İstanbul'un fethinin 551 inci yıldönümü münasebetiyle
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 94. Birleşim · 2. yasama yılı · 27 Mayıs 2004 · 677 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Sekmen (AK Parti), 27 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İSTANBUL'UN FETHİNİN 551 İNCİ YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE); konuşma 677 kelime.
Mehmet Sekmen (AK Parti, İstanbul). “İstanbul'un fethinin 551 inci yıldönümü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 27 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sekmen-22-2004-05-27-istanbul-un-fethinin-551-inci-yildonumu-munasebetiyle (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET SEKMEN (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 29 Mayıs 2004 Cumartesi günü kutlayacağımız İstanbul'un fethinin 551 inci yıldönümü münasebetiyle, şahsım adına söz almış bulunuyorum; sözlerime başlamadan önce Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bu fetih yıldönümünde, özellikle Sevgili Peygamberimizin "İstanbul mutlaka fetholunacak; onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fethedecek asker ne güzel asker" methiyesine mazhar olmuş komutan ve askerlerini ve bu güzel yurdu bize emanet eden başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmetle, kahraman gazilerimizi minnet ve şükranla anıyorum.
Değerli arkadaşlar, bir çağı kapatıp bir çağı açan İstanbul'un fethinden almamız gereken çeşitli mesajlar vardır; çünkü, bu fetih sıradan bir fetih değildir, Fatih Sultan Mehmet sıradan bir devlet adamı değildir. Fatih, bir gaye adamı, bir devlet adamı ve bir barış adamıdır. Fatih Sultan Mehmet, insanı insan yapan yüce dinimizin coşkusundan sapmadan, zamanın ilim ve bilimine, fen ve sanatına sahip çıkarak, ortaçağın taassubunu yıkarak yeni bir çağ açan devlet adamıdır. Bu çağla beraber Batı'da Rönesans ve aydınlanma hareketi başlatılmıştır.
Değerli arkadaşlar, İstanbul 28 kez kuşatma altına alınmış; ancak, 29 uncu kuşatmada Fatih Sultan Mehmet tarafından alınabilmiştir. Fatih İstanbul'u fethettikten sonra, farklı dinlere mensup olan insanlara "bundan sonra inancınız, yaşantınız, ibadetiniz, canınız, malınız, her şeyiniz benim teminatım altındadır" demekle, özgürlüğün ve barışın bu fetihle beraber yayılacağını ifade etmiştir.
İstanbul, bir imparatorluk şehri; Roma'nın, Bizans'ın, Osmanlı'nın şaheserlerini bünyesinde toplamış, tabiatın ona sunduğu muhteşem konumunu büyük sanatkârların güzel eserleriyle uyum içinde gözler önüne sermiştir. Ancak, ne üzücüdür ki, geçen yüzyıllar, bu şehri her bakımdan yıpratmış, çaptan düşürmüş, hak etmiş olduğu değerlere kavuşturamamıştır. Klasik bir nostalji edebiyatıyla, yıkılıp yakılanlara, uçup gidiverenlere ağlayıp sızlamak yerine, Uğur Derman Beyefendinin "Türk Hat Sanatının Şaheserleri" albümünde zikrettiği o zarif beytiyle "Ele geçmezse eğer sevdiğimiz/ Çare ne, eldekini sevmeliyiz" felsefesiyle hareket ederek, eldekini sevmek ve geliştirmek durumundayız.
Değerli arkadaşlar, İstanbul, tarih boyunca birçok insanın ilgisini çekmiş, nice seyyahlar, edebiyatçılar, turistler bu şehri seyir için gelmişlerdir. Bir kısmı bakıp geçmiş, bir kısmı ise can gözüyle İstanbul'u derinlemesine incelemiş ve keşfetmeye çalışmıştır.
İstanbul'u diğer dünya şehirlerinden ayıran, farklılaştıran birçok özgün tarafı sıralanabilir. Kıtalar arasında geçiş noktası olması ve üç büyük deniz ulaştırma ağının düğüm noktasını oluşturması gibi coğrafî ve stratejik birçok yönü vardır. Bunun için, hakkında en çok şiir yazılan, şarkı bestelenen büyüleyici bir şehirdir. İstanbul'u sevmek, eldekinin kıymetini bilmekle, eldekini sevmekle olur. Bu kadar tarihî, coğrafî, kültürel ve mana yüklü şehri nasıl koruyabiliriz; güzelliklerini, modern dünyanın imkânlarıyla gerek kendi insanımıza gerekse dünya insanlığının istifadesine nasıl sunabiliriz ve bizler, bu güzel şehrin temsilcileri olarak neler yapabiliriz?
Değerli arkadaşlar, sadece nüfusuyla ülkemizin en büyük kenti olmasının yanında, sanayiin, ticaret, finans kültür ve turizmin de merkezi olan İstanbul, bu özellikleriyle ülke ekonomisinin can damarını oluşturmaktadır. Ancak, başta deprem riski olmak üzere, ulaşım, çarpık kentleşme, tarihî eserlerin bakım, onarım ve korunması...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun efendim.
MEHMET SEKMEN (Devamla)... turistik tesislerin yetersizliği, eğitim ve sağlık gibi önemli sorunları vardır.
Değerli arkadaşlar, dünyanın en büyük metropollerinden olan İstanbulumuzun yapısal sorunlarını tespit etmek ve bunların ortaya çıkardığı tüm sorunlarla yakinen ilgilenerek çözüm üretilmesine katkıda bulunmamız gerekmektedir.
Ülkemizin kalkınması bakımından âdeta lokomotifi sayılabilecek İstanbul, gerek hükümet gerekse bakanlıklar, milletvekilleri, belediye başkanları, aydınlar, üniversiteler, sivil toplum örgütleri, yaşayan halk tarafından sahip çıkılması ve sorunları üzerine hızla gidilmesi gereken bir şehirdir.
İstanbulumuzun sorunlarını elbirliğiyle çözerek, en kısa zamanda bu güzel şehrimizi, tarih, kültür, turistik, finans ve kongreler merkezi haline getirerek, gerek ülkemizin kalkınmasında gerekse dünya gündeminde söz sahibi olması için var gücümüzle çalışmalıyız.
Değerli arkadaşlar, tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış olan bu büyüleyici şehir İstanbul'a belediye başkanlığı döneminde büyük hizmetlerde bulunmuş olan başta Başbakanımıza ve bugüne kadar değişik dönemlerde İstanbul'un gelişimine ve kalkınmasına katkıda bulunmuş olan herkese teşekkürlerimi sunuyorum ve Necip Fazıl Kısakürek'in "Canım İstanbul" şiirinden bir bölüm okuyarak sözlerime son vermek istiyorum. Büyük üstat şöyle der:
"Yedi tepe üzerinde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgâr, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından,
Hâlâ çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...
Gecesi sümbül kokan,
Türkçesi bülbül kokan,
İstanbul...
İstanbul..."
Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
33 konuşma daha · 27 Mayıs 2004