İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 97. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Grup önerisi hk.

Mehmet Şandır

Mersin Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 97. Birleşim · 4. yasama yılı · 28 Nisan 2010 · 952 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Şandır (MHP), 28 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GRUP ÖNERİSİ HK.); konuşma 952 kelime.

Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “Grup önerisi hk”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 28 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2010-04-28-grup-onerisi-hk (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET ŞANDIR (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, huzurlu, güzel bir müzakere günü tekrar diliyorum. Geçen gün de dilemiştim, maalesef, yine birtakım tartışmalar yaşandı.

VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş)Hep beraber yapalım.

MEHMET ŞANDIR (Devamla)Hep beraber tabii ki.

Bu da gösteriyor ki, artık, bu bardak, kova falan doldu, en küçük damlada taşıveriyor ve sonuçta hepimizi rahatsız eden, üzen, bize yakışmayan, bu Genel Kurula yakışmayan, milletimize karşı da haksızlık olan manzaraların oluşmasına sebep oluyoruz. Dolayısıyla, ben, yine gönülden bugün ve devam eden günlerde huzurlu, karşılıklı sabra dayalı, saygıya dayalı, nezaketli müzakere yapılmasını, birlikte konuşulmasını, birlikte düşünülmesini temenni ederek sözlerime başlıyorum.

AKP Grubunun vermiş olduğu grup önerisinin aleyhinde söz aldım. Tabii, sayın grup başkan vekilleri bu haftanın çalışma saatlerini belirlemişler; takdir kendilerinindir ama anlaşılıyor ki daha önce de ifade ettiğimiz gibi bu “bitimine kadar” çalışma metodu doğru bir metot değil. Doğru olmadığını şu geçen birkaç gün içerisinde yeniden, maalesef, üzüntülü birtakım olaylara da şahitlik yaparak, tekrar gürdük. Şimdi bunu saat 24.00’e kadar sınırlamışlar. Bu doğru bir yaklaşımdır ama şunu da getirir bununla beraber bu doğru yaklaşım: Eğer saat 24.00’e kadar müzakereler tamamlanmaz, maddeler üzerindeki oylama yapılamazsa bu da yeni bir hukuki sıkıntı getirecektir. Buna da tedbir geliştirmelerini arkadaşlarımızdan beklemekteyiz.

Değerli milletvekilleri, grup önerisi birazdan oylanacak ve Meclisimizin, Genel Kurulun bu haftaki çalışma saatleri belirlenecek; buna dayalı olarak da Anayasa değişiklik tartışmalarının, müzakerelerinin 2’nci turu için zannediyorum önümüzdeki hafta içinde bu saatlere bağlı olarak çalışacağız. Ben, bu anlamda, bunu da fırsat ittihaz ederek bir iki hususu dikkatlerinize sunmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Sayın Meclis Başkanı birkaç defa kürsüden okuyor: “İktidar olanların, önde bulunanların, kendisine emanet tevdi edilenlerin sabırlı ve hoşgörülü olmaları bir kültür, yani bizim geleneğimizin gereğidir.” Aslında hukukun da gereğidir. Ama, hani bir söz vardır: “Fiziği zorlarsanız kimya da bozulur, ondan sonraki tüm alanlar bozulur.” Şimdi göz göre göre bu Meclisi, bu Genel Kurulu, bu sayın milletvekillerini on sekiz saat çalıştırırsanız, sonuç itibarıyla… Sayın Kuzu; salonda görmüyorum, aleyhinde, arkasından konuşmuş olmayalım ama, güzel şey söyleyeceğim.

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat)Gelir biraz sonra.

MEHMET ŞANDIR (Devamla)Evet.

Yani, Sayın Kuzu’yu bile sonuç itibarıyla böyle bir noktaya getirirsiniz. Yani Kuzu bile artık böyle bir başka şekle bürünüyor!

Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, sonuçları sorgularken sebepleri subjektif değil objektif değerlendirmek lazım. Niye bu duruma geldi bu Meclis, bu insanlar niye bu duruma geldi değerli arkadaşlar?

SONER AKSOY (Kütahya)Sayenizde!

MEHMET ŞANDIR (Devamla)Sayın Soner Aksoy, yaşı itibarıyla bu Meclisin böyle olgun, dolgun, saygıdeğer bir üyesi ama o bile oradan laf atıyor, “Sayenizde!” diyor.

Tabii, değerli arkadaşlar, tekrar ediyorum: Bu Meclisin yönetimi, hatta ülkenin yönetimi size emanet edilmiş. Bunun idrakinde olun. Önde olanı taşlarlar. Önde olan geriye dönüp de arkada olanlarla laf yarışına girerse… İşte “Sayenizde!” demek hakkına sahip değilsiniz, “Sebebi sizsiniz!” demektir.

İki şey var: Bakın, biri, Sayın Meclis Başkanımızın veya Genel Kurulu yöneten Başkanımızın tavırları gerçekten yaralayıcı. Dün akşam yaşadığımız hadise bizi çok kırdı. Milletvekiliyle Meclis Başkanı alay etmemeli arkadaşlar, alay etmemeli. Kişiliğine yakışmaz. Kişi olarak öyle bir yapısının olmadığını biliyorum Sayın Meclis Başkanının ama söz isteyen bir milletvekilinin söz hakkını alayla karşılarsa… Böyle bir hakkı yok. Buna tepkisi, milletvekilinin ve o milletvekilinin ait olduğu grubun sözcülerinin tepkisi tabii ki sert olacaktır, tabii ki sizi rahatsız edecektir. “Sayenizde!” demek hakkınız yok.

Meclis Başkanı buradaki grup başkan vekilinin sözünü keser ve böyle azarlayıcı bir şekilde “Otur yerine.” diye bağırırsa burada saygı kalmamış demektir, burada nezaket kalmamış demektir, burada birlikte çalışmak arzusu kalmamış demektir. Böyle bir şey olmaz değerli arkadaşlar. Bu yanlış. Keskin sirke küpüne zarar. Bu durum bu Meclise zarar, bu Meclisin itibarına zarar, iktidar olarak iktidar erkine zarar.

Dolayısıyla, birinci husus bu. Meclisi yöneten yöneticilerin, gerçekten kendilerini Meclis Başkanı olarak -vekilleri için de söylüyorum- görmeleri ve burada olaylara taraf olmamaları gerekir. Sorun var, tartışıyoruz, herkes kendi bulunduğu noktadan, baktığını, gördüğünü ifade ederken mutlaka karşıyı tenkit ediyor ve o tenkite taraf olmamalı Meclisi yönetenler. Olmamalı. Olduğu takdirde, tartışmanın içerisine Meclis Başkanı da çekilirse, e burada hakem olacak, hüküm cümlesi kuracak kimse kalmaz. “Anarşi” dediğimiz hadise budur.

İkinci husus: Değerli arkadaşlar, bakın, ilk günden bu yana, başlangıçtan bu yana bir şey söylüyoruz. Burada ne yaparsak yapalım, hangi kanunu çıkartırsak, hangi konuda, hangi üslupla tartışırsak tartışalım, sonuç itibarıyla, bir ortak sorumluluğumuz bulunmaktadır. O ortak sorumluluğumuz Anayasa’nın 2’nci maddesinde yazılıdır: “Milletin huzuru, adalet duygusuna olan güven ve dayanışma…” Birlikte çalışmayı geliştirecek bir sonuç hasıl etmekle görevliyiz.

Şimdi, Anayasa gibi çok temel bir hukuk belgesinde, yani bireyin, toplumun ve devletin hukukunu belirleyen çok temel bir konuda bile eğer bu Genel Kurul bu düzeyde bir ayrışmaya, bu düzeyde bir çatışmaya düşüyorsa yapılanlar doğru değil, yapılanlar faydalı değil demek ki. Eğer bu Anayasa tartışmaları üzerinde Meclis, bu düzeyde bir, bu seviyede bir tartışmanın içine düşüyorsa yaptığınız iş milletin hayrına değil demektir. Israrla söylediğimiz bu, ilk günden söylediğimiz bu.

Bakınız, bu Anayasa’nın sonunda bu Anayasa’nın değiştirildiği tarihler yazıyor, “16” deniliyor, “17” deniliyor. Ama, inanınız ki, benim kendimin de şahit olduğu her Anayasa değişikliği uzlaşılarak geçildi. Bu tartışmayla, bu ayrışmayla… Şimdi, biz, burada bu tartışmayı yaparken bizi seyreden halkımız ne diyor? Ayrışmıyor mu, cepheleşmiyor mu, kutuplaşmıyor mu? E, bunun neresinde fayda var? Birliği zedeleyen… Birlikte rahmet var, bunun neresinde rahmet var? Yani sizin vicdanlarınıza hitap ediyorum. Şu tartışmalar… Ortak bir noktamız var, herkes diyor ki: “Bu Anayasa değişmeli.” Hepimiz diyoruz: “Gelin beraber değiştirelim.” Bunu ne zaman… Şimdi de söylemiyoruz, ilk günden itibaren Milliyetçi Hareket Partisi olarak söylüyoruz. Ama bir uzlaşma arayışı ortaya konmadan, bunda bir ısrar ortaya konmadan parmak çoğunluğunuzla, sayısal çoğunluğunuzla, ben yaptım oldu, benim buna hakkım var diyerek, günde de on beş saatin üzerinde çalışarak hem burayı böyle bir ayrışmaya… Nasıl birbirimizin yüzüne bakacağız bu sözlerden sonra? Nasıl beraber çalışacağız da bu milletin sorunlarına çözüm üretmek üzere ortak hukuk oluşturacağız?

Değerli arkadaşlar, kendi vicdanlarınızda sorgulayasınız diye söylüyorum, bir tenkit olarak söylemiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

91 konuşma daha · 28 Nisan 2010

91 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook