İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 96. BİRLEŞİM · SALI

Nevşehir ili çiftçisinin patates ekim yasağı ve meydana gelen don olayı nedeniyle

Mehmet Elkatmış

Nevşehir Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 96. Birleşim · 4. yasama yılı · 2 Mayıs 2006 · 1.042 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Elkatmış (AK Parti), 2 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: NEVŞEHİR İLİ ÇİFTÇİSİNİN PATATES EKİM YASAĞI VE MEYDANA GELEN DON OLAYI NEDENİYLE); konuşma 1.042 kelime.

Mehmet Elkatmış (AK Parti, Nevşehir). “Nevşehir ili çiftçisinin patates ekim yasağı ve meydana gelen don olayı nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 2 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-elkatmis-22-2006-05-02-nevsehir-ili-ciftcisinin-patates-ekim-yasagi-ve-meydana-gelen-don-olay (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET ELKATMIŞ (Nevşehir)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sayın Başkana da, söz verdiği için teşekkür ediyorum.

Zaman zaman ülkemizde çeşitli afetler olmakta. Bunlar, can ve mal kaybına sebep olmakta. Deprem, hem can kaybı hem mal kaybına sebep olmakta; ama, sel, dolu gibi bazı afetlerde, heyelan gibi afetlerde de, yine hem can kaybı hem mal kaybı oluyor. Maalesef, ülkemizde bunlar çok oluyor; Allah ülkemizi bu gibi afetlerden korusun.

Geçtiğimiz hafta da, yine, ülkemizde, özellikle İç Anadolu Bölgemizde çok şiddetli bir don olayı vuku buldu. Bu don olayı münasebetiyle de, İç Anadolu'da, büyük bir bölümünde, hemen hemen tamamen soğuk algınlığı oldu, bütün meyveler soğuk aldı. Bundan, tabiî ki, birçok, İç Anadolumuz da ve -belki Doğu Anadolu'da biraz geç açtığı için zarar az olabilir ama- hemen hemen bütün yurt da bundan zarar gördü. En fazla zarar gören illerimizin arasında da Nevşehir İlimiz gelmektedir.

Değerli milletvekilleri, Nevşehir'in bir kısmı patates ekimiyle iştigal eder, bir kısmı bağcılıkla iştigal eder. Tabiî, meyveler, her tarafta olduğu gibi, yine, ilimizin her bölgesinde de meyve ağaçları da vardır. Bir kısmı da pancar ekimiyle iştigal eder. Şimdi, öyle bir soğuk oldu ki, yaşlılarımızın söylediğine göre, altmış yıldır hiç böyle bir soğuk görmemiştik dediler.

Gerçekten de, değerli milletvekili arkadaşlarım, ben de şahsen hiç bu kadar büyük bir tahribat görmemiştim. Akasya ağaçlarının, park ve bahçelerdeki, trotuarlardaki, caddelerdeki ağaçların soğuk aldığını hem de kavrulduğunu hiç görmemiştim. Soğuk alırdı; ama, yapraklarını alır, çiçeklerini alırdı, meyvelerini alırdı; bu sefer, tamamen kuruttu. Özellikle ceviz ağaçları, dut ağaçları tamamen kuruma noktasına geldi. Nevşehir'in büyük bir kısmı da, ki, bu, 23 048 hektar alanda bağcılık yapılıyor, bu bağcılık yapılan alanda da bağlar tamamen kurudu. Öyle ki, üç dört yıl, buradan artık hiçbir gelir elde edilemez; çünkü, çubukların omacalarını tamamen soğuk aldı. Yeniden, oradan, kütükten sürerse sürecek; onlar, önümüzdeki yıllarda omaca haline getirilecek. Asgarî -bağcılıkla iştigal eden, bilen arkadaşlar bilir- üç yıldan aşağı buralardan meyve alınamaz.

Öyle köylerimiz var ki, bakınız, Nevşehir'in Merkez, Nar, Çat, Sulusaray, Uçhisar, Kavak, Göreme Kasabalarımız; Alacaşar, Ürgüp'ün Aksalur, Sofular, Karakaya, Ulaşlı, Çökek, Sarıhıdır, Ortahisar, İbrahimpaşa, Ayvalı, Bahçeli Köylerimiz ve beldelerimiz; Gülşehir'in Karacaşar, Yeniyaylacık, Eskiyaylacık, Alkan, Civelek, Yüksekli, Sığırlı, Hacılar; Acıgöl'ün İnallı, Tatlarin; Hacıbektaş'ın Karaburna, Avanos'un Göynük ve Özkonak ve Avanos merkezde tamamen bağları soğuk aldığı için buralardaki vatandaşın başka ekip dikeceği bir şey de yok. Zaten, arazi yapısı itibariyle, toprak yapısı itibariyle arazinin engebeli olması, toprak yapısının da tamamen tüften meydana gelmesi dolayısıyla burada bağcılıktan başka bir şey de yapılamaz. Bağların sökülmesi de mümkün olmadığına göre, buradaki vatandaşlarımızın ekim dikim yapabileceği, gelir getirebileceği hiçbir şeyleri yok şu anda ve üstelik de bunlar, hani, bir ümitle -bahar geldi, havalar da güzel gidiyordu- bağlarını budadılar, çapaladılar, gübrelediler, büyük de bir masraf yaptılar; ama, üç yıl hiçbir gelir elde edemeyecekler. Tabiî ki, meyve ağaçları da öyle. Kuruttu iyice; sade çiçeklerini, meyvelerini değil, ağaçların bütün gözlerini soğuk aldı. Dolayısıyla, burada, artık, bu ağaçların meydana gelmesi -belki çoğu da kuruyacak- mümkün değil.

Pancarın da ekilenleri, çıkanları soğuk aldı. Onu ekiyorlar. Ne olur; ikinci bir masraf yapıyorlar. Nitekim ekmeye de başladı çiftçilerimiz. İkinci bir masraf yaptılar. Orada da bir gelir düşüklüğü olacağını, dönümde, 1 ton daha az gelir elde edeceklerini ifade ediyorlar.

Geçmişte de soğuk algınlığı oluyordu, don oluyordu, çeşitli afetler oluyordu; ama, bu afetler de mevzi oluyordu. Bir köyün bir kısmını alıyordu, bir bölgesini, bir muhitini alıyordu; bazı ağaçları, bazı meyveleri veya bazı sebzeleri alıyordu; ama, geriye kalan diğer soğuk almayan, don vurmayan, dolu vurmayan diğer sebzeler, meyveler, ağaçlar kalıyordu. Onlarla da insanlar geçimlerini temin ediyorlardı; ama, burada ifade ettiğim gibi, tamamen aldı, hiçbir yeri bırakmadı. Dolayısıyla, vatandaşımızın mağduriyeti çok büyük.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, Sayın Elkatmış, konuşmanızı tamamlayınız.

MEHMET ELKATMIŞ (Devamla)Tabiî, daha önceki birkaç kez bu kürsüden yaptığımız konuşmada da ve Meclisimizin kurduğu patates komisyonunda da görüldüğü gibi, raporun müzakeresinde, Türkiye'deki patates üretiminin yüzde 25'inden fazlasını sadece Nevşehir İli karşılıyor. Burada, vatandaşımızdan, çiftçimizden direkt kaynaklanmayan, hastalıklı tohumların yurda girmesi neticesinde, patates hastalığı, patates siğili diye bir hastalık meydana geldi ve Nevşehir başta olmak üzere -ki, en büyük karantina bizde uygulanıyor- Nevşehir'in Derinkuyu ve Kaymaklı'nın bazı köylerinde de mevzi olarak Kaymaklı ve Derinkuyu'nun tamamı karantina altına alındı ki, 133 000 dönüm arazi -ki, Nevşehir yüzölçümü itibariyle bu çok büyük bir rakam- karantina altına alındı. Onun için, Hükümetimiz, geçen yıl 15 trilyon liralık bir kaynak ayırmıştı. Yalnız, bu karantinada -Niğde'nin de küçük bir bölgesi, Ordu İlimizin küçük bir bölgesi de dahildi- 10 trilyon liraya yakın bir tazminat ödendi. Tabiî ki, bu zararların 10 trilyonlarla filan -ki, o da zamanında ödenmiyor- karşılanması mümkün değil.

Çiftçinin çok büyük borçları var. Özellikle, TEDAŞ'a şu andaki borcumuz çok yüksek. Vatandaş bir sıkıntı içerisinde, ne yapacağını şaşırmış durumda; elektrikleri de kesiliyor. Tabiî, Sayın Bakanımız bugün de ifade etti görüşmemizde, gerek Sayın Tarım Bakanımız gerekse Sayın Enerji Bakanımız bu konuda gerekli esnekliği gösteriyorlar; kendilerine huzurlarınızda teşekkür ediyorum; ancak, tabiî ki, vatandaşın kafası da karışık. Bundan dolayı da bir mağduriyet var; yani, bizde çifte bir mağduriyet var.

Peki, süremiz kısa olduğu için, Sayın Başkanın da müsamahasına sığınarak son birkaç önerimizi ifade etmek istiyorum Sayın Hükümetimiz; Sayın Bakanımız da burada.

Öncelikle, vatandaşın şimdiki bu mağduriyetinin giderilmesi için doğrudan gelir desteği ve mazot desteği primlerinin acilen bizde ödenmesi gerekiyor; çünkü, vatandaş, hem masraf yaptı ve soğuk aldı, şu anda da hiçbir şeyi yok. Bu ödenirse, hiç değilse bu masraflarını karşılar, borçlarının bir kısmını ödeme imkânı bulur.

Tabiî, bölgemizin daha önce sel felaketine uğrayan birkısım yerlerde uygulandığı gibi afet kapsamına alınarak gerekli zararların bir kısmının ödenmesi için çalışmalar yapılmasını hükümetimizden ve sayın bakanlarımızdan özellikle rica ediyoruz.

Yine, çiftçilerimizin, tabiî ki, kredi borçları var. Bunlar ödenecek; ama, malum, işte, bu afet dolayısıyla mümkün halde değil. O bakımdan da, bu kredi borçları, Bağ-Kur borçları ve primlerinin de, hiç değilse bir yıl, faizlerinin de dondurulmak suretiyle, ertelenmesi talebinde bulunuyoruz.

Patates siğil hastalığından dolayı, biraz evvel de ifade ettiğim gibi, ödenen tazminat miktarı çok az; o da zamanında ödenmiyor. Onun da bir an evvel ödenmesi ve bunun da artırılması gerekiyor; çünkü, çok fazla bir zarar var.

Malum, Tarım Sigortası Kanununu çıkardık; ancak, bu kanun, henüz tam manasıyla uygulanmaya başlanmadı. Özellikle bugün itibariyle ele aldığımızda, don olayını da sigortalar içerisine dahil etmediklerinden dolayı ve tam da uygulanmadığından dolayı böyle bir mağduriyet var. Tarım Sigortası Kanununun uygulanmasına hemen her yönüyle başlanılması ve bu konuda çiftçilerimizin hem eğitilmeleri, uyarılmaları ve desteklenmelerinde zaruret olduğunu düşünüyorum. Tabiî, üç yılda vatandaşımız bağlarının tamamı…

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

38 konuşma daha · 2 Mayıs 2006

38 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook