İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 34. BİRLEŞİM · CUMARTESİ

2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.( dpt,spk,bddk,gap bölge kalkınma idaresi başk.,tütün ve tütün mümullleri ve alkollü içkiler piyasası düzenleme kurumu) 5 inci tur

Mehmet Vedat Melik

Şanlıurfa Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 34. Birleşim · 4. yasama yılı · 17 Aralık 2005 · 1.193 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Vedat Melik (CHP), 17 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS.( DPT,SPK,BDDK,GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞK.,TÜTÜN VE TÜTÜN MÜMULLLERİ VE ALKOLLÜ İÇKİLER PİYASASI DÜZENLEME KURUMU) 5 İNCİ TUR); konuşma 1.193 kelime.

Mehmet Vedat Melik (CHP, Şanlıurfa). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.( dpt,spk,bddk,gap bölge kalkınma idaresi başk.,tütün ve tütün mümullleri ve alkollü içkiler piyasası düzenleme kurumu) 5 inci tur”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-melik-22-2005-12-17-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-dpt-spk-bddk-gap-bolge-kalkinma-i (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MEHMET VEDAT MELİK (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığının 2006 yılı bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; öncelikle, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, kısaca, GAP dediğimiz, Güneydoğu Anadolu Projesi, cumhuriyet tarihimizin en kapsamlı ve en önemli bölgesel kalkınma projesidir. Adı her ne kadar bölgesel kalkınma projesi olarak geçse de, zaman içinde yalnız bölgenin değil, aslında, bütün Türkiye'nin projesi olduğu ortaya çıkmıştır.

Peki, niye bütün Türkiye'nin projesidir. Önce, kısaca, buna bakmak lazım. Çünkü, Türkiye'de üretilen hidrolik enerjinin yaklaşık yüzde 50'si, bu proje kapsamında inşa edilen hidroelektrik santrallarından elde edilmektedir. Çünkü, Türkiye'nin, aslında, en önemli sektörü olan; fakat, son yıllarda kendi kaderine terk edilen, tekstil sektörünün ihtiyacı olan pamuğun da yüzde 50'den fazlası bu bölgede üretilmektedir.

Yine, ülkemizin yem ve yağlı tohumlar açığının kapatılması anlamında önemli bir yer tutan ve hükümetin özellikle son aylarda her fırsatta övünerek söylediği mısır üretiminde de Çukurova'dan sonra ikinci gelen bölgedir. Bütün bunların dışında ve belki de hepsinden önemlisi, bölgenin en önemli akarsularının kontrol altına alındığı projedir.

Değerli arkadaşlar, tarihçiler der ki "insanlık tarihi Sümerlerle başlar." Yani, Sümerlerden öncesi karanlıktır, insanoğlu tarafından bilinmemektedir. İşte, değerli milletvekilleri, insanlık tarihinin Türkiye'deki bölümü, yine, bu GAP Bölgesindedir. GAP Projesinin uygulamaya konulmasıyla birlikte hem bölge halkı hem bütün Türkiye hem de bütün dünya bu tarihin daha çok farkına varmıştır. Bu nedenledir ki, Mardin'in bir dünya kenti olduğu ortaya çıkmış, Adıyaman-Nemrut'taki Kommegena Krallığının, Şanlıurfa'daki Harran Şuayb Şehri veya Göbeklitepe'deki günümüzden 13 000 sene öncesine giden insanlık tarihiyle ilgili eserler daha çok önemsenmeye başlanmış, bunun sonucunda da bölgenin şimdiye kadar gözardı edilen turizm potansiyeli de ortaya çıkmıştır.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin yaklaşık yüzde 10'undan daha büyük bir alanını kapsayan bu proje, Diyarbakır, Kilis, Gaziantep, Batman, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Adıyaman İllerinde uygulanmaktadır hepinizin bildiği gibi. Çok amaçlı bir bölgesel kalkınma projesi olan GAP, bölgede altyapı, tarımsal yapı, ulaştırma, sanayi, eğitim, sağlık ve benzeri tüm kesimlerin bir bütün olarak ve birbiriyle bağlantılı bir biçimde geliştirilmesi amacındadır. Ayrıca, ülkemizin her bakımdan en sorunlu olan bu bölgesinde gelir artışı yanında bölgenin ekonomik ve toplumsal yapısında da önemli değişmeler yaratması beklenmektedir. Dolayısıyla, artık, bu projenin yalnız bölgeye özgü bir proje olduğu, ülkenin kaynaklarının yalnız bir bölgeye aktarıldığı gibi temelsiz düşünceler ortadan kalkmalı ve bu projenin tamamlanmasıyla ülke halkının neler kazanacağı tekrar gözler önüne serilmelidir. Çünkü, daha 1930'larda Türkiye'nin sahip olduğu su kaynaklarından faydalanılması fikriyle başlayan bu proje, ülke ve bölge şartlarının o günden bugüne geçirdiği değişiklikler sonucunda bugün hiçbir hükümetin öteleyemeyeceği, gözardı edemeyeceği kadar önem kazanmış, ulusal ve biraz daha geniş düşünecek olursak, ülkemizin dışındaki bölgeleri de kapsayacak bir projedir.

Değerli arkadaşlar, ancak, 3 Kasım 2002 tarihinden bu yana AKP İktidarıyla birlikte GAP Projesiyle ilgili düşünceler tamamen değişmiş, öncelikle, bu proje ülkenin gündeminden düşürülmüş, ardından da yatırımlar tamamen durdurulmuştur. 1989 yılında 388 sayılı yasa gücünde kararnameyle kurulmuş olan; fakat, bugüne kadar kanunu çıkarılamamış olan Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Teşkilat Kanununun çıkarılması beklenirken, tam tersi olmuş ve AKP İktidarı döneminde, GAP İdaresinin ortadan kaldırılması yönünde adımlar atılarak, İdarenin kapatılması yönünde kararlar alınmıştır. Bu konudaki en son karar, bir çoğunuzun hatırlayacağınız gibi, benden önceki konuşmacıların da dile getirdiği gibi, GAP İdaresinin görev süresini 2007 tarihine kadar uzatan, 4 Kasım 2004 tarihinde Genel Kurulda görüşülerek kabul edilen yasadır. Bu yasaya göre, 2007 tarihinden sonra GAP İdaresi diye bir kuruluş olmayacaktır.

Biz o zaman, bu düzenlemeye karşı çıkarken ve sürenin 3 yıl değil de, 10 yıl uzatılmasını savunurken, bölgede yatırımlar devam ettiği sürece, bu yatırımları koordine eden İdarenin de görevine devam etmesi gerektiğini söylemiştik. Bu görüşümüze karşı çıkan Sayın Bakan, GAP İdaresinin yatırımcı bir kuruluş olmadığını, yatırımların devam edeceğini, koordinasyonun da, kurulacak olan bölge kalkınma ajansları tarafından veya bölge kalkınma idareleri tarafından yürütüleceğini ifade etmişlerdi.

Değerli arkadaşlar, GAP Projesinin temeli, tarımsal sulamadır. Sulama projeleri tamamlanmadan GAP'ın tamamlanmasından kimse bahsedemez.

Peki, bu hükümetten şimdi tek bir kişi çıkıp da, üç yıllık iktidarları döneminde yeni bir tek metrekareyi sulamaya açtıklarını veya ihalesini yaptıklarını söyleyebilir mi; söyleyemez; çünkü, yoktur.

18 Aralık günü -yani, yarın- Sayın Başbakanın İzmir'de açılışını yapacağı Devlet Su İşlerine ait 27 adet sulama ve enerji tesisi var. Bunların içerisinden 2 tanesi de GAP bölgesinde bulunuyor; Şanlıurfa'daki Yaylak ve Bozova sulamaları. Peki, Yaylak ve Bozova sulamalarını siz mi başlattınız?Bunlar, biri İsrail, diğeri İspanyol firmasının finansmanıyla, geçen hükümet döneminde ihalesi yapılan ve biten işlerdir.

Üç yıldır söylüyoruz, bütün Suruç halkı ayakta, perişan, sersefil, dört gözle Suruç Ovasının sulanma projesini bekliyor; ama, Suruç Ovasının projesinin ihalesini bile yapamadınız. Proje ihalesini bile yapamadınız! Firmalar teklif bile vermiyor; bunun sebeplerini araştırıyor musunuz? Bakın, demiryolu ihalesi olunca, helikopter, tank ihalesi veya Türk Hava Yollarının uçak alım ihaleleri olunca firmalar sıraya giriyor; ama, sulama işi olunca ortada kimse yok! Halbuki, Suruç Ovasını sulama işi, yaklaşık 1 milyar dolar civarında bir iş. Aslında, müteahhitlerin iştahını kabartması gerekir; ama, maalesef, kimseyi bulamıyorsunuz. İhaleyi yapsanız bile, toplulaştırmaya geçmek için en az 2008 yılını beklemek gerekiyor. Arazi toplulaştırmasını yapabileceksiniz ki, ondan sonra sulama projeleri uygulanabilsin.

Adıyaman ayrı bir olay, Adıyaman İli. Atatürk Barajının bir sahili Urfa ise, diğeri de Adıyaman. Fırat, Urfa ile Adıyaman İli arasında sınır. Adıyaman, Atatürk Barajına 40 kilometre uzaklıkta. Var mı Adıyaman'da sulamaya açtığınız bir tek metrekare yer! Orada da yok.

Tabiî, burada insanın aklına bazı şeyler geliyor. Geçen sefer de söylemiştik, bu, belki tek başına hükümetin de altından kalkabileceği bir iş değil; ama, Türkiye Büyük Millet Meclisinin altından kalkabileceği bir sorundur. Yoksa, ben diyorum ki, acaba 6 Ekim 2004 tarihinde, Avrupa Birliği Türkiye İlerleme Raporunun bir bölümünde yazıldığı gibi GAP bölgesindeki su kaynaklarının kontrolü uluslararası bir yönetimin kararına bırakıldı diye mi kimse bu projelerin ihalesine girmiyor? Tabiî, bunu da yakında göreceğiz. Aynı durum, aynı pozisyon Viranşehir, Ceylanpınar, Kızıltepe Ovaları için de geçerlidir değerli arkadaşlar. Bakın, şimdi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun.

MEHMET VEDAT MELİK (Devamla)Viranşehir'deki sorunu biz defalarca dile getirdik. Evvelki sene Viranşehir'de sulama enerjisiyle ilgili çok önemli sorunlar oldu. Yalnız Viranşehir İlçesinde 6 000'den fazla sulama kuyusu var. Kızıltepe'de bu sayı 3 000'den fazla. Bu kuyuların tamamı çiftçiler tarafından açılmış, çiftçilere göre büyük paralarla açılmış. Fakat, bu çiftçilerin çektiği sıkıntıyı hepimiz biliyoruz. Oradaki yerel yöneticiler de biliyor, Bakanlığa da intikal etti. Şimdi, bu çiftçiler hem çok yüksek miktarda elektrik parası ödemekteler hem de yeraltı su seviyesi her sene daha çok düştüğü için her sene pompalarına boy ilave etmek zorunda kalıyorlar. Yakında zaten Viranşehir ovalarındaki yeraltı suları da tükenecektir. Ayrıca, bu çiftçiler, Enerji Bakanlığının gözünde bir de elektrik kaçakçısı muamelesi görmektedirler.

Peki -Viranşehir'deki sorun için söylüyorum; Kızıltepe'deki, Nusaybin'deki sorun için söylüyorum, buna Adıyaman'ı da dahil edebiliriz- bu sorunu kısmen de olsun çözebilmek için üç yıldır Şanlıurfa-Mardin ana sulama kanalı niçin, hiç olmazsa Viranşehir'e kadar uzatılmadı veya devletin olanakları yetmiyorsa, daha önce de Meclis'te gündeme getirildi, Viranşehir'in çok çalışkan, ufku geniş, tarım politikaları üzerine doktora yapmış bir kaymakamı var; onun yalnız Viranşehir değil, Kızıltepe, Nusaybin'le ilgili olarak da hazırladığı ve devletin cebinden beş kuruş para çıkmayacak bir proje var; bu projeyi niçin sahiplenmiyorsunuz?

Değerli arkadaşlar, GAP kapsamında ilk sulanmaya başlayan bölge bildiğiniz gibi Harran Ovasıdır. Bu yıl Harran Ovasında sulanabilir arazi miktarı 150 000 hektara ulaşmıştır; ama, gelin görün ki bu ovanın yaklaşık 50 000 hektara varan bölümü, yani, 500 000 dekarında yeraltı su seviyesi yükselmesinden dolayı çoraklaşma tehlikesi vardır, hatta birçok köyde bir iki yıldır …

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

45 konuşma daha · 17 Aralık 2005

45 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook