İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 76. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile suriye arap cumhuriyeti hükümeti arasında tarım alanında ekonomik bilimsel ve tiknik işbirliği hakkında (s.s.624)

Mehmet Şandır

Mersin Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 76. Birleşim · 5. yasama yılı · 10 Mart 2011 · 1.779 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Şandır (MHP), 10 Mart 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE SURİYE ARAP CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA TARIM ALANINDA EKONOMİK BİLİMSEL VE TİKNİK İŞBİRLİĞİ HAKKINDA (S.S.624)); konuşma 1.779 kelime.

Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile suriye arap cumhuriyeti hükümeti arasında tarım alanında ekonomik bilimsel ve tiknik işbirliği hakkında (s.s.624)”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 10 Mart 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2011-03-10-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-suriye-arap-cumhuriyeti-hukumeti-aras (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA MEHMET ŞANDIR (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Söz konusu Suriye olunca, arkadaşlarımın sohbetlerine ara vererek, kısa, beni dinleme zahmetlerine katlanmalarını istirham ediyorum.

Ayrıca, ben burada Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili olmanın ötesinde, sizlerin de üyesi bulunduğu Suriye Dostluk Grubunun Yönetim Kurulu Başkanı olarak da konuşuyorum.

Biliyorsunuz, 2001 yılında kurulan Türkiye-Suriye Parlamentolararası Dostluk Grubunun Kurucu Başkanı ve ilk Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapmıştım 21’inci Dönemde. Sonra Sayın Yüksel Çavuşoğlu, sonra yine sayın iktidar partisi grubunun da oylarıyla, Sayın Başbakanın da tensibiyle bu dönem de Türkiye-Suriye Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı olarak yaklaşık dört yıldır görev yapıyoruz.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 624 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Parlamentomuzun 371 milletvekili bu Dostluk Grubunun üyesi bulunmaktadır. Siz, Suriye halkının dostları parlamenterler olarak bilesiniz ki Suriye Parlamentosunun, Suriye Halk Meclisinin sayısının yüzde 50 daha fazlasısınız. Suriye Parlamentosunda 240 milletvekili bulunmaktadır ama bizim Parlamentomuzda, bizim Meclisimizde 371 milletvekili Suriye Dostluk Grubunun üyesidir. Bu da şunu ifade etmektedir, şunu ortaya koymaktadır: Suriye, Suriye’yle dostluk, Suriye’yle iş birliği, birlik bu Parlamentonun ortak paydasıdır. Bunu önemsemek lazım, bunu çok değerli buluyorum, bunu hem ülkemiz açısından değerli buluyorum hem de bölgemizin barışı açısından çok değerli buluyorum. Onun için gerçekten Suriye söz konusu olunca, bu Parlamento -bir ortak payda olarak, zannediyorum- aynı hassasiyeti, aynı heyecanı, aynı duruşu ortaya koymaktadır. Suriye ile Türkiye Cumhuriyeti devletinin ilişkilerinde iktidarıyla muhalefetiyle… Yani bunun hükûmet politikası olmaktan öte bir devlet politikası hâline gelmesi gerekir ve bu anlamda da yönetildiğini biliyorum, özellikle 1998 Adana Mutabakatı’ndan sonra. Bir milat olarak kabul etmek lazım Adana Mutabakatı’nı. Türkiye ile Suriye arasında bu bölücü terör örgütünden ve onun elebaşının bulunmasından dolayı gerilen ilişkiler bu Adana Mutabakatı sonrasında bugünkü seviyesine hızla yükselmiştir. Bu sürece bu dönemde görev alan tüm Türkiye Cumhuriyeti devleti hükûmetleri ve bakanları katkı vermiştir. 21’inci Dönemde bizim de ortağı bulunduğumuz 57’nci Cumhuriyet Hükûmetinin sayın bakanları ve sayın bürokratları -ki aramızda bir arkadaşımız var, daha sonra bakanlık da yaptı bu konuda- gerçekten, devletlerimizin ortaya koyduğu iradenin gereği, ülkelerimizi yöneten cumhurbaşkanlarının ve başbakanların ortaya koyduğu iradenin doğrultusunda gerekeni bihakkın yerine getirdiler ve bugün Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkiler iki dost devlet arasındaki ilişkilerin çok ötesine geçmiş bulunmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bu sebeple bu sürece katkı veren gerek Suriye Arap Cumhuriyeti’nin başta Beşar Esad olmak üzere tüm değerli yöneticilerine gerekse Türkiye’mizi yöneten tüm siyasetçilere huzurlarınızda bu dostluğun gerekli olduğuna inanan bir arkadaşınız olarak ve bu Dostluk Grubunun Başkanı olarak saygılarımı ve şükranlarımı sunuyorum. Bu, çok önemli.

Değerli milletvekilleri, bölgemiz yani bu Orta Doğu bölgesi, Avrasya coğrafyası tarihin her döneminde önemli olmuştur. Bu dönemde şu 21’inci yüzyılın başlangıcından veya 20’nci yüzyılın son çeyreğinden bu yana, gerçekten, bu coğrafya tarihin tüm dönemlerinden çok daha önemli ve değerli hâle gelmiştir. Küresel güçler her dönemde kendilerini rakiplerine büyük olarak kabul ettirebilmek için bu coğrafyayı kontrol etmeyi çok önemsemişlerdir ve tarihin her döneminde, inceleyiniz göreceksiniz, küresel güçler bu coğrafyada karşı karşıya gelmişlerdir; Kadeş Meydan Muharebesi buradadır, bir hukuk belgesi olarak, bir savaş hukuku belgesi olarak tarihte imzalanan ilk belge burada imzalanmıştır; Makedonyalı İskender buraya gelmiştir, Romalılar buraya gelmiştir, Bizanslılar bu coğrafyaya hükmetmeye çalışmıştır, Moğollar, Cengiz Han bu coğrafyaya gelmiştir ve ne güzel bir sonuçtur ki atalarımız Türkler bu coğrafyaya gelmişlerdir.

Bu coğrafyada kalıcı olabilen, bu coğrafyayı uzun yıllar yönetme başarısını gösterebilen bir tek halk vardır, millet vardır, o da Türk milletidir çünkü yönetim farkı, dostluğa dayalı, sevgiye dayalı, birliğe dayalı, kardeşliğe dayalı bir anlayışla bu coğrafyayı yöneten Türkler bu coğrafyada huzurun, adaletin ve zenginliğin kaynağı olmuşlardır. Ama ne yazık ki 20’nci yüzyılın başlangıcında bu coğrafyada yeniden hâkim olmak isteyen küresel güçler bu coğrafyanın kardeş halklarını birbirlerine kırdırmışlar ve şu geçen yüzyılın kan yüzyılı olarak, ateş yüzyılı olarak geçmesine, ıstırap yüzyılı olarak geçmesine sebep olmuşlardır ama yeni bir yüzyılın ilk çeyreğindeyiz. Yeni bir yüzyıl başlarken bu coğrafyanın sahipleri, milletleri geçen yüzyılda yaptıkları yanlışı yapmadan, şimdi, dostluğu kurmayı, dostluğu geliştirmeyi bir temel siyaset olarak toplumlarının önüne koymaktalar. Bunu çok değerli ve çok önemli bulmaktayım.

Değerli milletvekilleri, tek kutuplu dünyadan çok kutuplu bir dünyaya evrildiğimiz şu yıllar yeni küresel güç adayları, bu coğrafyanın etrafında mevzi tutmuşlar ve güç gösterisini bizim coğrafyamızın üzerinde kurmaya çalışıyorlar. Mevziler bizim coğrafyamızda kuruluyor. Bu coğrafya bizim coğrafyamızdır. Tüm farklılıklarıyla, tüm ırki, etnik, inanç farklılıklarıyla bu coğrafyada yaşayan insanlar, tarihin uzun yüz yıllarınca aynı devletin vatandaşları olarak yaşamışlardır ve o yüz yıllar huzurun, barışın, kardeşliğin, refahın ve zenginliğin yüz yıllarıydı ama işte, bu 1998 Adana Mutabakatı’ndan önce Suriye’de o yüz yıllar “düşman yüz yıllar” olarak tanıtılıyordu. Buradan bir teşekkürümü ve şükranlarımı bu sebeple Sayın Suriye Devlet Başkanına sunmak istiyorum. Artık, Suriye’de, Suriye’nin eğitiminde, Suriye’nin öğretiminde Osmanlı yüz yılları “düşman yüz yıllar” olarak tanıtılmamaktadır. Dostluğun getirdiği bir sonuç olarak önemini sizin dikkatlerinize sunuyorum. Artık, Sayın Beşar Esad’ın ifadesiyle söylüyorum, Osmanlı dönemi, dün düşman olarak gösterilen, Araplara zulmetti diye suçlanan Osmanlı dönemi bugün Beşar Esad’ın yönlendirmesiyle, kararıyla “dost yıllar”dır. Çünkü, Beşar Esad, Sayın Cumhurbaşkanı “bizim aynı devletin vatandaşları olduğumuz yüz yıllar” diye Osmanlıyı tanımlıyor.

Bu çok önemli bir gelişmedir. Bundan sonra artık, Suriye’de yaşayan halklarla Türkiye’de yaşayan Türk milletinin düşmanlığı söz konusu olmaz. Çünkü, bu coğrafyanın her anlamda birliği vardır. Tarihi birdir, coğrafya özellikleri birdir, kaderi bir, halkı bir yani Suriye’de inanınız ki, o kadar çok Osmanlıya mensubiyet duyan insan, o kadar çok Türk soylu veya Türklüğe mensubiyet duyan insan var ki, Halep sokaklarında, giderseniz Türkçe konuşarak herkesle anlaşabilirsiniz. Yani Şanlıurfa ile Halep’in arasında hiçbir fark yok, coğrafi olarak, bitki örtüsü olarak, iklim olarak, kültür olarak, mimari kültür olarak, şehir yapısı olarak, hiçbir fark yoktur. Şimdi, düşünün, Antakya sokaklarında Arapça konuşun, anlaşırsınız, yani Türküyle, Arap’ıyla tüm farklılıklarıyla bu coğrafyalarda Türkiye'de ve Suriye’de yaşayan insanlar geçmişi beraber yaşamışlar ve tüm yanlışlıklara, tüm ajitasyonlara, provokasyonlara rağmen, devletlerimizi yöneten değerli, ferasetli yöneticilerimiz sayesinde, şimdi, geleceği de birlikte yaşamak gibi bir karara varmışlardır; bu anlamda birçok adım atılmıştır. Başta da söyledim, bu adımları atan devlet yöneticilerine şükranlarımı sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, gerçekten, bu coğrafyada düşmanlığın hiç kimseye faydası yok, dostluk ve barış bu coğrafyanın gıdasıdır, huzurudur, refahı, ekmeğidir. Barış adımları kararı verildiğinden bu yana, Suriye’yle olan ilişkilerimiz, her anlamda, ticari ilişkilerimiz, turizm ilişkilerimiz, dostluk ilişkilerimiz o kadar çok gelişti ki rakamları birbirleriyle mukayese etmek mümkün değil. Yani bundan on yıl önce Türkiye’yle Suriye arasındaki turizm potansiyeli toplam 200 bin kişiydi, 216 bin kişiydi, şimdi 2 milyon kişi. Bundan on yıl önce Türkiye ile Suriye arasındaki ticaret hacmi 250-300 milyon dolardı, şimdi 2,5 milyon dolar.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun)2,5 milyar.

MEHMET ŞANDIR (Devamla)2,5 milyar dolar. Bu yeter mi? Yetmez.

Ben, tabii, Dostluk Gurubu Başkanı olarak Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin iyileşmesini hiçbir zaman yeterli bulmam, çok daha iyi olması lazım, çok daha iyi olması lazım. Yani sayın iktidar partisi grubu yöneticilerine, Sayın Hükûmete, Sayın Başbakan Yardımcısına buradan da ifade ederek hatırlatmak istiyorum: Türkiye ile Suriye arasındaki iyi ilişkilerin bir zorunluluğu var, zamanı iyi kullanmak. Ben zamanın iyi kullanılabildiği kanaatinde değilim. Bu ilişkiler iyi başladı, hızlı gelişti ama şimdi bir durulma dönemi yaşıyor Sayın Tüzmen. Rakamlara bakarsanız o hız ivmesi durdu şimdi, düz gidiyor, şu anda bizim dış ticaret hacmimizin 5 milyar dolar olması lazım. Bu noktada Türkiye’nin eksiği var, yanlışı var anlamında söylemiyorum ama siyaset adamının, devlet adamının görevi, muhtemeli öngörmek. Zamanında ve yeterince tedbir almak mecburiyetindeyiz. Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Şam’da İş Konseyi Toplantısı’nda söylediği bir söz çok önemliydi, işte bu öngörünün örneği olarak ifade ediyorum. Suriyelilere dedi ki: “Hızlı hareket ediniz, zamanı iyi kullanınız. Biz bu geldiğimiz noktaya bedelini ödeyerek geldik. Siz bu bedeli ödemeden bizim tecrübelerimizden faydalanın ve bizim otuz yılda, kırk yılda katettiğimiz mesafeyi siz üç beş yılda katedin.” diye bir tavsiyede bulundu. Bunu temin etmek mecburiyetindeyiz çünkü bu bölge değerli bir bölge. Bu bölgeyi kontrol altında tutmak isteyen küresel güçler önce birliğimizi parçalamaya, ayrıştırmaya çalışıyor, sonra bizi üretimden uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Küresel sisteme entegre olmak adına, eğer Türkiye ve bölge, Suriye üretimden uzaklaşır, kendi kaynaklarıyla, kendi emeğiyle ayakları üstünde durup zenginleşmenin yolunu bulamazsa dışarıdan gelen yardımla bu coğrafyayı bize yâr etmeyeceklerini geçmiş tarihte, geçmişte yaşadığımız örnekleriyle bugün de hatırlamamız gerekiyor. Dolayısıyla, zamanı iyi kullanmak…

Benim bu konuda yapılanlara teşekkür etmekle beraber tenkit edeceğim, bir Dostluk Grubu Başkanı olarak tenkit edeceğim husus, Türkiye-Suriye arasındaki ilişkilerde zaman yeterince iyi kullanılamıyor çünkü şu alanda, şu aralıkta, bizim, Türkiye’yle Suriye arasındaki dostluk ilişkilerimizi, iyi iş birliğimizi hızla ortaklığa taşımamız gerekiyor değerli milletvekilleri. Dostluk Grubu olarak bunu birkaç resmî törende, resmî toplantıda da ifade ettim. Bizim iyi ilişkilerimiz, dostluğumuz eğer orada yaşayan insanların geçimine katkı vermiyorsa doğru yapmıyoruz demektir. Biz, bu hudut boylarında yaşayan insanlarımızın, gerek Suriye’de gerek Türkiye’de yaşayan insanlarımızın bu iyi ilişkilerden bir çıkarımını maksimize etmiyorsak… Bunu Sayın Nazım Ekren Hocayla da Bakanlığı döneminde uzun konuşmuştuk. Alınan birtakım tedbirler var, hudut boyunda bir takım serbest ticaret bölgelerinin oluşturulması kararı var ama bunun hayata geçirilmesi, bunun toplumsallaştırılması, topluma mal edilmesi bir zorunluluk. Bu noktada zamanın iyi kullanılabildiğini söylemek mümkün değil.

İkinci husus, Türkiye ve Suriye bürokrasisinin bu noktada gerçekten, gerekiyorsa bir özel hukuka bağlanarak… Mevcut cari hukukumuzun dehlizlerinde iyi niyetler ve verilen kararlar maalesef kayboluyor, hem Suriye bürokrasisi için söylüyorum hem Türkiye bürokrasisi için söylüyorum. Türkiye ile Suriye arasında ülkelerimizi yöneten siyasi iradenin verdiği kararı hayata geçirmek bürokrasinin görevi ama bu bürokrasi, her ne sebeple olursa olsun, görüyoruz ki işin hızlı gitmesine yeterince katkı vermiyor, yavaşlatılması yönünde bir olumsuzluk, bir sonuç var ortalıkta.

Onun için, ben tekrar ifade ediyorum. Türkiye ile Suriye her anlamda, Allah’ın yarattığı bir birlik, bir kader birliği, mahkûmu demeyelim ama bir zenginliği içerisinde, bunu iyi değerlendirmemiz lazım. Bunu değerlendirebilmek için, Parlamentomuza çok önemli görevler düşüyor. Bakınız, söz konusu Suriye olunca hiç itiraz etmeden uluslararası anlaşmaları, imzalanan protokolleri, Hükûmetin bu noktada verdiği kararları bir muhalefet partisi olarak olumlu destekliyoruz, hatta teşvik ediyoruz çünkü Suriye gerçekten, bu Parlamentonun veya geleceğimizin bir ortak paydası olarak hepimizin önemli bir değeridir, Suriye’yle olan dostluk, bölgemizle ilgili dostluk. Bu anlamda, ben Türkiye-Suriye Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı bir Milletvekili olarak ve kendi partim adına da Grup Başkan Vekili olarak, bu dostluğun değerini bir daha vurguluyorum, bir daha önemsiyorum. Bu dostluğa katkı vermek için geçen sene parlamenterlerimizin, 25 milletvekilimizin katılımıyla Suriye’ye bir gezi düzenlemiştik ama ben, buradan hepinize bir davette bulunuyorum. Suriye yakın, Suriye’yle vize yok, kolay. Suriye’ye günübirlik… Yani akşam yemeğini Lazkiye’nin sahilinde yemenize hiçbir engel yok veya Halep’te bir Halep kebabı yemek hiç de zor değil. Aynı şey Suriyeliler için... Suriyeliler geliyorlar, hafta sonunu Mersin’de geçiriyorlar, hafta sonunu İskenderun’da geçiriyorlar. Sizi, Dostluk Grubu Başkanı olarak, her birinizi ayrı ayrı Suriye’ye davet ediyorum. Suriye görülmeye değer bir yerdir. Suriye’de kendinizden bir şeyler bulacaksınız, tarihinizden bir şeyler bulacaksınız, atalarınızdan eserler bulacaksınız, Osmanlı’nın mührünü orada göreceksiniz.

Suriye’de, ayrıca, inanç değerlerinizin çok önemli merkezleri de bulunmaktadır. Ziyaret edilmesi hac ziyareti kadar olmasa bile çok değerli mekânlar bulunmaktadır.

Tekrar ediyorum: Bu protokolün onaylanmasına -tüm diğerlerinde olduğu gibi- Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak destek vereceğimizi ifade ediyorum ve bu dostluğun değerini sizin vicdanlarınıza ve takdirlerinize sunuyor, hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

24 konuşma daha · 10 Mart 2011

24 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook