İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 27. BİRLEŞİM · SALI

Tunceli pülümür'deki depremle ilgili

Mehmet Sefa Sirmen

Kocaeli Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 27. Birleşim · 1. yasama yılı · 28 Ocak 2003 · 1.826 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Sefa Sirmen (CHP), 28 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TUNCELİ PÜLÜMÜR'DEKİ DEPREMLE İLGİLİ); konuşma 1.826 kelime.

Mehmet Sefa Sirmen (CHP, Kocaeli). “Tunceli pülümür'deki depremle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim tutanağı, 28 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sefa-sirmen-22-2003-01-28-tunceli-pulumur-deki-depremle-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MEHMET SEFA SİRMEN (Kocaeli)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Kocaeli Milletvekili Sayın Osman Pepe'nin ve arkadaşlarının -benim de imza attığım- Yuvacık Barajı hakkındaki Meclis araştırması önergesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; sözlerime başlarken, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabiî, Sayın Bayraktar, kendisini neden İstanbul Büyükşehir Belediyesini ve İSKİ'yi koruma ve savunma ihtiyacında hissetti, anlayamadım! Galiba, suçluluk kompleksi içinde olduklarını düşünebiliyorum; çünkü, biraz sonra, bu konuyla ilgili, bu barajın başladığı gibi bitmemesinin sorumlusunun kim olduğunu -zaten, Meclis araştırmasında da çıkacak- devletin ve kurumların resmî belgeleriyle ifade edeceğim.

Ben, ondört yıl, İzmit'te belediye başkanlığı görevini yaptım. İkinci dönem adaylığımda, 1994 seçimlerinde, bu önergeyi veren Orman Bakanı Sayın Osman Pepe de, Refah Partisinden büyükşehir belediye başkan adayıydı; beraber rakip olmuştuk. Seçimde, tabiî ki, ben kazandım. Kendisi, daha sonraki, 1995 genel seçimlerinde, yine, aynı partiden milletvekili seçilerek bu Parlamentoya geldi. O günden beri, İzmit Büyükşehir Belediyesi olarak ürettiğimiz ne kadar proje varsa, her biri hakkında olumsuz eleştiriler, iftiralar, şikâyetler, ihbarlar... Yani, 1994'teki öfkesi bitmedi, hâlâ devam ediyor ki, Bakan oldu, yine, ilk oturumda böylesi bir önerge verildi. Ben üzülüyorum... Öfkesine sizleri de ortak etmek istiyor.

ÜNAL KACIR (İstanbul)Siz de imza attınız.

MEHMET SEFA SİRMEN (Devamla)Bakın, belediye sarayı yaptım; ona bir sürü laflar üretti. Saray bitti, belediye hizmet binası açıldı, laf bitti.

İzmit kokuyordu -biraz evvel, burada, önergede, İZAYDAŞ konusu yapıldı- Türkiye'de, ilk kez, bir çöp fabrikasını, İzmit Büyükşehir Belediyesi olarak yaptık. Çevre Komisyonuna girdi, lisans alınması için bizi yıllarca uğraştırdı.

Doğalgaz projesine başladık -İzmit, sanayiin bütün olumsuzluklarını yaşıyor, İzmit zehir soluyor- sabah gazetelerde Sayın Pepe'nin manşeti, haberi "İzmit'e mayın döşeniyor."

Değerli arkadaşlarım, inanın, sokaklara girdik, vatandaş tedirgin oldu "biz, doğalgaz istemiyoruz" demeye başladılar. Yani, ne geliştirdiysek, ne yaptıysak, bütün bu projelerimize hep karşı çıktı.

Aslında, bu baraj dahil, diğer projelerimizin hiçbirini, kendisi, ne incelemiştir, ne görmüştür. Bilmiyorum, Sayın Bayraktar, Yuvacık Barajına gitti mi, arıtma tesislerini gezdi, gördü mü?

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul)Gittim... Gezdim...

MEHMET SEFA SİRMEN (Devamla)Şimdi, aslında, Yuvacık Barajı, bir sanat abidesi, bir teknoloji harikası; Kocaeli'ne hayat veren en büyük projedir.

Biraz evvel Sayın Bayraktar da söyledi, 1960'lı yıllarda planlaması yapılmış. Aslında, İzmit Büyükşehir Belediyesi olarak, bu projede, hiçbir konuda sorumluluğumuz yok; çünkü, teknik olarak, proje olarak tek sorumlu ve görevli Devlet Su İşleri. Ben göreve başlamadan, 1986 yılında ihalesi yapılmış ve 1987'de temeli atılmış. Biraz evvel Sayın Bayraktar da söyledi, GAMA Endüstri A.Ş. işi almış ve başladığı gibi durmuş.

O tarihleri hatırlayın, ben göreve başladığım zaman, bizim bölgemizin en öncelikli sorunu suydu. Esas pahalılık susuzluktur. Kocaeli sanayii durma noktasına gelmişti. Aynı sıkıntı İstanbul'da yaşanıyordu. Özellikle 1989-1994 yılları arasında yapay yağış modelleri, projeleri oluşturularak yağmur bombaları atılıyor, Yalova'dan gemilerle, tankerlerle su çekiliyor; hatta, Karadeniz'den Terkos'a motopomplarla su basılıyordu. Artık, yeraltı su kaynakları... Kocaeli'nde sanayi kuruluşlarının üretimini devam ettirebilmesi için tuzlu su gelmeye başlamıştı. O dönemde, o günkü iktidar, o günkü hükümet tarafından -ki, benim de, yeni bir belediye başkanı olarak, bölge milletvekillerimizle birlikte, bu projenin hızlandırılması, duran projenin ayağa kaldırılması konusunda gayretlerim olmuştu- maalesef, Devlet Su İşleri kaynaklarıyla bu projenin yapılamayacağı, yapılmasının mümkün olmadığı ifade edilerek, o gün, Başbakanlığın talimatıyla, bu projenin yap-işlet-devret modeline dönüştürülmesi konusunda çalışmalar başlatıldı. O aşamaya kadar, biz, bu projenin hiçbir yerinde yokuz. Bu projenin yap-işlet-devret modeline dönüştürülmesi aşamasında, Devlet Su İşlerinin fizibilitesine göre, 142 000 000 metreküp suyu bu baraj üretecek, 100 000 000 metreküp suyu İstanbul kullanacak, 30 000 000 metreküp suyu TÜPRAŞ, İGSAŞ, SEKA gibi sanayi kuruluşları kullanacak, geriye kalan 12 000 000 metreküp su da Kocaeli'nin ihtiyacına kullanılacak. Bu, ne zamana kadar İstanbul'un su ihtiyacını karşılayacak; 2020 yılına kadar. 2020 yılından sonra, azar azar kesilecek ve 142 000 000 metreküp suyun tamamı Kocaeli'nde kullanılacak. Bu, Devlet Su İşlerinin yaptığı planlama, fizibilite. Biz ondan sonra İSKİ'yle ne yapmışız; İSKİ, bize, 1990 yılında resmî yazı yazmış, 100 000 000 metreküp su alacağını yazıyla bildirmiş; 1992 yılında İSKİ'yle su anlaşması imzalamışız.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli)Nerede?!

MEHMET SEFA SİRMEN (Devamla)Burada belgeler. Hepinize dağıtacağım belgeleri; 550 milletvekilimize, devletin bütün resmî belgelerini, anlaşmalarını, her birini anlatacağım.

İşte, bakın -oradan göremezsiniz, onun için dağıtacağım- şurada, bu belge, İSKİ ile imzaladığımız, 1992 yılındaki su anlaşması ve burada da şöyle söyleniyor: Bu su, hiçbir aşamasında 1,4 doları geçmeyecek. Anlaşma öyle. Aslında, ortalaması 1 dolara geliyor. Zaman zaman 80 sente filan su veriliyor, 15 yıl süresi içerisinde ve bu su, tabiî, dünya standardında arıtılmış su.

Tabiî, bu anlaşma yapılırken, yine İSKİ'nin internet... Biraz evvel, suyun 68 sente satıldığını ifade etti. O tarihte, anlaşmayı yaptığımız tarihte 1 ABD Doları 1 428 TL iken, İstanbul İSKİ, konutlara, içmesuyu olarak, metreküpünü 71 sente satıyor, 71 sent de atıksu bedeli alıyor; 1,42 dolar alıyor konutlardan. Sanayi kuruluşlarına kaça satıyor; 2,14 sent su bedeli, 2,14 sent de atıksu bedeli alıyor, 4,28'e suyu satmış oluyor. Bütün bu belgeleri sizlere dağıtacağız; hepsi burada mevcut.

Tabiî ki, 1994 yılında yönetim değişiyor, Sayın Tayyip Erdoğan geliyor. Sayın Tayyip Erdoğan, ilk icraatında, İSKİ Genel Kurulunda ve İSKİ faaliyet raporunda 100 000 000 metreküp su alacağını belgeliyor ve meclisinden geçiriyor. 1994 yılı... Aynı yönetim, 1995 yılında da, hem de haritasıyla... Bu İstanbul Büyüksu Projesi Kaynak ve İsale Hatları... Bunlar, bütün belgeler İSKİ'nin belgeleri... Yuvacık'tan su alıp, getirip, Ömerli Barajına, Pendik Şıhlı Deposuna götürdüğü... 1995 yılında da faaliyet raporuna alıyor. Biz, projeyi 1995 yılında imzalıyoruz. Bizim, belediye olarak, o, "yap-işlet-devret"te yüzde 39'a kadar hisse almamız konusunda Bakanlar Kurulu karar veriyor, Yüksek Planlama Kurulu Kararı var. Zaten malî işlerini, faiz oranlarını, bütün bu malî sorumluluklar; Devlet Planlama Teşkilatı kararı, Yüksek Planlama Kurulu kararı, Bakanlar Kurulu kararı, Hazine Müsteşarlığı... Hepsi -onlar da- belgeli. Yani, İzmit Büyükşehir Belediyesinin projenin başından sonuna kadar, hiçbir alanında sorumluluğu yok.

İzmit Belediyesi şunu yapabilirdi, şunu diyebilirdi: "Kardeşim, Devlet Su İşleri yapacaksa yapsın, ben, yap-işlet-devret formülünü kabul etmiyorum." Şimdi, bize sunulan tablo, anlaşmalar ortada: 130 000 000 metreküpün pazarı hazır, İstanbul'a, sanayi kuruluşlarına veriliyor, ortalaması 1 dolardan, 130 milyon dolar geriye alıyor. 12 000 000 metreküpü de biz Kocaeli'nde satıyoruz, 12 000 000 dolar da oradan sağlıyoruz, proje kendi kendini ödüyor. Biz de, 15 yıl sonra barajın tek sahibi olacağımız için, meclisimize götürdük ve meclis kararıyla, yap-işlet-devret formülüyle -Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda- girdik. Yani, susuzluktan kavrulan bir Belediye Başkanı, İzmit halkına, Kocaeli halkına nasıl suyu reddedebilir?!. Mümkün değil...

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli)Meclis kararı yok.

MEHMET SEFA SİRMEN (Devamla)Meclis kararı da var Sayın Başkan, biraz sonra çıkar konuşursunuz. Zaten, bütün burada konuştuklarımı -hiç hayaîi olarak konuşmuyorum- ben, bir kitapçık halinde, bütün milletvekillerimize belgelerle birlikte vereceğim.

Değerli arkadaşlarım, tabiî ki, bu projenin, ne yazık ki, Devlet Su İşlerinin fizibilitesine uygun olarak, onun planlamasına uygun olarak yürümemesinin -ki, Meclis araştırmasında da çıkacak bu ortaya, sizin adınıza da çok üzgünüm, üzülerek söylüyorum- tek sorumlusu Sayın Tayyip Erdoğan'dır. Neden Sayın Tayyip Erdoğan'dır... Ben, kendisiyle de bir meslektaş olarak gittim görüştüm; hatta, Gebze'den Pendik Şıhlı'ya kadar isale hattının devamı için, yani, İstanbul sınırına girmek için izin istedim. Hatta, Yuvacık Belediye Başkanının da -şu anda AKP'nin il Başkanı- çok desteğini gördüm, çok teşekkür ediyorum İbrahim Beye. Beraber gittik. Çok sıcak karşıladı Sayın Başkan, çok olumlu yaklaştı. O gün Genel Müdürün yurtdışında olduğunu, gelişinde bu işi çözeceğini ifade etti. Daha detaylarına da girmek istemiyorum. Ondan sonra, nedense, ne olduysa, olumsuzluk başladı; belki bizim bugün bu önergeyi veren arkadaşlarımızın baskısıyla veya başka gerekçelerle...

Biz de, özellikle, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bu Meclis araştırmasının yapılması doğrultusunda oy vereceğiz. Komisyonda görev alan arkadaşlarımın, özellikle, Sayın Tayyip Erdoğan'a da, bu suyu neden almadıklarını bizzat sormalarını istiyorum.

Bakın, burada başka belgeler var. Hazineden sorumlu eski Devlet Bakanı Sayın Hikmet Uluğbay, İçişleri Bakanlığını, İstanbul Belediyesine, İSKİ'ye müeyyide uygulaması için yazı yazarak uyarıyor -çünkü, Yüksek Planlama Kurulu kararları, Devlet Planlama Teşkilatının kararı ve Bakanlar Kurulunun kararı var- projenin bütünlüğünü bozacak, projenin bütünlüğünü aksatacak herhangi bir değişimin yapılması halinde hukukî sorunlar doğuracağını; o nedenle, projenin bütünlüğü için, bu projenin fizibilitesine uygun devamlılığı için İstanbul Büyükşehir Belediyesine müeyyide uygulanmasını istiyor. O yetmiyor, Sayın Cumhurbaşkanlığı makamı yazıyor. Bir paragrafını okuyacağım size:

"Yüksek Planlama Kurulunun 1995 yılında aldığı kararla, yap-işlet-devret sistemiyle gerçekleştirilmesini onayladığı projenin fizibilitesi ve uygulama anlaşması, Kirazdere'den İstanbul Şıhlı Deposuna su verilmesini öngördüğüne göre, uygulamanın belirli bir aşamasında, herhangi bir kuruluşun proje bütünlüğünü bozacak, fizibilitesini olumsuz etkileyecek şekilde değişiklik yapmak istemesi, Yüksek Planlama Kurulu kararına ters düştüğü gibi, mevcut anlaşmaya aykırı olması itibariyle hukukî sonuçlar da doğurabilecektir." Bunu, Cumhurbaşkanlığı yazıyor. Bütün bu belgeleri size vereceğim.

Başka ne oluyor; İstanbul Valisi Sayın Kutlu Aktaş görevlendiriliyor ve o günkü Sayın Başkanımız Tayyip Beyle görüşmeler oluyor. Diyor ki: "İSKİ'ye suya ihtiyacım yok; Genel Müdür size bir brifing versin." Sayın İstanbul Valisine brifing veriliyor. Hakikaten, İSKİ Genel Müdürü -tabiî, 1994'ten sonra, hakikaten, istatistiklere de baktığınız zaman, 1994'ten önce, 1980'li yıllardaki kuraklık hiçbir dönemde yaşanmadı; yağışlı mevsimler halen devam ediyor- su sıkıntılarının olmadığını, suya ihtiyaçlarının olmadığını ifade eden bir brifing veriyor. Brifingin sonunda, Sayın Vali, ilgili bakanı, Başbakanı veya Cumhurbaşkanını bilgilendiriyor, beni de bilgilendiriyor. Yapılacak bir şey yok, su almıyorlar; almalarına da ihtiyaçları olmadığını bana brifingle bildirdiler.

Aradan 15 gün geçiyor. Aynı Sayın Vali Kutlu Aktaş'la bir toplantıda karşılaşıyoruz. "Sayın Başkan, sen diyordun ki, siyaseten bunlar suyu almıyor, benim de brifingde kanaatim öyle değildi; ama, brifingden sonra, geçen hafta, Tuzla, Pendik ve Maltepe'deki muhtarların tamamı geldiler, 20 gündür sularının akmadığını söylediler; galiba, bunlar biraz da siyaseten su almıyorlar" dedi. Kutlu Aktaş'a, tabiî bu araştırmayı yapacak arkadaşlar mutlaka soracaklardır, bilgi alacaklardır.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu baraj, gerçekten, bölgemiz için çok hayatî önem taşıyan bir proje. Belki bugün için, fizibiliteye uygun sonuç vermemiş olabilir, İstanbul, suyu almamış olabilir; almasın. Hazine, bu projeyle ilgili bugün için para ödüyor. Kimin için ödüyor; İzmit Büyükşehir Belediyesi için ödüyor. İzmit Büyükşehir Belediyesi borçlanıyor, bu projeyle ilgili, gelirlerinin yüzde 25'i kesiliyor. O yetmiyor, gelecek günlerde de baraj devralındığında, tamamen belediye işlettiğinde bu bedel ödenecek. Yani, Hazineye hiç kimsenin borcu kalmayacak.

Şimdi, Hazine, bankalardan çekilen 40 milyar dolar parayı ödemedi mi?! Hazine, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Hazine kefaletli borçlarını ödemiyor mu?! Ankara Büyükşehir Belediyesinin Hazine kefaletli, tramvayını, bilmem başka projelerini ödemiyor mu?! Yani, Kocaeli'ne ödenince mi çok görülüyor?! Hele ki, Kocaeli her yıl bu ülkenin bütçesine 5 milyar dolar para veriyor. Her yıl Kocaeli Kenti, Türkiye bütçesine 5 milyar dolar ödüyor. Araştırın, yirmi yıl geriye gidin, otuz yıl geriye gidin, her yıl aldığı yatırım desteği 100 000 000 doları geçmiş değil. Hazine, Kocaeli için, Kocaeli'ndeki insanların içilebilir suyu musluklarından akıtabilmesi için belediyeye 1 milyar dolarlık destek vermiş, çok mu?! Ben araştırılsın istiyorum; yanlış yapanlar varsa, hesap versin diyorum; çünkü, bu proje benim sorumluluğumda, benim ürettiğim bir proje değil, Devlet Su İşlerinin yıllar evvel başlattığı, on yıl atıl duran bir projeyi biz ayağa kaldırmışız; şimdi, 142 000 000 metreküp su üretiyoruz, hem de dünya standardında.

Geçen yıl, Kocaeli, bu projeyle birlikte, İzmit Büyükşehir Belediyesi doğalgaz projesiyle, çöp fabrikası projesiyle Avrupa Kenti Ödülüne layık görüldü ve Avrupa bayrağı çekildi Kocaeli'nde. Torpille alınmadı, hak etmeden alınmadı, bir emek karşılığında alındı.

Şimdi, ben böylesi bir projeyi gündeme taşıdığı için, özellikle de Sayın Orman Bakanına teşekkür ediyorum; çünkü, daha evvel de, 57 nci hükümet döneminde de, bizim, Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekilleri olmadığı dönemde de, bu ve diğer projelerimiz hakkında çok yanlış bilgiler alarak, çok yanlış değerlendirmeler yaparak hem Parlamentoyu hem kamuoyunu yanlış bilgilendiriyordu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

22 konuşma daha · 28 Ocak 2003

22 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook