Maden kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.503)
Kahramanmaraş Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 114. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Haziran 2010 · 540 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Akif Paksoy (MHP), 9 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MADEN KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.503)); konuşma 540 kelime.
Mehmet Akif Paksoy (MHP, Kahramanmaraş). “Maden kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.503)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 9 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-paksoy-23-2010-06-09-maden-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-503 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 503 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 3’üncü maddesi hakkında vermiş olduğumuz önerge hakkında söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Son zamanlarda kısa aralıklarla yaşanan maden kazaları kamuoyunun dikkatini bu alana çekmiştir. Madenlerin ekonomiye kazandırılması sırasında iş güvenliği başta olmak üzere çevreyi tahrip etmeyen bir sistemin kurulması gerekmekte, bu sistemin denetiminin de ciddiyetle yapılması önem arz etmektedir; ancak biz bu tasarıdan anlıyoruz ki Hükûmetin derdi madenlerde iş güvenliğiyle ilgili tedbirleri artırmak değil, çevreyle ilgili denetimlerin yapılıp yapılmaması da değil, çoğunluğu ham madde olarak satılan madenlerimizin mamul hâlde satılarak hem daha fazla katma değer hem daha fazla istihdam sağlanması da değil, Hükûmetin tek derdi bulduğu kaynağı kısa sürede nasıl kurutacağı. Bu tasarı da maalesef kısa sürede Hükûmete nasıl kaynak sağlanır bakış açısıyla hazırlanmış. Madencilik sektörü daha fazla vergi alınması gereken, daha fazla devlet hakkı alınması gereken bir alan olarak değerlendirilmiştir.
Hükûmetin bu konuda iyi niyetli olmadığının, derdinin sektörü geliştirmek olmadığının açık kanıtı, 2009 yılında Anayasa Mahkemesince iptal edilen 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 7’nci ve 10’uncu maddelerinin iptalinin üzerinden bir yıl geçtikten sonra bu tasarının ancak yüce Meclis gündemine getirilmesidir. Şimdi siz, iptal tarihinden itibaren gerekli düzenlemeleri bir ayda yapabilirdiniz. Bu konuda gerek sektörden gerek muhalefetten katkı da alabilirdiniz ancak bir yıl beklediniz, bu arada mahkeme kararını gerekçe göstererek bir yıl arama yapılmasını da bal gibi engellemiş oldunuz. Bu konuda itiraz eden, dert yanan olursa da büyük bir pişkinlikle Anayasa Mahkemesini adres gösterdiniz.
Bakın, seçim bölgem Kahramanmaraş’ın Afşin, Elbistan ilçelerinde bir termik santralimiz var. Ülkemizin mevcut linyit rezervlerinin yarıya yakını bu bölgede ancak bu santral gerekli yatırımlar yapılmadığı, alınması gereken tedbirler alınmadığı için çevreye felaket saçıyor. Bölgede kanser vakalarında büyük artış var. Tarım arazileri ve ürünler büyük zarar görüyor, yıllardır kimsenin kılı bile kıpırdamıyor. Afşin Elbistan Termik Santrali başta olmak üzere, Türkiye’deki tüm termik santrallerin çevreye verdiği zararların araştırılması ve alınması gereken tedbirlerin tespiti için bir Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu, sonuç raporunu verdi. Gereğini Hükûmetin yapmasını bölge halkı da biz de bekliyoruz ancak hâlâ termik santralden çevreye partiküller yayılmaya devam ediyor, insanların mağduriyeti devam ediyor. Arazisi kamulaştırılan insanların ne yapacağı, nasıl istihdam edileceği konularında da bir plan ya da proje yok.
Kıymetli arkadaşlar, bu ölçekteki projelerin gerçekleştirilmesinde bir master plan gerekmez miydi? Yıllar itibarıyla yapılacakların önceden planlanması, vatandaşımızın mağdur edilmemesi, ülke ekonomisinin zarar görmemesi açısından daha iyi çözümler bulunması gerekmiyor muydu? Elbette gerekiyor ancak bu çözümleri bulması gereken Hükûmet hiçbir adım atmıyor. Ben konuyu defaten yüce Meclis gündemine taşıdım. “Bölgede kanser vakaları artıyor.” dedik, “Tarım arazileri zarar görüyor.” dedik, gerekli tedbirlerin alınmasını talep ettik Hükûmet herhangi bir adım atmadı. Bölge halkına istihdam konusunda tıpkı Zonguldak’ta olduğu gibi pozitif ayrımcılık yapılmasını talep ettik, bize mevcut mevzuatı gerekçe gösterdiler, eşitlik ilkesine aykırı olacağını söylediler. Afşin Elbistan Termik Santrali’nden kaynaklanan sorunlar hâlâ devam etmektedir. Bölge insanı bir an önce Hükûmetten kararlı bir adım beklemektedir.
Sayın milletvekilleri, Hükûmetin yapması gereken, sorunlara palyatif çözümler bulmak yerine konuyu bir bütünlük içinde ele alarak günü değil geleceği kurtaracak çözümler geliştirmelidir. Ancak Hükûmetin derdi suni gündem oluşturarak bunu siyasete tahvil etmek olduğundan, ülkemizin çözüm bekleyen temel sorunları sürekli olarak -sizin tabirinizle- halının altına süpürülmektedir. Üretim yerine tüketimi, çözüm yerine krizi önceleyen bu marazi anlayışın milletimize vereceği bir hizmet kalmamıştır diyor önergeme desteğinizi bekliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
106 konuşma daha · 9 Haziran 2010