İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 37. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (ss.316)

Mehmet Akif Hamzaçebi

Trabzon Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 37. Birleşim · 2. yasama yılı · 25 Aralık 2003 · 653 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP), 25 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (SS.316)); konuşma 653 kelime.

Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP, Trabzon). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (ss.316)”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 25 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-hamzacebi-22-2003-12-25-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-tasarisi-ss-316-4 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon)Söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKANBuyurun Sayın Hamzaçebi.

Süreniz 5 dakika.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben, madde üzerinde konuşurken üstü kapalı olarak bu konuya da değindim. 2001 yılı kriz şartları içerisinde yapılmış olan bir düzenlemedir. O günlerde en önemli sorun içborcun çevrilmesiydi ve böyle bir istisna gerekliydi. Eğer, Sayın Bakan bu istisnanın gerekli olduğunu düşünüyor, bu istisna olmazsa hazinenin borçlanma maliyetinin artacağını düşünüyorsa, bunun çözümü kolay. O zaman bu istisna, daimî olarak 2004 yılının sonuna kadar vergi kanunlarımıza girmek zorundadır.

Bu hükümet kurulduğunda "bir yıl daha uzatıyoruz" denilmişti, 2003 yılı sonuna kadar uzatılmıştı. Şimdi, bu tasarıyla "bir yıl daha uzatıyoruz" deniliyor. Eğer, bu, borç maliyetine yansıyacaksa, o zaman Sayın Bakan, bunu, daimî olarak bizim huzurumuza getirmek zorundadır; yani, 2004 yılı sonunda, 2005'ten itibaren yapılacak borçlanmalarda hazinenin borç maliyeti artmayacak mıdır?!

Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakanın bu açıklaması doğru bir açıklama değildir, ayrıca, Sayın Bakanın açıklamasına da katılmıyorum. Ben size örnek vereceğim: Hatırlayacaksanız, 2000 yılında -o istikrar programının ilk yılıydı- hazinenin borçlanma faizleri, yüzde 90'larda, belki, yüzde 100'leri aşan oranlarda olan faizler, bir anda, yüzde 50'lerin, yüzde 60'ların altına düşmüştü ve o zaman, bu istisna yoktu değerli arkadaşlar. Bu istisnanın, sadece, kriz şartlarıyla ilgisi vardı. Bu istisnanın muhafazasını kabul etmek, hâlâ, kriz şartlarındayız demektir; herhalde, şu anda, kriz şartlarında değiliz; bunu, hepimiz kabul ediyoruz. Bu istisna, sistemi bozmaktadır, vergi adaletini zedelemektedir. Bakın, bu, 315 milyar lira, bir istisnadır. İmar Bankasının, bir yanda, 8,5 katrilyon liralık bir maliyeti var, bir yanda, hazine bonolarının, devletin yükümlülüğünde olduğu halde, ödenmesini kapsama almayan bir yaklaşım var, bir yanda, off-shore hesaplarda kıyı bankacılığı hesaplarındaki paraların ödenmemesini düzenleyen bir yasa var, bir yanda, 6 750 000 liralık, ücretlilerin yararlandığı özel indirimi 1 Ocak 2004'ten itibaren kaldıran bir yasa var, bir yanda da, daha 315 milyar liralık bir istisnayı devam ettiren bir anlayış var. Ben, buna katılmadığımı ifade etmek istiyorum. Hazinenin borçlanma konusunda da bir sorununun olmadığını ve bu istisnanın kalkmasının, Hazinenin borçlanma maliyetine bir etki yapmayacağı kanaatinde olduğumu ifade etmek istiyorum.

Bu vesileyle, biraz önce konuşulan, beyanname verme ve ödeme sürelerinin farklılaştırılması konusuna da değinmek istiyorum. Maliye Bakanlığımızın, şüphesiz, bu konudaki niyeti iyi, buna katılıyorum. Beyanname verme ve ödeme sürelerini farklılaştırmak suretiyle, vergi dairelerindeki sorunları aşmak istiyor; ancak, değerli arkadaşlar, bunu aşmanın çok daha pratik bir yolu var bence. Şimdi, bütün herkesin kafasında -aklında- beyanname verme ve ödeme süresinin aynı olduğu vardır. Bu, yıllardır yerleşmiştir. Efendim, mükellef, son gün, vergi dairesine beyannamesini verirse, bankaya gidip ödeme yaparsa, bankada vergi dairesinin tahakkukları yok. O nedenle, bu süreleri farklılaştıralım ki, ödeme süresini biraz ileri atıp, beyanname verme süresini biraz öne alalım; bu esnada, vergi dairesi, tahakkukları bankaya aktarsın, mükellef de bankadan ödemesini yapsın...

Değerli arkadaşlar, bu yaklaşım doğru değildir; yani, bankadan ödenmesi doğru bir yaklaşım şüphesiz; ama, bunu çözecek, sağlayacak başka yöntemler de vardır; cari hesap yöntemine geçersiniz. Şu tasarıdaki sistemde dahi sorun çözülmemiş olacaktır. Mükellef, son gün, beyannamesini vergi dairesine verdi, aynı gün bankaya gitti, banka diyecek ki: "Hayır, ben, daha tahakkukumu vermedim, siz, bir iki gün bekleyin, ben, yapıp bankaya aktaracağım, siz, bankaya ödeyeceksiniz."

Bu doğru değil değerli arkadaşlar. Postayla gönderdi, beyannameyi verme süresinin son günü, beyannamesini mükellef postaya verdi, aynı gün de bankaya gitti; ödemesini yapamayacak.

CAVİT TORUN (Diyarbakır)3 günü var.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla)Efendim, hayır; yani, aynı gün ödeme yapmak isteyen mükellef bu ödemeyi yapamayacak. Sen bekle, senin, daha ödeme için birkaç günün var!.. Çağdaş devlette bu olmaz arkadaşlar. Cari hesap; bankaya gider, beyannamesini postaya verir, vergi dairesine verir, gönderir, aynı gün bankaya gider vergisini öder. Vergi dairesi ile banka kendi arasında hesaplaşır. Vergi dairesi ile banka arasındaki iletişimin, haberleşmenin, elektronik ortamda bilgileri aktarmanın mükellefle bir ilgisi yoktur. Mükellef, sürat ister; mükellefe süratle hizmet vereceksiniz; gerisi onu ilgilendirmez. Çözüm o değildir. Niyet iyi; ama, uygulamada sorun yaratacak, uygulamada bürokrasi yaratacak, pratik olalım derken olayı açmazlara götürecek, karmaşıklığa yol açacak bir düzenlemedir. Bu vesileyle, bunu da ifade etmek istedim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

48 konuşma daha · 25 Aralık 2003

48 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook