Terör ve terörle mücadeleden doğan zararların karşılanması hk.kan.(ss.650)
Diyarbakır Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 117. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Temmuz 2004 · 993 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mesut Değer (CHP), 16 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TERÖR VE TERÖRLE MÜCADELEDEN DOĞAN ZARARLARIN KARŞILANMASI HK.KAN.(SS.650)); konuşma 993 kelime.
Mesut Değer (CHP, Diyarbakır). “Terör ve terörle mücadeleden doğan zararların karşılanması hk.kan.(ss.650)”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 16 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mesut-deger-22-2004-07-16-teror-ve-terorle-mucadeleden-dogan-zararlarin-karsilanmasi-hk-kan-ss (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MESUT DEĞER (Diyarbakır)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun Tasarısının 1 inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yakın siyasî tarihimizde yaşanan ve uzun yıllar devam eden bir terör ortamını aşmak için, 1987 yılında, 11 ilde olağanüstü hal yönetimi ilan edildi. Sıkıyönetim ve OHAL yönetimi altında gündelik yaşam altüst olmuş, toplumun temel değerleri ciddî saldırılara uğramış ve çeşitli türlerdeki hak ihlalleri yaşamın bir parçası haline gelmiştir. Olağanüstü hal yönetiminin son olarak uygulandığı Şırnak ve Diyarbakır İllerinde 30 Kasım 2002 tarihinde uygulamaya son verilmekle, bölgemizde olağan yönetim sistemine geçilmiş ve hak ve özgürlüklerin kullanımı noktasında nispî de olsa bir rahatlama sağlanmıştır.
Bölgede yaşanan bu hak ihlalleri, 1993 yılından itibaren, bireysel başvuru yoluyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin gündemine taşınmış ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yaptığı olgu, saptama ve duruşmalardan sonra, ağır ihlal kararları verilmiştir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu yasa tasarısı, 1987-2002 yılları arasında, olağanüstü hal bölgesinde terör ve terörle mücadeleden doğan zararların karşılanması amacını güttüğü için, özellikle de olağanüstü hal bölgesinde yaşanan olayları irdelememiz gerekir. 1987-2002 yılları arasındaki olağanüstü hal döneminde yaşanan olayları kısaca veri olarak hatırlamak, bu aşamada önemlidir. Yasadışı örgüt mensupları ile güvenlik güçleri arasında meydana gelen çatışmalarda, İçişleri Bakanlığının verilerine göre, ölü sayısı 28 795, yaralı sayısı 11 753, toplam 40 548'dir. Millî Savunma Bakanlığının verilerine göre, ölü sayısı 36 140, yaralı sayısı 18 489, toplam 54 629'dur. Bu rakamlara, bölgede yaşanan 3 000 faili meçhul cinayeti de eklersek, onbeş yıllık süre içerisinde, 60 000 civarında vatandaşımız yaralanmış veya hayatını kaybetmiştir.
Terörün çatışma ortamında yaralanan sivil insan sayısı 5 887 ve ölü sayısı 5 105'tir. 1 248 kişinin siyasî nitelikte öldüğü, 18 kişinin gözaltında öldüğü, 194 kişinin de kaybolduğu bir aşikârdır. İnsan Hakları Derneğinin verilerine göre, bölgede yaşanan faili meçhul cinayet sayısı 3 664'tür.
Mayın ve bomba patlamalarında yaralananların -Türk Silahlı Kuvvetleri, güvenlik güçleri ve sivil- sayısı 2 712, hayatını kaybedenlerin sayısı 943'tür; İçişleri Bakanlığının bu verilerine göre toplam 1 743, Millî Savunma Bakanlığının verilerine göre toplam 3 655'tir; iki bakanlık arasındaki rakamların da çelişkili olduğu ortadadır.
Köy boşaltılması: Olağanüstü hal uygulanan illerde, mücavir illerde ve bu illerin dışında Ağrı, Kars, Erzurum, Erzincan, Sivas, Şanlıurfa, Adıyaman, Iğdır ve Elazığ İllerinde, 905 köy, 2 523 mezra, toplam 3 428 yerleşim birimi boşaltılmıştır; 2 000 000'un üzerinde kişi yerinden edilmiştir. Bu göç furyası Türkiye'nin her tarafına dağılmıştır.
OHAL bölgesinde çalışan devlet memurlarından zorunlu olarak OHAL bölgesi dışına tayini çıkarılanların sayısının 855 olduğunu vurgulamak isterim.
İşkence ve kötü muamele gerekçesiyle toplam 1 275 suç duyurusunda bulunulmuş, 1 117 soruşturma başlatılmış, 1 017 kamu görevlisi hakkında toplam 296 dava açılmıştır. Devlet güvenlik mahkemelerinde yargılananların sayısı 42 795, gözaltına alınanların sayısı 72 754'tür. Sadece Diyarbakır İlinde, onbeş yıl içerisinde, olağanüstü hal döneminde 48 697 kişi gözaltına alınmıştır. 30 926 kişi Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanmıştır. Sanat, toplantı, gösteri, ifade özgürlüğünde ağır ihlaller yaşanmıştır.
Köykorucularına gelince; 58 511 geçici köykorucusu, 12 279 gönüllü köykorucusu olmak üzere, toplam 70 790 köykorucusu bulunmaktadır.
Olağanüstü hal bölgesinde bulunan insanların elindeki ruhsatlı silah sayısı 30 000'dir.
Olağanüstü hal bölgesinde, bugüne kadar çıkarılan 7 pişmanlık yasasından, toplam 2 040 kişi yararlanmış ve 2 389 kişi yararlanmamıştır. Son çıkarılan Eve Dönüş Yasasından, yani, 4959 sayılı Yasadan yararlanmak için talepte bulunanların sayısı 4 101'dir. Bunların 1 862'si PKK, 1 547'si Hizbullah üyesidir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine -15 Mart 2003 tarihi itibariyle- 5 250 bireysel başvuruyla, Türkiye ilk sıradadır. Güneydoğu Anadolu Bölgesinden yapılan başvuruların sayısı 1 500 civarındadır. Başvuruların sebeplerine göre dökümüne bakarsak, yaşam hakkı 154, işkence ve kötü muamele yasağı 362, hürriyet ve güvenlik hakkı 453, adil yargılama hakkı 901, suç ve cezaların kanunîliği 99, özel hayat ve konut dokunulmazlığı 419, düşünce ve vicdan özgürlüğü 95, ifade özgürlüğü 195, dernek kurma ve toplantı özgürlüğü 58, hak arama özgürlüğü 311, ayrıcalık yasağı 239, mülkiyet hakkı 969'dur.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına göre Türkiye'nin ödemiş olduğu ve ödeyeceği tazminat miktarlarına da bakmak gerekir. Bugüne kadar, Türk Lirası olarak 2 trilyon 917 milyar ödenmiştir. Döviz olarak ödenen tazminat miktarı, 768 658 İngiliz Sterlini, 420 516 Amerikan Doları, 4 610 252 Fransız Frangıdır. Türkiye'nin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde açılan davalar sonucunda döviz olarak ödeyeceği tazminat miktarı, 3 690 814 İngiliz Sterlini, 13 983 043 Fransız Frangı, 18 455 124 Amerikan Doları, 15 622 179 eurodur. Ödenecek rakam yüksek gözükmektedir. Terör mağdurlarıyla sulh nasıl sağlanacaktır ve bu miktar nazara alınacak mıdır?
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarının "Amaç" kenar başlığının altında düzenlenen 1 inci maddesini de irdeleyelim. Tasarının bu maddesinin Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilen son halinde yer sınırlamasının kaldırılmış olması isabetli olmuştur. Bu şekilde ülke genelinde meydana gelen zararların karşılanmasının öngörülmesi, çıkacak yasaya, kapsayıcı bir nitelik verdiği gibi, anayasal düzenlemeyle ifade edilen eşitlik ilkesinin de gereğidir.
KOP ile ortaya konulan irade ve genel gerekçelerde vurgulanan sosyal risk ilkesinin gereği, öncelikle "Terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler" şeklindeki cümleye ve ayrıca OHAL bölgesindeki ortam, bizzat resmî çevrelerce de, savaş, düşük yoğunluklu çatışma ve gayrinizamî harp olarak tanımlanmıştır.
"Terör", "terörle mücadele" ve "terörle mücadele sırasında" kavramları, geçmişte bölgede meydana gelen ortamı ve bu ortamdan kaynaklanan zararları tam olarak tarif etmemektedir. Tasarının 1 inci maddesine "bu nedenle meydana gelen çatışma ortamından zarar gören kişilerin zararlarının karşılanması" ibaresi de eklenmelidir.
"Amaç" maddesinde, belirtilen tarihler arasında meydana gelen zararlardan sadece maddî zararların karşılanması öngörülmektedir. Yıllarca süren çatışmalar ve sonuçta meydana gelen zararlar, yukarıda, olağanüstü hal bölgesinde yaşanan olaylarda anlattığım gibi, sadece maddî zararlar değildir; mağdurların manevî kayıpları, maddî kayıplarından daha fazla olduğu bilinen bir gerçektir. Sorunun, kapsamlı ve sosyal barışa hizmet edecek tarzda çözümü, mağdurların maddî ve manevî zararları arasında ayırım yapmaksızın, tamamının tanzim edilmesiyle mümkün olacaktır. Kaldı ki, her fırsatta, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılacak başvuruların önlenmesi amacına da sahip olduğu belirtilen bu yasa tasarısının, adı geçen, uluslararası yargı mekanizması alternatif olması da ancak bu şekilde mümkün olabilir.
Maddenin "maddî ve manevî zarara uğrayan" şeklinde değiştirilmesi, daha adildir ve tazminat hukukumuzun benimsediği gerçek zarar ilkesine de uygundur.
Terörle mücadelede görev yapan silahlı kuvvetlerimiz...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
48 konuşma daha · 16 Temmuz 2004