DEM PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
Edirne Milletvekili · İYİ Parti
Genel Kurul, 55. Birleşim · 4. yasama yılı · 3 Şubat 2026 · 251 kelime · yaklaşık 1 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)İYİ PARTİ GRUBU ADINA MEHMET AKALIN (Edirne)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önergeye bakıldığında önergede "insan hakları" başlığı altında birçok iddia var. Elbette, insan onuru hepimizin ortak değeridir, buna hiçbir itirazımız yok ancak samimiyetle sormak zorundayız: Bu önergenin amacı, gerçekten Türkiye'deki hukuk düzenini güçlendirmek midir yoksa Suriye'de yaşananların siyasal uzantılarını Türkiye'ye taşıyarak yeni bir kamuoyu üretmek midir?
Önergenin satır aralarında Türkiye Cumhuriyeti devletini sistematik biçimde suçlayan bir dil kullanılmaktadır, kolluk güçleri töhmet altında bırakılmaktadır. Sonuçta, daha önce söylenenlere ters düşen, süreçle çelişen dil kullanılmaktadır. O hâlde tekrar sormak gerekir: Bu değişen dil, gerçekten insan hakları kaygısından mı kaynaklanmaktadır yoksa başka siyasi hesapların ürünü müdür? Bize göre Suriye'de yaşanan trajediler, etnik ve mezhepsel fay hatları üzerinden yürütülen, Suriye'nin ulusal bütünlüğünü hedef alan projelerdir ve bölgeyi istikrarsızlaştıran emperyalizmin ve siyonizmin müdahaleleri bugün farklı biçimlerde Türkiye'ye taşınmak istenmektedir.
Değerli milletvekilleri, ülkemizde ve bölgemizde insan hakları elbette çok önemlidir ancak burada, Suriye'de yaşanan siyasal gerilim zeminini Türkiye'ye taşıma çabasını da görmek zorundayız. Bunun sonuçlarını Nusaybin'de çok yakın geçmişte üzülerek yaşadık. Bu durum, doğal olarak bir güven sorunu yaratmaktadır. Maalesef, burada mağduriyet dili üzerinden sorunlu politikalar üretilmektedir. Gerçek problemler çözülmek yerine yeni gerilim alanları açılmaktadır. Elbette vatandaşlarımızı ilgilendiren her iddia araştırılmalıdır. Elbette ölçüsüz güç varsa hesabı sorulmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nde anayasal hakkını kullanan vatandaşlara yönelik haksız bir müdahale söz konusuysa gereken cezalar en üst sınırdan verilmelidir ancak bunu yaparken Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal bütünlüğünü, kurumsal yapısını ve değerlerini hedef tahtasına koyarak değil. Kendi kurumlarımız içinde hukuk devleti ilkeleri ve sağduyu çerçevesinde hareket etmeliyiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
91 konuşma daha · 3 Şubat 2026