ithalatın da dengeli bir şekilde, buna uygun bir şekilde devam etmesi gerekiyor.
Bizim almış olduğumuz önlemleri ben burada kısaca anlatmaya çalıştım. Özellikle bütün bu çalışmalarımız çerçevesinde gerekli olan her türlü önlem alınmakta ve bizim yaptığımız incelemeler sonunda da, özellikle tüketim malları başta olmak üzere, ithalatta belli kalemlerde, yaptığımız bu son çalışmalar çerçevesinde, Türkiye'nin ihtiyacına uygun malların girişine yönelik gerekli çalışmalar yapılıyor; ama, dediğim gibi, haksız rekabet yaratacak şekilde, Türk sanayiini etkileyecek çeşitli ürünlerin girdiği en önemli kapılarda çok önemli tedbirler almış durumdayız ve mümkün olan en iyi şekilde mücadelemizi sürdürmeye gayret ediyoruz.
Bu nedenle, ben, konuşmamı burada tamamlıyorum. Meclis araştırmasına ilişkin bir önergeyi... Şu aşamada, burada, zaten gerekli bütün önlemleri, almamız gereken bütün önlemleri açıkladığım kanaatindeyim.
Teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
15 konuşma daha · 13 Nisan 2004