İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 63. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Tük ceza kanununa geçici iki madde eklenmesi hakkında kanun tas.(ss.361)

Mehmet Ziya Yergök

Adana Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 63. Birleşim · 2. yasama yılı · 4 Mart 2004 · 867 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Ziya Yergök (CHP), 4 Mart 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜK CEZA KANUNUNA GEÇİCİ İKİ MADDE EKLENMESİ HAKKINDA KANUN TAS.(SS.361)); konuşma 867 kelime.

Mehmet Ziya Yergök (CHP, Adana). “Tük ceza kanununa geçici iki madde eklenmesi hakkında kanun tas.(ss.361)”. TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim tutanağı, 4 Mart 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ziya-yergok-22-2004-03-04-tuk-ceza-kanununa-gecici-iki-madde-eklenmesi-hakkinda-kanun-tas-ss-36 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MEHMET ZİYA YERGÖK (Adana)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türk Ceza Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair 361 sıra sayılı Kanun Teklifi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüş ve düşüncelerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisin değerli üyelerini saygıyla selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Görüşülmekte olan ve komisyonda birleştirilerek Yüce Meclise gelen bu kanun teklifleriyle, yakın tarihimizin önemli ve olumsuz bir dönüm noktasını oluşturan 12 Eylül müdahalesinin sonucu olarak ortaya çıkan ve hâlâ devam etmekte olan bir mağduriyete ve haksızlığa son verilmesi amaçlanmaktadır. 12 Eylül 1980 askerî darbesinden sadece kişiler değil, kurumlar da payını almış, Parlamento feshedilmiş, siyasî partiler, sendikalar, dernekler kapatılmış, özgürlükçü ve demokratik bir anayasa olan 1961 Anayasası ortadan kaldırılmıştır. Öyle ki, cumhuriyeti kuran, devleti kuran, çokpartili siyasal yaşamın öncüsü ve ulusal kurtuluş hareketimizin örgütü olan Cumhuriyet Halk Partisi de bu dönemde kapatılmış ve oniki yıl kapalı kalmıştır.

6 Kasım 1983 seçimleriyle yeniden siyasal yaşamın normale dönmeye başlamasından günümüze kadar Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan yasa ve anayasa değişiklikleriyle, demokrasinin önündeki engeller, 12 Eylülün getirdiği olumsuzluklar aşılmaya çalışılmıştır.

Avrupa Birliğine uyum çerçevesinde de olsa, çeşitli yasalarda değişiklik içeren 7 ayrı demokratikleşme paketi Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilmiştir. Yine, 1987'den günümüze, 1982 Anayasasında birçok kez değişiklik yapılmış, Anayasanın demokratikleşmesi yönünde olumlu adımlar atılmıştır.

Bütün bu olumlu gelişmelere, yasal ve anayasal düzenlemelere rağmen, 12 Eylül döneminin olumsuzluklarının ve bu olumsuzlukların getirdiği mağduriyetin tam anlamıyla sökülüp atıldığı söylenemez. Hâlâ, eksiksiz bir demokrasi için, demokrasinin bütün kurallarıyla ve kurumlarıyla işlemesi için, demokratik hak ve özgürlüklerin, toplumun tüm bireyleri tarafından eksiksiz kullanımı için yapılması gereken işler, atılması gereken adımlar bulunmaktadır; bunun için de, Parlamentoya düşen görevler vardır.

İşte, iktidar ve muhalefet gruplarınca verilen ve görüşmekte olduğumuz kanun tekliflerinin hareket noktasında ve gerekçesinde bu anlayış yer almaktadır; olağanüstü dönemin sonucu olarak ortaya çıkan ve devam eden bir olumsuzluğu ve mağduriyeti ortadan kaldırma düşüncesi yatmaktadır. Gerçekten de, 12 Eylül askerî darbesinin yol açtığı olağanüstü koşullarda, çoğunluğu 1978 kuşağına mensup binlerce, onbinlerce insan mağdur oldu; gözaltında kaybolan, işkencede ölen insanlarımız oldu; yoğun baskı altında tutulan, ağır işkence gören insanlar, çok uzun gözaltı sürelerinden sonra, yine uzun süre askerî mahkemelerde yargılandılar ve mahkûm oldular. Bu insanlara ağır

(x) 361 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

mahkûmiyet kararlarına ek olarak, Türk Ceza Yasasının 31 ve 32 nci maddeleri uygulandı; böylece, binlerce insan, kamudaki haklarından, siyasî haklarından, medenî haklarından, ceza sürelerine eşdeğer miktarda ve ömürboyu yasaklı hale geldi. Gözaltı sürelerini, hürriyeti bağlayıcı cezalarını ayrıcalıklı koşullarda değil, aksine çok ağır ve çok kötü koşullarda çekmelerine ve cezaevlerinden tahliye olmalarına rağmen, yasaklılıkları ve mağduriyetleri günümüze kadar devam etti.

78'liler Vakfı yöneticileri tarafından 22 nci Yasama Döneminin başlarında iktidar ve muhalefet gruplarının gündemine taşınan bu sorun, ilk kez, 6 Şubat 2003 tarihinde, Basın ve Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının görüşülmesi sırasında dile getirilmiş; ardından, 25 Mart 2003 tarihinde, Adalet Bakanlığının bütçesinin görüşülmesi sırasında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına yaptığımız konuşmada Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun dikkatine sunulmuş ve soruna Parlamentoda çözüm bulunması istenmiştir. Daha sonra, iktidar ve muhalefet gruplarına mensup milletvekillerinin ayrı ayrı verdikleri kanun teklifleriyle, konu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine taşınmıştır. Bu kanun teklifleri, Adalet Komisyonundaki görüşmelerde birleştirilip kabul edilmiş ve bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna gelmiş bulunmaktadır. İktidar ve muhalefet uzlaşmasının önemli ve olumlu bir örneğini oluşturan bu kanun teklifinin yasalaşmasıyla, çoğunluğu 78 kuşağına mensup binlerce insanın mağduriyetleri son bulacak, bu kişilerin, kamu haklarından, siyasî haklardan, medenî haklardan yararlanmaları yolu açılmış olacaktır.

Sayın milletvekilleri, burada, kamuoyunun ve Genel Kurulun dikkatine sunmak istediğim husus şudur: Memnu hakların iadesi müessesesi, halihazırda, Türk Ceza Yasasında ve Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasında zaten mevcuttur. Görüştüğümüz kanun teklifiyle, Türk Ceza Yasasına, sadece, geçici bir madde eklenmektedir. Bu geçici maddeyle getirilen düzenlemenin yapılmaması halinde, 12 Eylül sonrası yapılan yargılamalar sonucunda mahkûm olan bu kişiler, cezalarını çekip şartla salıverildikleri ve cezaevlerinden tahliye oldukları halde, yasaklı halleri devam edecek, yürürlükte olan mevzuata göre, memnu haklarını talep edebilmeleri için, birçoğu, 2010'lu, 2020'li yıllara kadar beklemek durumunda kalacaklardı. Böyle bir durumun, hakla, hukukla, demokrasiyle ve daha da önemlisi, insan onuruyla bağdaşır bir yönü olmadığı açıktır.

Demokratik bir düzende, insan onuruna saygı, her şeyin üzerinde gelir. İnsan onuru, insan haklarının temelini oluşturur. İnsan onuruna saygı, devlet ve toplum yaşamının temel ilkesidir. Bu nedenledir ki, iktidar ve muhalefet tarafından verilen ve komisyonda birleştirilen kanun teklifleriyle yapılmakta olan bu düzenleme, demokratikleşme açısından, hukuk açısından önemli olduğu kadar, toplumsal barışa, sosyal barışa da önemli katkı sağlayacaktır.

Burada, hemen belirtmek gerekir ki, memnu hakların iadesi, genel aftan tamamen farklı bir durumdur. Genel af, fiilin niteliğini, verilen cezayı ve bu cezanın geçici ya da sürekli bütün sonuçlarını kapsamına aldığı halde, memnu hakların iadesi müessesesi, sadece, cezadan doğan yasaklılık ve ehliyetsizlikleri geleceğe yönelik kaldıran yargısal bir işlemdir. Memnu hakların geri verilmesi kararının etkileri ileriye yöneliktir. Örneğin, süresiz memuriyetten yasaklılık halini düşünelim. Burada memnu hakların iadesiyle, hükümlü, otomatik olarak eski görevine iade edilmemekte; ancak idarece tekrar atanabilme niteliğini kazanmaktadır. Tabiî ayrıca memnu hakları iade edilenler geleceğe dönük olarak siyasî haklarını, medenî haklarını da kullanma imkânına kavuşmaktadır.

Adalet Komisyonunda birleştirilen, iktidar ve muhalefete mensup komisyon üyelerince oybirliğiyle kabul edilen bu olumlu ve yararlı kanun teklifi, inanıyorum ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda da yine oybirliğiyle kabul edilecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle, Genel Kurula saygılarımı sunuyorum, teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

25 konuşma daha · 4 Mart 2004

25 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook