İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 6. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İzmir mv. vezir akdemir'in, orman yangınlarını ve erozyonu önleme çalışmalarına ilişkin (6/774), samsun mv. musa uzunkaya'nın, baz istasyonlarına ilişkin (6/828), muğla mv. ali arslan'ın, enerji nakil hatlarından kaynaklanan orman yangınları (6/829), mersin mv. hüseyin güler'in, kamu ihale kanunu kapsamına alınmayan orman köylülerine ilişkin (6/846), balıkesir mv. ali kemal deveciler'in, balıkesir- balya'da bulunan maden bölgesinrdeki atıklar (6/873), balıkesir mv. sedat pekel'in balıkesir bölge müdürlüğüne gönderilen ödeneklerle ilgili (6/947)

Osman Pepe

Kocaeli Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 6. Birleşim · 4. yasama yılı · 12 Ekim 2005 · 1.069 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Osman Pepe (AK Parti), 12 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İZMİR MV. VEZİR AKDEMİR'İN, ORMAN YANGINLARINI VE EROZYONU ÖNLEME ÇALIŞMALARINA İLİŞKİN (6/774), SAMSUN MV. MUSA UZUNKAYA'NIN, BAZ İSTASYONLARINA İLİŞKİN (6/828), MUĞLA MV. ALİ ARSLAN'IN, ENERJİ NAKİL HATLARINDAN KAYNAKLANAN ORMAN YANGINLARI (6/829), MERSİN MV. HÜSEYİN GÜLER'İN, KAMU İHALE KANUNU KAPSAMINA ALINMAYAN ORMAN KÖYLÜLERİNE İLİŞKİN (6/846), BALIKESİR MV. ALİ KEMAL DEVECİLER'İN, BALIKESİR- BALYA'DA BULUNAN MADEN BÖLGESİNRDEKİ ATIKLAR (6/873), BALIKESİR MV. SEDAT PEKEL'İN BALIKESİR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜNE GÖNDERİLEN ÖDENEKLERLE İLGİLİ (6/947)); konuşma 1.069 kelime.

Osman Pepe (AK Parti, Kocaeli). “İzmir mv. vezir akdemir'in, orman yangınlarını ve erozyonu önleme çalışmalarına ilişkin (6/774), samsun mv. musa uzunkaya'nın, baz istasyonlarına ilişkin (6/828), muğla mv. ali arslan'ın, enerji nakil hatlarından kaynaklanan orman yangınları (6/829), mersin mv. hüseyin güler'in, kamu ihale kanunu kapsamına alınmayan orman köylülerine ilişkin (6/846), balıkesir mv. ali kemal deveciler'in, balıkesir- balya'da bulunan maden bölgesinrdeki atıklar (6/873), balıkesir mv. sedat pekel'in balıkesir bölge müdürlüğüne gönderilen ödeneklerle ilgili (6/947)”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 12 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-pepe-22-2005-10-12-izmir-mv-vezir-akdemir-in-orman-yanginlarini-ve-erozyonu-onleme-cali (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlü soruları cevaplamak için söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, 1 inci sıradaki, orman yangınları ve erozyonla alakalı soruyu cevaplıyorum.

Ülkemiz arazisinin önemli bir kısmının erozyona tabi olduğu, meyilli araziler münasebetiyle çok ciddî bir erozyon tehlikesinin ülkemizin yüzde 95'inde söz konusu olduğu hepimizin malumatıdır. Bu konuyla alakalı, elbette ki, Devlet Su İşleri, Tarım Bakanlığı ve Bayındırlık Bakanlığı gibi benzer kurum ve kuruluşlarla paralel çalışmalarımızı sürdürüyoruz; ancak, erozyonun en garantili çaresi orman çalışmasıdır; çünkü, ülkemizde şu anda yüzde 27 gözüken orman varlığının, aslında, yüzde 50'si verimsiz ormanlardan müteşekkil olduğu için, bu orman alanları içerisinde de belli miktarda bir erozyon söz konusudur.

Elbette ki, orman yangınlarıyla alakalı olarak burada sizinle birkaç hususu paylaşmak istiyorum; çünkü, burada orman yangınlarından da bize bir soru gönderilmiş.

Ülkemizin 1993 ile 2002 yılları arasındaki on yılın ortalaması orman yangınlarında yaklaşık olarak yıllık 14 500 hektar ormanı yangında kaybetmişiz. Yani, bizden önceki on yılın ortalaması 14 500 hektar. Biz, bu rakamı 2003 yılında 6 500 hektara, 2004 yılında 4 800 hektara, 2005 yılında -bugünkü tarih itibariyle söylüyorum- bu rakamı 2 700 hektara indirdik.

Türkiye'yle aynı iklim şartlarına sahip olan, aynı havzada olan Portekiz'in, Türkiye'nin beşte 1'i kadar ormanı varken, Portekiz'in yangınlardan dolayı bu yılki orman kaybı 150 000 hektardır. Bizim kadar ormanı olan İspanya'nın orman kaybı 90 000 hektardır. Türkiye'nin ise, onlardan ne kadar daha üstün bir mücadele ortaya koyduğunu ve ne büyük bir başarıya imza attığını, 2 700 hektar -orman yangınlarında kaybedilen- rakamı bize göstermektedir. Temenni ederiz ki, elbette ki, orman yangınlarında 1 metrekare bile kaybetmeyelim; ama, bizim orman yangınlarındaki bu üstün başarımızın sadece araç gereç ve donanımla izah edilmesi de mümkün değildir; tamamen yönetim açısından ortaya konulan farklı bir anlayışın neticesi olarak bu başarı gerçekleşmiştir. Çünkü, biz elimizdeki aracı gereci ve donanımı tamamen yeni bir konsepte göre kullandığımızdan böyle bir başarıya da imza attık.

Bizim, orman yangınlarıyla mücadelede elimizde 22 tane helikopter, Türk Hava Kuvvetlerinden 6 tane C-130 tipi uçak, yine Türk Hava Kurumundan 1 filo uçak olmak üzere hava unsurlarının yanında, karadan, her türlü iş makinesi, dozer, arazöz gibi imkânlarla da bu mücadeleyi bugüne kadar başarılı bir şekilde arkadaşlarımızla birlikte sürdürdük.

İkinci sıradaki soru Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya'nın sorusu. Bu sorunun 1, 3 ve 4 üncü bölümündeki sorular bizim Bakanlığımızın görev alanı içerisinde değildir. Baz istasyonlarıyla ilgili iş ve işlemler Telekomünikasyon Kurumu tarafından yürütülmektedir. Bu istasyonlarda bizim elbette ki çevreyi kirleten unsurlarla alakalı birtakım izlemelerimiz söz konusudur. Kurum olarak Telekomünikasyon Kurumu tarafından hazırlanan ve baz istasyonlarını da kapsayan 10 kiloherzlik ile 60 cigaherz frekans bandında çalışan sabit telekomünikasyon cihazlarından kaynaklanan elektromanyetik alan şiddeti limit değerlerinin belirlenmesi, ölçüm yöntemleri ve denetlenmesi hakkında yönetmelik 12 Temmuz 2001 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelikte baz istasyonları ile elektromanyetik alan şiddeti limit değerleri, uluslararası kriterler esas alınarak belirlenmiştir. Buna ek olarak, söz konusu yönetmelikle, her cihaz için ayrıca sınırlama da getirilmiştir; limit değerlerin aşılmamasına yönelik güvenlik mesafeleri belirlenmiştir.

Diğer taraftan, Telekomünikasyon Kurumu, yer seçimiyle ilgili olarak mahallî çevre kurullarının görüşünü aldıktan sonra, çeşitli firmalar için güvenlik sertifikası düzenlemekte ve geçici onay vermektedir. Kurumun denetimi neticesinde yönetmelik hükümlerine uygun olduğu belirlenen 10 kiloherzden 60 cigaherz frekans bandında çalışan sabit cihazların güvenlik sertifikaları için kesin onay verilmektedir. Baz istasyonlarının yönetmelikte belirtilen sınır değerlere uygun olup olmadığına dair ölçümler, yine, aynı kurum tarafından yapılmaktadır.

Bu sorunun beşinci bölümünde ise, ortamın toplam elektrik alan şiddeti, limit değerlerin aşılması halinde, herhangi bir süre verilmeden, limit aşımına neden olan sabit telekomünikasyon cihazının, baz istasyonunun faaliyeti durdurulmaktadır.

Ayrıca, temel eğitim, okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim okullarını bahçe sınırları içerisinde sabit cihazların kurulmasına izin verilmemektedir.

Konunun sağlık açısından etkilerine yönelik çalışmalar, Sağlık Bakanlığı tarafından, 29.5.2000 tarih ve 7384 sayılı İyonlaştırıcı Olmayan Radyasyon Elektromanyetik Kirlilik Konulu Genelge kapsamında yürütülmektedir.

Sayın Milletvekilleri, üçüncü sıradaki soru sahibi Ali Arslan'ın sorusunu cevaplıyorum: Enerji nakil hatlarının orman yangınlarında sebep teşkil ettiği hepimizin malumudur. Orman yangınlarının sebebi olan TEDAŞ'ın enerji nakil hatları, ülkemizde son yirmi yıldır enerji nakil hatlarına herhangi bir yatırım yapılmadığı için hatlar fevkalade eskimiş ve bakıma muhtaç hale gelmiştir.

Orman içerisinden geçen, yangına sebebiyet veren enerji nakil hatları, Enerji Bakanlığımızın, enerji nakil hatlarını yer altına almayla alakalı yapmış olduğu çalışma, Hükümetimizin de üzerinde fevkalade durmuş olduğu bir husustur. Kayıp ve kaçakların önüne geçmek, aynı zamanda orman yangınlarının önüne geçmek açısından yer altına alınan enerji nakil hatları, önümüzdeki süreçte bizim işimizi fevkalade kolaylaştıracaktır.

Ancak, TEDAŞ'la biz yapmış olduğumuz protokollerle, TEDAŞ'ın sebebiyet vermiş olduğu orman yangınlarının tazmini onlar tarafından yapılmaktadır. Her ne kadar tazmin edilse bile, elbette ki, yanan verimli ormanları yeni dikilen ormanlarla ikame etmek söz konusu olamaz. Yalnız, bu konuda bizim yapmış olduğumuz çalışmalar, süratli bir şekilde enerji hatlarının, bilhassa orman içerisinden geçen enerji hatlarının öncelikli olarak elden geçirilmesine yönelik çalışmalar son sürat devam etmektedir.

Yine, ziraat alanlarında çıkan yangınlarla alakalı, bilhassa, zeytinliklerle ve ekili alanlarla alakalı çıkan yangınlarla alakalı, Bakanlığımız elindeki araçlarla, gereçlerle, uçaklarla gerekli müdahaleyi yapmaktadır.

Yalnız, burada şöyle bir şey var: Bizim aslî görevimiz, ülkemizdeki ormanlarda meydana gelen yangınları söndürmektir. Zeytinliklerdeki köylünün anızını yakarken… Anız yakmak yasak; ama, yasak olmasına rağmen hiç kimse dikkat etmiyor, buna uymuyor, anızı yakıyor. Bağında, bostanında bakım yaparken, ülkemizin en verimli ormanları yanıyor, ormanlar yanarken evleri yanıyor köylülerin, ormanlar yanarken zeytinlikler de yanıyor. Bunların hiçbirisine "bizim işimiz değildir, tarım alanıdır; biz, sadece orman yangınlarından sorumluyuz, ormanda yangın varsa bakarız, diğerlerine bakmayız" demiyoruz; zeytinliklere de, tarım arazilerine de, ülkemizin neresinde herhangi bir yangın ihbarı tarafımıza intikal ediyorsa, zaman geçirmeden müdahale ediyoruz. Biraz önce verdiğim rakamlar da, bizim, bu konudaki başarılarımızı ve gayretimizi ortaya koymaktadır.

4 üncü sırada, Mersin Milletvekili Sayın Hüseyin Güler'in sorusu vardır; bu soruya da şu şekilde cevap veriyorum: Konu edilen Mersin İli Silifke İlçesi Sayağzı Mahallesi köy niteliğinde olmayıp, ilçe merkezinde bulunan bir mahalledir. 4761 sayılı Kanunla 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun "İstisnalar" başlıklı 3/a maddesinde değişiklik yapılarak, 6831 sayılı Orman Kanunu gereğince, orman köyleri kalkındırma kooperatifleri ve köylerden yapılacak hizmet alımları, istisna kapsamına alınmıştır. Bu, tamamen, bizim Bakanlığımızın, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununda orman köylüleri lehinde yapmış olduğu bir düzenlemedir. Orman köylüsünün normal müteahhit statüsünde görülemeyeceğini, orman köylüsünün ülkemizin kaçınılmaz bir gerçeği olduğunu, ülkemizde 20 000 kadar orman köyü olduğunu ve bu orman köylerinde 7-8 milyon orman köylüsünün yaşadığını, 7-8 milyon orman köylüsünün millî gelirden ülke ortalamasının çok altında bir pay aldığını, bu insanlara yapılacak olan desteğin ve katkının sosyal devlet olmanın gereği olduğunu… Sosyal devlet, kırsal kalkınmaya öncelik vermek gibi anlayışların Hükümetimizin politikalarının öncelikli sırasında yer almasından dolayı, orman köylüleri lehinde böyle bir düzenleme yaptık, şu anda böyle bir şey söz konusu değildir.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

12 konuşma daha · 12 Ekim 2005

12 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook