Patates yetiştiriciliğinin ve patates üreticilerinin sorunlarının araştırılması önergesi ve raporu (10/152,216) sıra sayısı 895
Nevşehir Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 6. Birleşim · 4. yasama yılı · 12 Ekim 2005 · 1.102 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Elkatmış (AK Parti), 12 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: PATATES YETİŞTİRİCİLİĞİNİN VE PATATES ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARININ ARAŞTIRILMASI ÖNERGESİ VE RAPORU (10/152,216) SIRA SAYISI 895); konuşma 1.102 kelime.
Mehmet Elkatmış (AK Parti, Nevşehir). “Patates yetiştiriciliğinin ve patates üreticilerinin sorunlarının araştırılması önergesi ve raporu (10/152,216) sıra sayısı 895”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 12 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-elkatmis-22-2005-10-12-patates-yetistiriciliginin-ve-patates-ureticilerinin-sorunlarinin-aras (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET ELKATMIŞ (Nevşehir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bana bu imkânı verdiği için, başta Sayın Başkanımız olmak üzere, Sayın Bakana teşekkür ediyorum.
Patates üreticilerinin sorunlarının tespiti için kurulan komisyon, raporunu Genel Kurulumuza takdim etmiştir. Gerçekten, güzel bir rapor hazırlanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisinde, kuruluşundan bugüne kadar birçok güzel rapor hazırlanmıştır; ama, bir üzüntümü belirteyim ki, bu raporlar hep arşivlerde kalmıştır, ne kimse okumuştur ne de onun gereği yerine getirilmiştir. İnşallah, bundan böyle, bu raporlar dikkate alınır, en azından, gerek milletvekili arkadaşlarımız tarafından gerekse ilgililer tarafından okunur ve o zaman faydalı olur; yoksa, komisyonların kurulup raporların verilmesi meseleyi halletmiyor. Bu dileğimi belirtmek istiyorum ve raporu hazırlayan arkadaşlarımıza da çok teşekkür ediyorum.
Yine, benden evvel konuşan değerli arkadaşlarımız patatesin önemini, üreticilerin sorunlarını çok açık bir şekilde dile getirdiler, Sayın Bakan da bunlara cevap verdi ve ilave olarak birtakım ek bilgiler verdi. Tabiî, patatesin ne kadar önemli olduğu böylelikle ortaya çıkıyor ve de bir gerçektir; çünkü, buğdaydan sonra, belki buğdayla eşdeğerde olmak üzere, patates, gerçekten de en önemli bir gıda maddesidir; sadece gıda maddesi de değil bir sanayi ürünüdür.
Ben, onbeş yıldır milletvekiliyim. Onbeş yıldır da her dönemde, bu kürsüden defalarca ve defalarca patates konusunu dile getirdim ve birçok bakan arkadaşlarımız da cevaplar verdiler, ek bilgiler verdiler. Orada bir bakanımız geçen dönemde ifade etmişti "patatesten üçyüz çeşit ürün elde ediliyor" dedi. Bu, sadece yiyecek olarak değil, sanayi ürünü olarak da... Çok orijinal şeyler de söylemişti; ama, maalesef, bu kadar geniş bir alana hitap eden patates, gıda maddesi olarak, sanayi ürünü olarak, bugün perişan halde ve patates üreticileri perişan halde ve bunların sorunlarının araştırılması ve çözüm yollarının bulunması için, biz, Türkiye Büyük Millet Meclisi, komisyon kuruyoruz. Tabiî, bu, gerçekten de acı bir şey; patatesin gerektiği kadar değerlendirilmediğinin bir göstergesidir.
Gerçekten de patates üreticilerimizin çok büyük problemleri var, sıkıntıları var; yani, ekiminden sökümüne kadar, depolanmasından pazarlanmasına kadar, tüketimine kadar birçok problemleri var. Bu kadar önemli olan bir gıda maddesinin, bu kadar da çok problemlerinin olması ve neredeyse patates üreticilerinin sıkıntı içerisinde kalması… Hatta, birçok patates üreticisi vatandaşlarımızın, ben, şahsen, iflas ettiğini, silindiğini biliyorum. Yani, o zaman şu oluyor; patates, talihsiz bir gıda maddesi demek daha doğru olabilir. Bir kere, nedir bu problemler? Bilinmeyen şeyler de değil bunlar tabiî, yıllardır konuşuluyor, hep devletin bütün kademeleri bunu biliyor, üreticilerimiz bile, hepimiz biliyoruz. Problem nedir; bir kere, patatesin girdileri çok pahalı değerli arkadaşlar. Girdiler nedir; işte, tohum, elektrik, mazot, gübre ve ilaç. Şimdi, bunları teker teker ele aldığımızda kısaca, tohumdan başlarsak, bir kere, tohumları ithal ediyoruz biz; patatesi biz üretiyoruz, ama, tohumu ithal ediyoruz; bu, gerçekten de acı bir şey. Tohumculuğun mutlak surette desteklenmesi lazım. Bu dönemde tohumculukla ilgili bir kanun çıktı; inşallah, bu kanun faydalı olur ve tohumculuk da gerekli desteği bulur, artık, biz, kendi tohumumuzu, ülkemiz şartlarına uygun olan tohumu üretebilme imkânını buluruz.
Tohumu ithal ediyoruz. Hem çok pahalı bu tohum; ama, bu tohum da uygun tohum değil. İşe yaramayan tohumlar Türkiye'ye geliyor. Ben burada söylemek istemiyorum, bilenler söylüyorlar; diyorlar ki, affedersiniz, Avrupa'da -birçok tohum çeşidi- domuzlara yedirilen tohumlar Türkiye'ye maalesef ithal ediliyor. Burada tohumların ismini de vermek istemiyorum. İyi tohumlar da var.
Ama, her şeye uygun tohum var. Kızartmalık tohum ayrı, sanayilik tohum ayrı, yemeklik tohum ayrı, kumpirlik ayrı; birçok çeşidi var patatesin; ama, uygun tohum ithal edilmiyor. Orada ucuzdur diye geliyor, burada pahalı bir fiyatla tohumlar milletimize ektiriliyor ve çoğu kere de, bunlar denetimden de uzak olduğu için hastalıklı tohumlar ithal ediliyor. İşte, hastalık geldi… Kendiliğinden gelmedi bu hastalık, bir yerlerden geldi.
Bir gün, hiç unutmam, milletvekili olmadan evvel, 1970'li yıllarda, büroma, avukatlık yaparken tarım il müdürümüz geldi, bir kibrit kutusunun içerisinde bir böcek getirdi "bu böceği buldum" dedi; Mehmet Demir isminde. 1976'da filandı zannedersem... "Bu böcek eğer bir yaygınlaşırsa, tarımı mahveder" dedi ve gerçekten de öyle oldu. 5-10 sene sonra, bu böcek, öyle bir sardı ki… Çiftçi, bugün, en büyük mücadeleyi bu böcekle yapıyor ve tabiî, çok pahalıya mal oluyor; ama, Allah'a şükür önlendi. Ama, bu böcek bir yerden geldi bize.
Şimdi de, patates siğili diye bir hastalık geldi; gerek Nevşehir'de, gerek Niğde'de ve gerekse Ordu Aybastı'da bir karantina uygulanıyor; yasak kapsamına alındı.
Şunu demek istiyorum: Tohumu biz üretmeliyiz, ucuza mal etmeliyiz veya vatandaşa bir kazık atılmamalı tohumda ve tohumların da hastalıklı olup olmadığı iyi kontrol edilmeli; bunu diliyorum.
Elektrik meselesi… Gerçekten, elektrik çok pahalı ve Türkiye'de, patates ekilen bölgelerde, özellikle Nevşehir, Niğde gibi bölgelerde, bu, daha da önem arz ediyor; çünkü, bizim orada tek ürün alınıyor değerli arkadaşlar. Buralar yeraltı suyuyla sulanıyor. Baraj falan yok. 200-300 metre yeraltından su temin ediliyor. O da, tabiî ki, çok daha pahalı oluyor, patatesin maliyetini çok artırıyor.
Şu anda, Nevşehir'de, tarımsal üretimde, elektrik borcu 120 trilyon liraydı, yani, patates üreticisinin elektrik borcu. Bunun ödenmesi mümkün değil arkadaşlar, buna da bir çözüm bulmamız lazım. Hiç değilse, bu yasaklanan bölgelerde, bir avantaj getirmemiz gerekiyor ve vatandaşın, üreticinin, işte, bundan sonra elektrik borcunu ödememesi gibi bir problemi olmaması için de, mutlak surette, kart sistemine geçmemiz gerekiyor. Yoksa "nasıl olsa parayı ödemeyeceğim" diyor vatandaş, dağa taşa patates ekiyor ve ondan sonra da… Tabiî, elektrik parasını ödese, içeriye girecek "en iyisi, ne yapayım; elektrik parasını ödemeyeyim" diyor. İşte, bu miktar, maliyetin yüzde 40'larına, yüzde 50'lerine kadar varıyor; o zaman, işte, el elde, baş başta bir durumla karşı karşıya kalıyor. Onun için, elektrikte bir düzenleme yapıldı; ama, yetersiz. Mutlak surette, bu borçları tahsil etmemiz lazım, yeni bir düzenleme yapmamız lazım, doğru bir düzenleme yapmamız lazım. Yapılan düzenleme doğru değil ve hiç değilse, bu yasak kapsamında olan yerlere bir avantaj tanınması gerektiğine inanıyorum.
Sanayii yok dedim. Bakınız, değerli arkadaşlar, bu kadar önemli olan gıda maddesi, sanayi için de bu kadar önemli; cips fabrikalarını hariç tutarsak, patatesin Türkiye'de tek bir tane sanayii var, o da, patates unu fabrikası. Bu fabrika Nevşehir'de 1970'li yılların başında kurulmuştu, o da özelleştirildi; ama, çalışmıyor. Niye çalışmıyor; patates unu yapıyor; sanayi tipi tohum olmadığı için çok pahalıya mal oluyor patates unu. Kullanım yeri de yok. Türk Standartları Enstitüsü bir standart da geliştirmiş değil. Katma Değer Vergisi buğday ununda yüzde 1 iken, patates ununun Katma Değer Vergisi yüzde 18. Bunun için büyük mücadeleler de verdik; ama, bir türlü fayda sağlayamadık; ama, şu arada bir şey olduysa onu da bilmiyorum, onu da hemen söyleyeyim.
Ben Nevşehir için ifade ediyorum; patates üreticilerine, Nevşehir'de, devletin hiçbir yatırımı olmadı şimdiye kadar. Niçin olmadı; vatandaş kendi suyunu kendi getirdi, kuyu vurdu, 200 metre, 300 metre… Elektriğini kendisi getirdi, devletin tek kuruş katkısı yok. Tabiî, tabanfiyatı da yok; alıcısı devlet olmadığı için, fabrikası olmadığı için bir tabanfiyat uygulaması da yok. Teşvik falan da yok zaten, arkadaşlarımız ifade ettiler. O zaman, yalnız kendi kaderiyle baş başa kaldı, ondan sonra da, birtakım sıkıntılar doğdu.
Tabiî, zaman çok az olduğu için. Sayın Başkan…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
12 konuşma daha · 12 Ekim 2005