Gelir vergisi kanunu ve 6183 sayılı kanunda değişiklik yapılması hk. (s.s.1081)
Trabzon Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 81. Birleşim · 4. yasama yılı · 29 Mart 2006 · 960 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP), 29 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR VERGİSİ KANUNU VE 6183 SAYILI KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK. (S.S.1081)); konuşma 960 kelime.
Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP, Trabzon). “Gelir vergisi kanunu ve 6183 sayılı kanunda değişiklik yapılması hk. (s.s.1081)”. TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim tutanağı, 29 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-hamzacebi-22-2006-03-29-gelir-vergisi-kanunu-ve-6183-sayili-kanunda-degisiklik-yapilmasi-hk-4 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tekrar, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Biraz önce Sayın Dağcıoğlu'nun yapmış olduğu değerlendirmeye yönelik olarak, oturduğum yerden bir açıklama yapmıştım. O anda tutanaklar elimde değildi. Açıkladıklarıma ilave olarak, müsaade ederseniz, şunu söylemek istiyorum.
Tutanakları getirttim. 9.4.2003 tarihli birleşimde, vergi oranında yapılan indirime ilişkin olarak şunları söylemişim. Önce, hatırlamak açısından söyleyeyim; Sayın Dağcıoğlu, o zaman, kâr payı üzerinde yüzde 65 olan vergi yükü yüzde 45'e indirilirken, beni kastederek, Sayın Hamzaçebi hem bu indirimi onaylıyor; ama, öte taraftan da, bir başka cümleyle, bunu gidip, bu indirimden doğan vergi kaybını taksici esnafından, serbest meslek erbabından alıyorsunuz diye benim çelişkili bir tutum takındığımı söyledi.
Tutanak şöyle değerli arkadaşlar: O tasarıyı, 4842 sayılı Kanunu görüştüğümüz sırada, Genel Kuruldaki tasarıda, kâr payı üzerindeki vergi yükünün yüzde 65'ten 45'e inmesini olumlu bulduğumu ifade etmişim. Şöyle söylüyorum: Kâr payı üzerinde son derece yüksek bir vergi yükü vardır; uluslararası ortalamaların üzerindedir, bunun indirilmesi doğru olur.
Yine, basit usuldeki Katma Değer Vergisi mükelleflerinin, Katma Değer Vergisi beyanname verme yükümlülüğünün kaldırılmasını da doğru bulduğumu ifade etmişim ve cümle olarak şöyle bağlıyorum hepsi için: "Bütün bunların hepsi doğru düzenlemelerdir."
Ancak, o tasarı, bir yandan da yürürlüğe girmiş olan yüzde 15-40 oranındaki vergi tarifesini yüzde 20-45'e yükseltmek suretiyle, ücret geliri dışındaki gelir unsurlarının vergi yükünü 5 puan artırmaktaydı. Bunu dikkate alarak "siz, kâr payı üzerindeki vergi yükünü indirirken, bunun kaynağını diğer esnaftan, diğer mükelleften alıyorsanız, bu doğru değil" dedim. Tutanak burada, önümde. Sayın Dağcıoğlu da kafasını sallıyor, çelişkili bir tutum yoktur.
MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat)Çelişkili… Çelişkili olmaz mı yani, bugünkü konuşmanızla çelişkili.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla)Değerli arkadaşlar, maddemize dönersek, yatırım indirimi uygulamasının kaldırılmasına paralel olarak, geçici 3 üncü madde geçiş dönemini düzenlemektedir; yani, halen yatırım yapmış olanların durumu ne olacak, yatırım yapmakta olanların durumu ne olacak, onu düzenliyor. Bir geçiş dönemidir bu.
Bu düzenleme, üç açıdan Anayasaya aykırılık taşımaktadır bence. Şöyle ki: Madde diyor ki: Daha önce yatırım teşvik belgesi almış olup da, 2003 yılında yatırım teşvik belgesi kaldırılmadan önce teşvik belgesi almış olup da, yatırım yapmış olanlardan yatırım harcamalarını henüz vergi matrahından indirememiş olanlar için, ben üç yıllık bir süre öngörüyorum diyor. Bunlar, bu harcamalarını 2006, 2007 ve 2008 yılları Gelir veya Kurumlar Vergisi matrahlarında indirebilecektir.
Değerli arkadaşlar, bu, kazanılmış hakları ortadan kaldırmaktadır, hukuk güvenliğini ortadan kaldırmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti, Anayasamızda yazılı olduğu gibi, bir hukuk devletidir. Hukuk devleti, vatandaşlarına hukuk güvenliği sunar. Bütün vatandaşlar, Anayasanın öngördüğü hukuk güvenliği kavramının koruması altındadır. Nedir hukuk güvenliği; hukuk güvenliği, kurallarda belirlilik demektir, kurallarda öngörülebilirlik; yani, gelecekte ne olacağını kişinin bilebilmesi demektir. Vatandaşlar, tutum ve davranışını mevcut kurallara göre ayarlarlar, ona göre düzenlerler. Şimdi, bir mükellefimiz, halen var olan yasalardaki hükümlere dayanarak yatırım harcaması yapmış ise, bu harcamadan kaynaklanan hakkını, mevcut yasaların ona tanıdığı hakkı korumak gerekir. Bunun gereği olarak da, bu harcamayı en son 2008 yılında matrahından indirebilirsin, 2009 yılına kalırsa bunu indiremezsin demek, kazanılmış haklara ve hukuk güvenliği ilkesine aykırıdır; çünkü, mükellef bu yatırım harcamasını yaparken böyle bir sınırlama yoktu. Kârı, matrahı yeterli olmazsa, hangi yıl kâr etmişse, o yılın matrahından bunu indirebilir. Bu, doğru değil.
İkinci aykırılık nedir: Şu anda yatırım yapmakta olanlar var; yani, amortismana tabi iktisadî kıymet alanlar var, 1 Ocak 2006'dan itibaren. Bu madde ne zaman yürürlüğe girecek; 1 Ocak 2006'dan geçerli olmak üzere yürürlüğe girecek; yani, mükellefin 2006 yılının ocak, şubat, mart, nisan, neyse, bu yasanın yürürlüğe girdiği güne kadar yapmış olduğu yatırım harcaması, şu anda yürürlükte olan yasaya göre yatırım indiriminden yararlanırken, bu maddenin yasalaşması halinde, yatırım indiriminden yararlanamayacaktır. Değerli arkadaşlar, bu da hukuk güvenliği ilkesine aykırıdır, kazanılmış hakları ortadan kaldırmaktadır.
Değerli arkadaşlar, bir üçüncü aykırılık da şudur: Yatırım indiriminden yararlanmayı arzu eden mükellefler; yani, yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, var olan hükümlere göre veya daha önce, 2003 yılı öncesi hükümlere göre yatırım yapmış olup da bu hakkını devam ettirmek isteyenler; yani, bu yatırım harcamalarını Kurumlar veya Gelir Vergisi matrahlarından indirmek isteyen mükelleflerin Kurumlar Vergisi oranı yüzde 30 olacaktır değerli arkadaşlar. Halen, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmekte olan Kurumlar Vergisi Kanunu Tasarısında ise Kurumlar Vergisi oranı yüzde 20'ye indirilmektedir. Şimdi, mükellef yatırım yapıyor diye vergi oranını yüzde 30'da tutmayı Anayasanın vergide eşitlik ilkesine aykırı buluyorum değerli arkadaşlar. Neden aykırı buluyorum; sizlere açıklamak istiyorum.
Anayasa, vergide eşitlik ilkesini, 73 üncü maddesinde "herkes, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür" hükmüyle ifade etmiştir. Malî güce göre vergi ödemek, vergide eşitlik ilkesinin ifadesidir; yani, az kazanan az vergi öder, çok kazanan çok vergi öder. Bizim vergi sistemimiz de buna göre kurulmuştur. Gelir Vergisi Kanununda malî güce göre vergi ödemeyi; yani, vergide eşitlik ilkesini sağlamak üzere birçok hüküm vardır. Ne vardır; örneğin, artan oranlı tarife vardır. Az kazanan az vergi öder, çok kazanan daha yüksek oranda vergi öder. Başka ne vardır; ücretlilerde bir indirim vardır veya daha düşük oranlı bir vergi oranı vardır. İndirimi hükümetimiz kaldırmıştı, özel indirimi hükümet kaldırmıştı, indirimli vergi oranını da bu tasarıyla hükümet kaldırıyor.
Başka indirimler var; sakatlık indirimi. Çalışanlarda, ücret gelirinde sakatlık indirimi vardır. Sakat kişi daha çok çalışarak bir ücret geliri elde edeceği için, emeğini daha yoğun harcayacağı için, ona biraz daha farklı bir indirim öngörür Gelir Vergisi Kanunu. Örneğin, küçük esnaf yine Gelir Vergisinden muaftır.
Değerli arkadaşlar, yatırım indirimi, vergi ödeme gücüyle ilgili bir indirim değildir. Yani, bunu vergi ödeme gücüyle ilişkili kılarsanız… O yatırım indiriminden yararlanıyor, o nedenle daha çok vergi ödesin demek, yatırım indirimini vergi ödeme gücünün bir göstergesi olarak almak demektir. Eğer bu mantıktan giderseniz, bu mantıktan gidilirse, o zaman yatırım indirimi istisnasını vergi kanunlarına hiç koymamak gerekirdi; çünkü, yatırım indirimini geliri olan kişiler yapar, kazancı olan, daha çok büyük mükellefler yapar; o zaman bu istisnayı hiç koymamak gerekirdi. Yatırım yapmış; olmak, daha yüksek oranda vergi ödemenin gerekçesi olamaz. Tasarı, bu düzenlemeyi getirdiği için, bu yönüyle de Anayasaya aykırıdır; üç noktadan Anayasaya aykırıdır. Ben, bunları, Genel Kurulun ve Hükümetin dikkatine sunuyorum.
Sözlerimi burada bitirirken, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
27 konuşma daha · 29 Mart 2006