İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 44. BİRLEŞİM · SALI

Türkiyede'ki elma üretimi ve elma yetiştiriciliğinin sorunlarıyla ilgili

Mahmut Uğur Çetin

Niğde Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 44. Birleşim · 2. yasama yılı · 20 Ocak 2004 · 867 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mahmut Uğur Çetin (AK Parti), 20 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYEDE'Kİ ELMA ÜRETİMİ VE ELMA YETİŞTİRİCİLİĞİNİN SORUNLARIYLA İLGİLİ); konuşma 867 kelime.

Mahmut Uğur Çetin (AK Parti, Niğde). “Türkiyede'ki elma üretimi ve elma yetiştiriciliğinin sorunlarıyla ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 20 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mahmut-ugur-cetin-22-2004-01-20-turkiyede-ki-elma-uretimi-ve-elma-yetistiriciliginin-sorunlariyla-ilgi (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MAHMUT UĞUR ÇETİN (Niğde)Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Türkiye'de elma üretimi ve elma yetiştiriciliğinin sorunları hususunda gündemdışı söz almış bulunmaktayım. Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Dünyada elmayı en çok üreten ülkelerden birisiyiz. Gene, dünyada elmayı en çok tüketen yegâne ülkeyiz; maalesef ürettiği elmanın yarısını telef eden, çöpe döken tek ülkeyiz.

Sahip olduğumuz potansiyele rağmen, değerlendiremediğimiz tarım ürünlerinden birisidir elma. Anadolu birçok bitki ve ürünün olduğu gibi elmanın da anavatanıdır. Türkiye'deki elma üretiminin yaklaşık yarısını sırasıyla Isparta, Niğde, Karaman illeri gerçekleştiriyor. Bu illeri sırasıyla da Denizli, Konya ve Çanakkale İlleri izlemektedir.

Dünyada elma üreten ülkeler arasında Türkiye yıllık ortalama 2 500 000 tonluk üretimiyle üçüncü sırada yer almaktadır. Dünya Gıda Örgütü (FAO) kayıtlarına göre, dünya elma üretimi 58 000 000 ton olarak tahmin ediliyor. Çin, yıllık ortalama 20 000 000 ton üretimle ilk sırada yer alırken, ABD'nin üretimi 3 800 000 tondur. Fransa, İran, İtalya, Polonya, Rusya, Yeni Zelanda, Şili ve Arjantin, diğer önemli elma üreticisi ülkelerdir. FAO kayıtlarına göre, dünyada kişi başına ortalama elma tüketimi 8 kilogram civarındayken, Türkiye'de kişi başına ortalama elma tüketimi dünya ortalamasının 4 katı daha fazla ve 32 kilogram seviyesindedir.

Tüketimin yüksek olmasına karşın, ihracatta aynı başarıdan söz etmek mümkün değildir. Hatta, elma üretiminde dünya üçüncüsü olan Türkiye, özellikle Şili ve Arjantin'den elma ithal etmektedir.

Elma üretim bölgelerinde, üretici, alıcı bulamamaktan şikâyetçi. Ayrıca, fiyatların düşük kalmasından yakınan üreticiler, ithalatın durdurulmasını ve ihracatın desteklenmesini talep etmektedirler. Bu yıl 500 000 tonluk üretimi olan Niğde'de elmaya alıcı bulunamıyor. Geçen yıl, kilosunu 600 000 liradan satan Niğde'deki elma üreticisi, bu sezon başında alıcıların 500 000 liralık fiyatını beğenmedi; ancak, daha sonra fiyatlar 200 000 liraya kadar düştü.

İran'dan sınır ticaretiyle çok miktarda elma piyasaya giriyor. Tüccar, bu yüzden geçen yıl ciddî zarara uğradı ve bu yıl elma almak istemiyor. Fiyatlardaki düşüşün temel nedeni bu.

Üreticinin, bahçede, ortalama 200 000 liradan sattığı elma, tüketiciye 1 500 000 liradan satılıyor. Asıl parayı aracıların kazandığı, elma üreticisinin de, milyonlarca tüketicinin de bu işten zarar gördüğü ifade edilmektedir.

Hasat edilen elmalar pazara sevk edilinceye kadar depolarda muhafaza edilirler. Bu depolar, adi depolar, soğuk hava depoları veya kontrollü atmosferli soğuk hava depoları olabilmektedir.

Elmaların depoda kalma müddeti, meyvenin depolanma zamanı, ağacın beslenme durumu, mevsim ve çeşide göre değişir. Normalden geç hasat edilen meyvelerde kısa sürede olgunlaşma görülürken, erken hasatta ise su kaybı fazla olur ve meyvelerin yeme kalitesi düşer. Bu durumda, üretilen 2 500 000 ton elmanın yaklaşık 1 000 000 tonu heba olmaktadır.

Bu kayıpların en aza indirilmesi amacıyla alınması gereken önlemelere, bahçede, üretim aşamasında başlanmalıdır. Çeşit ve anaç doğru seçilmeli, budama, gübreleme, sulama gibi kültürel işlemler yerinde ve zamanında uygulanarak, en yüksek kaliteye ulaşılmalı, çeşide ve yöreye en uygun derim zamanı saptanmalıdır, böylece, maksimum depolama süresinden yararlanılmalıdır.

Peki, dünya elma üretiminde üçüncü sıradayken, ürettiğimiz ürünü neden pazarlayamıyoruz; bunun çeşitli nedenleri var. Birincisi, Türkiye'de elma üretimi var; ama, çeşit yok: red starking dediğimiz ve golden dediğimiz elma üretiliyor. Bunlar, dünyada modası geçmiş, tüketimi olmayan çeşitlerdir. Bunun yerine, Amerika ve Avrupa'nın, özellikle İtalya ve Fransa'nın ürettiği fuji, gala, redspour, redcihv türleri, hem görünüm hem tat hem de mevsim olarak tüketici tarafından tercih edilmektedir. Bu nedenle, bizim, Avrupa'ya ihraç şansımız hiç yoktur. İkincisi, Türkiye'de üretilen elmanın minimum yüzde 50'si, kalitesiz ve sanayi tipi elmadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun.

MAHMUT UĞUR ÇETİN (Devamla)Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Bunun miktarı 1 000 000 tonun üzerindedir. Bu, direkt olarak heba olup gitmektedir. Türkiye'de elmasuyu işleyen, elma konsantresi üreten firmaların yeterince olmamasından dolayı da burada çok ciddî bir ekonomik kayıp vardır. Geriye kalan kaliteli saydığımız elmanın yüzde 30-40'ı da sağlıklı bir şekilde depolanamadığı için heba olup gitmektedir.

Netice itibariyle, dünya elma üretiminde üçüncü sırada olmamıza rağmen, maalesef, bu oran içerisinde hem halkımızın sofrasına ulaşan hem ihraç edilen düzgün elma neredeyse yüzde 15'lere kadar düşmektedir.

Bu şartlar altında, ihracatı artırmak için ne gibi çalışmalar yapılıyor; Türkiye'de bodur elmacılık dediğimiz plantasyonlar, bazı büyük firmalar tarafından kuruluyor. Bunların sayısı giderek artmaktadır. Mesela, Niğde'de Sazala ve Altunhisar bölgelerinde İtalyanların kurmuş oldukları bodur elma alanlarında, neredeyse, tüm Niğde'de üretilen kaliteli elma miktarından daha fazla, 11 ayrı tür üzerine elma üretilmekte ve tamamı ihraç edilmektedir.

Elmacılık üzerine, son yıllardaki bu yeni yapılanma ve araştırmalar, önümüzdeki beş yıl içerisinde Avrupa'nın en büyük elma ihracatçılarından birisi olacağımızı göstermektedir. Mesela, hemen yanı başımızdaki komşumuz Yunanistan, elma üretimi çok az olduğu için, ihtiyacının büyük bir kısmını, dışarıdan ithal ederek karşılamaktadır; fakat, mevcut üretim ve kaliteyle, Yunanistan'a elma satmamız, maalesef, bugüne kadar mümkün değildi; ancak, son zamanlarda ürettiğimiz elmalar onlara da cazip gelmekte ve Yunanistan'a da, son dönemde üretilen söz konusu kaliteli elmalardan ihraç etmekteyiz.

Şimdiye kadar Türkiye'nin elma üretim merkezleri dediğimiz Niğde, Isparta, Karaman ve Konya gibi illerimizdeki elma bahçeleri, yirmibeş otuz, hatta kırk yıllık yaşlı ağaçlardan oluşmaktadır. Hastalıkla mücadele ve ilaçlama, zamanında yapılmıyor.

Elma kalitesine en büyük zararı, dolu vermektedir. Avrupa'da elma bahçeleri, üzerine ağ serilerek doludan korunur. Bizde böyle bir şey olmadığı için, ürün, doludan zarar görmektedir.

Ayrıca, ağaçlarda seyreltme yapılmıyor; dolayısıyla, elmalar küçük ve kalitesiz oluyor. Elma, hasat edildiği dönemde değil, soğuk hava depolarında depolandıktan çok uzun bir süre sonra tüketilen ve katmadeğer kazanan bir üründür; yani, portakal ve limon gibi değildir.

Türkiye'de hasat zararı da çok fazladır. Avrupa'da elma ağaçları bodur olduğu için, ağaca tırmanmadan toplanır. Bizde ise, ağaçlar yüksek olduğu için, elmalar silkelenerek toplanmaktadır.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 20 Ocak 2004

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook