İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 84. BİRLEŞİM · SALI

Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)

Mehmet Ufuk Uras

İstanbul Milletvekili ·

Genel Kurul, 84. Birleşim · 2. yasama yılı · 1 Nisan 2008 · 462 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Ufuk Uras, 1 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 462 kelime.

Mehmet Ufuk Uras (İstanbul). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim tutanağı, 1 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ufuk-uras-23-2008-04-01-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET UFUK URAS (İstanbul)Sayın Başkan, değerli vekiller; Mecliste biz yemin ederken sosyal hukuk devleti için yemin ettik, zekât ve sadaka devleti için yemin etmedik.

Üç sosyal güvenlik kurumuna 2006 yılı itibarıyla aktarılan kaynağın millî gelire oranı sadece yüzde 3,3’tür. Açık ve kara delik olarak ilan edilen oran işte tamamıyla bundan ibarettir. Yaklaşık 60 milyon yurttaşa aktarılan bu kaynağın yanına devletin diğer sosyal güvenlik harcamalarını -yeşil kart ve işsizlik sigortası devlet katkısı gibi- eklersek de bu oran ancak birkaç puan yükselebilir. Oysa bu oranlar, Türkiye’nin üyelik müzakereleri yaptığı AB ortalamasının çok ama çok altındadır. Avrupa Birliği ülkelerinde sosyal güvenlik ve sağlığa hükûmet bütçesinden ayrılan pay, millî gelirin yüzde 26’sına yaklaşmaktadır. Bu arada, Avrupa’da sosyal güvenlik haklarını budamak isteyen hükûmetlerin ciddi tepkilerle de karşılaştığını hepimiz izliyoruz. Yani, var olan sosyal devleti savunmanın ötesinde, bizim, zaten olmayan, kırıntısı olanın çok daha artırılmasına yönelik bir talebimiz var.

Verilere bakınca mızrağın çuvala sığmadığını çok açık bir şekilde görüyoruz ve maalesef yine İktidar, Hükûmet bildiğini okumaya devam ediyor. Sayın Başbakan “reform yapılmazsa sistem çöker” iddiasını yeniliyor. Oysa hangi ölçüt açısından bakarsak bakalım, sosyal güvenlik için yapılan harcamaların millî gelire oranı veya sosyal güvenliğin finansmanına devlet katkısının oranı, Türkiye’nin sosyal güvenliğe ayırdığı kaynakların oranı, kıyas kabul edilemez bir biçimde düşüktür. Reform yasasıyla bu oranlar daha da açık bir şekilde düşecektir. Başbakanın dediğinin aksine, bu sosyal güvenlik reformu yapılırsa işte o zaman sosyal devlet çökecektir. Asıl tartışılması gereken, sağlık ve sosyal güvenliğe bütçeden ayrılan kaynağın oranıdır, Hükûmet rakamları çarpıtmaktadır ve bu konuyu tartışmaktan kaçınmaktadır. Reform yasasının bütün parametreleri, devletin sosyal güvenliğe yaptığı katkıyı daha da azaltmayı hedeflemektedir. O yüzden bugün sendikalarımız, meslek örgütlerimiz Kızılay Meydanı’ndadır, o yüzden belki bunun bedeli olarak coplarla, biber gazlarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Diğer bir ifadeyle, bu yasa, zaten küçük ve sınırlı olan sosyal devleti daha da küçültmeyi hedeflemektedir. Yeni liberalizm ile muhafazakârlığı harmanlayan bir parti olarak Adalet ve Kalkınma Partisi, tasfiye ettiği sosyal devlet yerine zekât ve sadaka devletini koymaktadır.

Sosyal güvenlik sisteminin ciddi sorunları olduğunu biliyoruz. Finansman, kapsam, norm ve standart birliği ve kurumsal yapı bu sorunların başlıcalarıdır. Sosyal güvenlik hakkını ve sistemini korumayı ve geliştirmeyi hedefleyen gerçek bir reforma ihtiyaç vardır, ama Adalet ve Kalkınma Partisinin sosyal güvenliği ve sağlığı ticarileştirip yoksul ve yoksun yurttaşları piyasaya, cemaatlere ve hayır kurumlarına terk eden yaklaşımıyla hiçbir şekilde reform olmaz.

Değişiklik tekliflerini şu ana kadar okuma fırsatı bulamadım, çünkü nasıl olsa okunsa da “hayır” diyorsunuz. Ama bu teklifin gerekçesinin önemli olduğunu düşünüyorum: “Bu değişiklik teklifi ile amaç sigorta kapsamı dışında bırakılan yoksul ve korunmaya muhtaç çalışanların; ev hizmetlerinde çalışanların, prime esas günlük kazancı 30 günden az olan esnafın, Askerlik hizmetlerini er ve erbaş olarak yapmakta olanlar ile yedek subay okulu öğrencileri ile niteliği itibarıyla bir kişinin bir gün içinde yapabileceği işlerde, yevmiyeli olarak çalışanların da yasa kapsamına alınması”nı içeriyor.

Takdirlerinize sunuyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

44 konuşma daha · 1 Nisan 2008

44 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook