Türk parasının kıymetini koruma hakkında kanunda değişiklik yap.dair.(ss.253)
Trabzon Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 112. Birleşim · 1. yasama yılı · 29 Temmuz 2003 · 418 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP), 29 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK PARASININ KIYMETİNİ KORUMA HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAP.DAİR.(SS.253)); konuşma 418 kelime.
Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP, Trabzon). “Türk parasının kıymetini koruma hakkında kanunda değişiklik yap.dair.(ss.253)”. TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim tutanağı, 29 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-hamzacebi-22-2003-07-29-turk-parasinin-kiymetini-koruma-hakkinda-kanunda-degisiklik-yap-dair-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarıda, birbiri peşi sıra, zaman zaman önergelerle, zaman zaman komisyonlarda yapılan birtakım değişikliklerle, sistemimizi altüst edecek birtakım değişiklikler yapılmaktadır. Bunlardan bir tanesi de, görüşmekte olduğumuz 2 nci maddeye ilişkin olarak elimize ulaşan bir önergeyle ilgilidir. Önerge, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 90 gün içinde yükümlü oldukları kıymetleri carî kurdan yurda getirenlerin, carî kur üzerinden hesaplanan değer ile defter kayıtlarında yer alan ihracat bedeli arasındaki farkın, pasifte bir fon hesabında izleneceğini ve fon hesabında tutulduğu sürece Gelir veya Kurumlar Vergilerine tabi tutulmayacağını ifade etmektedir.
Bu, esasen, bu tasarının konusu olması gereken bir düzenleme değildir. Bu tasarıyla, birtakım aflar getirilmektedir. Birçok af getirmiştir hükümet, bu af da, bu af zincirinin son halkasıdır. Takip edecek hangi halkalar olacaktır, bilemiyoruz tabiî; ama, af, biraz daha ileri götürülerek, vergi kanunlarında yapılması gereken bir düzenleme burada yapılıyor. Yapılması gereken düzenleme derken, esasında, düzenlemenin buradaki içeriği, kapsamı hakkında bir görüş beyan etmiyorum, bu, enflasyon muhasebesinin kendisidir. Yani, bir ihracatçı düşünün, normal yollardan ihracatını yapmış, dövizini yurda getirmiş; ihracatı yaptığı tarih ile dövizini yurda getirdiği tarih arasında, eğer, kur farkından dolayı lehine bir para oluşmuşsa, bu ihracatçının bu kur farkı geliri vergiye tabidir. Bu önergeyle ne yapılmaktadır; ihracat bedelini zamanında yurda getirmemiş olan bir ihracatçı, daha sonra bunu getiriyor, getirdiği tarihteki kur ile ihracat yaptığı tarihteki kur arasındaki farkın geliri vergiye tabi tutulmuyor. Denilebilir ki, aradan çok uzun zaman geçmiş, birkaç yıl geçmiş, eğer, kur farkını vergiye tabi tutarsak, bu ihracatçı mağdur olur, zarar görür.
Değerli arkadaşlar, o zaman, gerçek ihracatçıyı cezalandırmış oluruz. Gerçek ihracatçı bir ihracatı yaptığında, birkaç ay sonra kur değişikliğinden dolayı oluşan farkı, biz, vergiye tabi tutarsak, bu ihracatçı, bu uygulamadan zarar görmüş olur.
2001 yılında, Türkiye, kriz yaşadı; dolar, bir gecede fırladı; hatırlayacaksınız, faizler yüzde 7 000'lere fırladı, dolar kuru da 600 000 liradan 800 000-900 000 liralara, daha sonra 1 300 000 liraya kadar tırmandı. O dönemde dahi, kur farkı gelirinin vergiye tabi olmayacağı şeklinde bir düzenleme yapılmadı. O dönemde yapılmayan bir düzenlemeyi, burada, münhasıran bu grup ihracatçı için, ihracat bedelini zamanında yurda getirmemesi nedeniyle takibe konu olmuş ihracatçı için yapmak doğru değildir. Buna ihtiyaç duyuyorsak, o zaman, Vergi Usul Kanununda, enflasyon muhasebesi düzenlemesini yaparız; ihracattan kaynaklanan, bu tip uygulamalardan kaynaklanan bütün kur farkı gelirlerini vergiye tabi tutmayız; yapılması gereken budur. Bu şekilde, bölük pörçük düzenlemelerle, gece yarısında verilen önergelerle yapılacak düzenlemelerle sistemi bozmak, allak bullak etmek doğru değildir. Bu düzenlemelerle, gerçek ihracatçıyı, dürüst mükellefi de cezalandırmış oluyoruz.
Bu konuyu dikkatlerinize sunmak istedim; teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
27 konuşma daha · 29 Temmuz 2003