İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 115. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Ceylanpınar tarım işletmeleri sınırları içersinde yaşayan göçerlerin sorunları hakkında

Mehmet Vedat Melik

Şanlıurfa Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 115. Birleşim · 4. yasama yılı · 14 Haziran 2006 · 793 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Vedat Melik (CHP), 14 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEYLANPINAR TARIM İŞLETMELERİ SINIRLARI İÇERSİNDE YAŞAYAN GÖÇERLERİN SORUNLARI HAKKINDA); konuşma 793 kelime.

Mehmet Vedat Melik (CHP, Şanlıurfa). “Ceylanpınar tarım işletmeleri sınırları içersinde yaşayan göçerlerin sorunları hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim tutanağı, 14 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-melik-22-2006-06-14-ceylanpinar-tarim-isletmeleri-sinirlari-icersinde-yasayan-gocerlerin-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET VEDAT MELİK (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ceylanpınar Tarım İşletmeleri sınırları içerisinde yaşayan göçerlerin sorunlarına ilişkin düşüncelerimi ifade etmek üzere gündemdışı söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, 1 750 000 dekar büyüklüğündeki Ceylanpınar Tarım İşletmesi, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü kapsamındaki en büyük işletmedir. Osmanlı dönemindeki toprak düzenine göre has arazisi olarak işletilen bu topraklar, cumhuriyetle birlikte devlet üretme çiftliği kapsamına alınmış ve 1943 yılından itibaren de çiftlik olarak tanzim edilmeye başlanmıştır. Yalnız, çiftliğin sınırları tespit edilirken, bu bölgede çok uzun yıllardan beridir yaşayan, geçimini hayvancılıkla sağlayan, bizlerin kısaca "göçer" dediğimiz insanların varlığı gözardı edilmiştir. Günümüzde, başta Hamik, Sofra, Göle ve Gellegöç olmak üzere, toplam 25 yerleşim biriminde hayvancılık yaparak yaşamlarını sürdürmeye çalışan, sayıları şu anda yaklaşık 470 aile ve 4 000'e ulaşan insanlarımız, çiftliğin kurulmasından itibaren ve özellikle de 1990'lı yıllardan sonra idareyle çok ciddî sorunlar yaşamaya başlamışlardır. İdare, göçerleri işgalci olarak nitelendirirken, göçerler de asırlardır bu bölgede yaşadıklarını, bu araziler üzerinde hakları olduğunu, tapulama tespitleri sırasında haklarını savunamadıkları için bugün bu duruma düştüklerini iddia etmektedirler.

Değerli milletvekilleri, gerek 22 nci Dönemde KİT Komisyonunun Ceylanpınar Tarım İşletmesine yaptığı geziyle ilgili tutanaklar olsun gerekse başta Ceylanpınar Kaymakamlığı olmak üzere bütün resmî birimlerin verdiği raporlarda olsun "göçer" dediğimiz bu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının 19 uncu Yüzyıl şartlarında yaşadıkları açıkça belirtilmektedir; çünkü, bu vatandaşlarımız idarece işgalci olarak kabul edilmekte, dolayısıyla, başta eğitim, sağlık, su, yol olmak üzere, hiçbir hizmet bunlara götürülmemektedir. Çevre ilçelerde kendini bir mahalle veya köye kaydettiremeyenlerin, nüfus cüzdanları olmadığı için, birçoğu yeşilkart dahi alamamaktadır. 2005 yılı öğretim yılı itibariyle bu yerleşim yerlerinde yaşayan yaklaşık 500 çocuk, hiç okula başlayamamıştır. Bu yerleşim birimlerindeki evlerin çok büyük çoğunluğunda tuvalet dahi yoktur. İşgalci olarak kabul edildikleri için, tuvalet yapmalarına dahi izin verilmemektedir. 2005 yılı haziran ayında Hamik yerleşim yerinde buğday saplarını koymak amacıyla 1 metre yüksekliğinde bir yer yaptığı için İsmail Demir isimli vatandaş, çiftliğin bekçileri tarafından bütün köy halkının gözleri önünde vurularak öldürülmüştü. Vuranlardan hiçbiri tutuklu değildir; ancak, olaya şahitlik etmek isteyen bazı yerel bekçiler derhal başka tarım işletmelerine sürgüne gönderilmişlerdir. Gerçi, göçerlerin eğitim sorunlarının çözümü için çiftlik sınırları dışında iki alana okul yapılması için Sayın Millî Eğitim Bakanı söz ve talimat vermişlerdir. Yöre insanları, 2006-2007 öğretim yılında, çocuklarını yeni açılacak bu okullara göndermeyi dört gözle beklemektedirler.

Değerli arkadaşlar, geçtiğimiz yıl, özellikle Hamik Köyünden İsmail Demir'in öldürülmesinden sonra, KİT Komisyonu kapsamında benim de davet edildiğim ve çalışmalarına katıldığım bir komisyon kurulmuştu. Komisyonun yaptığı uzun çalışmalardan sonra, göçerlerin sorununa köklü bir çözüm getirilebilmesi için yasa değişikliği gerektiği, bunun için de 2510 sayılı İskân Kanununa bir madde eklenerek sorunun çözülebileceğine karar verilmiş, bu amaçla da bir taslak hazırlanmıştı; ancak, bu çalışmaların üzerinden bir yıl geçmesine rağmen bir sonuca varılamamış ve derhal de dosya rafa kaldırılmıştır.

Değerli arkadaşlar, Türkiye ilginç bir ülkedir. Aslında, ülkede bir şey yoktur da, ülkeyi yönetenler tuhaftır. Bunları niye söylüyorum; bakın, şimdi, Ceylanpınar göçerleri söz konusu olduğu zaman ilgili-ilgisiz herkes bölgenin stratejik önemi ve güvenlik kaygılarını öne sürmektedir. Eğer ilgilenirseniz, lütfen, tutanakları açın, okuyun, bu iddiaları açıkça göreceksiniz; ama, Ceylanpınar'ın da güney sınırını çizen mayınlı sahanın yabancı firmalara kırkdokuz yıllığına yap-işlet-devret modeliyle verilmesi kararından ya haberdar değildirler veya daha kötüsü, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde Türk vatandaşları için yapılacak bir düzenlemenin Türkiye'nin güvenliğini etkileyeceğini, daha doğrusu, bu vatandaşlarımızın, sınırın sıfır noktasını boydan boya elinde tutacak olan, ne olduğu belli olmayan yabancı firmalardan ülke için daha tehlikeli olduğu görülmektedir.

Değerli milletvekilleri, bu bölgede yaşayan insanların büyük bölümü, daha bu işletme oluşturulmadan yıllar öncesinden beri bu bölgede oturmaktadırlar. Bunları işgalci olarak nitelendirmek biraz haksızlık olmaktadır. Göçerlerin tarım işletmesi alanı içinde bulunmalarının kendilerine göre nedenleri vardır; ama, acaba, Atatürk Orman Çiftliğini işgal eden kişi veya kurumların geçerli nedenleri nelerdir; yoksa, onların babaları ve dedeleri de Atatürk Orman Çiftliği alanında koyun mu otlatmaktaydı?! Göçerlere işgalci diyenlerin, Türkiye Cumhuriyetinin ve özellikle Ankara'nın simgesi olan Atatürk Orman Çiftliğinde şimdiye kadar yapılan arazi yağmasını unutmamalarını ve bundan sonra planlanan arazi talanını önlemek için ne tür tedbirler alacaklarını iyice düşünmelerini öneriyorum. Ama, benim başka bir teklifim var: Gelin, önce, Atatürk Orman Çiftliği içindeki tüm işgalcileri, ama tümünü, yani, şu kadar yıllığına, kırkdokuz, ellidokuz yıllığına çiftliğin arazisini kiralayıp tesis yapanlar da dahil dışarı atalım, Atatürk Orman Çiftliğini temizleyelim, ardından da Ceylanpınar arazisi içindeki göçerleri kovalayalım.

Değerli milletvekilleri, bütün Türk Halkı gibi Ceylanpınar göçerleri de sorunlarının çözüm yerinin ve adaletin dağıtıldığı merciin Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğu yönündeki inançlarını halen muhafaza etmektedirler. Bu nedenle, Afgan göçmenlerini, Ahıska Türklerini yerleştiren Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Ceylanpınar göçerlerine bir yer bulması şarttır.

Bu arada, ben buradan Hamik halkı adına Sayın Adalet Bakanına seslenmek istiyorum; İsmail Demir'in katillerini bulun ve cezalandırın ki, kamu vicdanı huzura kavuşsun.

Değerli arkadaşlar, üzülerek söylüyorum ki, ben, bu sorunun Hükümet tarafından ciddîye alınarak çözüleceğine inanmıyorum; ama, ülkemizin acı gerçeklerinin ve vatandaşımızın içler acısı durumunun bir kez daha tutanaklara geçmesini istiyorum; çünkü, üçbuçuk senedir GAP Projesinin en büyük sulama alanı olan…

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

33 konuşma daha · 14 Haziran 2006

33 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook