İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 39. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Çocuk mahkemelerinin kuruluşu, görev ve yargılama usulleri hakkında (s.s.322)

Mehmet Ziya Yergök

Adana Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 39. Birleşim · 2. yasama yılı · 7 Ocak 2004 · 988 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Ziya Yergök (CHP), 7 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇOCUK MAHKEMELERİNİN KURULUŞU, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİ HAKKINDA (S.S.322)); konuşma 988 kelime.

Mehmet Ziya Yergök (CHP, Adana). “Çocuk mahkemelerinin kuruluşu, görev ve yargılama usulleri hakkında (s.s.322)”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 7 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ziya-yergok-22-2004-01-07-cocuk-mahkemelerinin-kurulusu-gorev-ve-yargilama-usulleri-hakkinda-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MEHMET ZİYA YERGÖK (Adana)Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri; Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini belirtmek üzere söz almış bulunmaktayım.

Bu tasarıyla, 2253 sayılı Yasanın iki maddesinde değişiklik yapılmak istenilmektedir.

Birinci değişiklik: 2253 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan ve çocuk mahkemelerinin, büyükşehir belediye hudutları içerisinde kalan ilçelerde kurulmasını yasaklayan hüküm metinden çıkarılmaktadır ve büyükşehir merkezlerindeki adliye olan ilçelerde de, nüfus 100 000'i aşmışsa, oralarda da çocuk mahkemesi kurulma imkânı getirilmektedir.

Tasarının 2 nci maddesinde de "Çocuk mahkemelerinin yargı çevresi kurulduğu il ve ilçenin mülkî sınırlarıyla belirlenir" hükmü getirilmektedir.

Bu tasarı Adalet Komisyonunda görüşüldüğünde, biz, Cumhuriyet Halk Partili üyeler olarak bu tasarıya olumlu oy verdik. Bu değişikliğin yapılması gereğine inanıyoruz; ancak, bu vesileyle belirtmek istediğim bir durum var. Gerçekten de, Çocuk Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, 1979 yılında, Yüce Meclis tarafından kabul edilmiş, Resmî Gazetede yayımlanmış ve yasanın bir hükmüne göre 1.6.1982 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülmüş ve yine, nüfusu 100 000'i aşan tüm ilçe merkezlerinde ve tüm il merkezlerinde on yıl içerisinde bu çocuk mahkemelerinin kurulması da yasada yer almıştır; ancak, aradan yirmiiki yıl geçmiş olmasına rağmen, bugünkü tarih itibariyle çocuk mahkemelerinin sayısı 11'dir. Şimdi, bunun ne kadar ağır bir ihmal olduğuna, geçmiş yıllardan bugüne gelen bir ihmal olduğuna Yüce Meclisin dikkatini çekmek istiyorum. 1979 yılında Yüce Meclis bir yasa çıkarıyor, bu yasa 1982'de yürürlüğe giriyor ve on yıl içerisinde kurulması öngörülen çocuk mahkemeleri, yasanın yürürlüğe girmesinden bu yana geçen süre içerisinde, yirmiiki yılı aşkın süre geçmesine rağmen, kurulamıyor. Bu, Yüce Meclisin saygınlığına da açıkça gölge düşüren bir durumdur.

Değerli milletvekilleri, bu yasa maddesine, değişikliğe destek vermemizin bir başka dayanağı da şudur: Genel gerekçesinde yer aldığı gibi, daha önce 15 yaşını bitirmiş olup, 18 yaşını doldurmamışları da kapsayacak şekilde değişiklik yapıldı. Yani, daha önce, 15 yaşına kadar olan çocukları kapsıyordu yasa; o yaştaki çocuklar suç işlediklerinde, genel mahkemelerin görev alanına giriyorsa, onların, çocuk mahkemelerinde yargılanması öngörülüyordu; ama, daha sonra, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesini kabul ettik, Çocuk Haklarının Kullanılmasına Dair Avrupa Sözleşmesini kabul ettik ve bu sözleşmelerin, her iki sözleşmenin 1 inci maddesinde de "18 yaşına kadar her insan çocuktur" deniliyor. Bu anlamda, daha önce yapılan ve 18 yaşına kadar olan küçükleri çocuk sayan düzenleme doğrudur ve bunlar da çocuk mahkemesinin görev alanına girince, çocuk mahkemelerinin, bir anda, iş kapasitesi, dava sayısı alabildiğince artmış bulunmaktadır. Sayın Bakanın verdiği bilgiye göre, İstanbul'da, sadece İstanbul'da, ağır cezadan, devlet güvenlik mahkemesinden, asliye ve sulh cezadan çocuk mahkemesine gönderilen dosya 15 791'dir ve yine çocuk mahkemelerinin kapsamına giren dosya sayısının da yaklaşık olarak 100 000 olduğu ifade edilmiştir. Şimdi, İstanbul gibi bir yerde bir iki çocuk mahkemesinin, artık, bu yükün altından kalkması kesinlikle mümkün değildir. O nedenle, adliye olan ve nüfusu 100 000'i aşan büyükşehir hudutları içindeki ilçelerde de, elbette ki, çocuk mahkemesi kurulmalıdır. Bu anlamda, yasayı desteklediğimizi, tasarıyı desteklediğimizi ifade etmek istiyorum.

Ancak, bu, sorunu çözmüyor, sadece günü kurtarmaya yönelik bir düzenlemedir; Sayın Bakan da bunu kabul edecektir. 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu Hakkında Kanunda 15 yaşına kadar olan çocuklar, aslında, küçük olarak kabul ediliyor; çünkü, "küçük" tabiri kullanılıyor. Orada da, bütün koruyucu tedbirler 15 yaşına kadar olan çocuklar için düzenlenmiştir. 15-18 yaş arasındaki çocuklar, suç işlediklerinde 2253 sayılı Yasada öngörülen tedbirlerden yararlanamıyor, bunlar uygulanamıyor; sadece, asliye ceza mahkemesinin, ağır ceza mahkemesinin, devlet güvenlik mahkemesinin yerine, bunlara verilecek cezayı çocuk mahkemesi veriyor. Örneğin, indirimle ilgili, Çocuk Mahkemeleri Kanununda yer alan 12 nci madde uygulanamıyor, 15-18 yaş arasındaki çocuklara, Türk Ceza Yasasının indirimle ilgili 55 inci maddesinin üçüncü fıkrası uygulanıyor. Yine, Çocuk Mahkemeleri Yasasındaki şartlı ertelemeyle ilgili 38 inci madde 15-18 yaş arasındaki küçüklere uygulanamıyor; bunun yerine, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 6 ncı maddesi uygulanıyor.

O nedenle, günü kurtarmaya yönelik değişikliklerle değil, bu konunun topluca ele alınması gerekir, bu yönde düzenlemelerin yapılması gerekir. Adalet Komisyonunda da konuyu gündeme getirdiğimizde, Sayın Bakan, Adalet Bakanlığı bünyesinde bir komisyonun çocuk hukukuyla ilgili bu tür bir çalışma içerisinde olduğunu ve 2004 yılının mümkün olan en erken tarihinde de bunun gündeme geleceğini ifade etti. Gerçekten de, bu düzenlemeler, bir an önce, yapılmalıdır.

Asıl hedef, elbette ki, şu olmalıdır: Suç işleyen çocukları suç işlemeden önce koruyacak, suçlu çocuk sayısını azaltacak sosyal tedbirleri, ekonomik tedbirleri, eğitici tedbirleri almak gereklidir; ama, çocuk mahkemelerinin görev alanına giren suç dosyalarının sayısının alabildiğine arttığını düşündüğümüzde de, bu mahkemelerin sayısının artırılması gereği ortadadır; bugüne kadar da çok geç kalınmıştır.

Gerçekten de, zaman zaman yargıdan şikâyet ediyoruz, yargıya güven duymadığımızı ifade ediyoruz; yargının sorunlarını çözme konusunda da, ne var ki, gerekli adımları yeterince atmıyoruz. Sayın Bakanın da çok çarpıcı şekilde bu sorunları zaman zaman ortaya koymasına rağmen, bu sorunların çözümü doğrultusunda çok büyük adımların atıldığını da söyleyemeyiz. Bu da, gerçekten, ülkemizin hukuk devleti yolunda ilerlemesi açısından bir zaaf olarak ortaya çıkabilir.

Nitekim, 2002 malî yılı bütçesi üzerinde, 6 Aralık 2001'de, Adalet ve Kalkınma Partisinin muhalefette olduğu dönemde, o partinin bugün de çok önemli görev noktalarında olan sayın sözcüleri şunu ifade etmiştir: "Bir devletin hukuk devleti olup olmadığının bir turnusol kâğıdı var. Bunun adı bütçedir. Adalet Bakanlığına bütçeden yüzde 1'in altında pay ayrılıyorsa, o devlet hukuk devleti değildir." Adalet ve Kalkınma Partisinin bir diğer sözcüsünün de "Adalet Bakanlığına bütçeden ayrılan paydan tasarruf ediliyorsa, bu, adaletten tasarruf demek, hırsıza, soyguncuya doğrudan yardım etmek demektir. Bu tasarruf nedeniyle, bu düşüncede olanları ayıplıyorum, bu düzenlemeyi getiriyorum diyenleri ayıplıyorum" demiş olmasına rağmen, iki yıldır, bütçe rakamlarına baktığımız zaman, çok fazla bir ilerleme göremiyoruz ve yine, Adalet Bakanlığının bütçesinin yüzde 1'in altında kaldığını görüyoruz; geçen yıl binde 7,5; bu yıl binde 9,2 düzeyinde... Bu kaynak ayrılmadığı zaman da, işte çocuk mahkemelerinin kurulması da, yargıda reform yapılması da, yargının hepimiz tarafından bilinen ve zaman zaman her platformda dile getirdiğimiz sorunları da çözülemiyor.

Ben, Sayın Adalet Bakanının bu iktidarın en güçlü bakanı olduğuna inanıyorum; ama, Adalet Bakanlığı da, ne yazık ki, bu hükümetin en güçsüz bakanlığı. Bu çarpıklığın bir an önce giderilmesini ve bu sorunların kesin bir şekilde çözülmesini diliyor; Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

20 konuşma daha · 7 Ocak 2004

20 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook