Petrol piyasası kanunu (s.sayı:288)
Tekirdağ Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 24. Birleşim · 2. yasama yılı · 4 Aralık 2003 · 925 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Nuri Saygun (CHP), 4 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: PETROL PİYASASI KANUNU (S.SAYI:288)); konuşma 925 kelime.
Mehmet Nuri Saygun (CHP, Tekirdağ). “Petrol piyasası kanunu (s.sayı:288)”. TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim tutanağı, 4 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-nuri-saygun-22-2003-12-04-petrol-piyasasi-kanunu-s-sayi-288 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEHMET NURİ SAYGUN (Tekirdağ)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 288 sıra sayılı Petrol Piyasası Kanunu Tasarısının 9 uncu maddesiyle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle, Yüce Meclisi saygılarımla selamlarım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; cumhuriyet tarihinde petrol sektörüyle ilgili olarak ilk yasal düzenlemeler 1926 yılında yapılmış; müteakiben, en son 1954 yılında yapılan düzenlemeyle, bugüne kadar petrol sektörünün yasal düzenlemesi taşınmıştır. Özellikle, 1954 yılında yapılan düzenlemede, millî menfaatlere uygun bir şekilde kaynaklarımızın kullanılması hedeflenmiş ve bu yönde hızlı, sürekli, etkili biçimde aranma, geliştirme ve değerlendirme yapılması önde tutulmuştur. Bu düşüncelerle de, dönem içinde, TÜPRAŞ, BOTAŞ, Petrol Ofisi gibi, kamu etkinliğinin artırılması da temin edilecek çeşitli kurumlar oluşturulmuştur; ancak, 1989 yılından sonra piyasaların liberalleşmesi yoluna gidilmiş ve devletin petrol piyasalarına müdahalesi azaltılmış, özel sektörün etkinliği artırılmıştır. Bu düzenlemenin yapılması belki o günün koşullarında doğru olmuşsa da, ne yazık ki, piyasaların şeffaf, adil ve rekabetçi olmasına yönelik altyapı tedbirleri alınmamış olduğundan, ülkemizde bu sektörde birtakım sıkıntı ve sancıların oluşmasıyla sonuçlanmıştır. İşte, bu sıkıntı ve sancılar sonrasında, bugün gündemimize getirilmiş olan Petrol Piyasası Kanunu Tasarısının geliş amacını doğru bulmaktayım; ancak, bu petrol sektöründeki yeni düzenleme ihtiyacı dikkate alınarak yapılan düzenlemelerin ihtiyaca cevap verecek şekilde yapılması gerekirken, özellikle uluslararası sermayenin ya da tekelci anlayışın dayattığı bir düzenlemenin dikte edildiğini görmekteyiz. Oysaki, amaç olarak, petrol faaliyetlerinin ülkenin yaşamsal, stratejik önemi haiz ve kamu hizmeti niteliğinde bir sektör olarak kabul edilmesi ve bunun göz önünde tutularak, mevcut yasa tasarısının bu yönde kaleme alınması çok daha doğru olacaktı. Bu nedenle, özellikle, sektörün tamamen piyasa koşullarına terk edilmesi yerine, kamu kontrolü, denetimi ve yönlendirmesine imkân tanınması gerekmekteydi. Yapılan düzenlemede, ne yazık ki, bu hususlar gözardı edilmekte, özellikle, demin de söylediğim gibi, uluslararası kuruluşların ya da tekelci anlayışın etkin olmasının zemini hazırlanmakta olduğu görülmektedir.
Değerli milletvekilleri, öncelikle, ülkemizde petrol sektörüyle ilgili yasal düzenlemeyi yaparken, Avrupa Birliği ülkelerindeki mevcut yasal düzenlemeleri kısaca görmede bir yarar olduğunu düşünüyorum. Avrupa'da enerji talebi hızla artarken, mevcut enerji hammaddeleri de aynı şekilde hızla tükenmektedir. Bu nedenle de, dış enerji kaynaklarına ihtiyaç vardır. Bu kaynakların kendilerine bağımlı kılınmasını sağlamak amacıyla da, özellikle Türkiye gibi Birliğe aday ülkelere, şu veya bu şekilde, enerji özelleştirilmesini şart koşmuşlardır, koşmaktadırlar. Böylece, enerji piyasasını organize bir şekilde ve özellikle uluslararası kuruluşlarla ele geçirme hedeflenmektedir. Bunun aksini iddia etmek mümkün değildir; çünkü, bir yandan, bizlere özelleştirmeyi özendirirken, kendi bünyelerinde farklı uygulamalara yönelmişlerdir. Özellikle, Avusturya, Danimarka, Finlandiya, İsveç, İtalya, Portekiz ve hatta Yunanistan'da hiçbir özelleştirme girişimi söz konusu olmamıştır. Birlik üyesi diğer ülkelerde ise, ya minimal ölçülerde özelleştirme olmuş ya da sadece uzun dönemler için planlama aşamasında bırakılmıştır.
