Patates yetiştiriciliğinin ve patates üreticilerinin sorunlarının araştırılması önergesi ve raporu (10/152,216) sıra sayısı 895
Diyarbakır Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 6. Birleşim · 4. yasama yılı · 12 Ekim 2005 · 1.699 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Mehdi Eker (AK Parti), 12 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: PATATES YETİŞTİRİCİLİĞİNİN VE PATATES ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARININ ARAŞTIRILMASI ÖNERGESİ VE RAPORU (10/152,216) SIRA SAYISI 895); konuşma 1.699 kelime.
Mehmet Mehdi Eker (AK Parti, Diyarbakır). “Patates yetiştiriciliğinin ve patates üreticilerinin sorunlarının araştırılması önergesi ve raporu (10/152,216) sıra sayısı 895”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 12 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mehdi-eker-22-2005-10-12-patates-yetistiriciliginin-ve-patates-ureticilerinin-sorunlarinin-aras-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 895 sıra sayılı patates üreticilerinin sorunlarını araştırma komisyonu raporu üzerinde Hükümet adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, patates, beslenmede tahıllardan sonra en fazla kullanılan üründür; gerek ucuz olması gerekse birim alandan yüksek verim alınması, besin değerinin yüksek olması, sindirim kolaylığı, kullanım alanının geniş olması ve her çeşit iklimde yetişme imkânının bulunması sebebiyle, hemen hemen dünyadaki bütün ülkeler tarafından üretilmektedir.
Türkiye'nin patates üretim alanı 200 000 hektardır, üretim miktarı ise 5,5 milyon tondur. Ülkemiz, üretim alanı bakımından dünyada 8 inci, üretim miktarı açısından 11 inci, dekara verimi açısından, ortalama 2 650 kilogram verimiyle de 7 nci sırada yer almaktadır. Patates üretimimizin yüzde 13'ü tohumluk, yüzde 16'sı aileiçi tüketim, yüzde 3'ü hayvan beslenmesinde ve yüzde 68'i ise pazara arz edilmek suretiyle tüketilmektedir. Türkiye'nin son on yılda en fazla ihraç ettiği ürünler içerisinde patates ilk 10 ürün içerisinde yer alıyor. İhracat büyük oranda Ortadoğu ülkelerine yapılmakta ve toplam patates ihracatımız 2004 yılında 137 000 ton olarak gerçekleşmiş, ekonomimize de 13,5 milyon dolar değer kazandırmıştır. Ülkemizin genel ihracat değerleri göz önüne alındığında, patateste üretim potansiyelinin tamamının kullanılmadığı görülebilmektedir. Örneğin, Türkiye'yle benzer iklim özelliklerine sahip olan Mısır, Fas ve İtalya gibi ülkeler, ürettikleri turfanda patatesi büyük oranda Avrupa Birliği ülkelerine ihraç ederlerken, Türkiye, turfanda ve ana üründe pazarlama sorunu yaşayabilmektedir.
Türkiye'nin patates üretiminde kendine yeterli olması nedeniyle, ithalat yok denecek kadar azdır, mevcut ithalat da, daha çok, Hollanda ve Almanya'dan anaç kademede tohumluk olarak yapılmaktadır. 2004 yılında, 9 000 ton tohumluğa karşılık, 5,8 milyon dolar döviz ödenmiştir.
Değerli arkadaşlar, ben, değerlendirmemi yaparken, böyle, sorunları, çözümleri ve neler yaptığımızı, satırbaşları itibariyle söyleyeceğim. Üretim ve ticarette -patatesin- karşılaştığımız sorunlar, üretim maliyetlerinin yüksek olması, tarım işletmelerinin küçük ve arazilerinin çok parçalı olması, ekim nöbetine uyulmaması ve gübre, ilaç ve su gibi girdilerin aşırı miktarda kullanılması, yüksek miktarda kullanılması, sanayi ihtiyacı yerine daha çok sofralık patates üretiminin yapılması, arz-talep dengesine göre üretimin dizayn edilememesi, gerçekleştirilememesi, üretici örgütlenmesinin yetersiz olması, üretim ve pazar uyumunun tam olarak sağlanamaması, fiyatların istikrarlı olmaması, hastalık ve zararlılarla mücadelenin etkin yapılamaması, sertifikalı tohumluk kullanımının olması gerektiği düzeyde gerçekleşmemesidir.
Bu sorunların çözümü için de, değerli arkadaşlarım, üretici birliklerinin kurulmaları -ki, biz, Hükümet olarak yaptığımız ilklerden bir tanesidir, Üretici Birlikleri Yasasını çıkardık ve buna dair birçok düzenleme ve destek mekanizması getirdik- ekim nöbetine uyulması, pazar şansı yüksek ürünlerin tercih edilmesi, sertifikalı tohumluk kullanılmasının artırılması, sanayie yönelik üretim yapılması, ürün çeşit ve kalite konularında sözleşmeli üretime geçilmesi, ihracata yönelik çeşitlerin tercih edilmesi, insan ve çevre sağlığına zarar verebilecek girdilerin kullanımında muhakkak surette bir kısıtlama temin edilmesi, sağlanması; sanayi artıklarının değerlendirilmesine yönelik ünitelerin oluşturulması; bunlara ilaveten, uluslararası standartlara uygun ambalajlama, paketleme ve depolama imkânlarının geliştirilmesi, üreticilerimiz ve ülkemiz açısından son derece önem kazanmaktadır.
Değerli arkadaşlar, Bakanlık olarak ne yapıyoruz; onu da kısaca arz etmek isterim. Bakanlığımız, biraz önce belirttiğim sorunlar ve yapılması gerekenler arasında böyle bir uyumun sağlanabilmesi, bu değişim şartlarının oluşturulabilmesi için acil yasal düzenlemeler ve öncelikli politikaları belirlemiştir. Önümüzdeki dönemde ekonomik, sosyal ve uluslararası gelişmeler boyutunu bir bütün olarak ele alan, örgütlü, rekabet gücü yüksek, sürdürülebilir bir sektörün, bir tarım sektörünün oluşturulması hedeflenmektedir. Bu bağlamda, ülkemizde üretilen sertifikalı tohumluk kullanan üreticilere, ilk defa, dekara 18 YTL ilave destek verilmiştir. Bu miktar, tohumluk maliyetinin yüzde 15'ini karşılamaktadır. Bu, 17 ilimizde bu şekilde kullanılmakta; ancak, bizim tespitlerimize göre burada başvuru sınırlı olmaktadır. Bu nedenle, biz -başvuruların, tabiî ki, ihtiyaçlarını karşılayacağız; bunların parasını ödeyeceğiz, ödüyoruz- 2006 yılında da bu tohumluk destek miktarını artıracağız; onu da huzurunuzda ifade etmek istiyorum.
Yine, bu, patatesin tohumluğu meselesi son derece önemli bir konudur. Biz, bu konunun önemine binaen, Hükümet olarak, Bakanlık olarak ülkesel patates tohumluk üretiminin geliştirilmesi projesini hazırladık, bu projeyi TÜBİTAK'a sunduk ve bu proje TÜBİTAK tarafından kabul edildi. Üç yıl süreyle yapılacak bu projenin maliyeti, bütçesi 1,6 trilyon TL'dir. Bu da, bizim patates tohumluğunun geliştirilmesiyle ilgili olarak yaptığımız bir çalışmadır.
Patates hastalıklarının yoğun olduğu yerlerde alternatif ürün yetiştiriciliği teşvik edilmektedir. Ayrıca, üreticilerimizin eğitim ve yayım hizmetlerine ağırlık verilmekte, çeşit geliştirme ve teknoloji kullanımı yaygınlaştırılmaktadır.
Bildiğiniz gibi, sulamada kullanılan -her ne kadar muhalefet sözcülerimiz bu konuları çok sık ve bazen de rakamları farklı bir şekilde ifade etseler de, burada, bunları, tabiî, ifade etmek gerekiyor- elektrik enerjisi maliyetlerinin düşürülmesi için de destek verilmekte. Ayrıca, doğrudan gelir desteği gibi yaygın destekler patates üreticilerine de uygulanmaktadır.
Geçmiş yıllarda olduğu gibi, 1.4.2004-31.5.2004 tarihleri arasında patates ihracatını artırmak için Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonundan patates ihracatçısına da ton başına 19 dolarlık bir ihracat iadesi uygulanmıştır. Patates siğili bulaşan alanlarda patates üretimi çok olumsuz etkilenmektedir. Bu hastalıkla bulaşık olan alanlarda patates üretiminin hangi şartlarda yapılması gerektiği bizim tarafımızdan önemle üzerinde durulan bir konu ve buna dair de, biz, patates siğiliyle mücadele hakkında bir tebliğle bunu yayınladık ve bunun uygulamasını yapıyoruz.
Bu kapsamda, Bakanlığımızca, Niğde, Nevşehir, Ordu ve Giresun İllerinde yaklaşık 21 000 dekar alanda hastalık tespit edildi. Bu alanlar, 6968 sayılı Ziraî Karantina ve Ziraî Mücadele Kanunu gereğince karantinaya alındı, patates ile yumrulu bitkilerin üretimi belirli bir süre için bu bölgede yasaklandı. Yasaklanan alan, güvenlik bölgeleriyle birlikte, Nevşehir ve Niğde'de yaklaşık 15 000 hektardır. Üretimin yasaklandığı bu yerlerde sürdürülebilir tarım açısından patates yerine yetiştirilecek üründen elde edilen gelir ile patatesten elde edilen gelir arasındaki farkın üreticiye ödenmesiyle, hem çiftçi mağduriyeti giderilmeye çalışılmakta hem de hastalığın yayılmasının önüne geçilmeye çalışılmaktadır. Bu amaçla, hastalığın görüldüğü bölgelerde çiftçilere üç yıl tazminat ödenmesi öngörülmüştür. Patates yerine yağlı tohumlu bitkileri eken çiftçilerimize dekar başına 75 YTL, çok yıllık yem bitkisi ekenlere 200 YTL, tek yıllık yem bitkisi ekenlere 60 YTL, buğday, arpa ve yemeklik dane baklagilleri ekenlere 20 YTL, meyve bahçesi tesis edenlere 350 YTL ödeme yapılmıştır. Buğdayla ilgili tebliğde bir değişiklik yapıldı, ben göreve geldikten sonra, talep üzerine; onu da 40 YTL'ye çıkardığımızı burada belirtmek istiyorum. Bununla ilgili olarak 15 trilyon TL kaynak aktarıldı. Bugüne kadar bunun 6,5 trilyon TL'si çiftçilerimize ödendi, yıl sonuna kadar da 7,5 trilyon TL ilave para ödenecektir; onu da ifade etmek istiyorum. Muhalefet sözcümüz, işte, ödenmedi falan, ödeniyor, ödenmiyor falan dedi; ama, ödüyoruz, ödeyeceğiz, yıl sonuna kadar tamamlanacak.
Değerli arkadaşlarım, tarımla ilgili genel politikalar hakkında da kısaca bir bilgi arz etmek istiyorum. Türk tarımının gelecekteki yapısını etkileyen önemli uluslararası gelişmeler yaşandı, bildiğiniz gibi. Bunlar, Dünya Ticaret Örgütü Tarım Anlaşmasının yürürlüğe girmesi ve Avrupa Birliği adaylık sürecinin başlamasıdır. 1995 yılında yürürlüğe giren Dünya Ticaret Örgütü Tarım Anlaşması, tarım ürünleri ticaretinin liberalleşmesi için birçok tedbiri uygulamaya koymuştur. Gelecek beş yılda önümüzü görebilmek açısından, 2006-2010 yılları arasında uygulanmak üzere, Bakanlığımızca bir tarım strateji belgesi hazırlanmış ve Yüksek Planlama Kurulu tarafından kabul edilmiştir. Bu belgede, değişen ve gelişen beklentiler ışığında, önümüzdeki dönemde yürütülecek tarım politikalarının temel doğrultuları belirlenmekte, uygulanacak destekleme araçları tanımlanmakta ve bunların bütçe payları tespit edilmektedir. Yeni tarım stratejisi, sektörde yatırım yapan çiftçiler, sanayiciler, kredi ve sigorta kuruluşları ile kamu kuruluşları için bir rehber niteliğindedir. Bu durum,yatırımların planlanması açısından da kolaylık sağlayacaktır.
Değerli arkadaşlarım, tarım strateji belgesiyle uygulayacağımız destekleme araçları konusunda da sizlere kısaca bilgi arz etmek istiyorum. Bu araçlar, doğrudan gelir desteği ödemeleri, fark ödemeleri; yani, çiftçinin piyasa fiyatı ile hedef fiyatı arasında maruz kaldığı fiyat açığının ödenmesi kendisine, hayvancılık destekleri, kırsal kalkınma destekleri, telafi edici ödemeler, ürün sigortası prim destekleri, çevresel amaçlı destekler, ar-ge ve ihracat teşvikleri olarak belirlenmiştir.
Değerli arkadaşlar, muhalefet sözcüsü arkadaşlarım, tabiî, patates komisyonu raporu konuşması esnasında tarımla ilgili çok değişik rakamlar verdiler, Hükümetin desteklemelerinin yetersiz olduğunu söylediler ve birtakım rakamlar verdiler. Tabiî, değerli arkadaşlarım, bu rakamların çoğu maalesef doğru değildir.
OECD ülkeleri içerisinde destek oranının en az düzeyde Türkiye'de olduğu söylendi. Değerli arkadaşlarım bu doğru değildir. OECD ülkeleri içerisinde gayri safî millî hâsılasının yüzde 4,4'ü tarımsal desteklere ayrılan ülke Türkiye'dir. Türkiye, OECD hesaplamalarına göre, gayri safî millî hâsılasının, yani, 300 küsur milyar doların üzerindeki bir rakamın yüzde 4,4'ünü tarımsal desteklere ayırmaktadır. Bu, OECD'nin raporlarında yer almaktadır.
Bir karşılaştırma yapmak bakımından, yüzde 4,4 ne demektir; bu konuda size bir örnek vermek istiyorum: Avrupa Birliğinde gayri safî millî hâsılanın yüzde 1,5'i, ABD'de ise bu oran gayri safî millî hâsılanın yüzde 1,7'sidir.
Şimdi, yine, üre gübresinin fiyatından bahsetti bir arkadaşımız, 470 000 lira dedi. 470 000 lira değil 400 000 liradır değerli arkadaşlarım. Ben, bunların, tabiî, tamamına -çünkü, çok sayıda rakam söyledi- buradan hepsine tek tek cevap verecek imkâna sahip değilim; ama, gerekirse, bu rakamların tek tek hepsini ben yazılı olarak sayın vekilimize sunarım.
Ancak, şunu ifade ediyorum: Her ülke, kendi imkânlarına göre desteklemelerini yapmaktadır. Türkiye'nin tarımda çalışan nüfusunu Avrupa ülkeleriyle kıyas etmediğimiz zaman, Türkiye'nin aldığı, Türkiye'deki çiftçilerimizin aldığı desteklerin Avrupa'daki destekle mukayese edilmesi bize doğru fikir vermez, bizi doğru bir yere götürmez. Fert başına millî geliri 25 000 dolar olan bir ülke ile fert başına millî geliri 4 000 dolar olan bir ülkenin destekleme miktarını karşılaştırmak hakkaniyete ne kadar uyar.
Avrupa Birliğinde 100 çalışan insanın 6'sı, bilemediniz 7'si tarımda çalışıyor. Bunun anlamı şudur arkadaşlar: Bunun anlamı, evet, orada tarım destekleniyor; ama, bu tarımın desteklenen kısmına 96 kişi veya 94 kişi bir para aktarıyor, biriktiriyor, bunu 6 kişiye veriyor demektir. Amerika'da bu 98 kişinin 2 kişiyi desteklediği manasına geliyor; ama, bizim ülkemizde 60 kişi 40 kişiyi destekliyor arkadaşlarım.
Şimdi, biz, bu gerçekten yola çıkarak, bunları da hesaba katarak, gelir durumumuzu, şartlarımızı zorlayarak, çiftçimizi, üreticimizi kesinlikle devraldığımız noktadan çok daha iyi bir noktaya getirdik; bunu iddia ediyoruz, rakamlar da bunu söylüyor, istatistikler de söylüyor ve daha da ileriye götüreceğiz.
Şimdi, değerli bir arkadaşım şunu söyledi: "Efendim, neoliberal politikalar, tarımı Türkiye'de bitirdi, bitiriyor."
Değerli arkadaşlar, ben size bir soru sormak istiyorum: Türkiye, geçen yıl 2,5 milyon ton hububat aldı; bu sene, Türkiye'de, devletin Toprak Mahsulleri Ofisinin aldığı hububat miktarı 5 milyon ton ve dünyada, buğdayı örnek vereceğim, dünyada buğdayın tonu 90 dolar, 100 dolar; buğdayın tonunun bize maliyeti 290 dolar. Şimdi, bu, neoliberal bir politika mıdır değerli arkadaşlar; ben, bunu, sizlerin takdirine arz etmek istiyorum. Biz, bu sene, 5 milyon ton hububat aldık. Şunu da söyleyeyim; iktidarımız döneminde, Hükümetimiz döneminde, Türkiye'de tarımsal ürünlerin üretiminde sürekli bir artış meydana geldi. Eğer hakikaten tarım çöktüyse, tarım çöküyorsa, bu üretim miktarı nasıl oluyor da artıyor?!
Eğer Türkiye'de 2-2,5 milyon ton mısır üretimi 4 000 000 tona çıkıyorsa; Türkiye, tarihinde ilk defa mısır üretimi bakımından kendine yeterli hale geliyorsa; bu, Türkiye'de mısır üretiminin arttığını, mısır tarımının, mısır üretiminin…
TUNCAY ERCENK (Antalya)Maliye Bakanı neden ithal ediyor mısırı?!
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla)Değerli arkadaşım, buraya gelir konuşursun. Nezakete davet ediyorum; yani, çok gürültü yapmayın, konuşmamın insicamı bozulmasın. Biraz önce arkadaşlarınız konuştu.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
12 konuşma daha · 12 Ekim 2005