Esnaf ve sanatkarlar meslek kuruluşları kanun tasarısı (s.s.851)
Hatay Milletvekili ·
Genel Kurul, 81. Birleşim · 3. yasama yılı · 7 Nisan 2005 · 746 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Eraslan, 7 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ESNAF VE SANATKARLAR MESLEK KURULUŞLARI KANUN TASARISI (S.S.851)); konuşma 746 kelime.
Mehmet Eraslan (Hatay). “Esnaf ve sanatkarlar meslek kuruluşları kanun tasarısı (s.s.851)”. TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim tutanağı, 7 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-eraslan-22-2005-04-07-esnaf-ve-sanatkarlar-meslek-kuruluslari-kanun-tasarisi-s-s-851 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET ERASLAN (Hatay)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bugün, esnaf ve sanatkârları konuşmak üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, esnaf ve sanatkârları, gerçekten, çiftçi sektörü kadar, ihracatçı sektörü kadar, yatırımcı sektörü kadar ve diğer sektörler kadar önemsediğimizi ve çok önemli bir organ ve önemli bir sektör olduğunu düşünüyor ve bunların tarih boyunca haklarının korunamadığını, hukukunun korunamadığını, toplumun her zaman en fazla ezilen, en fazla mağdur olan, en fazla mağduriyete uğratılan bir birim, maalesef, bir işkolu olduğunu düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, bir taraftan esnaf ve sanatkârlarımız ülke sathına yayılmış olacak, ülke sathında pazarlanan malları satacak, bazen mal üretip mal satacak, ekonomimize çok ciddî katkılar sağlayacak, istihdam sağlayacak, ekonomimize yararlar sağlayacak ve işsizliği bir nebze olsun önlemeye çalışan işkolları olacak; ama, bir taraftan da maalesef, hem sosyal açıdan hem de ekonomik açıdan en fazla darbeyi yiyen -çiftçi sektöründe olduğu gibi, diğer sektörlerde olduğu gibi, her sektörde olduğu gibi- en fazla ekonomik ve sosyal yaralar alan bir işkolu, bir sektör konumunda olacak. Bu, sadece bu döneme ait değil. Eğri oturup doğru konuşmak gerekiyor. Bu, sadece bu döneme has bir şey değil. Bu, birçok dönemde vuku bulmuş bir gerçek; ama, bugün artık, katlanılmaz bir çile haline gelen ekonomik ve sosyal haksızlıklar maalesef, esnaf ve sanatkârlarımızı çileli bir konuma, kederli, üzüntülü bir konuma getirmiştir; evlerini geçindiremeyecek seviyeye gelmişlerdir; işlerini yürütemeyecek seviyeye gelmişlerdir; para kazanamayacak, ceplerinden bizzat para harcayarak özsermayelerini eriten bir konuma gelmişlerdir; bunu, hepinizin bilgilerine öncelikle arz etmek istiyorum.
Esnaf ve sanatkârlar ve beraberinde KOBİ'ler, Türkiye'de, üretimin yüzde 37'sini oluşturmaktadır; aynı zamanda, istihdamın da -az önce de ifade ettiğim gibi- yüzde 45'ini oluşturmaktadır ve yine ülkemizde, sayı olarak tüm işletmeler içerisinde yüzde 95'i oluşturmaktadırlar. Böyle güçlü bir yapıya sahip -ama, potansiyel gücünden bahsediyoruz- potansiyel gücüne sahip, istihdam potansiyeli gücüne sahip esnaf ve sanatkârlarımızın sorunlarına birazdan değinmeye çalışacağım.
Ülkemizde, örgütlü, örgütsüz toplam 5 710 000 esnaf ve sanatkârımız mevcut, kayıtlarda öyle görünüyor ve tam 227 işkoluna sahip. Esnaf ve sanatkârlarımız, değişik 227 işkoluna sahip. Kimisi terzi, kimisi lokantacı, kimisi berber, kimisi bakkal, kimisi ayakkabıcı, kimisi manifaturacı; ama, toplumla... Yani, hepimiz biliyoruz, her zaman onlarla karşı karşıyayız, her zaman onlarla beraberiz, toplumda onlarla iç içeyiz. Bunlar, böyle, uzaydan gelen, aydan gelen, tanımadığımız, bilmediğimiz insanlar değil. Bunlar bu toplumu oluşturan, Türkiye Halkını, Türk Milletini oluşturan ve 81 ilde, beldesinde, köyünde ülke sathına yayılmış ve toplumumuzun temel dinamiği konumunda olan bir yapıya sahipler. Hiç kimse bunlara yabancı değil, terzisiyle, berberiyle ve aynı zamanda çok önemli bir şey, aynı zamanda peygamber mesleğini güdüyor bunlar. Bu esnaf ve sanatkârlar deyip geçmeyelim, bunlar çok kutsal görevler. Çoluk çocuklarının rızkını temin etmek adına, geçimini temin etmek adına, istihdam oluşturmak ve yaratmak adına önemli şeyler yapıyorlar.
Değerli arkadaşlar; fakat, bir o kadar da sorunları var. Az önce Sayın Bakanımız da ifade etti; ama, şu ana kadar bir çözüm gerçekleştirilmiş değildir. Hipermarket ve grossmarket dediğimiz, bunlara karşı değiliz, kimse bunlara karşı değil, laflarımız da yanlış anlaşılmasın. Bunlar da çalışacaklar, hipermarketler de çalışacaklar, grossmarketler de çalışacak, Türkiye'de çalışacak, bütün işkolları da çalışacak, çiftçi de çalışacak, yetmişiki milyon ülke insanı, vatan evladı da çalışacak; ama, birisi çalışırken, diğerinin hak ve hukukuna riayet ederek çalışmalı ve haksız rekabeti önleyerek çalışmalı.
Hipermarketler, grossmarketler... Sayın Bakanım, Allah rızası için sizden rica ediyoruz, bu işkollarımızı biz destekleyelim, bunlarla beraberiz; ama, bunlar, mahalle aralarından çıksın. Az önce de ifade ettiniz, hem trafik sorunlarını beraberinde getiriyor, birçok sorunu, haksız rekabeti beraberinde getiriyor; yani, peygamber mesleği güden bu esnafımız, bu vatandaşlarımız, bunların haksız rekabetine maruz kalmasınlar; bunları şehir dışına çıkaralım; hem şehri rahatlatmak adına hem mahalle aralarını rahatlatmak adına hayırlı bir iş olur diye düşünüyorum.
Bakın, esnaf ve sanatkârımızın 227 işkolundan 80'i bu büyük marketler dolayısıyla, maalesef, zarar görüyor ve olumsuz bir şekilde etkileniyor. Bunların 80'i ne demek biliyor musunuz; 227 işkolunun tam yüzde 35'i demektir. Zaten birçok sorunla karşı karşıyalar; bu noktada da kendilerine, ben, sizden yardım talep ediyorum. Önemli bir konu bu; büyük bir hassasiyet göstereceğinize inanıyorum.
Değerli arkadaşlar, Bağ-Kur primleri gerçekten yüksek. Hepinizin babası var, anası var, amcası var, teyzesi var, akrabası var; benim babam da Bağ-Kur emeklisi, 350 000 000 lira maaş alıyor. 350 000 000 lira, maalesef, açlık sınırının da altında bir rakam; yani, şimdi, bu adam nasıl geçinecek; hele bir de çoluk çocuğu varsa, ev kirası varsa, elektrik parası, su parası varsa, neyle geçinecek, nasıl geçinecek; bu mümkün mü?! Haa, bir de çalışıyor ise, maaşından yüzde 10 para kesiyoruz; yani, 350 000 000 lira para veriyoruz Bağ-Kur emeklisine, açlık sınırının altında, 350 000 000 lira para veriyoruz ve çalıştığı için, eğer çalışıyor ise... Zaten maaşı kendisine yetse çalışmaz ki...
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
20 konuşma daha · 7 Nisan 2005