Doğalgaz Piyasası Yasasıyla doğalgaz sunumu zorunlu kamu hizmetleri alanından çıkarılmıştır. Bu yasayla da, aynı uygulamanın petrol ürünleri için yapılmaya çalışıldığını görmekteyiz. Bu tasarıyla, ham petrol üretim aşamasından sonra, rafinaj, stoklama, boru hatlarıyla taşıma, toptan akaryakıt satışı, bayi satışı gibi faaliyetler tamamen özel şirketlere devredilecektir. Devlet adına bu işlemlerle ilgili faaliyetleri denetleyen Petrol İşleri Genel Müdürlüğü ise devreden çıkarılmaktadır. Böylece, ülkemizde de petrol ürünlerinin fiyatları, daha fazla kâr amacına göre şekillenen piyasa koşullarına terk edilecek, gerek sanayimiz gerekse bireylerimiz ve kullanıcılarımız özel şirketlerin inisiyatifine terk edilecektir. Kullanıcıya olumlu yansıyacak kamu müdahalesi ortadan kalkacağından, ülke ve toplum çıkarları zarar görecektir; çünkü, bu uygulamanın, özellikle sanayicide sancı yaratacağı açıktır. Petrol ürünlerine dayalı enerjinin sanayie yüksek fiyatla mal olmasını engelleyecek bir düzenleme düşünülmemiştir. Bu durum, üretimin düşmesine, hatta, yatırımların azalmasına sebep olabilir.
Sonuç olarak, mevcut işsizler ordusuna yeni ve küçümsenmeyecek oranda katılımlara sebep olunabilir. Yine bağlantılı olarak, tarım sektöründe girdilerin artmasına neden olunacak ve hatta, gözardı edilse bile, balıkçılık sektöründe dahi yara alınacaktır. Sonuçta, önce insan ve önce iş iddiaları yok edilmiş olacaktır.
Bu düzenleme sonrasında dikkat edilmez ise, TÜPRAŞ, PETKİM ve BOTAŞ gibi vergi ödeme sırasında üstlerde yer alan kârlı kamu kuruluşları da birkaç yıllık kârları karşılığında özelleştirilecek, bu kuruluşların yarattığı katmadeğer azalacak, özellikle işten atılmalar ve sendikasızlaşma artarak yaşanacaktır. Ülkemizdeki çarpık özelleştirme mantığı, yine, değerlerimizin yok olmasına neden olacak, işsizlik tırmanacaktır.
Yine, petrol piyasasının ayrı ve bağımsız bir kurum tarafında yönetilmesi gerekmektedir. Mevcut yapısıyla, Enerji Piyasası Denetleme Kurulunun bu konuda yetersiz olacağı açıktır. 26,5 milyar dolarlık petrol piyasasının ayrı ve bağımsız bir kurum tarafından yönlendirilmesine yönelik düzenleme yapılması bu nedenle zorunludur. Mevcut kurumun 4 milyar dolarlık doğalgaz piyasası ile 8 milyar dolarlık enerji piyasasını yönlendirmede yaşadığı zorluklara bakıldığında, bu iddiamızda ne kadar haklı olduğumuzu görmemek imkânsızdır.
Tasarının 9 uncu maddesinde yerli tarım ürünlerinden elde edilecek olan akaryakıtın vergilendirilmesinde sağlanacak ayrıcalık ise, doğru bir saptama olmuştur ve metindeki bu husus, tarafımızdan desteklenmektedir. Bu yolla, tarım sektöründeki faaliyetlere de teşvik sağlanmış olacaktır. Özellikle biyodizel üretiminde yararlanılan kanola bitkisi üretimi gelişme olanağı bulabilecektir. Ancak, bu olumlu düzenlemeye uygun olmayan bir düzenlemeyle, kamu kuruluşu olmayan kurumlara kamulaştırma hakkı verilmiş olması ve bu yolla şirketlerin menfaatına arazi sahiplerinin mağdur edilmesi imkânının sağlanmış olması, doğru bulunmamaktadır.
Yine, aynı maddede promosyon kampanyalarıyla ilgili düzenlemenin de doğru olduğu inancındayım. Bu konuda bayilere kampanyaya katılıp katılmama konusunda serbestlik tanınmış olması isabetlidir. Keşke, yasanın tümünde 12 000 bayiyle ilgili daha sağlıklı düzenlemeler olsaydı ve petrol piyasasında doğması muhtemel tekelleşmeye karşın korunmaları sağlansaydı. Bu promosyon konusunda ihtiyarîlik hakkı, keşke, dağıtıcı firmaları tercih ederken de, bayilere hak olarak sunulmuş olsaydı.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonuç olarak, enerji alanındaki son piyasa yasası olan Petrol Piyasası Yasası Tasarısının da, tüm diğer yasalar gibi, ilgili kurum ve kuruluşlarca tartışılmadan, ülke çıkarları yeterince değerlendirilmeden gündeme geldiğini görmekteyiz. Bu iddiaya karşın, hükümetçe gerekli tartışma zeminlerinin yaratıldığı ifadesini yeterli bulmamaktayız.
Konunun tartışma zemininde, uluslararası kuruluşlar ve holdingler dışında, 12 000 bayiin ve 200 000 çalışanın da bulunduğunu bir kez daha hatırlatır; bayilerin ve çalışanların, ülke sanayiinin ve tüm petrol ürünü kullananların, bu düzenleme sonrasında mağdur olmaması umuduyla, Yüce Meclisi saygılarımla selamlarım. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
23 konuşma daha · 4 Aralık 2003