İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 77. BİRLEŞİM · SALI

Çalışma saatleri ve konuları hk.

Mehmet Eraslan

Hatay Milletvekili ·

Genel Kurul, 77. Birleşim · 4. yasama yılı · 21 Mart 2006 · 822 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Eraslan, 21 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 822 kelime.

Mehmet Eraslan (Hatay). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 21 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-eraslan-22-2006-03-21-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET ERASLAN (Hatay)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Edirne'de yaşanan sel felaketi, millet olarak hepimizi üzmüştür. Edirneli kardeşlerimize, hemşerilerimize geçmiş olsun temennisinde bulunarak sözlerime başlamak istiyorum. İnşallah, Edirne İlimizdeki cereyan eden bu tatsız hadise en kısa zamanda telafi edilir; devletin, Meclisin ve hükümetin yardımı, en kısa zamanda, inşallah, oraya yetişir diyorum.

Değerli arkadaşlar, Danışma Kurulunun aleyhinde, şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Öncelikle, şunu ifade edeyim: Türkiye Büyük Millet Meclisi yasama faaliyetinin önemli bir faaliyet olduğunu, milletvekilleri olarak, bilmek durumundayız ve yasama faaliyetleri yapılırken Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarına, milletvekillerinin, yoğun bir katılım, yoğun bir çalışma ve yoğun bir katkı sağlama noktasında olması gerekirken, geçen hafta ve ondan önceki hafta, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, zaman zaman karar yetersayısı bulunamamıştır, Meclis kapanmıştır, zaman zaman toplantı yetersayısı bulunamamıştır ve Meclis çalışmalarına ara vermiştir, kapanmıştır. Eğer, Türkiye Büyük Millet Meclisi 22 nci dönem olarak misyonunu tamamlamışsa, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna gelme noktasında eğer milletvekillerinin bir zafiyeti söz konusuysa ve zaman zaman, toplantı yetersayısı, karar yetersayısı bulunamayarak Meclis kapanıyorsa, o zaman, 23 üncü Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisini oluşturmak üzere seçime gitmenin yegâne çare olduğunu, yegâne çare olacağını düşünüyorum.

ALİ RIZA BODUR (İzmir)Bravo!

MEHMET ERASLAN (Devamla)Değerli arkadaşlar, Danışma Kurulunda, yine, sözlü soruların ve denetim konularının görüşülmemesi var.

Bakın, her bir milletvekili, millet adına, kendi bölgesi adına veya Türkiye adına, ülke adına sorular sorar veya birtakım denetimlerin yapılmasını ister ve bu, milletvekilinin, İçtüzüğe göre, hakkıdır, İçtüzüğün milletvekiline verdiği bir haktır. Dikkat edin, sizler de dikkat edin; ama, her hafta, istisnasız her hafta getirilen Danışma Kurulu önerisinde "sözlü soruların görüşülmemesi", "denetim konularının görüşülmemesi" yazmaktadır ve maalesef, bu noktada, milletvekillerinin vermiş olduğu sözlü soruların, zamanında cevaplandırılmadığı için, geç cevaplandırıldığı için veya hiç cevaplandırılmadığı için bir kıymeti harbiyesi kalmamaktadır.

Değerli arkadaşlar, az önce Sayın Sarıbaş da ifade ettiler, Danışma Kurulu önerisi Türkiye'nin gündemidir. Bu yüce çatının gündemi, yetmişüç milyon ülke insanının gündemidir. Evet, burada yasama faaliyeti yapıyoruz, kanun görüşmeleri yapılıyor; ama, biz istiyoruz, diliyoruz ki, gelen her kanun, gerçek manada, reel manada, toplumun o kesiminin sorunlarına bir çare olsun.

Değerli arkadaşlar, iki haftadan beri, memurlara eködemeyle ilgili kanun tasarısını görüşüyoruz. Bakıyoruz, yüzde 2,5 zam, 40 000 000, 100 000 000, sabit 100 000 000; ama, bu 100 000 000 da 1 Nisandan itibaren geçerli olsun şeklinde bir kanun tasarısı. Peki, kamuda çalışan 1,5 milyon dolayında personelin ekonomik koşullarını iyileştirmeye yönelik mi; sorunlarını, gerçekten, reel manada çözmeye yönelik mi; değil. İşte, biz diyoruz ki, kanun teklif ve tasarıları geldiği zaman, bizim bu noktadaki önerilerimiz, bu noktadaki tavsiyelerimiz ve telkinlerimiz dikkate alınsın, kanun olgunlaştırılsın.

Ayrıca, Parlamentonun gündemine gelmeyen konular da var. Halkın gündemi farklı; ama, Meclisin gündemi farklı. Milletin içerisinde bulunduğu fakruzaruret ortamı, yokluk ve yoksulluk ortamı, geçimsizlik ortamı, gelirsizlik ortamı var iken, buraya gelen kanun teklif ve tasarılarında, toplumun, milletin, halkın, çiftçisiyle, esnafıyla, KOBİ'siyle, köylüsüyle, emeklisiyle, dul ve yetimiyle, gençliğiyle, kadınıyla hiçbir kesime ciddî manada katkı sağlayan, onların sorunlarına çözüm bulan kanun tasarı ve teklifleri olmamaktadır ve ben diyorum ki, halkın gündemi ile Meclisin gündemi, halkın gündemi ile milletin gündemi örtüşmemektedir. Hükümet, sokaktaki insana, caddedeki insana, taşradaki insana, köydeki insana, çarşı pazardaki insana ve o insanların sorunlarına adeta kulaklarını tıkamış ve halktan kopuk bir siyaset anlayışıyla, halktan kopuk bir yönetim anlayışıyla yoluna devam etme gayreti içerisindedir.

Değerli arkadaşlar, bakın, burada, resmî birkaç rakam vereceğim. İşte bunlar bu Meclisin gündemi olmalı, Danışma Kurulunun gündemi olmalı. Bakın, Kürşad Tüzmen Beyin, Sayın Bakanımızın yazılı soru önergeme verdiği cevaba: Dışticaret açığı, 2000 yılında 26,7 milyar dolar, 2001 yılında 10 milyar dolara düşüyor, 2002 yılında 15,5 milyar dolar oluyor, 2003 yılında 21,1 milyar dolar oluyor, 2004 yılında 34,4 milyar dolar oluyor ve 2005 yılında da 42,9 milyar dolar, yuvarlarsak, 2005 yılı sonunda da, dış ticaret açığımız tam 43 milyar dolar oluyor. İşte, bunun irdelenmesi gerekiyor, Meclisin bunu irdelemesi gerekiyor. Kısa vadeli dış borçların artış oranlarını da Sayın Bakanım yazmış. 2003 yılında 23 milyar dolar, 2004 yılında 31,8 milyar dolar, 2005 yılı sonu itibariyle 36,9 milyar dolar kısa vadeli dış borç artış oranları.

Ülkemizin carî açık dengesi. Yine, Sayın Bakanımızın yazılı soru önergeme verdiği cevap: 2000 yılında Türkiye'nin, ülkemizin cari dengesi 9,8 milyar dolar. 2001'de 3,4; çok önemli. Ekonomik krizlerin yaşandığı en kötü dönemde, seçim yılında bile 1,5 milyar dolar idi. 2003 yılında 8 milyar dolar, 2004 yılında 15 milyar dolar ve 2005 yılında 23 milyar dolar düzeyine gelmektedir.

2002 ile 2005'i kıyaslıyorum tekrar. 2002'de 1,5 milyar dolar ülkemizin cari dengesi. Açık, 2002 yılında 1,5 milyar dolar iken bu açık, 2005 yılında 22,9; ortalama, 23 milyar dolar düzeylerine gelmektedir.

İşte, o yüzden biz diyoruz ki, ülkede, borsa, faiz, döviz ekonomisinin, artık, Türk ekonomisinden çıkması için, yatırımların, üretimin, ihracatın ve istihdam ekonomik modelinin hayat bulması için, KOBİ'lerin, esnaf ve sanatkârımızın desteklenmesi, teşvik edilmesi, sübvansiyonların uygulanması ve girdi maliyetlerinin düşürülmesi gerekmektedir. Hâlâ, Türkiye'de vergiler yüksek. İşverenin işçiye ödediği SSK primleri yüksek, enerji fiyatları hâlâ yüksek. Bu yüksek girdi maliyetleriyle biz ekonomik olarak bir yere varamayız ve KOBİ'lerimiz, işadamlarımız, ihracatçılarımız ve esnaf, sanatkârımız, liberal ekonomilerde, arkadaşlar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

57 konuşma daha · 21 Mart 2006

57 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook