Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)
Kastamonu Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 116. Birleşim · 2. yasama yılı · 15 Temmuz 2004 · 851 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Yıldırım (CHP), 15 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 851 kelime.
Mehmet Yıldırım (CHP, Kastamonu). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim tutanağı, 15 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-yildirim-22-2004-07-15-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEHMET YILDIRIM (Kastamonu)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İkinci Yasama Yılının sonuna yaklaşıyoruz. Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının yürürlük maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, yoğun bir çalışma temposundan sonra, 51 asıl, 9 da geçici maddeden oluşan Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının görüşmelerini, inşallah, birkaç dakika sonra sonuçlandırmış olacağız. Ülkemize ve milletimize hayırlı olsun diyoruz; ancak, bu tasarı ne getiriyor ne götürüyor, bir bakmak gerekiyor.
Bu görüşmeler sırasında, sanki, Cumhuriyet Halk Partisinin değişimci ve devrimci nitelikte olmayan bir parti görünümünde olduğu, statükoyu koruyan bir anlayış içerisine girdiğimiz kanısı, sizin tarafınızdan, konuşmacılar tarafından ortaya konulmaktadır. Tabiî, bu zor bir iş. Cumhuriyet Halk Partisi, değişimden yana bir parti olmasına rağmen, bu tasarıya direniyor; acaba neden direniyor; niçin direniyor, bunlara bakmak gerekir.
Şimdi, bu tasarının getirdiği en önemli konu, yerinden yönetim. Cumhuriyet Halk Partisinin programında da var. Devletin yeniden yapılanmasını bizler de istiyoruz, kamunun hantal, bürokrasinin daha çok egemen olduğu bir 20 nci Yüzyılın ötesinde bir değişimin gerçekleşmesi gerektiğine biz de inanıyoruz; ama, bu tasarı, maalesef, eksik, belirli eksikleri de beraberinde taşıyor. Nedir bu eksikler diye baktığımızda; bakın, valileri yol müdürü haline dönüştürüyoruz. Niye; Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünü kapatarak, bütün yetkileri il müdürlükleriyle valilerin, özel idarenin denetimine veriyoruz ve 50 000'in üzerindeki çalışanıyla, makine parkıyla, işçisiyle, inşaat mühendisiyle, makine mühendisiyle, ziraat yüksek mühendisiyle büyük bir birikim sahibi insanlarımızı mağdur ediyoruz.
Bakın, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünden bahsetmek istiyorum. Taşrada, bölge müdürlükleri ile il müdürlüklerinin il özel idarelerine devrini yaparken, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünü de Tarım Bakanlığına devrediyoruz. Peki, Tarım Bakanlığında, oradaki insanlar, mesela, makine ikmal dairesi başkanı makine yüksek mühendisi ne olacak, nereye götüreceğiz? Bunları kadrolarıyla birlikte devredeceğiz. Yeni bir mağduriyeti, 6 000'in üzerindeki memurun mağduriyetini ortaya koyuyoruz.
Değerli arkadaşlar, bana göre, bu tasarının geçici 2 nci maddesinin kesinlikle bu tasarı kapsamından çıkarılması gerekiyordu. Bu yetmez; bakın, yaklaşık olarak 291 000 kilometrenin üzerinde köy yolumuz var. Yaklaşık olarak Türkiye'nin her yerinde, hepimizin seçim bölgelerinde en çok uğraştığımız, mücadele ettiğimiz işlerden bir tanesi de, köylerimizin Avrupa Birliği seviyesinde, standart, düzgün, yaşanabilir köyler olmasını sağlamaktır; makine parklarının o yönde çalışmasını istiyoruz. Bunu da Köy Hizmetlerinin artık işlevini yerine getirmediği, herhangi bir köyün köprüsünün programı ve yapımının Ankara'da ne olduğu yönünde diye gerekçelendirmeye çalışarak yapıyoruz.
Peki, bundan sonra ne olacak? Nasıl çalışacağız, nasıl gelişecek? Bu nasıl çalışacak biliyor musunuz arkadaşlar; valiler yol müdürü olacak, il genel meclisi üyeleri de dozerin üzerinde, siyasî olarak dozerleri hareketlendiren, greyderleri hareketlendiren, hangi köyde oy aldım, hangi köyde almadım, hangi köyde AK Partiye oy çıktı, hangi köyde AK Partiye oy çıkmadı diye, sanki, vatandaşın ödediği vergilerle, kendi yolumu yap, okulumu yap, kanalizasyonumu yap, toprağımı sula veyahut da bana hizmet getir gibi bir anlayışı, partizanca bir kullanıma açtığımızı göreceğiz; yaşayıp göreceğiz.
Ben, geçmişte Karayollarında çalışan bir mühendis olarak, bunun böyle olacağını söylüyorum, inşallah yanılırım.
SİNAN ÖZKAN (Kastamonu)Olmayacak, olmayacak!..
MEHMET YILDIRIM (Devamla)Sinan Özkan "olmayacak" diyor; ama, Kastamonu'da göreceğiz; olacak mı olmayacak mı, bakacağız.
Değerli arkadaşlar, bakın, bunun bir başka ayağı yok.
Değerli arkadaşlar, örneğin Kastamonu. Diyeceksiniz ki, hep Kastamonu; evet, hep Kastamonu. Kastamonu'da, 1 070 tane köy var, 7 000 kilometrenin üzerinde yol var -bakın, Kastamonu eski Valisi Sayın Doğan Topaloğlu da burada, beni dikkatle izliyor- 3 600 yerleşim bölgesi var. Yollarımızın sadece yüzde 10 kadarı asfalt olmuş. Nüfusumuz, göç nedeniyle, Tunceli gibi, Doğu ve Güneydoğu Anadolunun diğer illeri gibi, bütün illerde olduğu gibi, işsizlikten dolayı, yoksulluktan dolayı sürekli azalıyor. Bu seneki ödeneklerin kadrolarıyla il özel idareye devredildiğini düşünsek, bu seneki kaynaklarda bir sorun çıkmadığını kabul etsek, gelecek yıl bütçe kanunu tasarısı görüşülürken, bu tasarıyla, Köy Hizmetleri il müdürlüğüne, sağlık müdürlüğüne veya tarım il müdürlüklerine hangi kıstası esas alıp da kaynak aktaracağız?
Ben diyorum ki, Belediye Yasasında yaptığımız gibi, bütçeden ayıracağımız belirli payı havuza alıp, şu ile şu kadar, şu ile şu kadar deyip, nüfusa göre bir paylaştırma yaparsak, Anadolu'nun diğer illerini, sürekli göç veren illeri, büyük yoksulluğa ve aynı zamanda hizmet yoksulluğuna itmiş oluruz.
Hükümet, merkezî yönetimdeki yetkileri yerel yönetimlere aktarırken, kime, nerede, nasıl, hangi yöntemle kaynak aktaracağını ifade etmemiştir; bu tasarıda, bunun malî ayağı yoktur; ama, biliyorum ki, böyle bir çalışma vardır. Bu çalışmaya göre, Kastamonu gibi, Tunceli gibi, Artvin gibi, Sinop gibi, Çankırı gibi hizmette geri kalmış yörelere kaynak dağıtımında, yerel yönetimlerde olduğu gibi, belediyelerde olduğu gibi nüfusa göre bir kaynak aktarımı yapılacaksa, bir katsayı yönteminin ortaya konulmasının daha doğru olacağını düşünmekteyim ve önermekteyim. Başka türlü bu işin altından kalkamayız.
Şimdi bu çalışmaların başarısızlığının faturası siyasal iktidara, bakana, genel müdüre çıkarken, o zaman sizin atadığınız veya herhangi bir hükümetin atadığı valiye çıkar ve o zaman, vatandaşlarımızın da devlete güveni sarsılır diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, böyle olursa, sanıyorum daha iyi olur.
Örneğin, İstanbul'da 10 000 000'un üstünde insan yaşıyor ve sürekli de göç alıyor. Kastamonu da 1 500 000 civarında insan göç vermiş; Kastamonu'da yaşayan insan sayısı 375 000. Bizim köy sayımız 1 070, İstanbul'un köy sayısı 173 civarında; Kadıköy'ü, Bakırköy'ü de bunlara eklersek, Hasköy'ü, Kurtköy'ü ilave edersek, metropol olmuş bir kent. Oraya bugünkü imkânlarla 100 trilyon kaynak giderken -nüfusa göre planlaması yapılırken doğrudur, ama- Kastamonu'ya, örneğin, 5 trilyon civarında bir kaynak gidiyor. Vali, bu devrettiğiniz makinelerin mazot parasını bile karşılayamaz arkadaşlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
69 konuşma daha · 15 Temmuz 2004