Patates yetiştiriciliğinin ve patates üreticilerinin sorunlarının araştırılması önergesi ve raporu (10/152,216) sıra sayısı 895
Nevşehir Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 6. Birleşim · 4. yasama yılı · 12 Ekim 2005 · 1.583 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma
Kaynak göster
Rıtvan Köybaşı (AK Parti), 12 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: PATATES YETİŞTİRİCİLİĞİNİN VE PATATES ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARININ ARAŞTIRILMASI ÖNERGESİ VE RAPORU (10/152,216) SIRA SAYISI 895); konuşma 1.583 kelime.
Rıtvan Köybaşı (AK Parti, Nevşehir). “Patates yetiştiriciliğinin ve patates üreticilerinin sorunlarının araştırılması önergesi ve raporu (10/152,216) sıra sayısı 895”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 12 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ritvan-koybasi-22-2005-10-12-patates-yetistiriciliginin-ve-patates-ureticilerinin-sorunlarinin-aras (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA RITVAN KÖYBAŞI (Nevşehir)Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; patates üretimi ve patates üreticisinin sorunları hakkında yapılan araştırma ve araştırma sonucunda hazırlanan rapor üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği üzere, ülkemiz önemli bir tarım ülkesidir. Nüfusunun yüzde 35'lik dilimi kırsal yerleşime sahiptir. Nüfusumuzun ve yerleşim yapımızın bu durumu, sanırım önümüzdeki yılların en önemli konusu olacak gibi görünmektedir. Avrupa Birliğiyle tam üyelik müzakerelerine başlama kararının alındığı bugünlerde ülkemizin en önemli konusunu tarımsal üretim ve tarımsal yerleşimin teşkil edeceği, müzakere konularından da anlaşılmaktadır. Bu meyanda, Yüce Meclisimizin de genelde tarım üreticisinin, özelde de bugün burada görüşmekte olduğumuz patates üreticisinin sorununa eğilmesi son derece doğaldır.
Anadolu topraklarında yüzelli yıllık bir tarihi bulunan patates, üreticilerimizin önemli bir gelir kaynağıdır. Ülkemizde yıllık 5 300 000 ton patates üretilmektedir. Bu miktarda bir üretim yapan üreticilerin sorunlarına eğilmek ve sorunları tespit edip çözüm yollarını araştırmak, elbette, Meclisimizin öncelikleri arasında yer almalıdır.
Değerli milletvekilleri, hemen her mutfağın tamamlayıcı ürünü olan ve sofralarımıza ayrı bir lezzet sunan patatesle ilgili olmayan hiçbir toplumun kesimi bulunmamaktadır. Patatese ilişkin bir sorundan söz edildiği zaman doğaldır ki, yurdumuzun her köşesinin dikkatini çeken bir konudan bahsetmiş bulunuyoruz. Aynı şekilde patates üreticisinin sorunlarından söz ettiğimizde de, kendimiz olmasak dahi, bir yakınımız, bir tanıdığımızdan söz etmiş oluruz. Tabiîdir ki, bu durum halkımızda geniş bir duyarlılık oluşturmaktadır.
Bugün burada görüştüğümüz konu, 2 000 000 dönümlük bir araziyi kapsamaktadır. 2 000 000 dönümlük alan, 2 000 kilometrekare toprak parçası demektir. Kıbrıs Adasının büyüklüğü 9 155 kilometrekaredir. Huzur ve esenliği için vatan evlatlarını şehit vermekten çekinmediğimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin Kıbrıs Adasındaki yüzölçümü ise, 3 355 kilometrekaredir. Türkiye'de patates ekimi yapılan tarla miktarı Kıbrıs Adasının dörtte 1'i, Kuzey Kıbrıs'ın ise üçte 2'si kadardır. Burada ele aldığımız konu, işte böylesine geniş bir sahayı kapsamaktadır.
Tabiîdir ki, buğdaydan sonra ülkemizde en fazla miktarda üretilen ürün patates, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine mutlaka girmelidir. Kendi seçim çevrem olan Nevşehir başta olmak üzere, Niğde ve Bolu İllerimizin en önemli gelir kalemlerinin başında patates gelmektedir. Onbinlerce insanı ilgilendiren bir sorun Parlamentomuzda görüşülmektedir.
(x) (10/152, 216) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu raporunun görüşmelerine 11.10.2005 tarihli 5 inci Birleşimde başlanılmıştır.
Bu soruna ilişkin kurulmuş bulunan komisyonumuz çalışmalarını tamamlayarak, raporunu Genel Kurulumuzun huzuruna getirmiştir. Uzun bir araştırma ve incelemenin neticesinde Komisyonumuz raporunu hazırlamıştır. Raporda, sorunun kaynağına inilmekle kalınmamış, üreticilerimizin sorunlarının giderilmesine ilişkin öneriler de getirilmiştir. Yaptığımız çalışmalar sırasında çeşitli tespitlerimiz de olmuştur. Eğitim ve bilinçlenmeyle giderilecek bu tespitlerimiz de, tarafımızca çok önemli bulunmuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Nevşehir ve Niğde İllerimizin en yaygın ve en fazla üretilen ürünü patatestir. Bu patatesin bilinçsizce yetiştirilmesi, beraberinde birtakım hastalık ve zararlıları da getirmektedir. Bu hastalıklardan en önemlisi ve bizce üzerinde titizlikle durulması gereken patates siğili hastalığı olup, ülkemiz patates üretimini tehdit etmektedir. Bu hastalık, Avrupa'ya 1880'li yıllarda girmiştir. Benzer şekilde, çok yoğun bir mücadele gerektiren patates böceği de 1969 yılında Balkanlardan Türkiye'ye girmiştir.
Patates üreticileri, sertifikalı tohumu yurt dışından temin etmektedirler. Bu temin yöntemi maliyetleri yükseltmektedir. Yüksek maliyetlerden kurtulmak isteyen üreticilerimiz, aynı tohumu üç beş yıl üst üste kullanarak hastalıkların çoğalmasına ve verimin düşmesine neden olmaktadırlar.
Patates üreticilerinin en önemli sorunlarından biri de sulama maliyetlerinden kaynaklanmaktadır. Patates ekim sahalarının bulunduğu Nevşehir ve Niğde'de, devletin sulama barajı ya da sulama kanalları bulunmamaktadır. Bu nedenle, sulamanın yüzde 95'i kuyu sularından sağlanmaktadır. Kurak bir bölge olması nedeniyle, kuyu suyu, 150-250 metre derinlikten çekilmektedir. Motorlu pompalarla su önce havuza çekilmekte, daha sonra sulama yapılmak üzere tarlalara pompalanmaktadır. Dolayısıyla, suyu tarlaya ulaştırabilmek için iki sefer motopomp çalıştırılmaktadır; böylece, maliyetler ikiye katlanmaktadır. Buna bağlı olarak, 1 kilogram patates için 40 000 ile 50 000 lira arasında elektrik gideri olmaktadır.
Üreticilerimizin en önemli açmazı ise, pazarlama noktasında görülmektedir. Çiftçilerimiz, üretim safhasından sonra iç ve dış pazarı dikkate almamaktadırlar. Önce ekim yapılmakta, pazarlama arkasından gelmektedir. Böyle olunca, ürünün çok kez tarladan kaldırılamaması söz konusu olmaktadır. Ürünün tarlada kalmaması için, patates üreticilerimizin profesyonel örgütlenmelere ihtiyacı vardır. Patates üretici birlikleri, pazarlama problemini çözmede önemli bir fonksiyon üstlenecektir. Bu tarz birlikler, girdi maliyetlerini düşüreceği gibi fiyat istikrarında da etken olacaktır. O zaman, kimse "patates, geçen sene şu kadardı, şimdi neden bu kadar" gibi soruları sormayacaktır. Fiyat dalgalanmalarının önünü patates üretici birlikleri alacaktır. Maalesef, ülkemizde ve bölgemizde arzu ettiğimiz şekilde bir örgütlenme söz konusu değildir. Tabiî, bu durum çiftçilerimizin zararlarıyla sonuçlanmaktadır.
Türkiye'nin en fazla patates üreten iki ili olan Nevşehir ve Niğde'de toprakların genel yapısı kumludur. Bu tür topraklarda yapılan gübreleme çalışması, sulamaya bağlı olarak yeraltı sularının kirlenmesine neden olmaktadır. Ayrıca, çiftçilerimizde "çok gübre atıldığında çok ürün alınacağı" gibi yanlış bir kanaat de hâkimdir. Bu durum, üretim maliyetini artırdığı gibi, gelecek yıllarda toprağı hiç kullanılamayacak hale getirecek olan yeraltı sularının tuzlanması sorununu da yanında getirmektedir.
Değerli Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; dikkat edersiniz ki, izlediğimiz televizyon reklamlarının en önemli bir bölümünü cips reklamları teşkil etmektedir. Özellikle çocukların müptelası olduğu bu ürünün ana maddesi, Nevşehir'de, Niğde'de, Bolu'da, İzmir'de yetiştirilen patatestir. Ne yazık ki, patatesin üreticisi olduğumuz kadar patatesten para kazanan ülke olamadık. Bugün dünyayı istila eden markalar ülkemizde oluşturulamadı. Bunun nedeni, patatesle ilgili yan sanayiin kurulamamasıdır. Hem çiftçilerimizin hem ülkemizin kazanması için, hemen bütün alanlarda olduğu gibi, patatesin de sanayi ürünü haline getirilmesi gerekmektedir.
Patates üreticisinin sorunlarına ilişkin yaptığımız araştırma neticesinde ulaşmış olduğumuz sonuçlardan bir kısmını yukarıda anlattım. Sorun şeklinde karşımıza çıkan bu sonuçlarla birlikte, sorunlarının giderilmesinde izlenmesi gereken yolları da, burada kısaca anlatmak istiyorum. Yukarıda bahsettiğim gibi, patates üreticisinin en önemli sorunlarından birisi patates siğili hastalığıdır. Bu hastalığın giderilebilmesi için karantina tedbirlerine uyulması şarttır. Ayrıca, sertifikalı tohum kullanılması gerekmektedir. Bu hastalığa dayanıklı tohumların üretilmesi ya da ithalatının yapılarak üreticilere acilen sunulması gerekmektedir.
Tohumluk, patates üretiminde ciddî bir maliyet oluşturmaktadır. Genellikle ithal yollarla getirilen bu tohumların ülkemizde üretilmesi, hem ülkemizin hem de çiftçilerimizin kazancına olacaktır. Bu kazancın temin edilmesi için, özel sektör kuruluşlarının bu konuya el atmaları sağlanmalıdır. Bunun yolu da, tohumluk üretiminde teşvik vermekten geçmektedir.
Diğer yandan, buğday ekiminde olduğu gibi patates ekim alanlarında da münavebe yapılması zorunludur. Böyle yapıldığı takdirde, hem aşırı sulamanın önüne geçilecek hem de taban suyu seviyesi korunmuş olacaktır; böylece, toprakların çoraklaşması da önlenecektir.
Yukarıda temas ettiğimiz gibi, patates üretici birliklerinin kurulması kaçınılmazdır. Tarım alanlarında planlamanın gündeme geldiği günümüzde, patates üreticilerinin örgütlenememesi zararlara yol açmaktadır. Ayrıca, patates üretiminin de planlanması kaçınılmaz olmaktadır.
Patates ekim alanlarında en önemli sorunu, nitrat azotu ve ağır metal kirliliği oluşturmaktadır. Bu sorunun boyutlarını tespit etmek ayrı bir araştırma konusudur. Niğde ve Nevşehir bölgesinde toprak kirliliğinden kaynaklanan sorunun giderilebilmesi için, ıslah çalışması yapılması da gerekmektedir.
Maalesef, topraklarımızda rasgele gübreleme yapılmakta, bunun cezasını da, hem çiftçilerimiz hem de ülkemiz çekmektedir. Gübreleme konusunda çiftçilerimizin toprak analizi yaptırmaları gerekmekte ve bilinçsizce yapılan gübreleme, hem taban suyunda hem toprakta kirlenmeye neden olmaktadır; ayrıca, toprağı, ekim-dikim yapılamayacak şekilde çoraklaştırmaktadır.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, üreticilerimiz için sulama konusu ayrı bir sorundur. Nevşehir ve Niğde bölgesinde Devlet Su İşlerine ait baraj ya da sulama kanalı bulunmadığını yukarıda ifade etmiştim. Çiftçilerimiz, sulamayı, pahalı bir yöntem olan kuyu sularından yapmaktadırlar. Bu durum maliyeti artırıcı bir unsurdur. Sulamanın bu yöntemden kaynaklanan maliyetlere, bir de, açık sulamadan kaynaklanan buharlaşma eklenmektedir. Bunun önüne geçmek için, çiftçilerimizin dar alanlarda daha kolay uygulanabilen damlama sulama sistemine geçmesi de kaçınılmazdır. Henüz taslak halinde bulunan biyogüvenlik kanununun bu tür konuları da içerisine alacağını ümit etmekteyiz.
Ülkemize garantili, temiz tohumların getirilmesi şarttır. İthalatçı firmalardan temiz tohumluk garantisi mutlaka alınmalıdır.
İlaçlama, gübreleme, hastalık ve sulamadan kaynaklanan sorunların giderilmesi noktasında çiftçilerimize öğretilecek en iyi yollardan birisi de organik üretimdir. Bu kapsamda, bölgemizde modern hayvancılığın da geliştirilmesi için destekler verilmelidir.
Çiftçilerimiz, patates hastalıklarıyla tek başına mücadele edememektedir. Hastalıkla mücadele ayrı bir maliyet getirmektedir. Bunun için, hastalıkla mücadele fonu kurulmalıdır. Patates üretimiyle ilgili araştırmalar da bu fondan desteklenmelidir.
Patates üreticilerinin sorunları ve bu sorunların giderilmesine dönük yaptığımız önerilerden birisi de, alternatif bitki üretiminin geliştirilmesidir. Patates üreticilerine, macar fiği, yerli tohumların geliştirilebilmesi için yonca ve yem bezelyesi ekimi de teşvik edilmelidir.
Aynı şekilde, son günlerde daha sık işittiğimiz biyodizel üretimi ve bununla ilgili tesislerin kurulması konusunda da, yağ bitkileri üretimi bölgemizde teşvik edilmelidir.
Üreticilerimizi tek ürüne bağımlı olmaktan kurtarmak için yem bitkileri, yağ bitkileri, mısır ve benzeri ürünler için sözleşmeli üretim yaptıran şirketlere teşvikler sağlanmalıdır.
Tıbbî, aromatik bitkiler alternatif ürünler kapsamında değerlendirilmelidir. Bu konu, bir Türkiye projesi olarak ele alınmalıdır.
Buradan, patates üreticisi kardeşlerime bir bilgi vermek istiyorum. Tarım ve Köyişleri Bakanlığımız, 2006 yılında da, özellikle, Nevşehir ve Niğde yöresinde, patates siğili hastalığı nedeniyle karantina altına alınan patates hastalığı görülen alanlarda, alternatif ürün desteğini teşvik ödemelerine devam edecektir.
Değerli arkadaşlarım, üreticinin sorunlarına ve çözüm yollarına ilişkin hangi araştırmayı yaparsak yapalım, hangi öneriyi getirirsek getirelim, sonuçta konunun gelip dayandığı yer eğitimdir. Ne konuşursak konuşalım, ne yaparsak yapalım, her şeyin başında eğitim gelmektedir. Bilgiyi de ancak eğitim ve öğretimle elde etmek mümkündür.
Eğitim denilince sadece çocuklarımızın eğitimi düşünülmemelidir. Üretimin her safhasında eğitim konusu ihmal edilmemelidir. Çiftçilerimizi sosyal hayatın aktif bir bireyi yapmak için, onların gelişimini sağlayacak eğitim mutlaka verilmelidir. Vereceğimiz eğitimin amacı, çiftçilerimizi geleneksel üretici olmaktan çıkarmak, onları modern çiftçiler haline getirmek olmalıdır.
Komisyonumuzun çalışmaları esnasında ve sonucunda patates üreticilerinin ve patates ürününün sorunlarına duyarlılık gösteren Tarım Bakanlığına, başta Sayın Bakanlarımız Sami Güçlü ve Mehdi Eker Beyefendiler olmak üzere, tüm Tarım Bakanlığı çalışanlarına teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Yapılan toplantılar sonucunda, sadece patates ve patates üreticilerinin sorunlarıyla ilgilenecek ve hastalıklı bölgelerde çalışacak bir komisyonun kurulacağını, Sayın Bakanımız, bölge milletvekilleri ve yetkililerine söylemişlerdir. Bu çalışmalar sonucunda, yukarıda saydığımız sorunlar ve bu çözüm önerilerinin dikkate alınacağına ve bu sorunların bir bir çözüleceğine olan inancımız tamdır. Zaten, çiftçilerimizin sorunlarına yönelik çalışmalar, verilen yardım ve teşviklerde son otuz kırk yılda yapılanlardan daha fazlası Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarında yapılmış ve yapılmaya da devam edecektir.
Komisyonumuzca hazırlanan rapora ilişkin görüşlerimizi sizlerle paylaşmaktan mutluluk duydum. Genel Kurul üyelerimizi aydınlatıcı bir rapor olduğunu ümit ediyorum.
Bu vesileyle, hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
12 konuşma daha · 12 Ekim 2005