İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 77. BİRLEŞİM · SALI

Değişik adlar altında ilave ödemesi bulunmayan memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılması hakkında (s.s.1103)

Mehmet Eraslan

Hatay Milletvekili ·

Genel Kurul, 77. Birleşim · 4. yasama yılı · 21 Mart 2006 · 506 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Eraslan, 21 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEĞİŞİK ADLAR ALTINDA İLAVE ÖDEMESİ BULUNMAYAN MEMURLARA VE SÖZLEŞMELİ PERSONELE EK ÖDEME YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1103)); konuşma 506 kelime.

Mehmet Eraslan (Hatay). “Değişik adlar altında ilave ödemesi bulunmayan memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılması hakkında (s.s.1103)”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 21 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-eraslan-22-2006-03-21-degisik-adlar-altinda-ilave-odemesi-bulunmayan-memurlara-ve-sozlesmeli-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET ERASLAN (Hatay)Efendim, konuşmak istiyorum.

BAŞKANBuyurun Sayın Eraslan.

Süreniz 5 dakika.

MEHMET ERASLAN (Hatay)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ersönmez Yarbay'a katılıyorum; gerçekten, bu işin halli, eşit işe eşit ücret vermenin tek yolu, kamu personeli reformu yasasının bir an önce hazırlanıp Türkiye Büyük Millet Meclisine getirilmesi ve seri bir şekilde yasalaştırılmasıdır. Onun dışında, burada bir adalet sağlamak mümkün değil; kimisine veriyoruz, kimisine veremiyoruz, kimisine az veriyoruz, kimisine hiç veremiyoruz. Dolayısıyla, 1,5 milyon insanımızı, kamu çalışanımızı, kamu personelimizi bu noktada tatmin edemiyoruz, bu noktada ekonomik koşullarını ve hayat standardını iyileştiremiyoruz.

Değerli arkadaşlar, bakın, sıkı bir para politikası var; yani, 57 nci hükümet döneminden, üçlü koalisyon döneminden başlayan, IMF programı endeksli bir ekonomik politika var. Bu ekonomik politikanın temeli, sıkı para politikası, sıkı malî politikadır; ücretlerin kısılması, sübvansiyonların azaltılması ve desteklerin kısılması, kamu harcamaları ve kamu yatırımlarının kısılmasına yönelik sıkı para politikası neticesinde, düşük ücrete, düşük ürün fiyatına ve yüksek girdi maliyetlerine, yüksek vergiye, artık, halkımızın, toplumumuzun katlanacak halinin, takatinin kalmadığı bir zemine doğru gidiyoruz. Aslında, bütün meselenin altında yatan bu.

Bakın, öğretmenlere ekders ücretinde artış yapıyoruz. 3 500 000 alıyordu öğretmen, şimdi onu 5 000 000 yapıyoruz; fakat, bunu 1 Ocaktan itibaren yapalım diyoruz bu önergemizle. Diyoruz ki, bu 1 Ocaktan itibaren yürürlüğe girsin; yani, çok zor bir hadise değil. 1 500 000'lik bir artışı yaparken, bunu 1 Nisandan itibaren değil, 1 Ocaktan itibaren yürürlüğe koyalım ki, öğretmenlerimiz, üç beş kuruş, biraz daha fazla para alsınlar; kredi kartlarını ve borçlarını daha rahat ödeyebilsinler düşüncesiyle, böyle bir önerge hazırlığı içerisine girdik.

Değerli arkadaşlar, bakın, polislerimiz, görevde olan polisimiz 376 000 000 lira emniyet hizmetleri tazminatı alıyor. Bu çok önemli. Sayın Bakanım, bu çok önemli. 376 000 000 lira emniyet hizmetleri tazminatı alıyor; ama, emekli olduktan sonra, polisimizin, bu 376 000 000 lirası ve yan ödemeleri, yan yardımları da düşüyor. 1 000 000 000 dolayında maaş alan polisimiz, emekli olduktan sonra, maalesef 610 000 000 lira civarında bir maaşla karşı karşıya kalıyor. Şimdi, 610 000 000 ne; 610 000 000, açlık sınırının altı değil mi?! Bunu, çarpın, bölün, toplayın, ne yaparsanız yapın, bu, açlık sınırının altında. Emekli olacak, rahat edecek, biraz kendine bakacak, istirahat edecek, emekliliğin keyfini çıkaracak derken, açlık sınırının altında bir maaşla karşı karşıya polisimizi bırakıyoruz.

Peki, diğer emeklilere bakıyoruz; bir SSK emeklisi, ortalama 458 000 000 maaş alıyor. Bu da açlık sınırının altında. Emekli Sandığına bağlı vatandaşımız, emekli olduğu zaman 590 000 000 maaş alıyor, Bağ-Kur emeklisi de 350, 355, 360 000 000 dolaylarında emekli maaşı alıyor.

Şimdi, emeklilerin önemli bir kesimi açlık sınırının altında ücret alırken, aylık alırken, kamu çalışanları yoksulluk sınırının altında. Bugün, Türkiye'de yoksulluk sınırı, 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 1 835 000 000 ve kamuda çalışan personelin yüzde 90'ı, hatta yüzde 90'ından fazlası bu rakamın altında maaş alıyor, yoksulluk sınırının altında maaş alıyor ve o yüzden, harcamalarını yaparken -bakın, kredi kartları kanununu görüştük- önündeki altı ayı, oniki ayı, onsekiz ayı, yani, yaşamadığı ayları, yaşamadığı günleri, geleceğini borç altına alarak, borçlanarak ve uzun vadeli tüketim harcamalarıyla idame ettirmeye çalışıyor hayatını.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

57 konuşma daha · 21 Mart 2006

57 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook