İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 56. BİRLEŞİM · SALI

Enerji tasarrufu

Mehmet Hilmi Güler

Ordu Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 56. Birleşim · 4. yasama yılı · 31 Ocak 2006 · 2.262 kelime · yaklaşık 11 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Hilmi Güler (AK Parti), 31 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ENERJİ TASARRUFU); konuşma 2.262 kelime.

Mehmet Hilmi Güler (AK Parti, Ordu). “Enerji tasarrufu”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 31 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-hilmi-guler-22-2006-01-31-enerji-tasarrufu (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Tokat Milletvekilimiz Sayın İbrahim Çakmak'a da, bana bu açıklama fırsatını verdiği için, ayrıca, özellikle teşekkür ediyorum.

Bildiğiniz gibi, enerjide arz güvenliğinin -bu son günlerde yaşadığımız olayları da göz önüne alırsak- son derece önemli olduğunu böylece görüyoruz ve bu noktada, bu konuşmayı da fırsat bilerek, yaptığımız çalışmalar hakkında bilgi vermek istiyorum; çünkü, enerji tasarrufu ve enerji verimliliği, üzerinde en çok durduğumuz, önem verdiğimiz bir konu. Ancak, bizim bir amacımız daha var; tıpkı rahmetli Özal'ın ekonomiyi günlük hayatımızda kolay algılanabilir bir hale getirmesi gibi, biz de enerjiyi gündelik hayatımızda kolay algılanabilir, kolay anlaşılabilir bir hale getirmek istiyoruz. Bunun için de, çalışmalarımızı, bu düşünceyle sizlere detayıyla vermek istiyoruz.

Bu arada, yeri gelmişken şunu söyleyeyim: Bu yerli kaynaklar açısından, verdiğimiz önem açısından da güzel bir haberi vermek istiyorum bilhassa Zonguldak bölgesine. Zonguldak Taşkömürüne, hem yaptığımız iyileştirmelerle hem verim artırıcı çalışmalarla hem de yatırımlarımızın daha da artırılması amacıyla, 500 + 500 kişilik, ayrıca 38 kişi de ilave ederek, 1 038 kişilik bir kadroyu da çıkardık. Burada, hem Zonguldak bölgesinin üretimini artırmak, yerli kömüre ağırlık vermek hem de özellikle TTK'da başarılı bir şekilde sürdürdüğümüz çalışmalara destek olmak açısından sözümüzde de durmuş olduk. Bunu burada açıklamaktan da mutluluk duyuyorum. Hazine Müsteşarlığından bunun izni çıktı. İnşallah, bunları bir an evvel alır, yerli üretimimizi destekler, taşkömüründe verimimizi, üretimimizi daha da artırırız. Bu son olaylar gösterdi ki, enerji krizleri, yaşanan enerji krizleri son derece önemli; çünkü, enerji olmayınca hayat da duruyor, gördüğünüz gibi. Ancak, bundan epey ders almamız lazım. Bu dersi almak için de illa ki değirmenin durması gerekmiyor. Değirmen durduğu zaman değirmenci uyanırmış. Aslında, bu yapılan çalışmaların da düzgünlüğü, bu vesileyle, en azından görülmüş oldu.

Burada, enerji bağımlılığını azaltmak ve alternatif enerji kaynaklarını oluşturmak son derece önemli. Bunun için de, biz, alternatif enerji kaynakları üzerinde ciddî bir şekilde duruyoruz ve ulusal kaynaklara önem vererek güvenli, güvenilir, ekonomik ve verimli kaynakları devreye alıyoruz.

Burada bir kavramı özellikle sizlere sunmak istiyorum. Bu da "enerji yoğunluğu" diye bir kavram var enerji dünyasında, enerji sektöründe. Kullanılan enerji miktarını gayri safî millî hâsılaya böldüğünüz zaman çıkan rakamdır enerji yoğunluğu. Bu rakama baktığımız zaman, bizim ülkemizde, OECD ülkeleriyle bunu mukayese ettiğimiz zaman, yüzde 100 bir farklılık var; yani, OECD ülkelerinde bu 0,19'ken, bizde 0,38. Demek ki, burada da epey yapılacak işler var ve bu yapılan işleri de Elektrik İşleri Etüt İdaresi adlı genel müdürlüğümüz başarıyla sürdürmekte; hem eğitim vermekte sanayie hem de bununla ilgili özel projeler geliştirmektedir. Bununla ilgili olarak da şöyle bir etüt yaptık: Ulaşımda en az yüzde 20, normal olarak sanayide yüzde 30, bina ve hizmette de bu rakam aşağı yukarı yüzde 30 civarında yine ve buradan yaklaşık 3 milyar dolarlık bir tasarruf yapabileceğimizi ümit ediyoruz. Bunun için de bir eğitim veriyoruz. Bu eğitim neticesinde demir-çelikte yüzde 38'e varan bir verim elde ettik; cam sektöründe de, bu, yüzde 25'e varan bir verimdir. Böylece, dışarıya daha fazla döviz ödememizin önüne geçecek verimlilik çalışmalarıdır bunlar. Bundan dolayı da, ben, Elektrik İşleri Etüt İdaresine ve bu projelere katılan özel sektör firmalarını ve aynı zamanda Odalar Birliğini tebrik ediyorum; çünkü, onlarla birlikte, koordineli bir şekilde bu çalışmaları yaptık, bilinçlendirme çalışmalarını birlikte sürdürdük ve bununla ilgili olarak da bir de enerji verimliliği yasa taslağı hazırladık. Bu taslak eğer yasalaşırsa, sizlerin de olumlu katkılarıyla, inşallah, ülkemiz bir eksiğini daha tamamlamış olacak, dışa bağımlılığımızı, dışarıya ödediğimiz dövizleri böylece tasarruf etme imkânımız olacak.

Burada da yenilenebilir enerji kaynakları bizim için son derece önemli. Bu yasayı çıkarmıştık yine sizlerin de katkılarıyla ve şimdi, bu yasadan dolayı 600'ye yakın proje müracaatı oldu ve bu projelerin yaklaşık yarısını vatandaşlarımız kendileri geliştirdiler, müracaatlarını yaptılar. Bu da yaklaşık 10 000 megavatlık bir enerji kurulu gücü demektir. Bu da yine bizim yerli kaynaklarımıza bağlı güzel çalışmalardır. Sizin de beğeneceğinizi umduğum için burada açıklama fırsatı buluyorum.

Bunun dışında ilginç projelerimiz var. Bu projeler, belki, Türkiye'de oluşturulan sunî gündemler sırasında gereken yansımayı bulmuyor; ama, biz, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı olarak, bu güzel, verimli, faydalı çalışmaları, hiçbir aksama olmaksızın bunları oluşturuyoruz. Ben, öyle görüyorum ki, şu anda bile bu sunî gündemlerin şu bizim Genel Kurulumuzda bile hâkim olduğunu görüyorum; ki, bu konuya gerekli ilgiyi duyamadığımı da burada görüyorum dinleyicilerin katkılarından. Halbuki, bunlar, bizim ülkemizin dışa bağımlılığını, geleceğini, bekasını çok yakından ilgilendiren konular. Yani, bu enerji olmadığı zaman hayat duruyor; ama, nedense, dediğim gibi, buna gereken ilgi, maalesef gösterilmiyor.

Bunlardan bir tanesi, pompajlı hidroelektrik uygulamaları; yani, suyu barajdan akıttığınız zaman, fiyat farkından dolayı, günlük fiyat farkından dolayı, gece daha ucuz olduğu için, kullandığımız suyu tekrar pompalayarak barajı doldurmayı ve suyu tekrar kullanmayı düşünüyoruz. Bu çalışma, bazı ülkelerde uygulanıyor. Burada da biz bunun etüdünü yapıyoruz; suyu iki defa, üç defa kullanmak. Yani, bunu, fiyat farkından, gece-gündüz fiyat farkından faydalanarak, bunu tekrar, pompajla... Bunu kullanmak üzere bu etüdümüzü yapıyoruz. Pik saatlerindeki talebi karşılamak bakımından önemli çözümlerden bir tanesi. Yani, dışarıya doğalgaz parası ödemekten çok daha faydalı, çok daha verimli bir çalışma bu. En azından israfı da önlemiş oluyoruz.

İkinci bir konu; rüzgâr haritalarını çıkardık. Bunlarla ilgili olarak da 5 800 megavatlık bir potansiyel tespit ettik. Yani, bu, bir yerde, havadan para kazanmak gibi bir şey. Yani, bu rüzgâr boşa esiyordu ve biz bu 5 800 megavatlık şeyi tespit ettik. Tabiî, bunlar sözle olmuyor; araziyi gezerek oluyor, ölçüm yaparak oluyor, gece gündüz çile çekerek oluyor. Bu bakımdan ben teknik arkadaşları da burada yeri gelmişken kutluyorum; çünkü, bizim burada bir cümle olarak, bir paragraf olarak ifade ettiğimiz şeyler, aslında, bir yıllık, birkaç yıllık emeklerin sonucudur. En azından emeğe saygı açısından da bunun yine dikkatinizi çekmesi açısından sizlere sunuyorum.

Diğer taraftan, yakında bir rüzgâr enerjisi çalıştayı, hazırlık çalışması yaptık. Bununla ilgili -zaten yenilenebilir enerjiyle büyük bir artış meydana geldi, ilgi meydana geldi- bu çalıştayla da herkesi toparlayarak, burada değerli fikirlerini alarak projeleri gerçekleştirme imkânımız olacak.

Bu arada, güneş kolektörleri konusunda güzel çalışmalarımız var. Bilhassa tesisatın ulaşmadığı yerlerde biz bu güneş kolektörlerini ve güneş pillerini kullanmak istiyoruz. Yani, oraya ilave olarak hat döşemektense, masraf yapmaktansa, dağın başındaki bir direğe bu güneş pillerini koyarak, kendiliğinden yanan sönen güneş pilleriyle buraların aydınlatılması, hem emniyet bakımından hem de işin medeniyeti, uygarlığı bakımından son derece önemli. Bu çalışmaları da sürdürüyoruz.

Güneş kolektörleri konusunda: 11 000 000 metrekarelik, Türkiye'nin güneş kolektör kapasitesi var. Bunu artırmayı düşünüyoruz ve bunu güneş sobalarıyla destekliyoruz. Geçen de size bahsetmiştim güneş sobalarını. Bu, tüp gaza göre kendini iki yılda amorti ediyor ve doğrudan doğruya güneş enerjisiyle ısıtmayı sağlayan, hatta yemek pişirmeyi sağlayan güneş sobaları… Bunları yaygınlaştırmak istiyoruz. 100 tanesini ürettik ve bunları hem satıyoruz hem de tanıtıyoruz. Yani, bu güneş kolektörleri... Lütfen arkadaşlar, özellikle, bunların üzerinde ciddî olarak durmamızda yarar var; çünkü, kırsal bölgede çok verimli.

AHMET IŞIK (Konya)Ne kadar?

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla)300 000 000 lira civarında; ama, bunun üretimini artırırsak, maliyetini daha da düşürmemiz mümkün ve bunun pilot üretimini sürdürüyoruz.

Bu arada, belki bunu... Özel sektörde olsa, kokteyllerle filan tanıtılırdı bunlar; basın mensupları çağırılır, reklamlar verilir, bunlar yapılırdı. Biz, şu anda özel bir bina yapıyoruz, tipik bir örnek bina yapıyoruz. Bu binada, bütün enerji verimliliğiyle ilgili, enerjideki yeniliklerle ilgili uygulamaların hepsini buraya koymak istiyoruz. Binayı yaptık, şimdi, buna yerleştiriyoruz aletleri ve buradaki yaptığımız çalışmada, mesela, düşük yayınımlı çift cam kullanımını bilimsel olarak, teknik olarak burada kullanmak istiyoruz. Ayrıca, özel boyalarla ve tuğla sistemleriyle, inşaat malzemeleriyle burada verimliliği artıran bir uygulama yapıyoruz. Yani, gelen insan bu binayı gezecek, görecek, eliyle tutacak, gözüyle görecek ve projelerini gerçekleştirecek. Bunun mimarî projelerini hazırladık, mühendislik projelerini hazırladık. Binanın kaba inşaatı, her şeyi bitti. Şimdi, mart ayında biz bunun açılışını yapacağız.

Burada bir uygulama daha var. Toprak altındaki sıcaklığı da kullanan ısı pompaları kullanıyoruz. Toprak altında kullanılan ısı pompaları; yani, toprağın sıcaklığından faydalanıyor. Kışın ve yazın bu sıcaklığı, bu ısıyı kullanan bir yapı bu ve aynı zamanda sera ve tromb duvar uygulamaları, güneş pili uygulamaları, hepsini ele alan, güneş kolektörünü de ele alan bir örnek bina. Eminim, bu binayı gören inşaat mühendisleri, mimarlar, burada, belki de bunu uygulamaya geçicekler ve en azından bina kullanımındaki yüzde 30'luk bir tasarrufu burada karşılama imkânımız olacak.

Onun dışında, gene bir enerji tarımı konsepti geliştirdik; enerji tarımı... Yani, petrolü biz hem yeraltında arıyoruz, doğalgazı hem yeraltında arıyoruz hem de aynı zamanda tarlada enerji tarımıyla bunları üretmeye çalışıyoruz. Bunlardan bir tanesi, biyoyakıt kullanımıdır, biyodizeldir. Her ne kadar, kanunda bazı eksiklikleri halen tamamlanamadığı için bunun bazı suiistimalleri de olmakla beraber, çok hayırlı bir çalışmadır bu. Bitkilerden mazot elde ederek, dışarıya ödediğimiz parayı daha az kullanma imkânımız ve kendi kaynaklarımızı, hem tarımı harekete geçirecek hem de istihdama önemli katkılarda bulunabilecek bir çalışmadır bu.

Bir de, gene, biyoetanol dediğimiz, burada alkol elde ederek -şeker dahil olmak üzere- bununla da benzinin yerine ikame edeceğimiz bir yakıt söz konusu. Buradan, bu alanlardan 1,25 milyon ton biyodizel ve 3,25 milyon ton da biyoetanol üretebilecek bir kapasitemiz var. Yani, biz "karanlıktan şikâyet edeceğine bir mum yak" diyen Konfüçyüs'ün sözünü uygulayan, iş yaparak uygulayan bir hükümetiz, bir bakanlığız ve bunu da yaparak, ispat ederek, göstererek bunları yapıyoruz. Bundan dolayı da, yaptığımız çalışmaları sözle, iddiayla değil, ispat ederek bunları ortaya çıkarıyoruz. Şu anda, bu sektörün üretim kapasitesi de yaklaşık olarak 800 000 tona ulaşmıştır.

Yeri gelmişken, bir de, bu son gelişmeler hakkında size bilgi vereyim, özellikle doğalgazdaki depo ve diğer konularla ilgili. Biliyorsunuz, Türkiye, yirmi senedir doğalgaz kullanıyor; fakat, bu doğalgaz kullanmanın neticesinde, depolarını filan yapmamış. Bir apartman düşünün ki, su deposu olmayan bir apartman. Böyle bir yapıyla karşı karşıyaydık biz. Gelir gelmez, kolları sıvadık, böyle bir şeyin de olabileceğini düşünerek, Silivri'deki yeraltı deposunu şu anda son sürat bitirmeye çalışıyoruz, inşallah haziran ayında bitecek. Buradaki kapasite 1,6 milyar metreküp doğalgazdır ve hatta, bu doğalgazı, en son yaptığımız toplantıda, belki 2 milyar metreküpe çıkarma ihtimali de var, bunu da projelendiriyoruz. Bunu yaptığımız zaman, önemli bir eksik, bilhassa Marmara Bölgesinde -ki, doğalgazın kullanımının 1/3'ünü bu bölge yapıyor- inşallah bunu gerçekleştireceğiz.

SALİH GÜN (Kocaeli)Kaç günlük bu stok?

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla)Onun dışında, bir de, Tuz Gölünün altında çalışmalar var. Bunun da, biz geldiğimizde, 2001 yılında, ihalesi yapılmış bu projenin; fakat, nedense, bir anlaşmazlık çıkmış konsorsiyumla. Bunu da 2004 yılına kadar durdurma kararı almışlar, şerh düşmüşler. Yani, 2001 ile 2004 arasında yaprak kımıldamamış. Biz, bunlarla da anlaştık -daha evvelden, bu olaylar olmadan önce- mühendislik ihalesi yapıldı; ayrıca, Dünya Bankasından kredisi de çıktı, o da yoğun bir şekilde sürdürülmeye çalışılıyor.

Dünyaya baktığımız zaman, herkes tedbirini zamanında almış; ama, demek ki, bizim arkadaşlarımız o zamanlar biraz daha başka şeylerle ilgilenmişler. Amerika Birleşik Devletlerine baktığımız zaman, 417 tane deposu var ve toplam tüketimin yüzde 18'ini depolarla sağlıyor. Rusya, 23 tane büyük deposu var, yüzde 27'sini depolayarak karşılıyor. Ukrayna'ya bakıyorsunuz, yüzde 49'unu depolayarak karşılıyor. Bu, aynı zamanda, yaz-kış fiyat farkını da ulaştırıyor. Almanya yüzde 19'unu, İtalya yüzde 30'unu depolayabiliyor tüketiminin, bizde ise sıfırdı bu. Bunu da yapmak bize kısmet oldu; şimdi, onu yoğun bir şekilde gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Biz, dediğim gibi, hem fiyatları düşürüyoruz -üçünde de, Mavi Akım da dahil, düşürüyoruz- hem al ya da ödedeki miktarı düşürüyoruz hem deposunu yapıyoruz. Yani, geçmişteki eksiklikleri tamamlamak bizlere nasip oldu, demek ki bizim de görevimiz buymuş, bunları da memnuniyetle yapıyoruz.

Fiyatları da, dediğim gibi, en uygun kullanan ülkelerden bir tanesiyiz. Biz, dünyada en pahalı doğalgaz kullanan ülke değiliz, ikinci ülke de değiliz, bunu da tekrar tekrar, bir defa daha söyleyeyim. Yani, biz, doğalgazı en uygun fiyatlarda kullanan ülkelerden bir tanesiyiz. Bunu yapmamızın sebebi de, bu yaptığımız pazarlıklarla kazandığımız avantajlardır, al ya da ödedeki miktarlardan kazandığımız 40 milyar metreküptür ve bundan da ötesi, daha faydalısını söyleyeyim, bu göze pek gözükmüyor, biz eğer bu 40 milyar metreküp ve benzeri miktarlardaki düşüşü sağlamasaydık, kömüre ve suya ağırlık veremezdik; kömür kullanılmadan dururdu daha evvelden olduğu gibi, barajlar da boşa akardı. Biz, her yıl, barajlardan 5 milyar dolarlık enerjiyi denize akıtıyoruz. Bunda da, bu doğalgaz anlaşmalarının etkisi çoktur; hem depo yapmamışız hem anlaşmalara gerekli maddeleri koymamışız. Adam vermediği zaman gazı, biz onların peşinde dolaşıyoruz. Sadece ufak bir para cezası kesebiliyoruz. Para cezası benim derdimi çözmüyor, benim derdimi çözmesi gereken şey, alamadığım gazdır. Yani, al paranı deyip cezayı ödeyerek bundan kurtulamayız. Bunlar da anlaşmalarda olmayan şeyler. Bir de bunların parasını tarımla ödüyormuşuz biz; yani, tarım ürünleriyle, fındıkla, narenciyeyle ve mühendislik hizmetleriyle ödeniyormuş. Bu da, bir yıldan sonra, 1993 yılından sonra kalkmış.

Bütün bu işlerin olduğu tarihlerle bu tarihler üst üste geliyor. Buna özellikle dikkatinizi çekmek isterim. Ve barajların kullanılmaması da bu zamanlara rastlıyor, kömür santrallarının kullanılmaması da bu zamanlara rastlıyor.

Ve biz bu krizi gerçekten iyi yönettik. Belki kamuoyu bunun tam farkında olmayabilir; çünkü, biz de bunları anlatmayı beceremiyoruz, anlatmayı da sevmiyoruz. Ama, yeri gelmişken şunu söyleyeyim: Çünkü, olmayan enerji, en pahalı enerjidir. Verimliliği bir yana bırakın -verimlilikte de gayet başarılı çalışmalar yapıyoruz- olmayan enerji, en pahalı enerjidir.

Bakınız, bizim, şu kriz sırasında gelmeyen gazdan dolayı, 20 000 000 metreküplük günlük gazı biz elektrikte kullanıyorduk. O gaz gelmeyince de bütün santrallar bitecekti, duracaktı; yani, elektrik sıkıntısı çekecektik. Biz, çok şükür, kömür santrallarına ağırlık vererek, barajlara daha evvelden ağırlık vererek buraya yüklendik; hem kömür santrallarını sonuna kadar kullandık hem barajları sonuna kadar kullandık ve bundan dolayı da elektrik sıkıntısı çekmedik. Yoksa, yaklaşık yüzde 75 düşen, daha doğrusu yüzde 25 düşen, yüzde 75'lik bir gaz miktarıyla -ki, biz elektriğimizin yüzde 44'ünü doğalgazdan üretiyoruz, bunu biz 39'a düşürdük- bu eksiklik bizim elektrik şebekemizi perişan edebilirdi. Çok şükür, aldığımız tedbirlerle bu krizi başarıyla yürütmemiz mümkün oldu. Bundan dolayı da ben bütün arkadaşlara katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.

Kısacası, biraz önce de söylediğim gibi, enerji tasarrufu son derece önemlidir; ama, biz enerji tasarrufunu olmayan enerjiyle yapmaya çalışmıyoruz; hayatın kalitesini düşürerek, karanlıkta bırakarak tasarruf yapmıyoruz; iki lambadan birini söndür diyerek tasarruf yapmıyoruz. Hem biz enerjimizi kullanacağız her taraf pırıl pırıl olacak hem de tasarrufu verimlilik açısından yapacağız. Amacımız ve hükümet politikamız budur.

Ben bu vesileyle, hepinize saygı ve sevgiler sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

20 konuşma daha · 31 Ocak 2006

20 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook